
İSRAİL DEVLETİNİN YALANLARI yâda FİLİSTİN / İSRAİL DOSYASI
Tarih: 13.04.2006 Saat: 12:37 Konu: Kültür Sanat
Filistin seçimlerinin ardından İsrail’de de genel seçimler yapıldı. Hiçbir parti tek başına hükümet kuracak düzeyde bir oy alamadı. Ama Şaron beyin kanaması geçirmeden öncesi kurmuş olduğu Kadima Partisi seçimlerde birinci parti olarak çıktı. Görünen o ki İsrail halkı Filistin sorununda açıktan Filistin düşmanlığı yapan faşist partileri tek başına hükümet kuracak düzeye getirmediler. Buda İsrail halkının kan ve zulüm politikasının gittikçe darbelendiğini gösteriyor. İsrail seçimlerinin sonuçları Filistin sorunun İsrail’in politikalarında köklü değişimin olmayacağını gösteriyor. Başta İsrail Siyonist devleti, emperyalistlerinde aktif desteği ile Filistin halkının iradesini tanımıyor ve istediğimi yaparım tutumunu sürdürüyor. Dahası daha uzun süre Filistin Sorunu’nun dünya gündemini meşgul etmeye devam edeceğini gösteriyor.
Bilindiği üzere dünyada özgürlük istemelerinin kan ve barutla bastırılarak ulusal istemlerinin karşılanmadığı ender uluslar arasında yer alan Filistin on yıllardan bu yana emperyalistlerin desteğinde İsrail Siyonist devletinin işgaline ve kanlı zulmüne karşı kesintisiz bir direniş içinde oldu. Barış görüşmeleri, yol haritaları vb. yayınlandı ama bunlara İsrail devleti uymadı ve kara yalanlarla Filistin halkının haklı ve meşru özgürlük direnişini gözden düşürmeye ve kötülemeye çalıştı. Uzlaşmaz ve barış istemeyen sanki Filistin halkıymış gibi İsrail Siyonist devleti amerikan emperyalizminin desteğiyle bölgede terör üreten ülkelerin başında geldi ve her gün onlarca Filistinli öldürmekten, evlerini yakıp yıkmaktan ve işsiz bırakarak açlıkla terbiye etmekten geri durmadı. Gazze Şeridinde İsrail askerlerinin çekilmesinin ardından “Her şeyin daha iyi olacağı” yalanı pompalanmış ve faşist Filistin kasabı Şaron “Barışçı” olarak lanse edilmiş ve Arafat’tan sonra Filistin’le İsrail arsında yeni bir dönemin açıldığı ifadelendirilmişti. Ne ki, durumun hiçte öyle olmadığını İsrail’in suikastlarının sürmesiyle, Filistin ile İsrail arasındaki çatışmalar son günlerde giderek artış gösterdi. Birkaç ay önce ilan edilen ateşkes anlaşması ve Filistin Ulusal Yönetimi lideri Mahmud Abbas’ın “Temkinli” politikaları dolayısıyla tek taraflı olarak kısmen durulan çatışmalar, İsrail’in saldırgan tutumu ile yeniden hortladı. Gerçi Abbas ile Şaron arasında görüşmelerde İsrail askerlerinin, Filistinli sivilleri acımasızca katletmesinin önüne hiç bir zaman geçememişti. Bunun en açık göstergesi; Gazze’den çekilmesinin ardından Hamas’ın gösterisine saldırıda bulunması,15 kişinin ölümü, onlarca kişinin yaralanması ve ardından süren özel hedefleri vuran suikastların sürmesi, son Filistin genel seçimlerinde milletvekili seçilen FHKP-C başkanı ve yoldaşlarının kaldığı hapishaneyi basarak kaçırmaları,10 yıl içinde kendi istedikleri doğrultuda Filistin sınırlarını çizeceklerinin açıklanması vb. İsrail Siyonist devletinin hiç de “Barış”tan yana olmadığını gösteriyordu. 1948’lerden bu yana binlerce Filistinliyi katleden İsrail her seferinde kendisini “haklı” çıkarmaya çalışmış ve bölgedeki çatışmalar ile terörün tek sorumlusu olarak Filistinlileri göstermişti. Öyle ya, bölgedeki asıl işgalci Filistinlilerdi! Kutsal kitapta “vaat edilmiş toprakları” kirletenler de onlardı ve hatta yıllardır tüm barış görüşmelerine geçit vermeyip, terörü ve vahşeti besleyenler de. Fakat ABD destekli Siyonist İsrail yönetimlerinin düzmece belgelerine ve yalanlarına prim vermeyen birçok gazeteci, aydın ve araştırmacı bölgeye giderek gerçekleri kendi gözleri ile gördüler. Yarım asırı aşkındır İsrail tank ve bombardımanlarının gölgesinde hayatta kalmaya çalışan ve direnen Filistinliler ile görüştüler, İsrailli ve yabancı barış eylemcilerinin anlattıklarını dinlediler ve bu gerçekleri dünyaya duyurmaya çalıştılar. İsrail’in bölgedeki inkârcı ve imhacı tutumlarını tüm çıplaklığıyla göz önüne seren ve ülkemizde de bazı gazete ve dergilerde yayımlanan bu araştırmalar, belgeler ve makaleler ile daha fazlasını “Filistin / İsrail dosyası” adlı kitapta derleyen Garbis Altınoğlu, adı geçen kitap sayesinde bölgede yaşananları 28 Eylül 2000’de patlak veren 2. Filistin İntifadası’ndan bu yana okuyuculara aktarmaya çalışıyor. Amira Haas’tan, Suzanne Goldberg’e; Orla Guergin’den, Danny Rubenstein’e ve Muhammed Ömer’den, Leyla El Haddad’a değin geniş bir gazeteci perspektifinde derlenen kitapta ayrıca, Robert Fisk, John Pilger’ın Ortadoğu ve özellikle Filistin üzerine kaleme aldığı makaleleri de bulunuyor... Filistin Enformasyon Merkezi (PIC) ve başka birçok uluslararası kurumun bölgedeki işgal vahşetine ilişkin yaptığı çalışmalar ile desteklenen çalışmanın, ilgi çekici bölümlerinden biri ise, Filistin’deki barış eylemcileri ile ilgili olan bölümü. 2003’te Gazze Şeridi’nde İsrail dozerleri altında can veren ABD’li insan hakları gönüllüsü Rachel Corrie’nin mektupları da kitapta yer alıyor. Kitapta, Yahudi gazeteci ve aydınların da birçok makale ve araştırmasına yer veriliyor. 20 yüzyılın başlarında sömürgeci Britanya desteği ve 1940’lı yıllarda Nazi zulmünden kaçarken bölgeye gelen ve yerleşen Yahudilerin, emperyalizm beslemesi Siyonist ve ırkçı İsrail egemenlerine prim vermemeleri gerektiği konusunda ortaklaşan İsrailli yazarlar, iki kardeş halkın düşmanlarının aynı olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu bağlamda, durumu en olur biçimde ifade eden İsrailli aydın İsrail Şamir, 8 Kasım 2001 yılında keskin nişancılar tarafından öldürülen 13 yaşındaki “Küçük General” Faris Ode için kaleme aldığı “Faris’e Övgü” adlı makalesinde (20 Mayıs 2001), “Onlardan bağışlanmamızı dilememiz, çoktandır yitirmiş bulunduğumuz kardeşlerimiz gibi onlara sarılmamız ve onlardan öğrenmemiz gerekiyor. Bugünkü karanlıktan sızan biricik umut ışığı bu...” İsrail devletinin kuruluşu, Filistin ve diğer tüm Ortadoğu halkları tarafından “El Nakba” (Büyük Felaket) olarak adlandırıldı. Bu kanlı dönemde Filistinliler; emperyalistlerin de göz yummasıyla, kent ve köylerden sürüldü ve toplu katliama tabi tutuldular. İşte o günden itibaren tarlalardaki sabanları bırakan Filistinliler, kırık dökük silahları ile dünyanın en donanımlı ve vahşi ordularından biri olan İsrail ordusuna bugüne değin savaştılar. Diğer yandan son günlerde ise İsrail bir göstermelik “Gazze’de geri çekilme planı” safsatası propaganda ediyor. Ancak Gazze Şeridi’ni boşalan İsrail, yarım aşkındır işgal ettiği toprakları asıl sahiplerine Filistinlilere bırakırken bölgeyi yaşanmaz hale getirmeyi de ihmal etmiyor. Barış görüşmeleri sırasında Filistinli direnişçileri “terörist” diye suçlayan Şaron ve yardakçıları, Gazze’de göstermelik çekilip ama kuşatma altına tutarken, bölgeye yeni “Utanç” duvarları örerek ablukayı arttırmaktan geri durmuyor. Ancak on yıllardan bu yana bu yana silah, taş ve sopayla savaşan Filistin halkı, İsrail’e karşı direnmeye devam ediyor. Bu onurlu direniş, son evrede umut dolu yeni bir özgür Filistin’in kuruluşuyla sonuçlanacaktır. İşte kara yalan ve çarpıtmalarla haklı ve meşru Filistin halkının işgale ve kuşatmaya karşı gözden düşürülmeye çalışılan direnişin, gerçeklerini tanıklardan öğrenmek ve emperyalist ve Siyonist gerici propagandaların çarpıtmalarını görmek için Garbis Altınoğlu’nun hazırlamış olduğu ve Pozitif yayınlarından çıkan “Filistin / İsrail Dosyası”; adlı derlemenin okunması ve Filistin direnişinde gerçeklerin öğrenilmesi gerekiyor.
|
|