PARTİLERİN PARTİSİ TUSİAD NEDİR?
Tarih: 09.06.2007 Saat: 11:36
Konu: Temel Kavramlar


Türkiye egemen sınıflarının en irilerinin toplandıkları oligarşik örgüt TÜSlAD, politik arenanın aktörleri arasına aktif rol oynadığı gibi seçimlerde oluşacak olan hükümetin nasıl oluşması gerektiğinde bugünden hazırlamaya çalışıyor. Erken seçimlerin ardından TÜSİAD, burjuva düzen partilerinin liderlerini sınava çekti. Hemen hemen tüm partiler öncelikle TÜSİAD’ın önünde görücüye çıktılar. AKP’den CHP’ye DP’den ANAP’a kadar burjuva düzen partileri TÜSİAD’da onay almaya ve İMF’nin politikalarına dokunmayacaklarına dair söz verdiler. TÜSİAD daha bugünden ekonomide burjuva düzen partilerinden hangisi hükümet olursa olsun halk düşmanı İMF-TÜSİAD politikalarına dokunulmayacağını garanti altına almış oldu.
Hatırlanacağı gibi geçmişte faşist ve gerici partilere mensup burjuva politikacıları, icazet almak için Celal Bayar’ın eteğine yüz sürmesi adetten sayılıyordu. Bugün, bu örneği TÜSİAD’ın eteğine yüz sürmede görüyoruz. Bunun daha daha derin sınıfsal ve politik anlamlarla yüklü bir durum olduğu görülmelidir. Çünkü Türkiye’de hükümet olmak ve ayakta kalmak ABD, Ordu ve TÜSİAD’ın desteğini almaktan geçiyor. TÜSİAD’ın desteğini almamış bir hükümetin uzun vadede hükümette kalması oldukça zordur.

Hükümet iddiasında olan bütün burjuva düzen partileri, iddialarını önce 'Türk Sanayici ve İşadamlarına ifade etmeyi ertelenemez ve zorunlu bir tarihsel yükümlülük olarak kabul ediyorlar ve onların önünde sınava girmekte sakınca bulmuyorlar..

Politikaların, sınıfsal karşılıklarına bu kadar açık göndermeler yapılan bir dönem, Türkiye kapitalizminin ve modern burjuva cumhuriyetinin tarihinde yaşanmadı.



İdeolojik egemenlik, siyasal iktidarın genel olarak toplumdan ve sınıfsallığından uzak olduğu yanılması yaratarak ve onu körükleyerek değil, ideolojik örtüyü bizzat kaldırarak, yapılanın ve yapılması gerekenin, iyiyi ve olumluyu temsil eden sınıf ideolojisinin işçi sınıfı ve ezilen katmanlara kabul ettirilmesi şeklinde ortaya çıkıyor.

Politik elit ve bürokrasi, Cumhuriyet döneminde genel olarak yapıla geldiği üzere, toplumdan uzak "geleneksel" rolüne ve kimliğine değil, toplumun bir temel sınıfı ideolojik ve politik oydaş maya ve ondan beslenmeye dayanan "organik" kimliğine bürünme döneminden geçiyor.

Türkiye kapitalizminin gelişimi, toplumun sınıfsal farklılaşmasının klasik ölçülerde derinleşmeye yönelmesi, belirli bir tarihsel zeminde bu gelişmeyi zorunlu kılıyordu.

Artık Türkiye'de devletin, Cumhurbaşkanlığı makamından başlayarak belli başlı ricalı, emekle sermaye çatışmasının, krizin bam teline basan bir uğrağına varmaya dahi gerek duymadan, açık sınıf tavrı koymaktan geri durmuyor. Böylece, toplumda rastlanan tüm diğer önde gelen çelişkileri sınıfsal anlamıyla kavramayı zorlaştıran örtülerden temel dönemdeki biri kaldırılmış oluyor.

Devlet ezilen yığınların - kuşkusuz tarihsel ve dolayı — kendisine atfettiği “babalık” misyonunu, elinin tersiyle onların suratına çarpıtmıştır

Devletin rolünü ve işlerini ifade eder hale gelişi ,işçi sınıfının ve geri yığınlarının,yaygın ve yoğun bir eylem süreci yaşamaksızın devlet karşısında sınıfsal “yalnızlıklarını” fark etmelerinde önemli etken olmuştur. Bugün, işçi sınıfının geri yığınlarında bağımsızlaşmaya dönük bir sınıf iç güdüsünün anlamlı bir yaygınlık kazandığı, çeşitli kesimlere mensup gözlemcilerin ortak kanısı.

Ne var ki devlet, bu açık sınıf tavrıyla la da sorunların üstesinden gelemiyor. Siysla iktidarla , ekonomik iktidar arasındaki belirleme kanalları iyi işlemiyor ve yansımalar, tüm olumlu ve iyi niyetli öznel gayretlere rağmen ciddi çarpıtmaya uğramış olarak beliriyor. Öte yandan her nasılsa doğrusal yansımış olanlarla da devlet katında ele yüze bulaştırıyor..

Geleneksel Cumhuriyet bürokrasisinin çözülüşü, ardından, çok boyutlu bir geçiş süreci yaşayan yapı, oturmuş ve kalifiye, ve yeni ihtiyaçlara yanıt verecek tarzda eğitilmiş ve örgütlenmiş bir bürokrasi yaratamadı..

Büyük burjuvazinin temsilcilerinin yakındıkları konuların önemli bir kalemi, insan malzemesine ilişkin.

Siyasal temsili yet aygıtı olarak devletin yaşadığı, bir niteliksel-yapısal krizdir. Türkiye toplumunun yaşadığı kapitalizm-içi geçiş süreci, Marks'in deyimiyle devletin "insansal ifadesi"nin, bürokrasinin yetiştiği toplumsal-siyasal "Enderun mektebi", yeni ihtiyaçlar bağlamında henüz ancak oluşma sürecinde.

Bu, devletin politika üretim kanallarının da kuruması anlamına geliyor. Her iki açıdan da kurumsal düzeneği bozulmamış yada az bozulmuş tek alan, burjuva "sivil" sisteme ayak uyduramayan bir profil çizen ordu’dur. Ordunun her ne kadar, devlet politikasının temel çizgilerini oluşturma ve uygulaması söz konusunuysa,çağdaş kapitalizmin ve sınıfsal ilişkisini karmaşıklığını karşılayacak bir performasyon göstermesi, dolayısıyla devletin yaşadığı açığı kapatması düşünülemez.

Siyasal iktidarın bir temel esprisinin, bir sınıf olarak burjuvazinin, klikleri ve gruplaşmaları aşarak ele alması ve kar güdüsüyle hareket eden kapitalist grupların birbirlerini yemesinin, sistemi tehdit edecek noktalara ulaşmasını önlemede yattığı kabul edilir. Yani, kritik anlarda, siyasal iktidarda konumlanmış profesyonel temsilciler, kapitalistlerin bir sınıf olarak genel çıkarlarını, başta ezilen sınıflar ve siyasal temsilcileri olmamak üzere çeşitli kesimlere-ve hatta burjuva kliklere- karşı bir bütün olarak burjuvaziyi savunmak adına korumak ve kollamakla yükümlüdür.

Büyük burjuvazinin, bugünün Türkiye’sinde ve onun siyasal iktidarında ne yazık ki böyle basiretli politik ekipler bulmamanın sıkıntısı içinde.”Normal” ölçülerde işleyen bir toplumsal yapıda politik temsilcilerin yapacağı işi,burjuvazi,kedisi üstlenmek durumunda kalıyor.Toplum diyor TÜSİAD başkanı Doğan Yalçındağ "siyasetçilere verdiği yetki konusunda sınırlar koymazsa siyasetçiler bu yetkileri kullanırken toplumun uzun vadeli çıkarlarına aykırı davranışlarda bulunabilir.”

Tekelci burjuvazi, toplumdaki uzun ve sancılı farklılaşmanın bir takım kaçınılamaz sonuçlarından rahatsız.devletin, bütünsel anlamda geçirdiği değişime rağmen,daha rafine bir temsiliyle arayışı içerisinde Parlamentoda belli başlı bakanlıklara kadar rastlanan genel nitelik düşüklüğü büyük burjuvaziyi politik müdahaleye zorluyor.

Siyasal temsili yetin, nesnel-toplumsal yollardan ortaya çıkması yetmiyor ve bir yandan günlük ve bire bir ilişkilerle çeşitli siyasal yapılanması markaja alınırken, diğer yandan siyasal ve ekonomik iktidarlar arasındaki kuramsal ifadelerine kavuşturmak zorunlululuğuna dikkat çekiliyor.

Resmi politik karar merciler diğer sınıf ve katmanlarından etkilenmesi en aza indirilmek isteniyor. Son yıllarda çeşitli alanlarda palazlanan ve baş oluşturucusu, TÜSİAD’da örgütlenmiş büyük tekelci burjuvazi olan ekonomik ve sosyal anarşiden beslenen, vergilendirilmesi güç ve siyasal olarak aktif bir rantiye kesiminin kontrol altına alınmasını istiyor büyük burjuvazi, rant gelirlerinin kendi kanallarına en dolaysız bir şekilde katılması amaçlanıyor.

Alabildiğine ekonomik öncelikler bağlamında değiştirilmesi, bütçe dışında yer alan ve siyasal otoriteye belirli bir serbesti imkanı verme fonların kaldırılması gibi bir dizi öneri veya taslakla iktidar ve muhalefet partilerine yöneliyor TÜSİAD sözcüleri. Büyük burjuvazinin, son yıllarda, özellikle belirgin bir şekilde, dolaysız politik etki yollarına girdiği görülüyor. Siyasal iktidar odaklarının yerine getirme basireti gösteremediği işleri yapmak, sorunun asli sahibine düşüyor. Siyasal temsilcilerin krizi aşma yeteneği ve kudreti gösterememesi, büyük burjuvaziyi harekete geçirmek durumunda bırakıyor.

Devletin, kendini düzeltemiyor ve politik, kurumsal, kadrosal ve bir dizi alanda iç içe geçmiş, olarak yaşadığı krizi atlatamıyor oluşu, egemen sınıflar açısından, doğrudan etkili bir müdahaleyi zorunlu kılıyor.

Fakat bu yönelimin, Türk toplum ve devlet örgütlenmesi açısından tehlikeli sakıncalar içerdiği ortada. Son yıllarda klasik ölçülere anlamlı bir uygunlukla sınıf karakterini ortaya koyan işçi hareketi için, bu, ekonomik mücadelenin görünür günlük hedefiyle, politik mücadelenin hedefinin üst üste gelmesi; dolayısıyla, bu iki mücadele tarzı arasında çok daha sıkı ve organik ilişkiler ve ekonomik mücadeleden politik mücadeleye geçişin daha kolay olması anlamına gelecektir.

Büyük burjuvazi, devlete, açık kanallardan müdahale ederek kendi yapısal hastalıklarını, zaten kronik hastalıklarla malul siyasal-kurumsal alana taşımış olacaktır. Toplumsal yapının çeşitli düzlemleri içinde derin krizler yaşanıyorken, istikrarsız yapıları bir diğerine yönelimi, krizi katmerleştirmekten başka bir sonuca ulaşamaz.

TÜSİAD bir parti gibi hareket ederek, demokratikleşmeden eğitime, sağlıktan maliyeye kadar, Kürt sorunundan diğer temel sorunlara kadar hemen her konuda kendi sınıfsal çıkarlarını ifade eden raporlar hazırlatarak devletin yeniden dizayn edilmesine müdahale ederek, TC devletini yumuşakça küreselleşme sürecine eklemlemek istiyor. Bunun içinde burjuva düzen partilerini sınava sokarak, onları kendi istediği biçimde yönlendirerek, yıkım politikalarını fütursuzca uygulamanın önünü açıyor.

 

 







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=901