
ÇALIŞMALARI GELİŞTİRMEDE ÖNCE YOLDAŞ OLALIM-1
Tarih: 29.07.2005 Saat: 00:22 Konu: İnşamız
İçinde geçmekte olduğumuz süreç devrimci ve komünistlere daha
ağır görevler yüklüyor. Bu zorlu ama bir o kadarda onurlu
devrimci görevlerin yerine getirilmesi yoldaşlık bağlarının sağlamca
örülmesi ve bunun gereklerinin yerine getirilmesi gerekiyor. Aksi
halde birikmiş devrimci görevleri yerine getirmek ve emin adımlarla
ileriye doğru yürümek söz konusu olamaz. Dahası, kendini
tekrarlayan bir çalışmada da devrimci gelişme beklenemez ve
yoldaşlık ilişkileri de sağlamca örülemez.
Buradan hareket ettiğimizde süreç her bakımdan yoldaşlık
ilişkilerinin yeniden örülmesini ve saflarda var olan yoldaşlık
ilişkilerine zarar veren ve içini boşaltan çift
kişilikli ve dayatmacı eğilimlerin darbelenmesi gerekiyor.
Koşullar bu yönüyle her bakımdan ilişkilerden kolektif emek temelinde
yeniden düzenlemeyi ve kişiliklerde komünizm ilkesine bağlı olarak
ilkesel bir düzeltme harekatına yönelmeyi zorunlu kılıyor. Devrimci
çalışmanın sağlıklı bir zemin üzerinde ayakları dikilmesi
için, yoldaşlık ilişkilerinin yeniden güçlü temele oturtulması
önem taşıyor. Bu yakalanmadan kolektif bilinç, ruh ve irade gücü haline
gelmeliyiz ve birbirine kenetlenmiş sağlam devrimin öncü örgütü
olmayı da başaramayız.
Örgüt olmak için güçlü yoldaşlık bağları gerekiyor. Öyleyse öncelikle
şu soruları sormakla işe başlamalıyız: İlişkilerimizde sevgi ve
saygıyı, paylaşımı ve yaratıcılığı, sorumluluk ve dayanışmayı, moral
ve coşkuyu neden güçlü yaşamıyoruz? İlişkilerimizde samimiyet,
dürüstlük, açıklık, sahiplenme ve fedakarlık ne düzeyde? Bu özellikleri
yakalama ve geliştirmede mücadelenin neresindeyiz ?
Uradan olarak işe yoldaşlık nedir sorusunu yanıtlayarak başlamak
gerekiyor. Yoldaşlık; bir amaca ulaşma yolunda kurulan ortak iradedir.
Amaç, yoldaşlığın dayandığı temel esastır. İnsan tarihin hiç bir
döneminde amaçsız yaşamamıştır. İnsanın olduğu yerde, onun yaşamını
hasredeceği bir amaç mutlaka vardır. Amaç, ilkel topluluklarda,
topluluğun çıkar birliğinden dolayı ortaktır. Ancak sınıflı topluma
geçişle beraber çıkarları bir birine zıt sınıflar oluşur ve böylece
amaç sınıflara göre farklılaşır. Bu durum, sömürünün ve yabancılaşmanın
da başlangıcıdır. Üretenle tüketen, haklı ile haksız, halk ile egemen
bir birinden ayrılır.
İnsanlık tarihinde amaç büyüdükçe insanda büyümüştür. Büyük
amaçlar;ailesel, kabilesel, bireysel değil toplumsal
nitelik taşımaktadır. Bu zeminde kurulan ilişkilerde büyük bir değer ve
insani öz vardır. Komünistlerin ilişkilerinde büyük bir insanlık
sevgisi, bağlılık ve özgürlük aşkı vardır. Bu da amacımızın
büyüklüğünden, toplumsallığından ve özgürlükçülüğünden
kaynaklanır ve gücünü de buradan alır. Amacımız yeni yaşamı ve yeni
insanı yaratmaktır. Yani devrimdir. Bunun için bir araya geldik, bunun
için örgütlendik ve bunu için yeni bir toplum kurmak için
mücadeleye atıldık.
Her örgütün doğuşundan ve kurulan yoldaşlıklarda ilk dönemlerde her
zaman zayıf olunan süreçlerdir. Bunun temel sebebi, niyetten amaca
bağlanma olsa da özde amaca bağlılığın kökleşmemiş olması;düzenden yeni
kopmuş olduğundan eski yaşam ve ilişki ve alışkanlıklarının ağırlığını
koruma yatar.
Geride bıraktığımız süreç içinde zorlukları kendi gücüne dayanarak
aşmasını ve yeni olanaklar yaratmasını yakalayan ve bu alanda kitlelere
dayanmayı, devrimin zaferinin bir zorunluluğu olarak gören ve bu
ilkeden hareket eden İnşamız, bundan sonrasında bu devrimci çizgisinde
kararlı bir şekilde yürümekten geri durmayacak tır. İnşamızın gelişme
süreçlerinde benzer özellikler görülmüş ve halada görülmektedir. Deyim
yerindeyse yeterince devrimcileşememiş ve komünist ilkeleri
özümleyememiş ucuz devrimciliğin varlığını koruduğu ortamda, yoldaşlık
ilişkileri bazı zamanlarda pamuk ipliğine bağlanmış biçiminde kendisini
ortaya koyuyor. Öyleyse yoldaşlık ilişkilerinin çözümlenmesine her
zamankinden daha fazla gereksinim duyduğumuz bir gerçekliktir.
Yoldaşlık bağlarının zayıf olması, temeli devrim ve sosyalizm amacına
bağlılıktaki zayıflıktan kaynaklamaktadır. Çünkü yoldaşlıkta amaç
birliği ve amaca bağlılık esastır. Amaç devrim ve sosyalizme
ulaşmaktır. Bu da kendisi örgütte ve örgüt ilişkilerinde somutlaştırır.
Bu alanda yaşanan yanılgı ve yetmezlikler amaç ile gerçekliğimiz
arasında belirgin çelişkiler yaratmış, temel doğrultu kaçırılmış ve
güçlü yoldaşlık bağları yaratılamamıştır. Aslında amaç ve aracı yani
örgütü kendimize göre kavradığımız için, yoldaşlık ilişkilerini doğru
bir temele oturtamıyoruz. Yanılgılar ve sapmalar bir birini
kovalıyor. Bunlar köklü olarak aşılmadıkça kişilikte amaç ve hedefe
bağlanmada yaşanan gerilikler yoldaşlık ilişkilerini dumura uğratmaya
devam edecektir.
Ortak bir amaca bağlanmak ve bu amaca ulaşmak için düşmana karşı ortak konumlanmak, yoldaşlığın temelidir.
Konumlanmadan yaşanan güçsüzlük, yoldaşlık gerekçelerini zayıf
kılabiliyor. Bu nedenle bireysel anlayış ve tarzları, keyfiyetçilik ve
kendiliğindencilik peş peşe yaşanabiliyor. Tali sorunların içine
dalınarak asıl sorunlardan uzaklaşılabiliniyor. Hep zayıflıklar
yaşanıyor, çıkışsızlığa yada toplumsal yenilgiye mahkum olmaktan kurt
ulunamıyor. Amaçla aramızdaki mesafeyi açtıkça içe kapanıyor, ormanı
görme yerine ağaca takılıyor, kişilik çatışmalarını yani birbirini
dışlayan ve etkisizleştiren çelişkileri yaşayabiliyoruz. İşte bu
nedenle birlik ve güç yaratmada yetersiz kalıyoruz;parçalanmış ve
güçsüzlüğü tümüyle aşamıyoruz. Dahası bir savaş gücü olma yerine,
başarısızlığın yarattığı sahte çatışmalara kapılıyor, dolayısıyla
devrimci doğrultu elden kaçırılıyor. Bu da mücadeleye göre
konumlanmadaki zorluklardan kaynaklandığını gösteriyor .
Devrimci mücadele, sınıf çıkarlarının yani emekçileri kurtuluşa
götürecek tek yoldur. Devrimci politik amaca bağlanmış yaşamdır ve
mücadele gücü olabilmek için amacı güçlü bir sahiplenmek şarttır.
Öncelikle ortak bir irade birliği yaratılmalı ve bu zemin üzerinde
güçlü bir örgüt birliği sağlanmalıdır. Örgütsel biriliğin harcı
yoldaşlık bağlarıdır. Yoldaşlık, mücadele arkadaşlığı ve yoldaşlığıdır
ve yarattığı bağlılık muazzam enerji ve coşku yaratır. Çünkü
mücadelenin doğası her koşulda düşmana karşı ayakta kalabilmek ve
savaşmaktır. Savaşı kazanabilmek içinde güçlü devrimci bağların
yaratılması gerekiyor. Mücadelenin çelişkisini güçlü yaşamadığımız için
yoldaşlığa gereken anlamı yükleyemiyoruz. Çünkü eylemsizliği ve
iradesizliği tümüyle aşamıyoruz. Mücadele çizgimizi yaşamla
buluşturma yerine, kendi şahsımızda boşa çıkarıyoruz, bizi birleştirip
büyütecek olan sınıflar çelişkisini yumuşatmaya çalışıyoruz. Hatta çoğu
zaman kendimizle devrimci çizgimizle düzeni uzlaştırmaya çalışarak,
birlik gerekçemizi zayıflatıyoruz. Birlik gerekçemiz zayıflayınca da,
kaçınılmaz olarak ilişkilerde eski sosyal düzeyi, bir birini
yüceltmeyen sıradan arkadaşlık ilişkilerini yaşıyoruz. Hatta bunu
yakalamayanlar dahi mevcut. Durumu böyle olunca da, bizim irade ve
eylem birliğimiz istenilen güç ve büyümeyi yaratamıyor.
Bizim için örgüt birliği ve kolektivizm yaşamsal önemdedir. Bir maddi
güç yaratmak içinde buna büyük gereksinimiz vardır. Güç, ideolojiden,
örgütten ve yoldaşlıktan beslenir. Kolektivizm bunun temelidir.
Bireycilik. özerklik ve tekleşme vb. gibi tarzlar, kolektivizm ve
yoldaşlıkla bağdaşmayan küçük burjuva yaklaşımlardır. Komünist örgütte
bireyciliğe, özerkliğe, ahbap çavuş ilişkilerine, sorumsuzluğa ve
emeksizliğe yer yoktur. Ayrıca bizim açımızdan sorun, sadece kendi
örgüt birliğimizi yaratmak değildir. Biz buradan, emekçi halklarla
birlik ruhu ve gücüne ulaşmalıyız. Zaten bu olmadan gerçek bir örgüt
birliğini ve ilişkisini de oluşturamayız.
Örgütümüzün birliğimiz enternasyonalist bir temelde yükselen,
İbrahim’lerin, İrfan’ların, Münir’lerin, Ali’lerin,
Meral’lerin, Kemallerin, Ali Ekberlerin vs. yoldaşlığına dayanır.
Bu yoldaşlıkta, dil, din, ulus ve mülkiyet sınırları aşılmış, komünizme
ve insanlık değerlerinin temsiline ulaşılmıştır. Öyleyse bizde
yoldaşlık bağları, aynı zamanda emekçi halkların devrim bağları olarak
görülmelidir. Yoldaşlığın ve örgüt birliğinin bu özü de doğru
kavranmalı ve önder ve militan yoldaşlardan gerçekleşen derin yoldaşlık
bağları esas alınmalıdır. Oysa mevcut duruma bakıldığında ilkesizliğin,
sınıf dışı eğilimlerin, küçük burjuvazinin boş boğaz geri sosyal
düzeyin, bireyciliğin-benciliğin çeşitli biçimlerini görüyoruz. Tüm
bunların aslında a-sosyalliğin ve a-politikliğin tahribatlarını
yansıtıyor. Nitelikli ve kalıcı yoldaşlık bağları oluşturulamıyor,
birlik yakalanamıyor. Haliyle güç, iradeleşme, otorite olma ve
merkezileşmede sağlanamıyor. Hatta bir duruşsuzluk ve yalamalık
yaşanıyor.
Tamda bu noktada ''Ben bu kadar iyi niyetle yaklaştım'', ''böyle olsun
istemedim'' vb. yaklaşımlarımız bir değer taşımıyor. Bu
niyet devrimciliği yapmak oluyor ve politikada niyetlerin değil
sonuçların önem taşıdığının bilinmesi gerekiyor.
–devam edecek-
|
|