DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
DHB: İnşamız

Bu Konuda Ara:   
[ Ana Sayfaya Git | Yeni Bir Konu Seçin ]


DEVRİMCİ MİLİTANIN SİLAHI DİYALEKTİĞİ DOĞRU ANLAMAK
İnşamız
Devrimci kitle çalışmasının 12 Eylül süreciyle pratik tahrip oluşu ve peşi sıra gelen sağ ve sol sapmalar biçimindeki düşünsel tahribat, bugün için kitle çalışmasının düşünce ve davranışta diyalektik kavranışını, özellikle ele almayı gerektiriyor. Genel "teorik" kavrayış açısından Türkiye s devrimci hareketinin birikimi, bugünde ortalama bir militanın diyalektiğin temel yasalarını "teorik olarak" bilebildiği bir düzeye tekabül ediyor. Ancak bizim üzerinde ivedilikle durmak istediğimiz sorun, diyalektiğin bir eylem klavuzu olarak kullanılmasındaki kabiliyet sorunudur. Bu sorunu bazı temel başlıklar altında irdelemek istiyoruz.Alanın Analizi: Militan, çalışma yürüteceği üretim-eğitim-yerleşim biriminin nesnel ve öznel yapısını mümkün olduğunca iyi bilmelidir. İlgili birimin ezilen ya da sömürülen kitlesi, bağlı olduğu sektörün ve toplumun temel sorunlarını, hangi biçimlerde yaşamaktadır? İlgili birimin kendi özgün yapısından kaynaklanan özel sorunlar varmıdır? Bunlar varsa, bunların genel sorunlarla bağlantısını nasıl kurmak gerekir? İlgili birimin sorunları içerisine ana kitleyi en çok rahatsız eden ve harekete geçirme potansiyeli taşıyanı hangisidir? İlgili birimin ezilen ya da sömürülen kitlesi hangi tür örgütlülüklere sahiptir. Yaşam tarzları nelerdir? Bunlardan nasıl yararlanılabilir? İlgili birimin doğal önderleri kimlerdir? İlgili birimi ezen ya da sömüren gücü nasıl örgütlenmiştir? Zayıf ve güçlü yanları nelerdir? İlgili birimin başka birimlerdeki mücadeleyle birleşmesinin potansiyeli ve olanakları nelerdir? İlgili birimin fiziki koşulları nelerdir? Bu koşullar militana ne gibi kullanım alanları sunmaktadır. Faaliyet Planı: Militan, genel devrimci çalışmanın dışında, kendi birimiyle ilgili özel bir plana, özel bir faaliyet için sahip olmalıdır. Hangi talep ve örgüt biçimiyle ana kitle üzerinde, harekete geçirici rol oynanabilir? Ve bu hareketin bir sonraki gelişme biçimi nasıl hedeflenir? İlgili hedef doğrultusunda çalışmanın iskeletini oluşturacak araçlar nelerdir? Düşmanın muhtemel karşı hamleleri nelerdir? Bunları boşa çıkaracak davranışlar neler olabilir? Birim çalışmasını istikrara ve devrimci iktidar mücadelesiyle bağlantıya kavuştaracak daha dar çalışmanın, devrimci kadro, örgüt ve eylem geliştirme çalışmasının biçimleri ve hedef unsurları nelerdir? Doğrudan devrimci kitle ajitasyonu ilgili birime yaymanın özel biçimileri, ilgili birimin sorunlarıyla bağlantılı biçimleri nelerdir? Her türlü "ani gelişmeye" hazırlığımız, araç ve kadro yedeği olarak nasıl sağlanabilir?
(1214 okuma)  (Devamı... )

DEVRİMCİ ÇALIŞMADA BOLŞEVİK TARZI YAKALAMAK
İnşamız
Örgütsel çalışma da Bolşevik tarz üzerine sık sık vurgu yapılıyor. Peki nedir bu devrimci mücadeleyi ileri taşımada örgütsel çalışmanın vazgeçilmez temel unsuru Bolşevik çalışma tarzı? Siyasi mücadele anlayışı doğru kavranmadığı sürece doğru bir çalışma tarzının varlığı düşünülemez.
 Çünkü Leninist tarzın kavranabilmesi, pratiğe uygulanabilmesi, canlı kitle savaşımı, geniş siyasi gerçekleri açıklama kampanyası içinde gerçekleştirilebilir. Aksi halde çalışma tarzının düzeltilmesi ya da eksikliklerinin giderilmesi pratikte fazla bir başarılı olamaz. Bu konular üzerine söylenen sözlerde boş gevezelik olmaktan öte bir anlamda taşımaz.
 Demek ki ilk koşul olarak, doğru çalışma tarzı, doğru siyasi mücadele anlayışı olmadan gerçekleştirilemez.
Kitleleri eğitip seferber edebilmek, kendi öz deneyleri ile daha ileri mücadele biçimlerinin gerekliliğini kavrayabilmek için, çalışma tarzının başlıca unsurları neler olmalıdır sorusuna Stalin yoldaş “Rus devrimci atılım” ve “Amerikan devrimci pratiği anlayışı›” cevabını vermektedir. “Rus devrimci atılımı; eylemsizliğe, yerleşmiş verimsiz alışkanlıklara, tutuculuğa, zihin durgunluğuna, eski geleneklere kölece bağlılığa karşı panzehirdir. Rus devrimci atılımı öyle canlandırıcı bir güç ki, zihin açar, ileriye doğru iter, eskiyi parçalar, perspektifler açar.” (Leninizm’in Sorunlar›, s.99)
Amerikan devrimci pratiği anlayışı, engelleri tanımaz, her cins ve her türlü engeli verimli çalışmayla deviren, önemsiz olsa da başladığı işi muhakkak bitiren ve ciddi bir kuruluş çalışmasında, mutlaka edinilmesi zorunlu olmaz yılan bir güçtür.” (Aynı yerde)
Görüleceği gibi doğru çalışma tarzı bu iki temel unsuru birleştirmeyi zorunlu kılar. Amerikan devrimci pratiği duyusu ile birleşmeyen Rus devrimci atılımı boş bir gevezeliğe dönüşür. Aksine Rus devrimci atılımı ile birleşmeyen Amerikan duyusu da, perspektifsiz işgüzarlığa, giderek yozlaşmaya götürür.
 Bu iki özelliğin kavranması Bolşevik bir örgütün yaratılması için büyük öneme sahiptir. Çünkü siyasi gerçekleri teşhir, somut durumda mücadele biçim ve araçlarını doğru kavrayıp, doğru fikirler oluşturma, yaratıcı plan ve perspektifler geliştirme, bunun için kadroları doğru seçip uygun seferber edebilmek, sonuçta iyi bir denetim gerçekleştirmek vb. Rus devrimci atılıma sahip olmayı gerektirir. Düşünce alanında durgunlukla, tutuculukla, uzlaşmasıyla vb. bağdaşmaz. M-L kavrayışın derinleşmesi, olguların özünün kavranarak gerektiğinde 24 saatte taktik değiştirme bir yolla çalışma tarzında, Rus devrimci atılımını uygulamakla gerçekleşebilir. Rus devrimci atılımı olmadan sorunların özü, aralarındaki bağ derinliğine kavranamaz. Proletaryanın stratejik hedeflerini, somut durumda sıkı bir biçimde biçimlendirmek için, Rus devrimci atılıma sahip olmak şarttır.
(1396 okuma)  (Devamı... )

DEVRİMCİ ÇALIŞMADA ÖNCE KENDİ GÜCÜNE GÜVEN SAĞLANMALIDIR
İnşamız
Oldukça zor ve bir çok bakımdan durumun komünistlerin aleyhine olduğu yıkıntılı bir süreçten geçiyoruz. Sosyalizme yönelik saldırının dur durak bilmeden sürdüğü ve devrimci hareketin yığınlara gitme ve onların içinde erime de istenen başarıyı yakalanamadığı koşullarda, bir inanç çözülmesi, kendi gücüne ve emekçilerin gücüne güven noksanlığı koşullarında, devrim ve sosyalizmin zafere taşınması için örgütlü savaşıma katılanların sayıları oldukça düşük kalır. Bu bakımdan egemen sınıflar ve ağababaları emperyalistler, komünistlerin toplumsal savaşımda oldukça küçük bir yer tuttuklarını söyleyerek,  onları "dikkate pek alınmayacak bir büyüklükte" küçük marjinal bir azınlık olarak göstermekten geri kalmazlar.
 Çünkü, tarihsel haklılık, bilimsel öngörü ve yaşanan gerçekler vb. gibi olgular  böyle bir ortamda geniş kitleler açısından pek fazla bir anlam ifade etmiyor. Komünizmin öldüğü, bir daha ayağa kalkamayacağı ve kapitalizmin ve çoğulcu demokrasi denilen burjuva sistemin kesin zafer kazandığı yönlü gerici vaazlar sistemli olarak işçi ve emekçi yığınların kafalarına hergün gerçeğin ifadesi olarak şırınga edildi ve ediliyor da.
 Geniş yığınlar için devrim, komünizm en iyi halde nostaljik takılan kimi dinazorların ütopyalarının adı oldu. Böylesi bir ortamda devrimci komünist faaliyette kısa dönem içinde büyük başarıları ve hızlı gelişmeleri beklemekte gerçeği yansıtmaz Kuşku yok ki 2008 dünya emperyalist kapitalist sistemin derin krizi sistemi sarsıcı ve sosyalizmin haklılığını yeniden teyit edici bir durum yarattı. Türkiye de  bazı lokal eylemler ve son olarak Tekel direninin geniş yığınları sarıp sarmalaması olayı devrimci hareketin hareket alanın genişletici ve kendi gücüne güveni tazeleyici oldu.
Ama böylede olsa durum her bakımdan tersine dönmüş değil. Gelişmeler yavaş ilerliyor. Bu ortamda insanlara gerçekleri olduğu gibi aktararak, durumun doğru ama geçici olduğunun resmini çizerek, boş ajitasyon ve abartmadan uzak durarak, gerçek devrimci çalışmanın i içine çekmek, onları örgütlemek bugün belki her zamankinden daha zorlu, daha sabırlı ve metanetli bir çalışmayı gerektiriyor. Bu durum, devrimci saflarda büyük bir moral bozukluğunun, yenilgi ruh halinin etki yaparak, devrimci mevzilerden uzaklaşıp reformist-legalist konumlarda konaklayıp, tasfiyeciliğe kapaklanmanın da dış şartlarını oluşturuyor. Bir çok devrimci akımın görüntüde illegal aslında legalizmin kulvarında dolaşması ve bu eğilimin gelişip yaygınlaşması da, gerçek devrimciliği sınıyor. İşte tüm bu gerçekler, yoldaşlık ilişkilerinin denenip, sınandığı özgün bir dönemden geçtiğimizi yakıcı olarak ortaya koymaktadır.
 Bilindiği gibi yoldaşlık ilişkisi en başta insanlığı sömürü ve zulümden kurtuluş davası için, gönüllü ve bilinçli olarak, can bedeli çıkarsız bir savaşıma hazır olanların arasındaki hilesiz, hurdasız, ön yargısız, en yalın ve açık, yüce ilişkilerden biridir. Yoldaşlarla ilişkilerde her zaman için ortak idealler için ikircimsizce savaşım ve bunun gereklerine uygun olarak davranma, yoldaşlık ilişkilerini sağlam bir zemin üzerinde örülmesinde başat bir rol oynar. Yoldaşlarını her türlü saldırı, baskı ve düşkünleştirmeye karşı göz bebeğimiz gibi korumak, onlara sahip çıkmak, kol kanat germek, onlara verebileceğimiz en büyük desteği vermek, onları sevmek ve her şeyimizi onlarla paylaşmak.
(1319 okuma)  (Devamı... )

YENİ İNSAN KOMÜNİST İLKELERİ ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜRENDİR
İnşamız
Yeni toplumun temel dinamiği insan olduğu üzerine hem fikiriz. Bu sorunun nasıl çözülmesi gerektiği üzerine tartışıyoruz. Ustalardan bolca alıntılarla sorunu açıklamaya çalışıyoruz. Lenin, Stalin, E. Hoca, Dimitrov aşağı-yukarı aynı şeyleri söylemişler. Che, Castro, Mao'da yeni insan ve yeni toplumsal ilişkiler üzerine sayfalarca yazıp-çizmiş. Teorik açılımda fazlalık var eksiklik yok. Ama tüm bu teorinin güzelliğine karşın yeni insan yaratmada neden istenilen başarı yakalanamıyor. Kültür devrimi pratikte yeterince uygulanmıyor. Bir dönem üzerine titrenen şeyler, bir dönem sonra adeta sıradanlaşıyor ve unutuluyor. Sürekli aynı coşku, ilgi ve duyarlılık sürdürülemiyor. İnsanlar kendilerini yenilemede ve kapitalist dünyanın her türlü saldırılarına ve etkisine karşı cepheden savaş açarak, devrimci olarak ilerlemede pek olumlu gelişmeler yakalanamıyor. Parti kitle ilişkilerinde yeniliği sağlayamayan politikalar, yığınlardan uzaklaştmayı sağlıyor. En basit yönetme aracı olan ve sosyalist demokrasinin, yeni insanı yaratmasının sigortası olan Sovyetler, Konseyler örgütlenmesinde ısrar edilmiyor. Bir süre sonra üzerine titrenilen ilke ve kurallar bir yana bırakılıyor ve bir çok şey bir avuç yöneticinin insafına terk ediliyor. Altan baskı ve denetim kurulamadığından, kongre yada konferansların  sürelerinin uzadığı yada resmi geçit haline geldiği durumlarda, ideolojik-siyasal ve örgütsel çürüme başlıyor. İnsanlar arası ilişkilerde menfaat- mevki ve ayrımcılık öne çıkıyor. Devrimci politikasının temiz özü, burjuva sızıntılarıyla önce etkileniyor, lekeleniyor, sonrada kirleniyor.
Devrimci politikanın kirlendiği, abartıcılığın, palavranın ve sübjektivizmin moda olduğu bir ortamda temiz devrimci kadroların yetişmesi ve burjuvazinin her türlü etkilerine karşı, devrimci kalkanla direniş yaratılması olanaksızdır. Yeni insan öncelikle kendilerini ortaya koyuşlarında, araştırıcı-inceleyici olmalarında, yanlışa yanlış, doğruya doğru demelerinde ve tek başına kalsa bile, çirkinliğe ve burjuva yozlaşmacılığına boyun eğmeyerek, iyiyi ve güzeli savunmaktan geri kalmayan, geleceğin temizlenmesi olduğunu ortaya koymalarında ifadesini bulur. Bu alanda olumlu olumsuz bir çok örneklere tanık olduğumuzdan, "her dönemin adamı olan" ama hiç bir dönem bağımsız kişiliğe sahip olmayan, bu fikir üretme yeteneği olmayan "yeni insan"ları da tanıyoruz. Devrimci kişilik sorgulayıcıdır. Çok yönlü araştırıcı ve fikir üretmede bir dizi unsurları iç bağlantıyla ele alarak sonuca gidicidir. Bu konuda geleneğimizin en olumlu örneklerinden İrfan Çelik'i verebiliriz. İrfan, sağdan soldan aşırılmış bilgilerle fikir oluşturup buna göre davranan yeni insanlardan değildi. O olguları bilimsel olarak irdelemeye anlamaya çalışır ve gelişmeleri karşılıklı incelemeyerek sonuca giderdi. Devrimci ilkelere göre kişileri ya da organları pratiğin verisine göre değerlendirir ve ikna, eğitim, değişim ve dönüşümü önde tutardı. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar, sorgular ve sonuca gitmeye yönelirdi. Tek yönlü bilgi yada duyumlara, dedikodu ve yalanlara dayanarak bir devrimci önder yargıya varamaz. O zor olanı seçer yani devrimci olanı, araştırıcı, sorgulayıcı ve bağımsız düşünmeyi önde tutar.
Ama olumsuz önderlere de tanık olduk. Dün ak dediğine iki gün sonra kara diyenlerle karşılaştık. Ciddi bilgisi, belgesi ve araştırması olmadan, fikir oluşturup üfürenlerle yüz yüze kaldık. Bir dönemler başkalarını yeterince araştırıcı, sorgulayıcı olmamakla eleştirenler, bugün aynı şeyleri kendileri yapar bir duruma geldiler. Dün devrimcilere şiddet kullanılmasına ilke olarak bakanlar, bugün şiddetin şampiyonluğunu yapıyorlarsa, burada yeni insan, ilke ve kurallara göre sosyalizmi benimsemiş bir zihniyet çıkar mı ortaya? Hayır. Yeni insan önce kendi inandığına ve doğrulara sahip çıkan insan demektir. Kendisiyle barışık olmayanların toplumla barışık olmaları düşünülemez. 10 yıl birlikte yaşayıp, herşeyini paylaştığın insanları, yolları ayrıldı diye, karşı devrimci olarak ilan etmek, şiddet uygulanacağını savunmak ne kadar ilkeli ve tutarlı bir durumdur. Devrimci kişilik sözü ile özü, teorisi ile pratiği bir bütün olan, tutarlı kişilik demektir. Lafta iki ton doğru söyleyip ama buna uygun hareket etmeyen bir zihniyet, devrimci olabilir mi? Tutarlı kişilik yakalanabilir mi? Hem yanlışlara karşıyım diyeceksin, hem de yanlışların ve devrimciliğin kirlendiği yerde kulaç atacaksın ve bunun adı da devrimcilik olacak. Bir yerde sürü görülecek ve güdülecek kişiliksiz şahsiyetler olarak damgalanacak, diğer yandan büyük devrimci laflar edeceksin. Bunlar tamda bir biriyle tezatlık oluşturan şeylerdir.
(1254 okuma)  (Devamı... )

HER DEVRİMCİYE YAPACAĞI İŞ VERMEK
İnşamız
Devrimci çalışmanın başarılı bir zeminde yürütülmesi ve istenilen sonucun alınması için, planlı çalışma, örgüt çalışmasının altın bir kuralıysa, aynı zaman da her devrimcinin yapabileceği bir işi olması, ya da her devrimcinin belli bir devrimci görevi omuzlayabilmesi, devrimci çalışmanın olmazsa olmaz bir diğer altın değerindeki kuralıdır. Bunu anlamayan bir komünist asla başarılı bir örgüt çalışması yürütemez ve asla tüm kadro potansiyelini değerlendiremez. Altın değerindeki bu kuralın anlaşılabilmesi için, örgütçü ya da örgütçü adayını şu iki yönde kesin ve devamlı bir arayış içinde tutar.Devrimci görevleri çoğaltmak, çeşitlendirmek, parçalara ayırmak, hatta devrimci görevlerin parçalara ayrılması öyle yapılmalıdır ki, hiç bir özel yeteneği olmayan bir devrimcinin yapabileceği bir iş haline getirilsin. Sürekli olarak devrimci görevler, yeni görevler, çalışmaların geliştirilmesi ve büyütülmesi, çeşitlenmesi ve mükemmelleşmesi, yeni alanlara yayılıp dal budak salması, düşünmeyen, görevleri, kavrayışı dar ve sınırlı bir örgütçü için, yeni her insan adeta bir baş belası ve sıkıntı kaynağı olur. Böyle durumdaki örgütçü, kaçınılmaz olarak insanları küçümsemeye, mahkum etmeye vb. yönelir. Bu, kişinin kötü niyetinden değil, yeteneksizliğinden kaynaklanır. Bu altın değerindeki kural, örgütçüyü sürekli olarak yeni insanlar aramaya, her yeni ilişki nasıl bir devrimci görev üstlenebilir, hangi işi omuzlayabilir yaklaşımı içinde görmeye iter. Devrimci çalışmaya katılmak isteyen insanların değerlendirilmemesi affedilmez bir suç ve cinayet demektir. Çünkü bu durum görev bekleyen, bir şeyler yaratmak ve yapmak isteyen devrimciler üzerinde demoralize etki yapar ve önlenmez, zamanında aşılmazsa adım adım tükenişe götürür. Buna yalnızca kendi kararsızlığı deyip geçemezsiniz. Çünkü, yapabileceği düzenli bir devrimci görev ile hem devrimci çalışmayı ve hem de kendi devrimciliğini üretmesini sağlamayan da en az onun kadar ve hatta ondan daha çok suçludur.Onun için, devrimci çalışmaya ilgi duyan, az çok istikrarlı ve güvenilir olan her kişiden yararlanmak için inşaya gelen ya da çevremizde birikmiş olan insanları bir şekilde işlevselleştirmek göreviyle yükümlü olduğumuzu bir an olsa bile akıldan ırak tutmamalıyız.Elbette, burada herkese devrimci bir görev verme, biçimsel ve yasak savma olarak anlaşılmamalıdır. Sırf iş olsun diyerek görev vermek, hem örgüt çalışmalarını felce uğratır ve hem de kişilerin çalışma ve enerjilerinin son damlasına kadar büyük bir devrimci coşku ve şevkle işlerine sarılmalarını olumsuz yönde etkiler.Onun için, devrimci çalışmada başarının yükseltilmesi ve hedefi vurmasında işlevlerin belirmesi; yani görev bölüşümü temel bir önem taşır. Ama, bir kez işlevler bölüşüldü mü, herkes ve her örgüt kendi işlevini yerine getirmek zorundadır. Bu olmaksızın, ortaya bütünde birbirini tamamlayan bir örgütte kolektif örgüt çalışmasının çıkması olanaksızlaşır.Elbette, işlevselliğin temel koşulu ise, her örgütün, her kadronun, her sempatizanın mücadele içinde kendi özgün rolünü ve görevlerini kavramasıdır. Kadrolar, gelişmeye açık sempatizanlar tekrar tekrar kendi görevlerine yöneltilmeli, tüm devrimci enerjilerini verimli bir şekilde değerlendirebilecek bir çalışma tarzını kurmayı başarmalıdırlar. Devrimci çalışma da başarının koşulu, her belirli anda tüm çalışmaların, belirlenen görevlerin gereklerine göre düzenlenmesidir. Sınırları belirlenmiş bir görevle bir inşa organında örgütlenen her kadro ve sempatizana karşı örgütçünün, yöneticinin birinci görevi, kadro ve kadro adayına devrimci görevlerini ve misyonunu kavratmak ve çalışmalar için motive etmektir. Demek ki, kadro ve örgütlerin dikkatini kendi asli görevlerine yöneltmeli, bu yoldan da işlevsellikleri güçlendirilmelidir.Bir devrimci yönetici kadro ve kadro adayı, herkesten daha iyi bilmelidir ki, işlemeyen demirin paslanıp çürümesi gibi, işlemeyen, boş kalan her örgüt ve kadro bozulmaya, dejenere olmaya mahkumdur. Bundan şu sonuç çıkar ki, örgütlerin önüne kendi alanlarında daima yeni görevler, yeni yeni hedefler koymak, daima hareket halinde ve çalışır tutmak gerekir. İkinci olarak, kadro ve kadro adayını bir inşa örgütünde ya da içinde, alanda görevlendirmiş olmak yetmez. Çünkü, bu durumda bile kadro boş kalabilir. Böyle olduğu içindir ki, kendi görevlerine yöneltilmiş bir şekilde, görev alanında, tüm devrimci çalışma olanaklarını açığa çıkarıp, kadro ve kadro adayını bu olanakları değerlendirmesine yönlendirmek gerekir.
Her devrimciye yapabileceği iş vermek bir kural olarak devrimci çalışmada yerleştirilmediği koşullarda, büyük bir fabrika kompleksi gibi örgüt çalışmalarını da çeşitli parçalara ayırarak, herkese yapabileceği iş vererek işlevselleştirmek ve devrimci enerjiyi boş bırakmadan olabildiğince en iyi bir şekilde kullanmak, devrimci çalışmaların sağlam bir zemin üzerinde inşa edilmesi bakımından olmazsa olmaz bir koşuldur. Ne zaman devrimci çalışmanın bu altın değerdeki kuralına uyulmamış, orada sapmalar ortaya çıkmış ve devrimci çalışmalar tükenip, kendini tekrarlayarak paslanıp işlemez bir duruma düşerek, çürümeye doğru yol alır bir duruma koymuştur.
(1299 okuma)  (Devamı... )
Halkın Birliği
BELLEK
Sitemize Hit
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.12 Saniye