Genç işçilerin devrime kazanılması
Tarih: 13.04.2006 Saat: 13:22
Konu: İşçi Memur


Rusya’da kişiler olay olaydır. Yapacağımız bütün iş gençleri, onlardan korkmaksızın, daha çok ve daha cesurca, daha çok, tekrar daha çok ve daha cesurca kaydetmektir. Bu bir savaş zamanıdır. Gençler -öğrenciler ve daha çokta genç işçiler- bütün savaşın akışını belirleyecektir.”(Lenin)
Faşist diktatörlüğün artarak yoğunlaşan saldırıları karşısında gençliği faşist saldırılara karşı hazırlamak, gençliğin anti-faşist mücadelesini örgütlemek ve geliştirmek, gençliği proletaryanın saflarında devrim ve sosyalizm kavgasına kazanmak genç komünistlerin temel bir görevidir. Ülkemiz gençliğinin büyük bir kesimini oluşturan işçi gençliğin, mücadelesini geliştirmek ve devrimci komünist saflara kazanmak bu temel görevin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır.

İşçi gençliği daha ileri bir mevziiye çekmek, bilinç ve örgütlülük düzeyini geliştirmek, devrimci komünist bir potada eritmek için politikalarımızı ve görevlerimizi saptarken çıkış noktamız işçi gençliğin öznel durumu olacaktır. Bugün işçi gençliğin öznel durumuna yani bilinç ve örgütlülük düzeyine baktığımızda geri olduğunu görmekteyiz. Medya tekelini elinde bulunduran burjuvazinin her türlü ideolojik propagandasından etkilenmeye açık olan işçi gençlik, küçük burjuva istem, arzu ve taleplerin güçlü bir şekilde etkisi altındadır. İşçi gençliğin dünyaya bakış açısı ve istekleri ile üretim içerisindeki konumu bir çelişki arz etmektedir. Bu da işçi gençliğin kendi sınıfsal konumunu yeterince kavrayamamasından kaynaklanmaktadır.
Ülkemizde çalışan nüfusun büyük bir kesimini genç işçiler oluşturmaktadır. 2005 verilerine göre çalışan nüfus 22 milyondur. Çalışan nüfus içerisinde gençlerin oranı yüzde 65 ile 15 milyonu aşmıştır. Doğal olarak, böyle büyük bir işgücü potansiyeli burjuvazi için bulunmaz bir nimetti. İşçi gençlik, böyle büyük bir işgücü potansiyeline sahip, olmasından dolayı, emeğinin daha ucuza pazarlanması için egemen sınıfların en çok yöneldiği alanlardan biridir. Burjuvazi genç işçileri daha rahat sömürmek, örgütlenmesini engellemek için, bir yandan faşist devlet aracılığı ile yasalar yürürlüğe koyarken, bir yandan da devasa yoğun bir ideolojik bombardımana tutmuştur.
Var olan iş yasaları, işçi gençliğin aleyhine birçok hükümlerle doludur. Bunun yanında. işçi, gençliğin çalışma hayatını düzenleyecek hiçbir yasa mevcut değildir. En ağır koşular altında iş ve hayat güvencesinden yoksun olarak çalışan genç işçilerin örgütlenme hakları da gasp edilmiştir. 2821 (2821 Sayılı Sendikalar Kanunu, Madde 20) sayılı sendikalar kanununa göre bir işçinin herhangi bir sendikaya üye olabilmesi için en az. 16 yaşında olması gerekir. 16 yaşından küçük işçilerin sendikaya üyeliği vasisinin iznine bağlanmıştır. Yine 2821 sayılı Sendikalar Kanunu Madde 14, aynı yasaya göre sendika zorunlu organlarına seçilebilmek için bir işçinin en az 10 yıl çalışması gerekmektedir ve 16 yaşını doldurmamış sendika üyeleri genel kurulda oy kullanamazlar, delege olamazlar. Bu, gerici ve işçi gençliğin sömürülmesini meşrulaştıran bir yasadır. Burjuvazinin işçi gençliğe yönelik bu çok yönlü saldırıları, işçi gençliğin kavrayış ve bilinç düzeyinin geri olmasından dolayı pratikte etkili olmuş olsa da, işçi gençliği, yaşanmış olduğu sorunlar, sınıfsal konumunu ve devrimci hareketin gelişmesinin yaratmış olduğu etki mücadeleye itmektedir. Siyasal grupların son dönemlerde işçi gençliğe zayıf da olsa, belli bir yönelimle birlikte işçi gençlik içerisinde devrimci potansiyel ve mücadeleye katılımda belli bir artış yarattı. Fakat bu yönelimin zayıf ve ye tersiz olduğunu vurgulamak yerinde olur. İşçi gençliğin yansıtmaya çalıştığımız öznel durumuna baktığımızda, işçi gençlik içerisinde genelde bir durağanlığın yaşandığını görmekteyiz. Bu durağanlığı aşmak, işçi gençliğin bugün somut olarak yaşamış olduğu sorunları işçi gençliğin gündemine sokarak etkili ve sürekli bir çalışma yürütmekten geçiyor. Böyle bir çalışmayı kampanyalar biçiminde yürüterek gündemi sürekli canlı tutmak, çalışmalara her defasında daha çok işçiyi çekerek kalıcı örgütlü- lükler yaratma perspektifiyle hareket etmek gerekiyor.
Tam da burada yasalardaki, işçi gençliğin örgütlenmesini engelleyen anti-demokratik hükümlere karşı bir kampanya örgütleyerek etkili bir propaganda ajitasyon çalışmasıyla işçi gençliği harekete geçirmeye çalışmak yerinde olacaktır. Bunu işçi gençliğin diğer talepleriyle birleştirmek de gerekiyor. Bugün işçi sınıfının gündeminde işçi kıyımına karşı mücadele durmaktadır. İşte bu kampanyayı sınıfın bu talebiyle birleştirerek yürütmek kampanyayı daha da etkili kılacaktır. Çünkü genç işçilerinde hiç bir iş güvencesi yoktur ve bu durum onun çalışmalarını istikrarsızlaştıran en önemli olgudur.
Bugün Kürdistan'da özel uygulamalar sürmektedir. Faşist diktatörlük Kürt halkına yönelik baskı ve zulüm artarak Kürt ulusunu sindirmeye, ehlileştirmeye çalışmaktadır. Faşist MGK diktatörlüğü Kürdistan’daki kirli emellerini gerçekleştirmek için emekçi halk gençliğini alet etmektedir. Bir taraftan da şovenist propagandayla yaptıklarını meşru göstermeye çalışırken öte yandan gerici bir kitle hareketi yarmaya çalışıyorlar. İşte tam da burada, işçi gençlik içerisinde yürütülecek anti-şovenist, anti-militarist bir propaganda / ajitasyon etkili olur. Çünkü askere alınan gençliğin en büyük kesimini genç işçiler oluşturmaktadır. Gerek Kürdistan'daki savaşın etkisiyle, gerekse ordu içerisinde emir-komuta zinciri ve katı, gerici disiplin anlayışının etkisiyle askerlik gençliğe itici gelmektedir. Böyle bir ortamda yürütülecek etkili bir propaganda ajitasyonun etkili olacağı şüphe götürmez- ki bu çalışma bugün Türkiye'nin siyasal gündemiyle doğrudan bağıntılıdır.
Dünya burjuvazisinin, ülkelerin ve pazarların yeniden bölüşümü için savaşa hazırlandığı bir dönemde, genç işçiler içerisinde yapılan anti-militarist propagandanın yaratmış olduğu etkiyi açıklarken Lenin şöyle diyordu: “Genç işçiler arasındaki anti-militarist propaganda her yerde mükemmel bir sonuç vermiştir. Bu çok büyük bir önem taşır. Orduya sınıf bilinçli bir sosyal demokrat olarak katılan işçi, iktidar için kötü bir destektir.” (V. İ. Lenin,  Gençlik Üzerine, 1970, Sf. 153–154 )
Bu sonucu kanıtlamak için Lenin, Fransa, Belçika ve Avusturya genç işçi birliklerinin çalışmalarını göstererek şöyle yazmıştı. “Fransa'da anti-militarist ruh kitlesel bir nitelik kazanmıştır- Dünkirchen, Creysot, Loovive ve Manso-le-Min'deki grevler sırasında grevcilere karşı gönderilen askerler işçilerle dayanışmalarını bildirdiler.” (V. İ. Lenin, Gençlik Üzerine, 1970, Sf. 156)
Bu tür kampanyalarla işçi gençliğin gündemini sürekli canlı tutmak, durağan kitleyi harekete geçirmek, bir dinamizm kazandırmak, gençliğin duyarlılığını geliştirip, sendikal ve politik mücadeleye aktif katılımını artırmak gerekmektedir. Bu aynı zamanda genel gençlik mücadelesine de canlılık getirecektir. Diğer yandan işçi sayısının çok olduğu sendikal çalışmanın koşullarının olduğu iş yerlerinde beklemeksizin sendikalaşma çalışmasını başlatmak gerekir. Her ne kadar bugünkü egemen sendikal anlayış gerici ve reformist bir karakter taşısa da bu o işyerlerindeki işçi gençlik mücadelesini ivmelendirecektir. Unutmayalım ki en kötü örgütlülük, en iyi örgütsüzlükten iyidir. Sendikal çalışmanın koşullarının uygun olmadığı iş yerlerinde (mesela işçi sayısının az olduğu) doğrudan politik çalışmaya yönelmek gerekir. Çünkü öyle bir yerde sendikal çalışma zaman kaybından başka bir şey değildir.
İşçi gençlik içerisindeki çalışmalarımızın kalıcılığı sendikal çalışmalarımızı örgütlü zeminlere oturtmaktan geçiyor. Daha önceki yazılarımızda önermiş olduğumuz atölye ve site işçi birlikleri yaratacağımız örgütlülüklerden birisidir, Bu örgütlülükler işçi gençlik mücadelesini pekiştirmekte önemli bir araçtır. Devrimci, komünist ve işçi sınıfının çıkarlarını savunan, işçi sınıfının en ileri unsurlarının bir araya gelerek oluşturulacak işçi birliklerini koşulların olduğu işyerlerinde ve sitelerde beklemeksizin oluşturmak, koşulların olmadığı yerlerde de bu çalışmayı kesintisiz sürdürmek gerekir. Bugün işçi gençliğin sorunlarını programlarına almış ve o doğrultuda çalışma yürüten işçi gençlik dernekleri neredeyse yok denecek durumda. Var olanlarda daha çok paravan görüntüsünü taşıyorlar. Bu durumda yapmamız gereken var olan DKÖ ve sendikalar da işçi gençlik komisyonları oluşturarak bu boşluğu gidermek olmalıdır. Fakat önümüze işçi gençliğin sorunlarını programlarına alan işçi gençlikle dayanışma derneklerini kurmayı hedef olarak almak, bunun çalışmalarını acilen başlatmak gerekir. Tabi bu derneklerin kitlesel bir nitelik kazanmasına özel önem vermek gereklidir. Bu dernekler işçi gençliğin geneline hitap edebileceği gibi, mesleki derneklerde olabilir.
İşçi gençliğe aynı zamanda işsiz gençlik de desek pek yanlış olmaz. Çünkü genç işçiler hiç bir iş güvencesine sahip değildir. Her an işten işsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır.Buna işçi gençliğin küçük burjuva istem, arzu ve taleplerini de eklersek durum kendini daha net gösterir. Durum böyle olunca işçi gençliğin örgütlenmesinde çeşitli dernekler gibi bir araçtır. İşçi gençliğin düzen sınırları içerisinde vereceği ekonomik-demokratik mücadeleye yön verecek taleplerimiz şunlar olmalıdır.
* İş kanunundaki işçi gençliğin örgütlenmesine engel olan tüm hükümler kaldırılsın.
* İşçi kıyımına son!
* İşçi gençliğin çalışma hayatı, sigortasız işçi çalıştırma, çalışma koşulları vs. düzenlenerek, iş ve can güvenliğini güvence altına alacak önlemler alınıp, buna uygun yasalar çıksın.
* Fazla mesai kaldırılsın, haftalık çalışma saati 35 saate insin.
* Çıraklık eğitimi adı altında, çırakların sömürülmesine son, 3308 sayılı çıkarlık yasası kaldırılsın.
* Asgari ücretteki 16 yaşından küçüklerle, büyükler arasındaki ücret eşitsizliğine son.
* Genç ve diğer işçilerin, her ne sebeple olursa olsun işten çıkarılmalarında ve kendileri çıktığında kıdem tazminatları verilsin.15. ve 17. maddeler kaldırılsın. 
* Asker olarak sermaye uşaklığına son.
* Kürdistan'da ulusal zulme son.
Burjuva yasal sınırlar içerisinde kalan bu hakların kazanımı için verilecek mücadeleye işçi gençliğin mücadelesini geliştirip daha ileriye taşıyacaktır. Ama mücadeleyi salt ekonomik-demokratik mücadeleyle sınırlayamayız. İşçi sınıfının mücadele tarihi bize şunu göstermiştir ki: Hiç bir ekonomik kazanım kalıcı değildir. Bunu politik kazanımlarla kalıcılaştıramadığımız sürece kalıcı olmayacaktır. Belirleyici olan politik mücadeledir. Yapacağımız çalışmalar da hareket noktamız bu bakış açısı olmak zorundadır.
Çünkü politik çalışma örgütlü olmak zorundadır. Kendiliğindenci bir tarzda gelişen politik tepkiler eyleme dönüştürülmediği sürece işçi gençliğinin mücadelesi de başarıya ulaşamaz.
Bu bir örgütlülük sorunu olduğu gibi, aynı zamanda öncü genç işçilerin de temel / asil bir görevidir. İşçi gençlik sınıf, mücadelesinde küçümsenmeyecek bir potansiyele sahiptir. Bu genç işçiler yarın ki mücadelenin temel dinamikleridirler. Bu bilinçle hareket eden Genç Komünistler, işçi gençlik içerisinde, politik çalışmayı sistemli ve planlı bir tarzda geliştirmelidirler. Bundan sonraki politik ve örgütsel çalışmanın dinamikliği gençlik çalışması oturtularak geliştirilecektir. Bu sağlanmazsa işçi gençliğin kurtuluşu gerçekleşemez, sömürücü sistemde ortadan kalkmaz.





Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=422