BAŞBAKAN ERDOĞAN MASKEYİ ATARKEN
Tarih: 11.01.2007 Saat: 14:37
Konu: Politika Haber


Başbakan Erdoğan önce “Kürt sorunu yok terörör sorunu var” dedi ve ardında Lübnan’a giderken uçakta yaptığı açıklamalar, aslına rucü ettiğini açığa çıkarttı ve takiyeyi yırtıp attı.Birçok liberla Türk ve Kürt yazar çizer takımı.

Erdoğanı ve AKP’yi demokrat olarak lanse ederken, seçimin kapıyı çalması erdoğan ve AKP’nin maskeyi atarak demokrasi ve özgürlükler düşmanı ollduğunu yakıcı olarak ortaya koydu. Başbakan Erdoğan, gazetecilerin konu ile ilgili sorularına “Irak önümüzdeki dönemde AB sürecinden daha önemli olacak. Çünkü burada bizi üzen gelişmeler var. Terör örgütü sınırımızda faaliyet gösteriyor. Maliki hükümetini destekliyoruz, ama rahatsızız. Irak’ın PKK ile mücadeledeki özel temsilcisi konusunda somut adım yok. ABD’den de ciddi adım bekledik. Ama böyle bir adım yok” diyerek yanıt veriyor ve ekliyor: “Irak’a tribünde seyirci gibi kalamayız.” Başbakan Erdoğan, “terör sorunu”na indirgedikleri Kürt sorunu ve PKK konusunda, Irak ve ABD’nin atadığı koordinatörlerin somut adım atmamasından şikayet ederken bir an önce Kandilin vurulmasını ve seçim yatırımı yapılmasını salık veriyor.



Erdoğan ABD emperyalizmini bir an önce PKK’ye yönelik somut adımlar atmasını ve uşaklık beklentilerinin karşılanmasını istiyor.Bunun için Kürt özgürlük hareketinin bastırılmasında ABD’nin ipine tutunmaktan ve onun gölgesinden yürümekten sakınca görmeyen Erdoğan aslında generallaerin çizgisinde konaklayarak yüzüne geçirmiş olduğu “müslüman demokratlığın” sahte olduğunu ortaya koyuyordu.

Başbakanca yapılan açıklamalar, önümüzdeki döneme dair hesap ve yönelimleri anlamak bakımından önemlidir. Başbakan’ın açıklaması, farklı çevrelere göre farklı mesajlar taşıyan bir açıklamadır. Bu açıklama, öncelikle Başbakan Erdoğan ve AKP Hükümeti’nin Kürt sorununu “terör sorunu” olarak görme/gösterme tutumunu benimsediğini ve sorunun çözümünü geçmiş dönemlerde asker tarafından dillendirilen “sınır ötesi operasyon”da aradığını göstermektedir. Erdoğan’ın açıklaması, AKP’nin faşist trük milliyetçi, ırkçı-şoven yönelimini pekiştiren bir açıklamadır. Dün, Saddam’ın idamı için “Irak’ın iç işidir” derken, bugün “İdamdan sonra Irak, AB’den daha öncelikli bir konu haline geldi” diyen Erdoğan, ABD’ye uşaklık ile Kürt sorununda faşist gerici-şoven söylem arasında durdukları yeri tarif etmekte ve maskeyi aktakmaktadır. Öte yandan, Erdoğan, Irak ve ABD ile ortak olarak oluşturulan ‘Koordinatörlük Kurumu’nu hedef tahtasına koyarak, Kürt sorunu ve bölgedeki gelişmeler konusunda kendisini ve hükümetini sorumluluktan kurtarmaya; her türlü başarısızlığın faturasını koordinatörlüğe yükleyerek işin içinde kolay yoldan çıkmayı düşlüyor. Böylelikle Erdoğan, başta MHP olmak üzere, milliyetçilik konusunda yarışa girdiği faşist gerici kesimlerden Kürt sorunu, sınır ötesi operasyon gibi konularda gelecek eleştirilere karşı, daha birkaç ay önce oluşturulan koordinatörlüğü bir ‘kalkan’ olarak kullanacağını göstermiştir.


Erdoğan’ın açıklamasının bir diğer boyutunu ABD ve Irak’a verilen mesajlar oluşturmaktadır. ABD’nin Irak’ta görevli kadrolarını değiştirdiği ve yeni hamleler peşinde koştuğu bir süreçte Erdoğan, “Irak’a tribünde seyirci gibi kalamayız” açıklaması ile Irakda ABD’nin yanıda daha aktif bir rol isteğini ortaya koymuştur. Erdoğan, ABD’ye, Güney’deki PKK güçlerine karşı operasyon/müdahale, 2007 sonunda yapılması planlanan Kerkük referandumunun ertelenmesi ve genel olarak Güney Kürtlerine verilen desteğin yerini bir denge politikasına bırakması karşılığında “Türkiye’nin Irak’ta, ABD’nin yanında oyuna girmesini” önermektedir. En nihayetinde, Erdoğan’ın, ABD’nin Kürt sorununda ve PKK konusunda adım atması beklentisi ve Türkiye’nin Irak’ta daha aktif rol üstlenmesi önerisi, Türkiye’nin Kürt sorunu ve bölge politikasının ABD tarafından belirlendiğini, Türkiye’nin atacağı her adımı ABD’yi hesap ederek attığını ortaya koymaktadır. Yani TC devleti bölge politikasını ağababası ABD emperyalizminin çıkarlarına göre düzenlemektedir.


Geride bıraktığımız süreçte, Kürt sorununun sadece askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini söyleyerek dikkatleri üzerine çeken “Terörle Mücadele Özel Temsilcisi” Başer, bir yandan koordinatörlükten hala umutlu olduğunu söylerken, öte yandan Başbakan’a, bu görevin sınır ötesi operasyona engel olmadığını ve ayrıca hükümet gereksiz buluyorsa bu mekanizmaya katılmayabileceğini belirtmektedir. ABD’ye rağmen adım atılmasının mümkün olmadığını gören Başer, Erdoğan’a “önünde engel yok, gücün yetiyorsa yap!” diyerek adeta meydan okumaktadır. Önümüzdeki süreçte, faşist gerici söylem ve tutumlara yaslanmaya çalışarak kendi güç ve pozisyonlarını korumaya çalışan Erdoğan ve AKP’nin, aslında silahı kendilerine yönetmiş olduklarını ve bu yönelimleri ile açmazlarını derinleştirmekten başka bir noktaya varamayacaklarını hep birlikte göreceğiz. Demokrasi ve Kürt düşmanlığında sınır tanımayanların nasıl çıkmaz bir sokak içinde olduklarını yaşayarak gördük.Yüzündeki maskeyi atan AKP ve başbakan Erdoğan,faşist milliyetçilik ve dinsel gericiliğe sarılarak generallerle, MHP ve CHP ile aynı noktada buluşmuştur. Bu durum aynı zamanda Türkiyede orduya rağmen politika yapılamayacağı bir kez daha yakıcı olarak açığa çıkarmıştır.







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=731