ÖLÜMÜ GÖZLERİNDE HİÇE SAYAN KOMÜNİZM ŞEHİTLERİMİZ ÖLÜMSÜZDÜR
Tarih: 08.01.2009 Saat: 12:54
Konu: Onlardan Bize


Sözün anlam yitimine uğradığı, baskı, sömürü ve Kürt emekçilerine yönelik linç girişiminin yaygınlaşmaya çalışıldığı, yoksulluk ve sefaletin derinleşerek sürdüğü koşullarda devrim ve sosyalizm şehitlerini anıyoruz.

Çünkü Onlar hep umut olarak dolaştılar ülkemizin semalarında. Derler ki; ilk insanlar pek konuşmazlarmış. Konuşmamaları da öyle dil bilmedikleri veya çok ilkel olduklarından değilmiş. Doğa ile o kadar özdeşlermiş ki, tüm doğa ile ortak dil kullanırlarmış. Buda en derinden birbirlerini hissetmekmiş. Tüm doğa; hayvanlar, bitkiler ve insanlar aynı frekanstan anlarlarmış birbirlerini. Daha sonra insanlar önce doğayla sonra da birbirleri ile aynı frekanstan ayrılmışlarmış. Ama birbirlerini anlamak için sözü yaratmışlar.

Elbette, ilk insanın sevda tohumunu, sadeliğini, güzelliğini taşıyanlar da varlıklarına devam etmişler. Hem söze anlam kazandırmak ve hem de kaybedilen insanı tekrar aramaya koyulmuşlar. Bunun için tek amaçları kire, pasa bulaşmamakmış. Derileri soyulsa da, çarmıhlara gerilseler de, kuyulara doldurulsalar da boyun eğmezlermiş tıpkı Kaypakkaya yoldaş gibi. Volkan gibi patlayıp önce ölüm, sonra yaşam olanlar da varmış. Taşarlarmış yürekten yüreğe. Her volkanda daha bir arınır, direnişte daha bir kanatlanır, her ateşte daha bir güzelleşirlermiş.

Aslında komünist şehitleri ateş topuydular. Onlar hem uçurum kelebeği kadar narin ve soylu, hem de volkan kadar öfkeli, isyankâr ve ateşte yaşam tutacak kadar büyüktüler.

Peki,neden Kaypakyaya, İrfan, Ali Haydar, Kilis şehitleri, Toraman, ve diğerleri gibi en iyileri en önde düşerler toprağa! Neden yaşamı anlamlandıracaklar erken terk ederler bu yaşamı? Neden doğa en güzel sanatıyla yarattıklarını ilk adaklar arasında sunar? Neden en çirkin pislikleri, en güzel ürünleriyle temizler? Neden acı ve sevinç iç içedir, umut ve gelecek gibi. Neden ve neden?

Aslını sorarsan bulur bazı sorular cevaplarını, ama yürek kaldıramaz. Bilir asırların çarpıklığını, ancak bu narin canlar düzeltir. Ama bedelini kaldıramaz ki… Kimler çağırdı seni? Halayını kimler izledi? “Üzülmeyin benden sonra…” kavgayı harlayın demiştiniz, ve söylediğinizi unutmadan kavgayı daha sıkı ördük ve sizlerin izine takılıp yolunuzda yürüdük inatla ve ısrarla. Kavgamızda ihanet edenler, verdikleri sözler bağlı kalmayanlar, yarı yolda düşenler oldu ve diri kalmaya çalışanlar oldu. Peki neden en iyiler en önde düşerler!

Bilinir ki komünist devrimcilik silikleşen değerlerin dirilişidir. Birileri kabul etmese de,içinde Kaypakkaya, İrfan, Münir, Ali, Meral,Kemal.Ali Ekber ve diğer şehit yoldaşların temsil ettiği devrim,sosyalizm , soyluluk, özgürlük, sevgi ve isyan vardır. Hem devrim,sosyalizm hem yaşam, hem isyan, hem sevda olarak. Soylu değerlerini yitiren insanlar tanrılar yarattılar. Sonra da kendi cüceliklerini görüp onlara taptılar.

Korktular, korkuttular, yedi kat göklere çıkarırken bir nefes kadar yakına oturttular. Gerçek kurtuluşun kendi içlerinde saklı olduğunu bilmeden…

Veya bildiği halde onu açığa çıkarmaya cesaret etmeden. Siz de diyorsun ya: devrim ve sosyalizmde ısrar etmeliyiz,emekçilerin kurtuluşunun baska yolu yoktur”;.” İşte bu herkesin içinde gizlenmiş kurtuluşunu özellikleridir. Bilinçle yoğrulur, isyanla canlanır, azimle yaratılır bu. Cahilliğin, korkunun ve yılgınlığın ötesindedir. Ve ötesi şehit yoldaşlardır

Şehitlerimizin sıcaklığı bizleri bir kez daha aynı yerde buluşturuyor Dedik ya, içimiz içimize sığmıyor kinimiz daha bir artıyor.Ocak ayında şehitlerimizi anarken.Yüreğimizin kıyısına vuruyor devrimin fırtınası ve şehitlerimizin, ideallerimize sahip çıkın sesleri duyuluyor her yerde. Lenin’den Roza’ya, Stalin’den M. Suphi’ye, Kaypakkaya’dan, İrfan’a, Mahirlerden Denizlere, Mazlum’lardan Sebahat’a, Kemal’den Ali Ekber’e uzanan sayılarını bilemediğimiz milyonlarca devrim ve sosyalizm şehitleri hep meşale olara yolumuzu aydınlatmış ve karanlık yırtıcıları olmuşlardır.

Şehitlerimizde öğrenmenin ve onları anlamanın coşkusuyla kavgayı her alanda İnşanın önderliğinde örmeye ve onlara layık olmaya çalışıyoruz. Karşı devrimin beyaz terörüne karşı ,devrim rüzgarın uğultusu dövüyor duvarları. Şehitlerimizin” arkamızda az konuşun ama çok çalışın” vasiyetleri ,silkinip yeniden ayağa kalkmanın heyecanını katıyor kavgamıza Hastalıkmış, ağrıymış, sızıymış, zamanın tükenişiymiş; boş veriyoruz.. Şehitlerimizin devrimcilik; “Anlayabilmek insanı insan olanı, tanıyabilmek karanlık olanı karanlıkta duranı, insan olmak ve insan kalabilmek... Dövüşmek doğru bulduğu, haklı bulduğu her şey için, herkes için. Ve nihayet şaşmayı unutmamak bir çocuk gibi alabildiğine genç ve alabildiğinde hayran ve haylaz…” sözleri düşüyor aklımıza daima.
Yaşam akıp gidiyor. Çünkü Şehitlerimiz, yaşamaya alışmak değil, alışkanlıkları değiştirmektir devrimcilik diyorlardı bizlere. Sorgulamaktır yaşamı ve onun her bir parçasını.Alışkanlıkla yaşayıp gidenler,değişmeyi ve değiştirmeyi usulca unutanlardır. Biz bunları öğreniyoruz bir kez daha şehitlerimizden .



Ve evet, biz devrimci komünistler, dönüp dolaşıp her sorunu devrimci mücadeleye bağlamalıyız. Budur inadımız, budur düşümüz. Yağmurun taşıdığı bir bulut bizi; bırak dalgaları çatlasın gönlünce demeye çağırsa da, tüm yürek çarpıntılarımızın ardında aynı düş yatar. Bütün yürek dillerini konuşabiliriz. Mutlulukları, sevgileri, sevinçleri, isyanları, ayrılıkları, hüzünleri dile getirebiliriz.
Bazen hüzünleniriz, belirsiz sözcüklerin rüzgarından. Bazen kanarız sözlerle, ya da kanatırız sözcükleri. Bazen söylenmemiş sözlerin uzaklığı vurur yüzümüze, bazen yakın ayrılıkların hüznü. Bazen şehitlerimize layık olamamanın acısını yaşarız. Ama ellerimiz, karanlıkları aydınlık eder. Ve bütün yollarımız aynı inada çıkar. Her sorunu devrim ve sosyalizme bağlarız son çözümlemede. Bir rüzgar geçer önümüzden, asidir. Bizim rüzgarımızdır, şehitlerimizin ektikleri tohumdur. Bırakırız tan yeri saatlerini yağmurlu zamanlara. Biz o yolculuğa adanmışızdır. Hesaplarımız bu inat içindir, hesaplaşmamız bu inat için. Aklımız, direncimiz bu inattadır. Hayata hep bu inatla bakarız. Her hal ve her şartta inadımız devrim ve sosyalizmidir.
şehitlerimizi andımız koşullarda devrimci olmak ve kalmak zordur.Ama Onlar nice zorlukları devrimci iradeleriyle yere çalmalarını nasıl başardılarsa bizlerde onlardan öğrenerek ve onların kaldırmış olduğu devrim sancağını daha da yukarıya kaldırarak zoru başaracak ve göğü yere indireceğiz.Şehitlerimizin devrim sözleri hep beynimizde ve yüreğimizde yankılanıyor.

Peki biz, şehit yoldaşlarımızın fedakarlık ve özveride son sınır olan kendi yaşamlarını ortaya koydukları bilinç ve kararlığın neresindeyiz, onlar arkasına bakmadan ileriye, düzenle görülür ve görülmez, bizi geri çeken ve yabancılaştıran ilişkileri koparabilmiş miyiz? Yoksa çekincelerimiz, burjuva dünyaya ait kaygılarımız, bağlarımız, beklentilerimiz var mı? Bu aynı zamanda bir devrimci adalet, vefa ve vicdan muhasebesidir. Ve kesinlikle ideolojik bir öz taşır.

Bireysel yaşama ilişkin duyguları, beklentileri ve özlemlerini örgütleyemeyen, terbiye etmeyen; deyim yerindeyse yoksunluk ve sınırlamalı yaşamı göze almayan bir devrimci, çok doğal ki, kendisini ortaya koymada da "hesaplı", "ikircikli" ve "güvenceli" olacaktır.

Bir devrimci, şehitleri anarken, onların davalarına büyük tutkusu, inancı ve sahiplenişindeki kıskançlığının,"ben"liğindeki yansımaları, yeri ve karşılığıyla yüz yüze gelmekten kaçınıyorsa; orada sadece şehitlere karşı bir saygısızlık ve tutarsızlık yok, bireyin kendisine ve davasına karşıda bir saygısızlığı ve tutarsızlığı vardır.

Şüphesiz ki, komünizm şehidi yoldaşlarımızın her birindeki şekillenme, kavgadaki duruşu, dava adamı olma özellikleri ve meziyetleri, örgütün devrimci yaşamı ve gerçek ilişkilerinin ürünüdür. Onlar, bu kimliği, sosyalist ideoloji, örgüt ortamı ve kültüründen edindiler. Onlarda devrimci çalışma yürüttüler ve örgütün çalışanlarıdır. Herkes gibi, onlarında hataları ve yetmezlikleri oldu. Çünkü onlarda içinde çıkıp geldikleri ve kendilerini kuşatan sınıfların bazı etkilerini taşıyorlardı. Ne var ki, devrimci ve ileri bir yönleri vardı, o da şu: Şehitlerimiz hata ve yetmezliklerini aşmada, yenilenme ve kendileriyle mücadelede iddialı ve kararlıydılar. Nitekim, her biri örgüt kimliği, değerleri ve geleneklerine komünist ahlak ve kültürünün gelişmesine ve derinleşmesine, ana çizgilerinin belirginleşmesine yeni şeyler kattılar. Her türden ayrımcılığa, şovenizme ve sosyal-şovenizme karşı enternasyonalist biz çizgide dövüştüler. Örgütün ön açıcı ve açığa çıkarıcı gücüyle yetenekleri ve enerjilerini devrimci savaşıma seferber etmekten geri kalmadılar.

Ve bizler şimdi ve her zaman, bu yaşanılacak bu yaşanılmaz, bu yaşanılası dünyadaki en güzel şeyin yoldaşça bir birimize bağlı olmak ve ideallerimize sıkıca sarılmak olduğunu unutulmalıyız. Çünkü biliyoruz ki yoldaş devrimcilik; vefadır, üstlenmiş görevlerin ölümüne yerine getirilmesi, devrim ve sosyalizm için feda ruhu içinde ileriye atılmanın adıdır.

Umudun adı olan kızıl atlı şehit yoldaşlarımız , isyanımızda, sevdamızda, özlemlerimizde de ve devrim yürüyüşümüzde hep olacaktırlar. Eridiğiniz toprağı hissediyor, soluduğunuz havayı soluyoruz. Özlemleriniz özlemlerimiz bilerek yaşatacağız sizler. Sizlerden aldığımız güçle direnecek, azimle mücadele edeceğiz. Faşist halk düşmanlarına, tatlı su devrimcilerine geçit vermeyeceğiz. Soylu yaşamasını bileni, noktayı, virgülü nerde koyması gerektiğini bilen şehit yoldaşlarımız her zaman bizimle kavgamızda olacaksın ve sizi anacağız: devrimi zafere taşıyıp insanın insanca sömürülmeyeceği bir sosyalist düzen yaratana kadar

İnşamız devrimin özgür Türkiye’sini yaratmak için  örsle çekiş arasında yetişmiş şehit yoldaşların izinde yürüyerek ,işçileri ve emekçileri devrimin ordusu olarak kavgaya hazırlayacak, onlara verdiği söze bağlı kalacaktır.

Çünkü, Onları anmak; sömürüye zulme, işsizliğe, yoksulluğa baş kaldırmaktır. Onları anmak, umudu ve özgürlüğü bir bayrak gibi dalgalandırmak ve devrim ve sosyalizm için İnşa saflarında yer almaktır.

Yoldaşları olarak, devrim ve sosyalizm savaşımında yol açan Komünizm şehitlerimizi andığımız bugün, onların erdemleri ve mücadeleye bağlılıklarıyla donanarak, kavgamızın ileriye taşınmasında inatla ısrarla yürüyerek onlara layık olacağız.

Şehitlerden öğrenerek hatalarımızla savaşalım, yaşamımızı devrimcileştirip mücadeleye sıkıca sarılalım!

OCAK ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR…
KAHROLSUN EMPERYALİZM ,FAŞİZM VE HER TÜRLÜ GERİCİLİK……
FAŞİZMİ DEVRİMLE  EZECEĞİZ…..
YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM MÜCADELEMİZ…..







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1600