
KÜRT SORUNUNDA FAŞİST GERİCİ İTTİFAKIN GELECEĞİ OLAMAZ
Tarih: 12.01.2006 Saat: 22:21 Konu: Kürdistan
Kürt sorunu oldumu akan suların durduğu Türkiye gerçekliğinde faşist kafatasçısından Şeriatçısına Sosyal-demokratından liberaline hemen bütün kesimler ittifak içinde hareket ederek Kürt ulusunun olmadığı ve bundan dolayıda kürt sorununa bahsedilemeyeceği tartışmaları yaşanıyor.Hemde bu tartışmaları bilimsellik adına adlarının önünde profesör,doçent vb. yazan öğretim üyeleri,parti başkanları,general eskileri yürütüyorlar Görevleri kafatasçı faşist ırkçı yaklaşımla Kürt ulusu gerçeğini reddetmek ve devletin resmi politikaları aklamakla sorumluluk üstlenmiş olan, ‘Kızıl elmacı’ takımı”alt-üs” tartışmalarını bahane derek yeniden Türkçülüğü şahlandırmaya ve farklı düşünenleri sindirmeye ve korkutmaya çalışıyorlar.Sırtlarını devlete dayamış ve oradan beselnene bu Türkçü takımı medyayıda iyi kullanarak gerici zehirini akımakta ve gerçekleir ter yüz etmekten geri kalmıyor.
Nitekim,faşist kafatasçı kızıl elmacılara bakılırsa, Türkiye Cumhuriyeti, “herhangi ulusal öğenin ırki kimliğini esas almayan ve eşit yurttaşlar topluluğuna dayanan bir siyasal sistem yada oluşum”dur. “Etnik kimlikler milli kimlik içinde birleşmiştir; etnik kimliğe yönelik herhangi baskı yoktur. Türk-Kürt ayrımı sunidir. Etnik sorun olması için kriterlerinin olması gerekir ki, Türkiye’de Kürtlerin olduğunu gösterir veri yoktur.Kürtler türkler ayrı okullara gitmiyor,ayı yerlerde çalışmıyor,ayrı semtlerde oturmuyor, Kürtçe diye bilinen dil birbirinden farklı lehçelerden oluşmuştur. Kürtler mağduriyet psikolojisi içinde oldukları için sorun yaşanmaktadır. Türkiye’deki sorun dış bağlantılı terör sorunundan ibarettir ve bu da terörün ezilmesiyle çözülecektir, ...vs, vb.” Son günlerde ve özellikle gecenin ilerlemiş saatlerinde, TV kanalında düzenlenen Kürt sorunu ve “kimlik” konulu tartışma programlarına katılan çok sayıda üniversite hocası, gazeteci, eski-yeni politikacı, “Türk milliyetçisi” kimliklerine özel vurgu da yaparak, yukarıdaki iddiaları, kırık plak gibi tekrarlayıp duruyorlar. Bu tartışmalarda Gazi Üniversitesi’nde bir ekip gibi çalıştıkları anlaşılan MHP çizgisindeki faşist prof takımı, ülkücü gençlerin doldurulduğu “stüdyo seyircisi” desteğinde, “Kürt milliyetçiliği”ne karşı cepheyi sağlama alma çağrıları yapıyorlar. Bunlarda Doç. Vedat Bilgin ve Prof Ümit Özdağ, katıldıkları TV programlarında Türkiye’de “Kürt olmadığı” üzerine “bilimsel” açıklamalarını yinelerlerken, Kürtçe köy, alan, yer ve kişi isimlerinin değiştirilmesinin, “Türkçe ses uyumsuzluğu nedenli olduğu”na dair, gayet bilimsel açıklamlarda buluuyorlar.Hemde utanmadan. Bu çok bilgin ve uzman politikacı ve gazetecilerin oluşturduğu faşist kafatasçı takımı, tüm bir cumhuriyet tarihi boyunca tekrarlanan “T.C’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür” koşullamasını değiştirilemez-tartışılamaz bir buyruk göstermekle kalmadılar, bu Türk ulusu dışındaki diğer ulus ve ulusal azınlıkları reddeden faşist gerici milliyetçi tanımlamayı “birleştirici”, “sorun çözücü” ve aksi kanıtlanamaz bilimsel bir buluş olarak göstermeye de çalıştılar. Elbette bu faşist gerici güruhun söylediklerinde yeni olan hiç bir şey yoktu; ve “birleştirici” olarak gösterdikleri “herkesin Türklüğü” iddiası ve savunusunun toplumsal bünyede oluşturduğu kangren giderek tüm bünyeyi sarıyordu. Aslında bu tartışmaları bu yoğunlukta yapmalarının en önemli nedeni de “doğruluğu”na iman tazeledikleri bu şoven Türk milliyetçisi politika ve anlayışlardı. Türkün milliyetçiliğini gereklilik ve hak; Kürtün baskıdan kurtulma, eşit ulusal haklara sahip olma ,kendi kaderini belirleme istemini ise “bölücü suç” saymayı sürdürerek, iflas etmiş egemen imha ve inkar politikaya inandırıcılık kazandırmaya çalışıyorlardı. Ama o tartışmaları az çok izleyen insanlar bile, bu kafatasçı faşist gerici takımın inkarcı Türkçü politikaların 82.yıldır işbaşında olmasına karşın Kürt gerçekliğinin varlığınıın ortadan kaldırmadığı ve Kürtlerin bir ulus olarak varlığını sürdürdüğü gerçeğidir.Bu faşist kafatasçı ”Herkes Türktür” diyerek Kürt sorunu diye bir sorunun varlığını reddenlerin vardığı yer “ülkeyi Yugoslavyalaştırma”nın eşiği.Peki bunu söyleyen Kızıl Elmacılar bir yandan Türkiyenin bölünüp parçalanacağı paranoyası içinde olurken öte yandan Kürt sorununun kendi emperyalist ABD emperyalizminin çıkarları için kullanmaya çalışan taşeron politikada ısrar ediyor olmalarıdırd. Altmış yıldan bu yana sadık biçimde sürdürdükleri Amerikan uşaklığı ortadayken, Kürtlerin “yabancılarla işbirliği”nden söz ediyor, suçluyor, ve tarihi tahrif ederek Türk ulusundan emekçileri aldatmaya çalışıyorlar. Ulusal ayrımcı politikada ısrar ediyor, Kürt dili ve kültürünün serbestçe gelişmesine ve Kürtçe eğitime büyük bir öfkeyle karşı çıkıyor; böylece Kürtleri Türklerden ayrılma yönünde büyük bir baskı altına alıyor, ardından dönüp bölücülük suçlaması yöneltiyorlar. Bu sözde zoraki birlikçi politika Türkiye’nin çeşitli milliyetlerden emekçilerinin haklarına da, çıkarlarına da, eşit haklar temelinde gönüllü ve kardeşçe birliğine de düşman bir politikadır.Bundandır ki bu faşist şoven, asimilasyoncu ve ayrımcı politika çıkmaz içinde debeleniyor ve gerici birlik çatırdıyor Bu inkarcı vr imhacı politikanın Kürtleri hedef aldığı açık bir gereçek.Türk ulusundan emekçiler ise, bu zehirleyici politikanın devamının emperyalizm işbirlikçisi gericiliği güçlendirme, yönetimini sürdürme olanağı anlamına geldiğini görerek, onu etkisizleştirmek için mücadeleyi yükselterek, Kürt ekmekçileriyle birliği ve kardeşliği ancak bu yoldan yüyerek yakalayabilir ve zaten darbelenmiş faşist gerici ittifakları bu yoldan yürünerek tümden parçalanıp eşitlik,özgürlük ve gönüllü birliktelik sağlanabilir.
|
|