
MUSUL-KERKÜK HALLERİ YENİDEN DEPREŞİRKEN-
Tarih: 15.07.2009 Saat: 12:56 Konu: Kürdistan
Musul-Kerkük sorunu geçmişten bu yana TC devletinin ağzının suyunu akıttığı sorunların başında gelmiştir. Ortaya çıkan her fırsatta sınırların yeniden çizilmesi düşlenmiş dillendirilmiştir. Nitekim sahibinin sesi burjuva medya son günlerde Irak Kürtlerinin ‘Musul Vilayeti’ adı altında Türkiye’yle birleşmek istedikleri konusunda haberler yapıp senaryolar çiziyorlar. TC devleti ve egemen sınıfların Musul ve Kerkük üzerindeki emperyalist hayallerini canlandıran bu iştah kabartıcı haberlerin kaynağı olarak da, merkezi Brüksel’de bulunan ‘Uluslararası Kriz Grubu’ adlı bir “Amerikan düşünce kuruluşu” gösteriliyor. İşte bunca tantana, bu Amerikan menşeli kuruluşun, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden sonra olası gelişmeler konusunda hazırladığı ‘Irak ve Kürtler’ adlı bir rapor ve bu raporda ismi açıklanmayan bir “Kürt yönetici”nin söyledikleri nedeniyle koparılıyor. Bu Amerikan kuruluşu, “Irak ve Kürtler” başlıklı raporunda demiş ki; “Kuzey Irak Türkiye’ye bağlanabilir, Türkiye böylece Musul-Kerkük coğrafyasında petrol ve doğal gaza erişir”. Aslında bir yerde yavaş yavaş Kürt sorununda dillendirilen “tarihsel fırsat”ın ne olduğu anlaşılmaya başlıyor. Bilindiği üzere Türkiye’nin Kürt sorununun çözümünde bir “tarihsel fırsat”tan söz edilmemişti, operasyonlar sürüyordu ve kapsam daha genişti. “Tarihsellik” daha derinlere iniyordu! “Musul vilayetinin canlandırılması...” “Musul-Kerkük”e kavuşma... Bu, tabii evladiyelik rüyasıdır egemenlerin. Günümüzün küresellik/uluslararasılık modasında, hele bir de “eşit ortaklık” ve model ülke ve Amerikan destekli “bölge gücü” olma fırsatı varken! “Yeni Osmanlıcılık” nasıl ortaya çıkmaz? Osmanlı damarı nasıl depreşmez? Raporda ismi verilmeyen Kürt yönetici, ABD’nin Irak’tan çekilmesinden sonra olası çatışmalar karşısında, Irak Kürtleri için en güvenli yolun “Musul vilayeti” adı altında Türkiye ile birleşmek olduğunu söylüyor. Koparılan gürültü patırtı bir tarafa bırakıldığında, bu raporun Güney Kürtleri ile Türkiye arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi mantığıyla hazırlandığı anlaşılıyor. ABD’nin, Irak Kürtleri ve Türkiye’yi emperyalist politikalara hizmet/taşeronluk temelinde iş birliğine zorladığı ve bu süreci hızlandırmak amacıyla her iki tarafı (Güney Kürtlerini güvenlik, Kerkük ve Türkiye’yi de PKK’ye karşı mücadele ve pazardan pay alma gibi konular üzerinden) sıkıştırdığı biliniyor. Meseleye buradan bakıldığında, söz konusu raporun, tam da ABD’nin bu amacına hizmet etmek üzere hazırlandığı/hazırlatıldığı görülüyor. Konumuz Türkiye burjuvazisinin Musul-Kerkük hayalleri ve Irak Kürtleriyle birleşme olduğuna göre, burada Turgut Özal’ı da anmak gerekiyor. Özal, Baba Bush zamanında ABD’nin Saddam’a karşı başlattığı ‘Körfez Savaşı’na katılma yönündeki politikasını “bir koyup üç alma” olarak ifade etmişti. Yani Türkiye, savaşa katılacak ve savaş sonrası pazarlıklarda Musul ve Kerkük üzerindeki tarihsel hak iddiasını yeniden gündeme getirecekti. Türkiye aktif olarak savaşa katılmasa da, Özal, bu emperyalist hayalin peşini bırakmamış, savaştan sonra Irak’ın fiili olarak ikiye bölünmesi karşısında (36. enlem Saddam ile bugünkü Kürt Federe Bölgesi arasındaki sınır olmuştu) “Kürtlerle federasyon kurulabileceği” görüşünü dile getirerek tartışma yaratmıştı. Özal, Sovyetlerin yıkıldığı ve ‘Doğu Bloku’nun dağıldığı bir dönemde iş birlikçi ülke burjuvazisinin “Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar Türk dünyası” hayallerinin gözü kara bir temsilcisiydi. Kürtlerle birleşerek, hem Musul Kerkük üzerinden hak sahibi olmayı, hem de Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözerek geniş bir alanda taşeronluk rolünü oynayabileceğini hesaplıyordu. Bu hesaplar nedeniyle Özal’ın Kürt sorununu çözmek istediği, “Kürtlerin hamisi” olduğu vs. üzerine çok şey söylendi. Özal, tek kutuplu ‘yeni dünya düzeni’nin ilan edildiği bir dönemin siyasetçisiydi. Bugün emperyalist kamplar arasında keskinleşen çelişki ve çatışmalar böylesi hayallerin görülmesine bile olanak tanımıyor.. Evet, “bu fırsat kaçmamalı” diye görünüyor! “Yurtta sulh, cihanda sulh”tu falan, ama bu noktada çakılıp kalmak, en azından iki yıl önce yayınladığı “aktif dış politika” öneren (sonradan MGK’da kabul edilen) raporuyla MİT ve A. Davutoğlu gibilerine aptallık olarak görünmektedir. “Çağın” ya da “zamanın koşulları”na katiyen uygun sayılmıyor artık eski politika ve sloganlar. “Sulh” ya da “barış” yerine artık çatışma ve savaş geçirilmektedir. Başka türlü, o “uluslararası grup”un Musul-Kerkük raporunun üzerine bunca balıklama atlanır mı? Rapora göre Iraklı Kürtler şöyle dermiş ki: “Eğer Şiiler İran’ı, Sünniler Arap dünyasını seçerse, Kürtler de Türkiye ile ittifaka girmek zorunda kalacak. Türkiye’nin de bu kapsamda Kürtlere ihtiyacı olacak. Biz Türkiye ile birlikte olmak zorundayız ve Türkiye açısından bakarsanız, Irak’ta bizden başka dost ya da ortakları yok... Bağımsız olmak hakkımız, ama bu olmazsa Türkiye ile olmayı Irak’la birlikteliğe tercih ederiz. Çünkü Irak demokratik değil.”
Türk diplomatik çevrelerinin görüşü de şöyleymiş: “Iraklı Kürtlerle ekonomik birliktelik gelecekte mümkün. Fakat bu resmi değil fiili birliktelik olmalı. Biz Irak’ın bütünlüğünün korunmasından yanayız... Fakat... Kürt bölgesiyle sınırımızı esnek hale getirerek ekonomik serbest bölge oluşturabiliriz.” “Sınırların serbest dolaşıma açılabileceği” ni Irak Kürdistanı Dışişleri Bakanı S. Dizai de söylüyor.Şimdilik ekonomi, yani sadece petrol ve gaz. “Bataklık”a siyasal ve askeri olarak bulaşmaktan kaçınma eğilimi görünüyor, ama ABD emperyalizminin ipine tutanların koşar adım gidecekleri yer bataklık olacaktır. Bir yanda Kürtlerle birleşerek Musul-Kerkük’ü alma hayalleri, öte yanda sınıra yapılan aşılmaz barajlar ve bitmek bilmeden süren faşist inkar ve imha saldırıları ve kuşatması. Burjuva medyanın ardı sıra manşete taşıdığı bu haberler, ülke egemenlerinin Kürt sorunu konusundaki açmazını ve çıkmazını bir kez daha gözler önüne seriyor. TC devletinin ne Musul-Kerkük hayalleri bitecek nede Kürt sorununda ez ve çöz imhacı ve inkarcı politikası çözüm olacaktır. Kürt halkı yayılmacı hayalleri ve kuşatma saldırılarını direnişle geri püskürtecektir.
|
|