DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
DHB: Kültür Sanat

Bu Konuda Ara:   
[ Ana Sayfaya Git | Yeni Bir Konu Seçin ]


GÜNEŞİN SOFRASINDA SÖYLENEN TÜRKÜ-Şiir-
Kültür Sanat
Dalgaları karşılayan gemiler gibi,
gövdemizle karanlıkları yara yara
çıktık, rüzgarları en serin
uçurumları en derin
havaları en ışıklı sıra dağlara.
Arkamızda bir düşman gözü gibi karanlığın yolu.
Önümüzde bakır taslar güneş dolu.
Dostların arasındayız!
Güneşin sofrasındayız!
Dağlarda gölgeniz göklere vursun,
göz göze
yan yana
durun çocuklar.
Taşları birbirine vurun çocuklar.
Doldurun çocuklar,
doldurun
doldurun
doldur içelim.
Başları
göklere
atalım
serden geçelim..
(1337 okuma)  (Devamı... )

Seninle gelecek çare yok--Şiir-
Kültür Sanat
seninle bu tatlılık ey büyük acı
gök incir nasıl ballanırsa acılardan
acı koruk nasıl bulursa balların en sarhoşunu
o işte o!
gel benim darmadağın direncim
gücüm
emeğim
çilem gel
gel benim büyük acım
gel ve bitir şu işi!
kalaylardan mı gelirsin bolivya’lardan
rio’nun favelalarmdan mı
ispanya’dan mı viyetnam’dan mı
zonguldak kömürlerinden mi gelirsin
çukurova’lardan mı
yellerle mi gelirsin ateşlerle mi
uçarak mı koşarak mı yırtınarak mı
gel işte gel gayrı
gel
gel
gel de bitir şu işi
elbet bir bildiği var bu çocukların
kolay değil öyle genç ölmek
yeşil bir yaprak gibi yüreği
koparıp ateşe atmak
pek öyle kolay değil
(1869 okuma)  (Devamı... )

DÜNden BUGÜNe Edebiyat Dünyasından Notlar
Kültür Sanat
Çağının sorunlarını biliyorsan sanatçısın, değilsen ne ozan ne sanatçı ne de insansın.   Tahsin Saraç
Sınıflarımı edebiyat derslerinin bana kazandırdığı itibarla geçmiştim. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Dışarıya kapalı bir dille yazıyoruz… Bizim en büyük sorunumuz kendimizi beğenmememiz, okumamamız… Gençler iki büyük madeni buldular: Halkın Dili ve Halkın Kendisi… Her şey edebiyatı sevmekle başlar…A.Hamdi Tanpınar
İnsan her şeyi kendinden, hayatından çıkarır. A.Hamdi Tanpınar
Dile, toplum sorunlarına bütün eli kalem tutanların eğilmelerini isterdim.  F.Hüsnü Dağlarca
Toplumun yarınına karıncalar gibi çöp taşımakla mutluyum. F.Hüsnü Dağlarca
Politika dışı kalmak, Fransızca deyimiyle apolitik bir varlık olmak insanın elinde değildir. Her yazar-ozan gibi geniş anlamda ben de politikanın içindeyim. Oktay Rifat
Ozanın dili, kişiliği demektir. Melih Cevdet Anday
Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir. Behçet Necatigil
Önemli olan şairler değil, şiirlerdir. Behçet Necatigil
Sanatın ruhbilimsel kaynağı da korku duygusudur. Wilhelm Worringer
Soyut devimsiz olandır. Evren ise başdöndürücü bir devim içinde. Herşey geçip gidiyor. Orhan Hançerlioğlu
Her sanat, alıcısını da kendisi yetiştirir… Sanatçılarla okuyucuları birbirinden ayırmaya olanak yoktur. Cahit Külebi
Doğuda, hele bizde ozanlar her zaman boldur. Sıkıntılarını şiirle anlatmak isteyenlerin sayısı azaldıkça, buna karşılık şiiri yazmadan da sevenlerin sayısı arttıkça, o ölçüde kendimizi batılılaşma yolunda ilerlemiş sayabiliriz. Bu kendiliğinden gerçekleşmez. Temeli eğitim düzeyimizin yükselmesine bağlıdır. Cahit Külebi
Belinde Diyarbekir kuşağı
Zulasında kimbilir hangi hınç, hangi mısra
Yürür namus bildiği yolda...
Yürür yine de yalınayak ve
ayakları yanarak. Ahmed Arif
Şiir edebiyatın özüdür. Benim için nerde bir roman, öykü, oyun ya da deneme varsa orda bir şiir sorunu vardır… Yaygındır şiir, vardığı sonuç yönünden yaygındır.  Sabahattin Kudret Aksal
Batının 3-4 yüzyılda yaşadığı şiir serüvenini biz bir yüzyıldan kısa bir süre içinde yaşayıvermişiz. Geliştirmeden de bırakıvermişiz. Sabahattin Kudret Aksal
En büyük sanatçılar bile hayatları boyunca en başarılı eserlerini veremediklerinden şikayet edip durmuşlardır. Oktay Akbal
Şiddet ve acıklı karakterlerin kesin hatlarla çizilmiş olduğu konular, kötü edebiyat denilen şeye dahildir. Oktay Akbal
Ben son yetmiş yılın toplumsal, siyasal ve insancıl kesitlerini vermeye çalışıyorum. Devrim ve batılılaşma konularına açıklık getirmeye çalışıyorum. Kemal Tahir, kültür emperyalizmi olarak üstümüze çöken üstyapı kopyacılığına karşı direk olarak halkla bağlantılı olmayı, Selçuklu olsun, Osmanlı olsun, hepsini batıdan gelene yeğlemeyi öneriyor. Ben geçmişten kalanı değerlendirmek konusunda ulusal ve yeni bileşimi  yapmak için bu malzemenin yeterli olacağına inanmıyorum. Ben batıdan alacağımız pozitif kafanın elimizdeki ulusal malzemeyi değerlendirme olanağı sağlayacağına inanıyorum. Attila İlhan
Her “gerçek” etkiler kişiyi. Bu etkilenişler yeni bir “gerçek”e  dönüşürken de en doğru çizgisini de kendi çizer. Metin Eloğlu
Ozan şiirle savaşamaz. Tüm boğuşmaları kendisiyle. Gerçek ben’iyledir. Dili zorluyorsa, imgeleri şımartıyorsa, ses tellerini dikenliyorsa, o kavganın buyruğuyla oluyor bu. Şairane işgüzarlıktan değil. Ben dili hep araç bilip özene bezene kullanmayı yeğleyenlerdenim. Metin Eloğlu
Şiirin hammaddesi sözcüklerdir. Öznel durum ve deneyleri anlatmakta dil epeyce yoksuldur. Bu dil yoksulluğu içinde şiir genede sözcüklerin anlatamayacağı bir evren kurar, tıpkı müzik gibi. Osman Türkay
Duygu ve aklın birlikteliğini ifade eden en uygun biçim, dil… (Osman Türkay’ın açıklamasına en uygun düşen tanımlama….)
Şairin işi soyutu somutlamaktır. Yani şiirsel sözün yaşamdaki yerini bulmaktır. Edip Cansever
Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur. Özdemir Asaf
Sanat sonsuz, hayat kısadır. Hipokrates
(1259 okuma)  (Devamı... )

“DEVRİMCİ FİKİRLER”İN KARL MARX’I…-kitap tanıtımı
Kültür Sanat
“Göklere yükselmeyen fikir,
yerde sürünmeye mahkûmdur.”[1]

Lamı-cimi yok: Post-“Elveda Proletarya” çağına girdik… Neo-liberalizmin dünya halklarına vaat ettiği Cennetin, gerçek (ve cehennemî) yüzü beklenenden de kısa bir sürede ortaya çıktı: Araları 2-3 yıla inen kriz fazlarıyla daha da yaygınlaşan/kronikleşen işsizlik, kamusal kaynakların küresel ölçekte çokuluslu şirketlere transferi, çaplı bir yoksullaşma/yoksunlaşma süreci, giderek genişleyen nüfus kesimlerinin marjinalleşmesi…
Kalemşorları tarafından “yenilmez” ve “ebedî” ilan edilen kapitalizmin bu yeni evresine “İlk Kurşun”, bilindiği üzere 1994 yılbaşı gecesi, Meksika ile ABD ve Kanada arasında imzalanan NAFTA (Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması)’ya başkaldıran Chiapas yerlilerinden geldi: “Ya Basta!”ları kısa sürede Seattle’dan Cenova’ya, Atina’dan İstanbul’a, Bolivya’dan Nepal’e tüm yeryüzünü kuşatacaktı.
Ne ki bu gelişmelerin, 1980’lerin “Büyük Yenilgisi”nin ardından heykelleri devrilen, kitapları ayak tezgâhlarına düş(ürül)en, üniversite kürsülerinden “insanlık suçu” işlediği ilan edilen Karl Marx’ın fikirlerine müracaatla açıklanabileceği fikri, postmodern ideologların istila ettiği “muhalif” iklimimizde bile bir süre yadırganacak, yadsınacaktı.
Ama görüldü ki ne “öznesi-nesnesi belirsiz” İmparatorluk metaforları, ne kimlik savaşları, ne de sınıflararası mücadeleyi sınıflararası müzakereyle ikame eden sivil toplumcu yaklaşımlar, neo-liberal yıkımın çapını karşılayabilecek kapsam ve içerikte bir mücadelenin kuramını biçimlendirmeye yetecek malzemeyi sağlayabiliyor…
Böylece, yeniden döndük “Sakallı”ya… Son yıllarda Karl Marx dünya ölçeğinde hem yapıtları en çok yayınlanan, hem de üzerine en çok yayın yapılan yazarların başında geliyor kuşkusuz…
Ne ki, özellikle 1980’lerden itibaren devreye giren “lapsus”, ve bu lapsus sürecinde biriken söylem yığışması, Marx okumasını özellikle yeni devrimci kuşaklar için zorlaştırıyor.
Alex Callinicos, Marx’ta ayak diremekten vazgeçmemiş az sayıda Marksist’ten biri. Orijinali 1983’te yayınlanan Karl Marx’ın Devrimci Fikirleri’nin[2] “Önsöz”ünde Marx’ı okumayı güçleştiren esas etkenin Marx’ın fikirlerinin çoğu kez büyük ölçüde çarpıtmalara maruz kalmış olması olduğunu vurguluyor. Bu çarpıtmalar antimarksistlerden olduğu kadar, onu “resmi ideoloji”lerinin kaynağı hâline getirenlerden kaynaklanmakta Callinicos’a göre. Ve de, “üniversitelerde ve yüksek okullarda, hedefi kapitalizmi devirmek değil, Marksizm’i incelemek olan yeni bir Marksizm türevinin ortaya çık”masına yol açan Akademik Marksizm’den…
Bu nedenle Marksizm’i, Marx’ın yazılarından hareketle bir kuram, bir kuram olduğu kadar bir “devrimci eylem rehberi”, ya da tekil bir deyişle bir “pratik felsefesi” olarak sunan bir duruşla kaleme almış Karl Marx’ın Devrimci Fikirleri’ni.
Göreli sınırlı sayıda sayfa içerisinde, (metnin Türkçesi 246 sayfa tutuyor - hemen eklemeli, duru, anlaşılabilir bir dille çevrilmiş…) okur hem Marx’ın biyografisini, hem Marx-öncesi sosyalizm akımlarını, hem Marx’ın düşünüşünün biçimlenmesinde katkıda bulunan Ricardo, Hegel ve Feuerbach’ın görüşlerini, hem Marx’ın yöntemini, ekonomi-politikasını ve devrimci praksisini hem de Marksizm’in günümüz için taşıdığı önemi bulabiliyor - kitabın sonuna eklenmiş, Marksizm üzerine aydınlatıcı bir kaynakçanın yanı sıra…
(1430 okuma)  (Devamı... )

Devrimci Mücadelede Sanat ve Sanatçının Yeri
Kültür Sanat
Devrimci sanatçı, proletaryanın iktidar savaşımının dışında olmamakla birlikte, yalınızca yardımcı unsuru da değildir. Bizzat, o mücadelenin ayrılmaz, canlı, dinamik ve savaşkan bir parçasıdır da. Ancak bu bağlamda mücadele süreci içinde devrimin yüklediği çeşitli görevlerle birlikte vardır ve var olacaktır.”
Maddi çıkarları uzlaşmaz karşıt sınıfların olduğu toplumlarda, savaşımın özünü iktidar sorunu oluşturmaktadır. Bu savaşım düz bir yol izlemez. Kendi koşulları içerisinde değişik yöntem ve araçlarla mümkündür. Devrimciler açısından sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya kurmak ve belirlenen bu sonal amaca ulaşmak için devrimin çıkarına olan her  aracı kullanmalarından geçer.
Devrim sadece üretim araçlar›n›n özel mülkiyetini toplumun ortak mülkiyetine dönüştürme olay› değildir. Egemenlerin diktatörlüklerinin etkilerinin kökünden yıkılması, onların ideoloji, siyaset ve kültürlerine, kısaca onların bütün kurum ve düşüncelerine karşı da amansız olmakla yükümlüdürler.
Çünkü, bunu başarmada araçlar› içerisinde, önemli bir konumda olması gereken ve vaz geçilmesi imkansız olan araçlardan biri de devrimci sanattır. Bu araç doğru bir bakış açısıyla ele alındığında  ve toplumun hizmetine sunulduğunda (iletişim ve etkileşim bakımından) küçümsenmeyecek bir öneme sahiptir.
Ancak şu da bir gerçek ki, bugüne kadar Türkiye devrimci hareketi bu aracın önemini yeterince bilince çıkaramadığı içindir ki, hala bu cephede kendiliğindencilik ve k›s›r döngüler içerisinde dolanıp durmaktadır. Esas olarak revizyonist bakış açısı, içinde bulunduğumuz süreçte bu alana damgasını vurmaktadır. Bu konuda gerek tek tek sanatçılara, gerekse o sanat dalının olması gereken yerde olması için perspektif sunmada devrimci hareket geri konumdadır.
Toplumsal devrimleri gerçekleştirmek isteyenler doğa ve toplum yasalar›n›, toplum olayları arasındaki hayatın canlı, kaçınılmaz bağlarını, karşılıklı etkilerini kavramak zorundadırlar. Doğa ve toplumsal yasaların kavranması, toplumsal gelişmelere müdahale ve dönüştürme faaliyeti bakımından zorunludur. Aksi halde doğa ve toplumsal yasaların bilimsel kavranmaması, toplumsal olayların, gelişme ve değişmelerin, birbiriyle ilişkilerini, etkileşimlerini doğru kavramasını da engeller. Bunlara müdahale ve dönüştürme mücadelesinde sapmaya düşerek, kör topal yürümekten kurtulamaz.
Toplumların gelişmesi insan iradesinden bağımsız nesnel yasalara bağlıdır. İnsan iradesi, doğa ve toplum yasalarının bilinmesiyle toplumsal akışın diyalektik materyalist mantıkla yorumlanmasıyla (ele alınmasıyla) ancak sürece hakim olabilir ve damgasını vurabilir. Devrimciler, devrimci görevlerini yerine getirmek için bütün bunları bilmek ve bu mücadele içinde fedakar, yiğit, inatçı ve inançlı birer örnek olmalıdırlar.
Her düşünce üretim ilişkileri üzerinde değiştiği için sınıfsal karakterini her zaman korur. Toplumun hangi sınıfından, tabakasından, üretim ilişkisi içerisinden gelirse gelsin, bireyler o toplumun egemen ideolojisiyle, kültürüyle, toplumsal düşünce ve görüş akımıyla beslenirler. Bundandır ki, devrimci mücadele içerisinde olan, değiştirme ve dönüştürme mücadelesi veren her birey aynı zamanda kendisini de kaçınılmaz olarak, sürekli ve sistemli bir şekilde süzgeçten geçirmeli ve dönüştürmelidir.
Diyalektik materyalist mantıkla baktığımızda, doğa-doğa olayları, toplum-toplum olayları, insan-insan düşüncesi ve bilim sürekli olarak değişme halindedir. Bütün bunları yakından bilmek, ona göre şekillenmek ve şekillendirmekle her zaman iç içe olmalıdır.
Bir bütün olarak bu sıraladıklarımız, tartışmasız olarak her kesimin, her bireyin, her yapının şu veya bu ölçüde bilince çıkardığı veya çıkarmaya çalıştığı doğrulardır.
(1775 okuma)  (Devamı... )
Halkın Birliği
BELLEK
Sitemize Hit
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.08 Saniye