BÜYÜKANIT OLAYI ve ORDUDA “HAZIR OL KOMUTU!”
Tarih: 13.04.2006 Saat: 14:37
Konu: Politika Haber


Günler öncesinden belli olan ve Genelkurmay başkanı Özkök’ün Büyükanıt’a “Anıt” olarak sahip çıkması gerçekliği Büyükanıt hakkında soruşturma iznini vermekten öteye bu durumu bir hazır olma komutuyla birleştirerek politikada ipleri elinde tuttuğunu kanıtlamanın bir aracı haline getirdi. Van Cumhuriyet Savcısı'nın “Çete kurmak”, “Sahte belge düzenlemek”, “Yargıyı etkilemek”le suçladığı Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt hakkında Genelkurmay Başkanlığı soruşturma açılmasına gerek görmedi. Konuyla ilgili yapılan açıklamada, Genelkurmay'ın “Hukukun üstünlüğüne inandığı” ileri sürüldü. Aslında burada hukukun üstünlüğünde anlaşılması gerekenin orduya dokunmamak olduğu ortada duran bir gerçekti. Eğer hukukun üstünlüğü olmuş olsaydı çeteciliği ve katliamları kanıtlanmış olan Büyükanıt hakkında yargılama yolu açılır ve gerçeklerin açığa çıkmasının yolu aralanmış olurdu. Ne ki, bu yol tutulmalı. Çünkü Büyükanıt’ın yargılanması aynı zamanda kirli savaşın yürüttüğü ordunun da yargılanması anlamına gelecekti. İşte devletin gerçek sahibi olan ordunun böyle bir şeye izin vermesi ve toplum nezdinde yargılama çivisine asılması beklenemez ve kabul edilemezdi.

Genelkurmay açıklamasında Büyükanıt’ın yargılanmasına izin verilmemesinin gerekçesi dile getirilirken, Büyükanıt’ın yargılanması için suç duyurusunda bulunan Van Cumhuriyet Savcısı da, “Hukukun etik kurallarının dışına çıkmak”la suçlanıyor ve daha da ileri gidilerek şu iddiada bulunuluyor: “İddianamede yer alan usul ve maddi hatalar ile noksanlar dikkate alındığında, bir cumhuriyet savcısının bu derece hukuk bilgisinden yoksun veya tecrübesiz olamayacağı, bu bariz hataları yapması için, belli bir görüşün temsilcilerinin kamuoyuna da yansımış etki ve telkinleri altında kalmış olabileceği değerlendirilmektedir.”
Savcının iddianamesinin 'mesnetsiz' olduğu savunulan açıklamada, iddianamenin 'siyasi içerikli, bazı mensuplarını hedef alarak TSK'yi yıpratmaya ve terörle mücadeledeki iradesini zayıflatmaya yönelik olduğu' iddia edildi. Ayrıca Savcı Ferhat Sarıkaya'ya karşı “Anayasal sorumluluğu olanlar” da yani Hükümet, TBMM ve Savcılar ve Hâkimler Yüksek Kurulun vb. tavır almaya çağırdı.
Genelkurmay, Şemdinli İddianamesi'nde “Çete kurmak”la suçlanan KKK Org. Yaşar Büyükanıt hakkında “İddialar hayali. Soruşturma açılmasına gerek yok” açıklamasında bulundu. Açıklamada, Şemdinli İddianamesi TSK'ye karşı bir saldırı olarak nitelendirilerek, orduya dokunulamayacağını ortaya koydu.
Genelkurmay Başkanlığı'ndan, Şemdinli İddianamesiyle ilgili olarak ortada birçok veri olmasına karşın, “İddianame”de Büyükanıt hakkında beklenildiği gibi soruşturma izni çıkmadı. Büyükanıt'ın sözlerinin hüküm kurmak amacıyla kasıtlı olarak sadece bir bölümünün dikkate alındığı savunularak, “İfadenin tamamı dikkate alındığında hükmün ön gördüğü kastın olmadığı açıkça anlaşılmaktadır” ifadesine yer verildi. Açıklamada, işadamı Mehmet Ali Altındağ'ın Büyükanıt'la ilgili ifadelerine itibar edilmesiyle hukukun etik kurallarının dışına çıkıldığı iddia edildi.
Bu arada Genelkurmay'ın, iddianamede yer alan ve Bölge'deki komutanlara yönelik ciddi iddialar içeren ihbar mektuplarının içeriği yerine şikâyette bulunan kişileri incelemeye aldığı ortaya çıktı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Dosyada yer alan ihbar mektubunda imzası dahi olmayan ve vermiş olduğu adresin sahte olduğunu mülki makamların resmi yazısı ile teyit ettirmiş olduğumuz bir şahsın hiçbir somut delile dayanmayan hayali iddiaları üzerine TSK'nin bazı mensupları hakkında görevi kötüye kullanma, rüşvet ve kaçakçılık gibi çok ağır suçlamalar yapılarak vahim bir hukuki hata işlenmiştir.”
Genelkurmay açıklamasında dikkat çekici bir başka konu ise, bombalama eyleminin sanıkları, astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz'in görevlendirilmesiyle ilgili. Açıklama şöyle: “Jandarmanın mülki görevleri kapsamında olduğu yasalarda açık bir şekilde ifade edilmiş olmasına rağmen kolluk kuvvetlerini harekât komutası / kontrolüne alan personel ile de böyle bir talep olmadığı halde irtibatlandırılmış ve bu personel gerçekle ilgisi olmayan suçlamalara maruz bırakılmıştır.”
Açıklamada her ne kadar Van Savcısı Ferhat Sarıkaya'yı hedef alınmış olsa da aslında AKP hükümeti ve aynı çizgide duran kesimlerin hedeflendiği ve ordu ile bu güçler arasında bir egemenlik çatışması yaşandığını gösteriyor. Bunu Genelkurmayın açıklamasının şu satırlarında görmek mümkündür: “İddianamede yer alan usul ve maddi hatalar ile noksanlar dikkate alındığında, bir Cumhuriyet Savcısı'nın bu derece hukuk bilgisinden yoksun veya tecrübesiz olamayacağı, bu bariz hataları yapması için, belli bir görüşün temsilcilerinin kamuoyuna da yansımış etki ve telkinleri altında kalmış olabileceği değerlendirilmektedir. Muhteva olarak bu iddianamenin söz konusu bölümlerinin maksadını aşan, hukuki olmaktan çok siyasi içerikli, bazı mensuplarını hedef alarak TSK'yi yıpratmaya ve terörle mücadeledeki azim ve iradesini zayıflatmaya yönelik olduğu kanaatine varılmıştır.”
Dosyalar kapsamındaki soruşturulması Genelkurmay Başkanının yetkisine giren personel için, daha önce askeri yargıya intikal ettirilmiş olanlar hariç, soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verildiği kaydedilen açıklamada, Genelkurmay'ın kendi dışından gelen suçlamaları hiçbir şekilde dikkate almayacağı anlamına gelen şu ifadelere yer verildi: “TSK içinden çıkan münferit hukuk dışı davranışları olan personeli hakkında, eğer ciddi ve tutarlı iddialar varsa, kimsenin yönlendirmesine ve telkinine ihtiyaç duymadan gerekli işlemi hiç tereddütsüz yapmaktadır. Hal böyle iken bu şekilde mesnetsiz, hukuki dayanaktan yoksun ve maksatlı bir belgenin hazırlanmış olması, hem kamu vicdanını, hem de TSK'yi ciddi şekilde rahatsız etmiştir.”Açıklamada, hükümet, yargı ve Meclis kastedilerek “Anayasal sorumluluğu olan”ların iddianameye karşı tavır alması istendi.
Aslında Genelkurmayın bu açıklaması bir yerde orduyu kışlaya çekilmesini isteyen tüm kesimler bir gözdağı verme amacını taşıdığı ve politik durumunu sağlamlaştırmayı hedeflediği açıkça görülmektedir.
Peki, bu yürürlüğe girdiğini Hürriyet gazetesinden öğrendiğimiz “Gizli Anayasa”, Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin ruhundan başka ne ile gerekçelendirilebilir?
Çok açık ki, askeri erkin gücüne dayalı olarak “Gizliliği” ve “Tartışılmazlığı” garanti edilen bir belgenin “Gizli Anayasa” statüsünde kabul gördüğü bir ülkede, Genelkurmay Başkanlığı’ndan da böyle bir açıklama gelebilir. Yani iki durum da birbirini koşulluyor. Dolayısıyla şöyle de söylemek mümkün. Genelkurmay Başkanlığı’nı göstermelik anayasa değil gizli MGSB bağlamakta ve onun gereklerine göre hareket etmekte bu her şeye ordunun egemen olduğu ve politik gelişmeleri yönlendirdiği anlamına gelir.
Genelkurmay’ın açıklaması “Şüphe”ye yer bırakmayacak kadar açık. Şu sözlere bir bakın: “İddianameyi hazırlayan cumhuriyet savcısı; kendisine ulaşan iddia, ihbar ve şikâyetlerden Genelkurmay Başkanlığı’nın yetkisine girenleri, soruşturma yapmaksızın ve hiçbir hüküm sergileyici ifade kullanmadan, olduğu gibi, yetkili makam olan Genelkurmay Başkanlığı’na göndermesi gerekirken, yasal yetkilerini aşarak kendisine göre suç tanımı yapmış ve bunu olmaması gereken bir şekilde iddianamesine yansıtmıştır.”
Yani, bir savcının nasıl davranması gerektiğini de Genelkurmay’ın açıklamasından öğreniyoruz. İşin daha da ilginç olanı bir ülkede başbakanlar yargılanıp idam bile edilebiliyor, ama generaller ancak Genelkurmay izin verirse yargılanabiliyor. Bunun anlamı şudur: Türkiye’de Genelkurmay, yürütme ve yargı dâhil her şeyin üzerindedir.
Türkiye’de tank, top hukukun önündedir ve hukuk burjuvaziye hizmet ettiği ölçüde bir yeri vardır. Üstelik 28 Şubat’ta generallerden bilgi almak için Genelkurmay’a koşan yargı mensuplarının ağırlıkta olduğu bir ülkede, egemenlik mücadelesinin bir parçası olarak da olsa bazı aykırı seslerin çıkması anormal görülmemelidir. Conta başı evrenin yargılanması isteyen savcının başına neler geldiği biliniyor. Büyükanıt hakkında iddianame hazırlayan savcının AKP’nin kanatları altında olması vesilesiyle başına belki de böyle bir gelmeyebilir. Ama bu olay bile Türkiye’de politik rejimin ne kadar ordunun vesayeti altında olduğunu gösteriyor.
Bütün burjuva düzen partileri ve liberal yazarçizer takımının ordunun yanında saf tutarak, Büyükanıt’ı sahiplendikleri bir ortamda, Genelkurmayın kuyruğunu dik tutması ve emekçilere gözdağı veren açıklamalar yaparak “Hazır ol” komutu vermesi kadar doğal bir şey olamaz. Ama genelkurmayın gerçekleri kapatma çabaları ve tehditleri asla kirli savaş sorumlusu generallerin temize çıkarılmasını sağlayamayacaktır. Genelkurmay Büyükanıt ve diğer kirli savaş ağalarının yargılanmasının önünü kapattı ama er yâda geç halka zulmedenleri halkın yargılaması ve hesap sormasının önünü asla kapatamayacaktır.







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=430