Tasfiyeciliğe Karşı Nisan Konferansının Devrimci Geleneklerini Yaşatıyoruz
Tarih: 02.04.2010 Saat: 12:52
Konu: Haberler


TKP/ML Hareketi I. Genel Konferansı 1979 yılı Nisan ayının 22-27 tarihlerinde, sıkıyönetim destekli faşist diktatörlüğün saldırılarının yoğunlaşarak yaygınlaştığı ağır ayasal koşullarda toplandı ve başarıyla sona erdi.
I. Genel Konferansımız, örgütümüzün ve çeşitli milliyetlerden Türkiye proletaryasının siyasal yaşamında önemli bir atılımın ifadesiydi. Marksizm-Leninizm^’in ışığında almış olduğu kararlar, atmış olduğu adımlar bu olgunun açık somutlaşmasıydı. I. Genel Konferansımız, örgütümüzün 7 yıllık tarihinde toplamış olduğu ilk konferanstır.
Genel Konferansımız, 1972 de, örgütümüzün doğuşuyla birlikte ortaya konulan, Konferansımızın toplanmasına kadar geçen süreç dilimin de derinleştirilerek geliştirilen Marksist-Leninist platformumuzu onayladı. Merkez Komitesini, Marksizm-Leninizm’in ve platformumuzun yol göstericiliğinde, her renkten anti-Marksist-Leninist teori ve pratiğe karşı ilkeli, uzlaşmaz ve kesintisiz bir ideolojik, politik savaşımını vermekle görevlendirdi.
Genel Konferansımız, 1977'de oluşturulan, gelişen kavrayışa bağlı olarak daha da derinleştirilen, Leninist örgütlenmenin ilke ve kural tanımını içeren, örgütümüzün sınırlarını belirleyen, örgütsel işlerliği somutlaştıran Tüzüğümüzü onayladı.
Platformumuzun ve Tüzüğümüzün, örgütümüzün en üst yönetim merkezi olan Genel Konferansımızda onaylanma-a (çeşitli milliyetlerden Türkiye proletaryası ve onun siyasal öncüsü olan örgütümüzün tarihsel değerdeki ileri kazanımlarıydı. Bu kazanımların korunması, derinleştirilerek geliştirilmesi, devrim ve komünizm kavgasının sönmeyen meşalesi haline getirilmesi her zamankinden daha önemlidir. Özellikle yenilgi dönemlerinin genel bir hastalığı olan ve örgütümüzde de hortlayarak, bir hizip olarak örgütlenen tasfiyeciliğin teorik, politik, örgüt sel-pratik tasfiyeciliği, oportünizmi, örgütümüzün de tasfiyecilikten önemli oranda etkilenmesi yukarıdaki saptamamızın  doğruluğunu vurgulayan olgulardır.
Genel Konferansımız, partileşme süreci ve bu süreçte komünist hareketin görevlerini Marksist-Leninist temelde 9ozdii. Proletarya partisini yeniden kurma görevinin tüm çalışmalarımızın merkezinde durduğunu özellikle vurguladı. Merkez Komitesi'ni proletarya partisini yeniden kurma görevinin öznel koşullarını oluşturmakla görevlendirdi. Bu görevin yerine getirilişi sürecinde, her renkten anti-parti teori ve pratiğe kar§i ideolojik savaşının belirleyici işlevine özel dikkat çekti.
Genel Konferansımız, Mao Zedung'un Marksizm-Leninizm’in bir ustası olmadığını, 1970'ten sonra bir karşı-devrimci olduğunu belirledi. Yanı sıra, MK'ni, ÇKP'nin ve Mao Zedung'un ne olup olmadığı sorusunun açığa (Çıkarılması için, bir kampanya açmakla ve sonuçlandırmakla görevlendirdi. Bu karar tarihsel öneme sahipti. Çünkü bu karar, ( ÇKP ve Mao Zedung revizyonizmine karşı bir savaş çağrısıydı; partileşme surecin de ileri doğru atılmış bir adımdı; AEP önderliğinde Çin modern revizyonizmine karşı kararlılıkla başlatılan ilkeli savaşında örgütümüzün safini doğru seçmesinin göstergesiydi.
Nitekim, Merkez Komitesi, Konferansın verdiği direktif doğrultusunda bir kampanya açtı ve kampanyanın birinci bölümünü başarıyla sonuçlandırdı ve bu sonuçları da kamuoyuna sundu. Bu kampanyayla birlikte, ÇKP'nin ve Mao Zedung'un hiç bir zaman Marksist-Leninist olmadığı kavrandı ve mahkum edildi. Bu kampanya, örgütümüzün politik ve örgütsel özellikle de teorik alanda olgunlaşmasında ileri bir adım attı; modern revizyonizme karşı savaşımımızı derinleştirdi ve genişletti. Böylelikle parti yolunda ileri bir adim daha atılmış oldu. Bugün, gecikmiş bir görev olarak önümüzde duran, teorik temelleri ortaya konularak mahkum edilen "Mao Zedung Düşüncesi"nin platformumuz üzerindeki etkilerini açığa çıkararak, attığımız bu ileri adımı tamamlamaktır. Örgütümüz, bu görevi yerine getirmenin bilinciyle ilkeli yolda yürümektedir.
Genel Konferansımız, proletaryanın sınıflar savaşımındaki tarihsel rolü üzerinde durarak, çalışmaların işçi sınıfı, en başta da sanayi proletaryası içinde yoğunlaştırılması gerektiğini kararlaştırdı ve Merkez Komitesi'ne faaliyetleri bu doğrultuda biçimlendirme ve geliştirme direktifi verdi. Bu karar büyük bir öneme sahipti. Nitekim, örgütümüzün proletarya içinde çalışmaya yönelimi özellikle Nisan Konferansı sonrası daha da yoğunlaşmış, gelişmiştir.
Genel Konferansımız, kavrayış düzeyine uygun olarak, örgütümüzün, hata ve ye tersizliklerini irdeleyerek, çözümledi. Hata ve yetersizliklerimizi nedenlerini ve gideriliş yollarını somutlaştırdı.
Genel Konferansımız, sınıf savaşımın da  yer alan çeşitli sınıf ve tabakalara ilişkin özgül politikalar oluşturmanın özel önemini vurguladı. Özgül politikalar oluşturma ve geliştirmenin komünist kitle çalışmasını ilerletmek bakımından taşıdığı rolden hareketle Merkez Komitesi'ni, bu alandaki hata ve yetersizliklerimizi gidermekle görevlendirdi.
Genel Konferansımız, örgütümüz tarihinde ilk kez demokratik bir tarzda önderlik organını seçti ve Merkez Komitesi'ni Genel Konferansımızın aldığı kararlar, verdiği direktifler ışığında yönetmekle görevlendirdi.
Genel Konferansımız, başta AEP olmak üzere uluslararası komünist hareketle sosyalist Anavatan Arnavutluk'la proleter enternasyonalist birlik ve dayanışma içinde olduğunu vurguladı. Örgütümüzün uluslararası komünist hareketin bir parçası olduğunu, uluslararası komünist hareketle yakın ve kopmaz bağlar kurmanın özel önemi üzerinde durarak, bu görevi yerine getirmek için Merkez Komite sini görevlendirdi. Yanı sıra, Genel Konferansımız, dünya proletaryası ve ezilen halkların ulusal ve toplumsal kurtuluş savaşımlarının yanında olduğunu bir kez daha ilan etti.


Yukarda, genel hatlarıyla özetlediğimiz gerçekler. I. Genel Konferansımızın tarih sel önemini sergiler niteliktedir. I. Genel Konferansın toplanmasından bu yana 31. yıl geçti. Dönüp geriye söyle bir baktığımızda ileriye doğru önemli adımlar atmakla birlikte, Genel Konferansımızda belirlenen görevlerin 12 Eylül sonrası esas olarak yerine getirilmemiş olduğunu görmekteyiz. Bunun asıl nedeni, 12 Eylül sonrası yenilgi ve politik durgunluk tarafından belirlenen dönemin genel bir hastalık haline gelen tasfiyeciliğin, örgütümüzü de ağır bir şekilde etkilemiş. olmasıdır. Hizip tam da bu tasfiyeciliğin çocuğu olarak dünyaya geldi ve örgütümüze karşı tasfiyeciliğin bayraktarlığını, üstlendi.
Tüzüğümüz Genel Konferansın 3 yılda bir toplanmasını emreder. Oysa MK, 1982 yazında, taktiğin geri çekilme taktiği olduğu dönemlerde Genel Konferans'ın toplanmayacağı sağ oportünist bakış açısı ve siyasal koşulların aşılmaz olduğu sağ oportünist tespitinden hareketle II. Genel Konferans'ı süresiz olarak erteledi ve bu örgüt tarafından da benimsendi. Zaten o döneme kadar Konferans hazırlıklarına da girişilmiş değildi. Bu durum, örgütümüzün son bir büyük yıldır yasadığı iç bunalımda ve çektiği acılarda oldukça önemli bir rol oynadığı gibi, sorunlarımızın birikmesini, örgütümüzün içe kapanmasında doğrudan etkiledi. Bugün örgütümüzün önünde ağır ve zorlu görevler durmaktadır. Örgütümüz bu gerçeğin bilincinde; sorunlarını Marksizm-Leninizm’in yol göstericiliğinde çözmenin azmi içindedir. Hiç bir oportünist, revizyonist, ve gerici saldırılar bu görevleri yerine getirmemizi engelleyemeyecekti

 





Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi.net/modules.php?name=News&file=article&sid=2166