Emperyalistlerin desteğinde bir askerin kaçırılmasını bahane ederek Gazzeye giren İsrail siyonist devleti 3 ayı aşkındır Filistin halkını katlediyor ve açlıkla terbiye etmeye çalışıyor.Lübnanın gölgesi altında kalan ve Hamasın hükümet olması nedeniyle adeta unutulan-unutturulan Filistin halkı kuşatma altında tutuluyor.Dahası bir halk yok emperaylistlerin desteğindeki savaş makinası İsrail siyonist devletinde açlıklığa mahkum ediliyor, kırımdan ve zulümden geçiriliyor.
Dünyanın en çok insan barından bölgelerinden biri olan Filistin topraklarına, 1.5 milyon insna hapsedildi. Hamas hükümetinin ipini çekmek ve iç çatışmayı körüklemek için-ki nitekim bu kuşatma sonucnu vermiş ve El fetih ile Hamas çatışması gündeme gelmiş ve Filistin hızla bir iç savaşa sürükleniyor.- her bakımdan filistin altını tecrit etme ve kuşatma altında tutuyor. İsrail,Filistinli işçileirn İsrailde çalışmasını ve tüm ticareti durdurdu. Balıkçıların ava çıkması yasak yani Filintinililer açlıkla dize getirilmeye çalışılıyor.
İsrail’in havadan ve karadan yağan bombaları nedeniyle onlarca insan öldü. Resmi verilere göre, 25 Haziran’dan bu yana 262 Filistinli yaşamını yitirdi, 1200’ü aşkını yaralandı. Gazze’deki yetkililer, ilaç stoklarının tamamen tükendiğini vaçıklıyor. Buna rağmen, Gazze’deki kanlı saldırılar uluslararası medyada, ya Lübnan’daki işgalin bir uzantısı olarak ya da bundan da uzakta yer alıyor. Yani filistin halkı unutulmuş durumda
Filistinliler, 25 Haziran’da İsrail askeri Gilad Şalit’i kaçırmış ve iki İsrail askerini öldürmüştü. Bu olayın ardından İsrailli gazete Haaretz’in yazarı Gideon Levy, şu satırlara yer vermişti; “İsrail, ordusu Gazze’ye azgınca saldırıyor. Durum, başka türlü tarif edilemez. Öldürüyorlar, yıkıyorlar, bombalıyorlar..!”
İsrail, “Gilad Kılıcı” Operasyonu sırasında geçen yaz çekildiği Gazze’ye yeniden girdi. Kuzey Gazze’deki Şachayeh’te birçok evi gasp etti ve 5 gün boyunca köyde kaldı. İşgal ordusu bölgeyi terkederken de 22 Filistinli’yi öldürdü, 3 evi yıktı, zeytin ağaçlarını yaktı ve badem ağaçlarının üzerinden ise, buldozerler geçti.
İsrail askerleri, Şachayehli çiftçi Bahir El Tuba’nın evini de gasp etti. Tuba ve ailesi 5 gün boyunca kendi evlerinde hapsedildi. Yemek ve sudan mahrum bırakılan aile, akvaryumdaki suyu içerek hayatta kaldı. “İsrailli keskin nişancılar, evimizi elimizden alıp, bizi bir odaya hapsettiler. Ev, artık onların siperiydi. Pencereden, önlerine gelen herkese ateş ettiler” diyen Tuba, “56 yaşındaki komşum Fethi Ebu Gümbüz’ü de öldürdüler. Adamın tek suçu, su almak için dışarı çıkmasıydı” diye konuştu.
Bazı zamanlar ise, İsrail ordusu kanlı saldırılardan önce uyarılar yaptı. Filistinlilerin telefonlarına, ölüm mesajları geldi: “Yarım saat içinde evinizi terkedin!” Ardından da, bombalar ve füzeler yağdı, evlerin üzerine.
Gazze’deki saldırılar sadece evleri yıkmakla kalmadı. Ekonomiyi de tamamen çökertti. Dünya Bankası’nın geçen ayki raporuna göre, Gazze ile Batı Şeria, “tahmin edilemez ekonomik durgunluk dönemi” ile yüzyüze. “2006’nın üçüncü çeyreğinde net gelir hissedilir biçimde azaldı ve yoksulluk halkın üçte ikisini etkilemeye başladı.” Kaldı ki, Filistin’de yoksulluk sınırı, günde 2 dolar kazanmak demek!
Çaresizlik, bu topraklara adeta sinmiş. Suç, hızla artıyor; insanlar, ailelerini besleyebilmek için ellerinden birşey gelmiyor. İsrail birlikleri, Gazze Sanayii Bölgesi’ne tünel arama bahanesiyle girdi ve Filistin polisini bölgeden attı. İşgal askerlerinin, Sanayii Bölgesi’ni terketmesi üzerine ise, bölgeye polis değil, yağmacılar girdi ve herşeyi talan ettiler.
"Bu, 1948’den bu yana yaşadığımız en kötü yıl” diyen eski göz doktoru ve Gazze Belediye Başkanı Macid Ebu Ramazan, “Gazze, bir zindan. Ne insanların, ne de malların girip çıkmasına izin vermiyorlar. Halk açlık içinde. Günlerini, az bir ekmek, felafel ve birkaç domates ile salatalıkla geçiyorlar” ifadelerini kullandı.
İsrail ordusunun portakal ağaçlarının yüzde 70’ini yokettiğini belirten Ramazan, “Tarım alanları, güvenlik şeridine alınmaktansa, yokedildi. Portakal ağaçları ile Filistin ihracatının önemli bir bölümünü oluşturan karanfil ve çilek ağaçları köklerinden söküldü. İsrail’in ilk günlerde ana enerji istasyonlarını vurması, elektrik gücünün yüzde 55’inin kaybedilmesine neden oldu” diye konuştu.
Batı Şeria’da da durum farksız. İsrail’in, Filistin köyleri ile kasabalarına yönelik baskıları giderek artıyor. Batı Şerialılar, hayatta kalabilmek için iki kat daha fazla çaba gösteriyorlar. Kentteki 540’ı aşkın İsrail kontrol noktası, Filistinliler için hayatı cehenneme çevirirken, ekonomiyi de tarumar ediyor.
Batı Şeria’nın kalbi Nablus, hayalet şehre döndü. 10 sene öncesine kadar hareketli bir ticaret merkezi olan Nablus sokaklarında şimdilerde birkaç araba görülüyor, dükkanların ise yarısından fazlası kapalı.
“Her gün saat 06:30’ta kalkıyorum ve İsrail kontrol noktasında tam üç saat boyunca bekliyorum. Fakat ne yapabilirim ki, Nablus’a 10 km. uzaklıktaki Averta’da öğretmenim ve beni bekleyen öğrencilerim var” diyen İman İskender, “Çoğu zaman geç kalıyorum ve ilk üç sınıfın dersini kaçırıyorum. Bu bir cehennem. Eve geldiğim zaman, öfkemden kuduruyorum ve çok yorgun oluyorum. Öyle ki, bazen çocuklarıma istemeden vuruyorum” diyor.
İman gibi Filistin’deki yüzlerce öğretmen en son 7 ay önce 500 dolar maaş aldılar. Filistin hükümeti, kamu çalışanlarına para veremiyor; çünkü, İsrail vergi gelirini kesti ve Batılı ülkeler yardım musluklarını kapadı. Filistin halkının, her yönden saldırı altında olduğunun bir kanıtı Batı Şeria. Yeni İsrail yerleşim birimlerine giden yollarda işaretler bile yok ve yeni yerleşim birimleri gün be gün artıyor. İntihar saldırılarından korunmak için yapılan “güvenlik” duvarı ise, bölgenin yeniden işgalinden başka birşey değil. Ürdün Vadisi de istila altında.
Nablus’taki El Fetih sorumlusu İsam Ebu Bekir, “İsrailliler, Batı Şeria’nın yüzde 100’ünü kontrol ediyor. Burada, trajik bir durumdayız” diyor.
Gazze halkının üçte biri halen işsiz ve çalışanların büyük bir kısmı da, devletten maaşlarını alamıyorlar. Gazze, Akdeniz’in en yoksul bölgelerinden biri haline geldi. Kişi başına düşen milli gelir, 700 dolar. İsrail’de ise, bu rakam 20 bin dolar.
Durum, Lübnan’dakinden çok daha ağır. Kaldı ki, Hizbullah Güney Lübnan’daki savaş mağdurlarına yardım ediyor ve para dağıtıyor. Filistinliler’in böyle bir şansı da yok.
Bu da yetmez gibi, şimdilerde kamuda grev var. Filistin Ulusal Yönetimi lideri Mahmud Abbas’ın örgütü El Fetih tarafından organize edilen grev, tüm kamu sektöründe etkili oldu. El Fetih üyeleri, ellerinde kalaşnikoflarla sokaklarda gösteriler yapıyor. “Ebu Mazen (Abbas) cesurdur”, “Bizi bu felaketten kurtar, Ey Ebu Mazen” diye bağırıyorlar. Şimdilik Hamas militanları ılımlı hareket ediyor, fakat iki grubun sokaklarda çatıştıkları da olmuştu.
Tüm felakete rağmen, Filistinlihalkı tek yolun direnmekten geçtiğini görüyorlar.Filistin ekonomisi iflas etmiş durumda ve emperyalistler Hamas hükümetine tecrit kuşatma uygulayarak içde çatışma yaratmayı hedefliyorlar.Nitekim bu ekonomik kuşatma sonuç verdi ve Hamas El Fetihle yeni bir hükümet kurmak zorunda kaldı.Buda aslında Filistinde emperyalist dayatmanın Haması nasıl dize getirdğini gösteriyor.
Neki emperyalistlerin,İsrail Siyonistlerinin ve uzlaşmacı FKÖ lideri Mahmut Abbasın ittifakıyla Filistin sonuna kalıcı çözüm getirilmesinin söz konusu olamayacağını gösteriyor.Dahası Filistin halkı unutularak, direnişin boğulması, emperyalistler ve İsrail siyonistlerinin istedikleri ortamın yaratılması için her yol deneniyor.ama yıllardan bu yana her türlü ihanet kuşatmasinı intifadalarla aşan Filistin halkı bu geriic kuşatmayıda devrimci iradesiyle aşarak demokratik ve özgür Filistin yolunda yürüyecektir.