
MUZAFFERIN ARDINDAN
Tarih: 13.04.2006 Saat: 13:04 Konu: Kürdistan
24 Mart 2006 tarihinde Muş Merkez, Kulp, Genç ve Solhan arasında bulunan Muş Güneyi alanına Türk ordu güçleri tarafından HPG gerillalarına yönelik havadan ve karadan kapsamlı gerçekleştirilen bir operasyonda iki gün süren çatışmanın ardından kimyasal gaz kullanılması sonucunda 14 HPG gerillası kahramanca direnerek şehit düşmüştü. Bu şehitler arasında uzun zamandan bu yana haber alamadığım yakinen tanıdığım Muzaffer arkadaşta vardı. Muzafferin Pehlivan’ın resmini görünce içim burkuldu ve eski günlere gitti düşlerim. Muzaffer Pehlivan arkadaşla uzun süren bir ilişkimiz vardı. Hem aynı mahallede olmamız ve hem de siyaset yürüttüğümüz akımın saflarında sık sık görüştüğümüzden dolayı onu yakinen tanımıştım; fedakâr, inaçlı ve yiğit bir insandı. 2000 tarihinde abisi aracılığıyla tanıdığım kısa süre içinde kaynaştığım ilişkilerimin iyi olduğu biri olarak aklımda yer etmişti Muzaffer.
Bir keresinde bir yerde oturmuş sohbet etmiştik Muzaffer arkadaşla sohbetimizin konusu süreçle ilgili bireyin sorumluluklarını içine alan konulardı. Kendisi sürece baktığında birey olarak çok ciddi yükümlülüklerinin olduğunu ve bunu ancak daha büyük sorumluluklar üstlenerek yerine getirilerek sorumluluktan kurtulacağını söylüyordu. Ciddi bir vurdumduymazlıktan, asalakça yaşamdan, çürüme ve savrulmadan bahsederek olumsuz gelişmelere tepki duyuyordu Ve belirli bir süre sohbet ettikten sonra ayrıldık. Ara sırada bir araya geldiğimizde gelişmeleri değerlendiriyor nasıl olacak ne yapılmalı vb. sorularla tartışmayı açıyor ve detaylarıyla sohbete giriyorduk. Muzaffer arkadaş aynı zamanda, Mazlum Doğan’ın hayranıydı. Sık sık sözlerinde Mazlum Doğan’a atıfta bulunarak” onun gibi olmalı onun gibi cesur ve değerler yaratılmalıdır “Diyerek Mazlum Doğan”a olan hayranlığı ve bağlılığını dile getirirdi. Muzaffer arkadaş aynı zamanda çok kararlı ve davaya bağlı bir insandı. Verdiği sözleri yerine getirmede dürüst, açık sözlü ve aldığı kararları da uygulamada engel tanımayan sözüyle özü bir devrimci kişiliğe sahipti. Abisiyle uzunca bir zamana dayanan bir dostluğumuz vardı. Birçok alanda birçok şeyleri paylaştığımız çevrede yurtsever olarak bilinene ve çokça sevilen biri insandı. Ve çevresinde sevilen, sayılan, sözüne inanılan, güvenilen, çalışkanlılığı ve mücadeledeki kararlılığıyla halk arasında parmakla işaret edilen biriydi. Bir kardeşi gerilla saflarına katılmış ve kendisinden bir daha haber alınamamıştı. Şehit düşüp düşmemesiyle ilgili hiç bir bilgi sahibi değildi. Bu tartışmaların olduğu bir dönemde Muzaffer’in gerilla katılma ve özgürlük savaşımının bir neferi olma haberi gelmişti. Bir gün dittiğimde Abisi Muzaffer’den haber alamadığını ve son 3 gündür araştırmalarımıza rağmen izine rastlayamadığını söylemişti. Ve gerillaya katıldığına kanaat getirmişti. Ve o günden sonra muzaffer arkadaştan haber alamamıştım. Ama Muzaffer arkadaş birçok kez gerilla mücadelesine katılacağını vurgulamıştı. ve nitekim her zaman olduğu gibi sözüne bağlı kalarak yönünü dağlara dönmüştü. Bir zaman abisine şunu söylemişti, “Anneme çok özlüyorum kardeşimin gitmesi ve şimdide benim gitmem onu çok üzecek ve dayanamayabilir” diye gitmeyeceğini söylemişti. Demek’ ki Kürt halkına her şeyi reva görülenlere karşı durmak ve özgürlük istemi, O’nu bu kararından vazgeçirerek kararını gerillaya katılarak kendi bildiği doğrulara doğru yol almıştı. Ve böylece Muzaffer arkadaş ailenin gerilla saflarında silahı omuzlayan ikinci militanı olmuştu. O günden sonra haber alamadığımız arkadaşım can yoldaşımın acı haberini Gündem gazetesinin baş sayfasındaki resimle almıştım. Şen ovasındaki operasyonda, 14 özge canı faşist diktatörlük kimyasal silahlar kullanarak hunharca katletmişti. O an yoğun duygular yaşadım, ama bu duygular bana korkuyu değil faşistlere karşı kinimi bir kat daha artırıcı oldu. Faşist güçlere lanet yağdırmanın yeterli olmadığını düşünüp bundan sonra daha fazla okumalı pratikleşmeliyim diyerek kendimce Muzaffer arkadaşın şehit olmasında kendime söz verdim. Evet, Şen ovasındaki bu çirkin faşist katliam beni devrim ve sosyalizm davasına, mücadeleye ve şehitlere olan bağlılığımın bin kat daha artırıcı oldu. Muş merkezine yakın Şen ovasında faşist güçlerce gerçekleştirilen bu hunhar katliamı lanetlerken, Muzaffer Pehlivan ve 13 yoldaşını katleden faşist güçler şunu iyi bilmelidirler ki bir Muzafferler ölür ama yerini binler alır. Bu inançla davaya bakıyorum. Şehitlere bağlı olmak, onları anımsamak, onları yaşamımız boyunca unutmadan, davalarını inatla ve ısrarla sürdürmek tek onurlu yol olacak ve onlara ancak böylece sahip çıkmış olacağız. Nitekim Kürdistan halkı özgürlük şehitlerine Serhildanlarla sahip çıkarak onlara bağlılıklarını ve zafer için yürünecek yolu göstermektedir. KÜRDİSTAN FAŞİZME MEZAR OLACAK! ŞEHİT NAMIRIN! Muzafferin Yakın Arkadaşı Azad
|
|