GÜLÜŞÜNÜ ÖZLEDİĞİMİZ HER DÖNEMİN ÖNDER MİLİTANI MUNİR DIŞKAYA
Tarih: 15.07.2005 Saat: 00:00
Konu: Onlardan Bize


Tarihte ilklerin her zaman ayrı bir yeri ve anlamı olmuştur. Çünkü ilkler hep sürükleyicidir. Bir insanda, kaybedilen koca bir tarihin yeniden vücut bulması ve geleceğin aydınlığa açılan kapılarının aralanmasıdır. Bu yüzden 30 temmuz 1979 yılında elim bir kazada erkence kaybetmiş olduğumuz Münir Dışkaya yoldaş  komünistlerin ve  emekçilerin bilincine  ve yüreğine sözüyle özü bir ve her dönemin önder komünist   militanı olarak yazıldı ve onun izinde yürüyenler bugün onun gibi   gecesini gündüzüne katarak çalışkan ve   enginleri fethetme ruhuyla donanmaya çalışarak, yarım bıraktıklarını tamamlamaya çalışıyorlar.

Komünist militanlar devrimci özveri ve  çalışkanlıkları, görev aşkıyla dolu olmaları ve başladıkları işi sonuna kadar götürmeleri ve pratik eylemleriyle  kendi zamanlarını yaratmış ve zorluklardan asla yılmayan ve düşüp yeniden ayağa dikilerek yoktan var etmesini bilen kişiliklerdir. Dahası komünist önderlerin ayırdedici özelikleri  başkalarının peşinde sürüklenen değil yol gösterici,  öğreten ve çözümlemeleri ve ön görüleriyle, fedakarlıkları ve çalışkanlıklarıyla kavgada  en önde olmalarıyla  kendi peşlerinden sürükleyenlerdir. Çünkü komünist önder militan  en olmadık zamanda imkansızı başarmanın adıdır aynı zamanda. Bütün umut yakılanların  söndürüldüğü yerde umut aydınlığını yeniden yakabilmenin cesaretidir. Kuşatılmışlık zırhını adeta kendi devrimci kaynağından fışkırırcasına delme gücü ve iradesidir.
 
Tarihin her dönemi böylesi anlamları olan komünist önder militanların  çıkışlarına tanıklık etmektedir. Faşist baskının, zulmün ve sömürünün  en üst düzeye çıktığı süreçlerde ortaya çıkan ön açıcı önderler , tarihin yönünü de değiştirmiş kişiliklerdir. Mevcut yazılı tarih,  sistemlerin kendi kanlı elleriyle ördükleri yaşamın izlerini taşıyan bir tarih olurken, özünde faşist  zulmü, baskıyı ve haksızlığı içeren bir tarihtir. Bu tarih ezilen ve sömürülen emekçi halkların  tarihidir. Halkların gerçek tarihini olayların ayırdındı olan  öncülerin iradi gerçekleştirdikleri  eylemlerle başlamaktadır. Bu eylemler işçi sınıfı ve emekçi halkların belleklerinde kaybolmayan eşitlik ve özgür bir dünyanın yaşatılmasının   hedefini  eyleme dökmenin ilk kıvılcımı olmuşlardır. Hiç bir haksızlığı içiler ve emekçi halklar adına kabul etmeyen bu kişilikler,  bulundukları dönemde  sistemleri en güçlü sorgulayanlar olarak ortaya çıkmışlardır.
 Günümüzde de bu sorgulamaların, egemen burjuva kapitalist sömürücü sistemin kendini yeniden ayakta tutmaya çalışma çabaları karşısında daha güçlü geliştirilmesi ve tarihteki her kahramanın ortaya çıkarttığı eylemin bugünün eylemleri ile bütünleştirerek ileri taşınması gerekmektedir. Devrim ve sosyalizm hedefine  ulaşmak için bu tarihsel sorgulamaları günümüz insanlığının ulaştığı düşünsel düzeyin yarattığı fırsatlarla bütünleştirmek ve ona göre mücadele anlayışını derinleştirmek önemli olmaktadır.
 
Sömürü ve  zulmün her türünün ortan kaldırıldığı istemi komünist önderlerin çıkış karakterlerine ve felsefelerine damgasını vuran bir gerçekliktir. Her komünist önder militanın yaptıkları ve yarattıkları devrimci değerler, tarihte bu komünist kişinin  özelliklerini  daha iyi görebilmek bakımından mümkün olmaktadır. Bugün de hala devam eden ve daha yakıcı bir şekilde kendini hissettiren eşitlik ve özgürlük arayışları, günümüze bir miras gibi devredilen komünist militanların kahramanlıkları  eylemleriyle taşınmıştır. Çünkü komünist önderler her zaman bir çıkış noktası olarak, ilklerin başlangıcı;kendini feda etme, düşünce ve eylemlerini büyük kararlılık ve ısrarla yürütmenin adı olmuşlardır.  

Her ileri atılış ve ön açıcı rol oynamak kendi zamanının ve koşullarının içinde çıkmış olsa da,  insanlığın bilincinde her dönem için umut ışığı olmayı, yani sürekli yaşamayı başarmışlardır komünist önderler. Çünkü onlar da kaybolmayan insanlık değerlerinin bütünü vardır. Değişen koşullar, mücadelenin ulaştığı yeni aşamalar, onların bu sürükleyici, örgütleyen ve yol gösteren özlerinin kaybolmasını değil, tam tersine daha fazla geleceği aydınlatan,  mücadeleci kalan özlerini arar kılmıştır. Onlar bir zincirin halkası gibi bu değerleri büyüterek her dönemde,  insanlığın umudu, ilhamı olmayı başarmış kişiliklerdir. Her dönem kendi özelliklerini yaratırken, onların bu özlerini bir sentez gibi sürekli yenileyerek devam ettirir. Ve bu öz hiç beklenmedik anlarda kendini ortaya çıkartır. Egemen burjuva kapitalist sömürücü sistemler olduğu sürece tarih kendi önder militanlarını ortaya çıkarmaya devam edecektir.
 
Türkiye devrim  tarihi de, komünist hareketin  ortaya çıkışıyla  ön açıcı ve örnek olan komünist önderlerin –İbrahim Kaypakkaya, İrfan çalik, Munir Dışkaya- mücadelesine tanık olmuştur. Sınıflar savaşımını gelişim hızı ve komünist hareketin yarattığı gelenek, Munir yoldaş gibi önder komünist militanların ortaya çıkarttıkları mücadele ve  yaşlarının üzerinde erken olgunlaşan ve ağır devrimci görevlerin altına   girmekten geri durmayan  devrimci girişkenliğiyle devam etmiştir. Yani komünist hareket defalarca kırıldı ve ihanet yaşadı ama  şehitlerin ideallerine ve  yarattıkları değerler bağlı kalmaktan, onların kavgasını bugünlere taşımaktan  asla  geri kalmadı.
 
Komünist hareketin mücadele tarihi ve  dünden bugüne taşıdıkları  olumluklar,  her şeye rağmen devrim ve sosyalizmde sıkıca bağlı kalmanın ve önderlerin  özelliklerinde sürekli öğrenme ve kendisine eleştirel  bakana devrimci  tutumuyla bağlı bir  olguydu. Münir yoldaş çalışkanlığı ve devrim ve sosyalizme tutkuyla bağlılığı ve  bağladığı işi sonuna  kadar götürme kararlılığıyla   yoldaşları arasında genç yaşında öne çıkmış birisiydi. Çünkü zor dönemde eğilip bükülmeden çıkmış ve çetrefilli sorunların üstesinde kolayca gelebilme  olgusu hiçbir şekilde kolay dile getirilebilecek bir olgu değildir. Bu komünist militan önder özellik her şeyden önce kaybedilen insanlık ahlakı ve vicdanının komünist  adı olduğunu bilmek gerekiyor. Bir insanı böylesi zorlu mücadele ve eylemlere götüren inanç kararlılık ve güç nereden kaynağını alıyordu ve bu çıkışları gerektiren koşullar faşist diktatörlüğün işçi sınıfı ve emekçi yığınlara dayatmış olduğu sömürü ve zulme, onursuz bir yaşama  başkaldırı demekti. Devrimci ve komünistler faşist diktatörlüğün bütün bu sindirme, yok etme çabalarının karşısına birer özgür yaşam abideleri olarak dikilmişlerdir. Tarih, işçi sınıfı ve emekçi  halkların devrimci  oğul ve kızlarına  içinde bulunulan karanlıktan çıkmak için, devrim ve sosyalizme fenerine sarılmaktan   başka bir yol bırakmamıştır. Dahası faşizmi ve kapitalizmi darbeleşmek için, büyük eylemler ve önder kişilikler olmadan, karanlığın kuşattığı yaşamın içinden insanlık değerlerini gün yüzüne çıkartmak mümkün değildi. Faşizmin tarumar ettiği bir  toplumda  karanlığı yırtacak  önderlerin çıkması ve  rollerini oynamak için ileri atılmaları kolay değildi. Ama Munir yoldaş önderi İbrahim Kaypakaya yoldaşın öğrencesi olarak ondan öğrendiklerinin sıkı takipçisi oldu ve gittiği her yere devrim ve sosyalizmin rüzgarını taşıdı.
 
En zor koşullarda ve büyük imkansızlıklar içinde komünist hareketin önderliğinde görevler üstlenene Münir yoldaş devrimci görevlerini yerine getirmek için hummalı bir faaliyet içerisine yöneldi. Hiziplerin tahribat yarattığı İstanbul örgütünü toparlayıp ayağa kaldırmada  önemli sürükleyici  rol üstlenen ve bunu da yerine getiren Münir yoldaş tam bir görev adamı olarak öne atıldı, büyük küçük görev ayrımı yapmadan taşı taş üzerine koyarak yoldaşlarının  kendine gösterdikleri  güvene layık olduğunu mücadelenin her cephesinde göreve koşarak  tanıtladı ve  bitmek bilmeyen enerjisi, örgütçü inisiyatifli ve militan özellikleriyle, yüzünde eksik olmayan  görüşleriyle  hep yoldaşlık sıcaklığının timsali oldu. Bürokratizmin ve  liberalizmin düşmanı olan Münir yoldaş, ilkeli duruşun ve feda ruhu içinde ileri atılmanın örneği oldu.
 
Devrim ve sosyalizm  davamıza daha fazla katkı sunacak ve uzun dönem  hizmet edeceği bir dönemde  dikkatsizlik ve yeterli titizliğinin gösterilmemsi sonucu Munir yoldaşı Temmuzun 30’da Adana’da  elim bir kanal kazasında kaybettik. Munir yoldaşın kaybı  hareketimiz için  erken ve  yeri doldurulması güç bir  kayıptı. Elbette, kendini yaratmanın ve mücadeleyi sürdürmenin en önemli özelliği şehitlerimiz kaybedilmeyecek bir tarihi yaratmanın eylemcileri olmuşlar olmalıdır.

Munir yoldaşı kaybettiğimizden buyana 26 yıl geçti. Ama o sanki dün gibi yanı başımızda,  kavgamızda bizi denetlemeye devam ediyor. Bir kez daha  daha anısı önünde saygıyla eğilirken, yoldaşın anısına  bağcılılığımızın  sözünü devrim ve sosyalizm mücadelemizi daha da büyüterek vereceğimizi belirtiyoruz. Münir yoldaş ve devrim şehitlerimiz  bizim yaşama bağlanma ve varolma gerçeğimizdir. Münir yoldaş  yüreğimiz ve bilincimizde her an yanan umut ve kavgamıza gülen  komünist militanı olmaya devam edecektir. Anısını yaşatacak ve yarım bıraktıklarını tamamlayarak yoldaşın bize bıraktığı değerleri bayraklaştırarak  ete-kemiğe büründürmeye devam edeceğiz.






Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=19