
GENÇLIK HER DÖNEM SERMAYENIN HEDEFI OLMUSTUR
Tarih: 16.04.2009 Saat: 16:44 Konu: Gençlik Yıldızı
Türkiye de ilk faili meçhul cinayetlerden biri sayılan Taylan Özgür’ün öldürülmesi kontrgerilla tarafından gençlik önderlerine yönelik bir suikastti. Denizler’in yakın arkadaşı Taylan Özgür, İstanbul Üniversitesi’ndeki bir toplantıya katılmak için geldiği İstanbul’da üniversitenin önünde arkasından vurularak katlediliyordu. Kimine göre vuran bir subaydı kimine göre bir başkomiser. Ama İstanbul’un göbeğinde güpegündüz işlenen bu cinayetten sonra katil silahını cebine koyup, kimliğini etraftaki polislere gösterip, elini kolunu sallayarak uzaklaşıyordu. Bu cinayetle hem önemli bir gençlik önderi ortadan kaldırılıyor; hem de uyanış içindeki gençlere gözdağı verilmek isteniyordu. Kontrgerillayla özdeşleşen Özel Harp Dairesinin bilinen sınırlı sayıdaki operasyonlarından bir tanesi Kızıldere’de Mahir Çayan ve arkadaşlarının katledilmesi idi. Bu katliamı Özel Harp Dairesi’nin birlikleri gerçekleştirmişti. Şimdiki, evinde silah deposu bulunan yarbay gibi 80 öncesi benzer bir isim öne çıkmıştı. Evinde silah deposu yakalanan Yüzbaşı Mehmet Ali Çeviker. Gözaltına alınan sonra serbest bırakılan ve bir daha kendisinden haber alınamayan bu yüzbaşının kontra tetikçisi Abdullah çatlı’ya verdiği bombalarla İstanbul Üniversitesi öğrencilerine yapılan saldırıda 7 öğrenci ölüyor, onlarcası da yaralanıyordu. Bu katliamda da bombayı atanlar özel olarak korunarak olay yerinden kaçırılıyordu. Yine 80 öncesinde yükselen gençlik hareketinin birçok önderi genç kontra timleri tarafından katlediliyordu. Devrimci demokrat öğrenci kitlesine ve yükselen mücadelesine karşı üniversitelerde ülkücü faşistler bizzat kontrgerilla tarafından örgütleniyor ve vurucu güç olarak korunup kollanarak gençliğin üzerine saldırtılıyordu. Gençliğe yönelik bu askeri operasyonların yanı sıra özellikle 80 cuntasından sonra yetersiz görülen psikolojik savaş aygıtı noktasında daha ileri adımlar atılıyordu. Gençliğin uyanışı, örgütlenmesi ve hak arama mücadelesi başta YÖK olmak üzere yeni inşa edilen kurumlarla engellenmek isteniyordu. Bireyci, kendinden başkasını düşünmeyen, kişisel çıkar ve kurtuluş peşindeki bir kuşak yetiştirmek için ideolojik saldırının yanı sıra bunun yetmediği yerlerde baskı ve zorla gençlik engellenmek isteniyordu. YÖK’ün tarihi bunun yeterli kanıtıdır. Sorgulamayan, örgütlenmeyen, ülke sorunlarına kafa yormayan bir gençlik kuşağının yaratılmasında en büyük görev YÖK’e düşmekteydi. Böylesi önemli bir görevle donatılan bu kurumun kadrolarının da kontrgerillanın psikolojik savaşının yeterli deneyim ve birikimlerine sahip olması da işin doğası gereği olmakta. Böyle olunca da katliam için İsrail’den silah getiren adamla öğrenci hareketini boğmakla görevlendirilmiş bir rektörün ortak olmasında çok şaşılacak bir yan bulunmamakta. Özel bir savaşın farklı yönleri için görev alanların yollarlının bir noktada kesişmesinden başka bir şey değil bu örnek.
Daha bilemediğimiz çok örnek vardır elbette. Bilemediğimiz daha çok silah deposu. Henüz bilmediğimiz faili meçhul cinayetler… Daha pek çok bilinemeyen var, şimdilik. Ama bütün bu karanlıkta saklananların açığa çıkması olanaksız değil. Bunu sağlayacak olansa sermayenin çeşitli kliklerinin kendi aralarındaki hesaplaşmaları da değil. Bu siyasi hesaplaşmaların devlete zeval gelmeden durdurulacağı kesindir. Ama ortaya çıkan veriler, belgeler, bilgiler, kanıtlar halka karşı suç işleyenlerin, bunun için karanlık örgütler oluşturanların yakasına yapışılması için yeterlidir. Bunu yapacak güç de bu pisliğe bulaşmamış olanlardır. İşçilerdir, emekçilerdir, namuslu aydınlardır ve geleceği karartılmak istenen gençliktir. Bunun için ayağa kalkmanın tam da sırası.
|
|