KENDİSİ DÜŞÜNMEYEN TAHAMMÜLSÜZ TOPLUM YARATAN FAŞİST TÜRK İSLAM SENTEZİ
Tarih: 16.06.2009 Saat: 11:34
Konu: Politika Haber


Bahçeşehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in öncülüğünde 12 Nisan-3 Mayıs arasında 34 ilde 1715 denekle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmanın sonuçları, bir çok bakımdan önemli veriler sunuyor. Toplumun geriye gitmesi ve faşist şeriatçı ideolojinin toplumu  kendi doğrultusundan biçimlendirmesi bakımından önemli veriler sunuyor.
Türkiye de toplumda önemli hoş gördüğü ve farklılıkları kabul etme kültürünün geliştiği ve Osmanlı geleneğinin bugünde yaşatıldığı  yalanı pompalanırken veriler durumun hiç de öyle olmadığını aksine, kendi dışındakilere tahammülü olmayan bir toplum yaratıldığı görülüyor.
İstenmeyen komşular:   Hoşgörüyü ölçmek amacıyla sorulan soruda denekler “İstemem” dedikleri komşuları şöyle sıraladı:
“Tanrı’ya inanmayan” (yüzde 75), “İçki içen” (yüzde 72), “Nikâhsız yaşayan” (yüzde 67), “Hiçbir dine inanmayan” (yüzde 66), “Yahudi” (yüzde 64), “Hıristiyan” (yüzde 52), “Aşırı sağcı/solcu” (yüzde 48), “Amerikalı bir aile” (yüzde 43), “Kızları şort giyen aile” (yüzde 36), “Başka bir ırk veya renkten” (yüzde 26).
Kadın-erkek eşitliğini ölçmek amacıyla sorulan sorularda da şu ilginç sonuçlar ortaya çıktı:
- “Ülkede işsizlik varsa, çalışmak kadınlardan çok erkeklerin hakkı olmalıdır” yargısına deneklerin yüzde 17’si “Kesin doğru”, yüzde 47’si “Doğru” dedi. Yüzde 27’si ‘Yanlış”, yüzde 10’u da “Kesin yanlış” dedi.
- “Kız evlat mirastan erkek evladın yarısı kadar pay almalıdır” yargısını da deneklerin yüzde 12’si “Kesin doğru”, yüzde 24’ü “Doğru” olarak niteledi.
- Bir kadının deniz kenarında, plajda mayoyla dolaşması günahtır” yargısını deneklerin, yüzde 18’i “Kesin doğru”, yüzde 40’ı “Doğru”, yüzde 38’i “Yanlış”, yüzde 14’ü “Kesin yanlış” bulduğunu belirtti.
- “Kadınların bir işte çalışmak için kocalarından izin almaları doğru olur” yargısına deneklerin yüzde 20’si “Kesin doğru”, yüzde 64’ü “Doğru”, yüzde 12’si “Yanlış”, yüzde 4’ü “Kesin yanlış” dedi.
- “Müslüman kadın evi dışında başını örtmelidir” yargısını deneklerin yüzde 19’u “Kesin doğru”, yüzde 43’ü “Doğru”, yüzde 28’i “Yanlış”, yüzde 10’u “Kesin yanlış” diye niteledi.
- “Zina yapan evli bir kadının taşlanması (recmedilmesi) doğrudur” yargısını da deneklerin, yüzde 6’sı “Kesin doğru”, yüzde 16’sı “Doğru”, yüzde 44’ü “yanlış”, yüzde 34’ü ise “Kesin yanlış” bulduğunu belirtti.
Deneklerin tehdit algısıyla ilgili bazı soruları da şöyle yanıtladı:
- “Aşırı İslamcı akımlar Türkiye için bir tehdit oluşturuyor mu?” sorusuna deneklerin, yüzde 34’ü “Büyük tehdit”, yüzde 35’i “Bir ölçüde tehdit”, yüzde 17’si “Önemli tehdit değil”, yüzde 14’ü “Hiç tehdit değil” yanıtını verdi.
- “Aşırı İslamcı akımlar dünya güvenliği için bir tehdit oluşturuyor mu?” sorusuna da yüzde 31’i “Büyük tehdit”, yüzde 35’i “Bir ölçüde tehdit”, yüzde 19’u “Önemli bir tehdit değil”, yüzde 16’sı da “Hiç tehdit değil” diye yanıtlandı.
- PKK’yı “büyük tehdit” olarak görenlerin oranı yüzde 82, “tehdit” olarak görenlerin oranı da yüzde 11 olurken, “Hiç önemli tehdit değil veya hiç tehdit değil” olarak görenlerin toplamı ise yüzde 8 oldu.
- “Demokrasi karşıtı girişimler ve düşünceler Türkiye için ciddi bir tehdit oluşturuyor mu?” sorusuna yüzde 41’i “Büyük tehdit”, yüzde 40’ı “Bir ölçüde tehdit” yanıtı geldi.
Araştırmada deneklerin ABD ve AB’ye de şüpheyle baktıklarını ortaya koydu. “Size göre bunların hangisi Amerika’nın amaçları arasında yer alıyor?” sorusunun alt başlığında verilen “Türkiye’yi bölmek” yargısına yüzde 39’u “Kesinlikle hedefliyor”, yüzde 47’si “Hedefliyor” yanıtını verdi.
Aynı soru AB başlığı ile sorulduğunda ise deneklerin yüzde 28’i “Kesinlikle bölmeyi hedefliyor”, yüzde 48’i “Türkiye’yi bölmeyi hedefliyor” yanıtını verdi.
Deneklerin “Aşağıdakilerin hangisi sizin için birinci sıradadır?” sorusuna yanıtlarında “Din” yüzde 62 ile ilk sırayı aldı. “Laiklik” yüzde 16, “Demokrasi” yüzde 13, “Etnik kimliğim” yüzde 5, “Yeterli bir gelir” ise yüzde 4 oldu.
Yukarıda ki araştırma sonuçları faşist diktatörlüğün nasıl bir toplum yarattığını ortaya koyuyor. Sindirilmiş ve örgütsüz bırakılmış toplum faşist ırkçı  şeriatçı düşüncenin etkisi altına çekilerek kendi dışındakilere düşmanlığı, tahammülsüzlüğü derinleştirmiş.



Yoksulluk, sefalet ve açlığın ayyuka çıktığı Türkiye gerçekliğinde sizin için ilk sırada ne önemlidir sorusuna  demokrasi, iş, ekmek en arka sıralarında gelirken dinin ilk sırada çıkması, toplumun nasıl bir kadercilik içine çekildiğini ve dini her şeyin merkezine  aldığını gösteriyor. Haliyle böylesi bir toplumun  sürüleştirilmesi ve  burjuva düzen partileri tarafından yalan ve dolanla etkilenip yönlendirilmeleri hiç de zor olmayacaktır. PKK’yi en büyük tehdit olarak gören ve  devletin kanlı yumruğuna ve Kürtlerin kırımdan geçirilmesine seyirci kalan hatta destekleyen  bir kitlenin, toplumsal sorunlara ne kadar duyarlı davranacakları ayrı bir gerçekliktir. Aslında bu  araştırma sonuçları Türk toplumunun her bakımdan geriye düştüğünü, devletçe bir çizgide faşist Türk İslamcı çizgide derinden etkilenerek biçimlendirildiğini gösteriyor. Buda devrimci ve sosyalistlerin görevlerinin daha da ağırlaştığını ve faşist Türk İslamcı sentezciliğine karşı  her alanda mücadele etmenin aciliyetini ortaya koyuyor.







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1809