İRANDA SEÇİM SONUÇLARI NEYİ GÖSTERİYOR?
Tarih: 15.07.2005 Saat: 00:00
Konu: Dış Politika


  İran’da Cumhurbaşkanlığı seçimleri Amerikan emperyalizminin kuşatması ve  reformcu geçinen  ılımlı şeriatçıların verdikleri sözleri yerine getirememe koşullarında yapıldı. Yoksulluk ve sefaletin arttığı ve   burjuvazinin daha da zenginleştiği ve sosyal devlet  olgusunun  laf olmaktan öteye gitmediği İran’da seçimlerde beklenmedik  oldu ve İran’ın başkenti Tahran’ın Belediye Başkanı Mahmud Ahmedinecad, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda, ünlü rakibi  Rafsancani’yi geride bırakarak ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildi.

  Seçimlere katılım yüzde 60’larda kalırken, oy kullananların yüzde 60’dan fazlasını alan  ve yoksulluk, sefalet ve Amerikan emperyalizmine karşı mücadele edeceğini ilan eden  Humeyni çizgisinin savunucusu Ahmedinecad  kazandı.
 
  Aslında ılımlı şeriatçılarla  muhafazakar şeriatçılar arasında sistemin  şeriat yasalarına göre yönetilmesinde her hangi temel bir görüş ayrılığı yoktur. Görüş ayrılığının yaşandığı alanlar ise  şeriatçılığın  iplerinin gevşetilip gevşetilmemesinde düğümleniyordu. Nitekim bir zamanlar büyük iddiallerle ortaya çıkan ve  Cumhurbaşkanlığına kadar yükselen  ılımlı şeriatçı Hatemi ve hükümeti verdiği sözlerin hiç birisini yerine getirmediği gibi, yoksulluğu daha da derinleştirirken  burjuvazinin palazlanmasının önünü açmıştı. Aynı zamanda hem sınıf farklılaşmasının derinleşmesi  ve hem de Amerikan emperyalizminin İran’ı hedef tahtasına alması muhafazakarların yeniden dirilmelerine olanak sağladı. Elbette, Ahmedinecad,  şeriat rejiminin yeniden sağlamlaştırılması eğiliminin temsilcisi durumunda. Ama olay yalnızca  şeriatçı rejimin gediklerini kapatmakla sınırlı değil . Aynı zamanda bu sonuçların ortaya çıkmasında, iç dengelerden uluslararası politikaya dek pek çok önemli unsur etkide bulunmuştur. Aslında ılımlı İslamcılardan ve  burjuvazinin açıktan temsilciliğine oynayan  Rafsancaniden  umduğunu bulamayan emekçiler, Ahmedinecad’ın zaferinde belirleyici rol oynamışlardır.

  Yani işçi ve emekçiler,  büyük oranda belediye başkanına destek verirken, İran’ın en zengin mollalarından biri olan rakibi Ali Ekber Haşimi Rafsancani, orta ve üst sınıfların ve bazı ılımlı şeriatçıların desteğini aldı. Devrimci bir alternatifin yaratılmadığı koşullarda  yoksulların çözüm bekleyen sorunlarına  el atan  muhafazakar şeriatçılar asıl olarak yoksulluğu yeneceklerini ifade ederek  halka saygın bir yaşam vaadinde bulunarak sonuca ulaşmışlardır. Aynı keza güçlü bir anti-amerikancı gelenek üzerine de binerek  seçimlerde galip çıkmayı başarmışlardır.
 
 Uluslararası medya, adayların “türban” vb.  gibi konularda  nasıl tavır takınacağını tartışırken, İran toplumunun geniş kesimleri için, seçimler çok farklı bir anlam taşımaktaydı. İran rejimi; işsizlik,  yoksulluk,  ücretler ve çalışma koşulları gibi bir dizi temel konularda, halkın isteklerine yanıt verebilmiş değil. Kapitalist üretim ilişkilerinin temeline dokunmayan, en fazla emekçileri kazanmak ve şeriatçılığın kitle tabanını yaymak ve güçlendirmek için “sosyal devlet” politikalarını yayan 1979 Şubat  Devrimi, bu niteliğiyle işçiler ve emekçiler bakımından  gerçek bir devrim olmaktan uzaktı. Batı’da olduğu gibi İran’da da bugün, 1979 ile kazanılan sosyal hakların budanması süreci söz konusu. İşsizlik artıyor,  enflasyon yükseliyor, eğitim düzeyi düşüyor ve sağlık hizmetleri kötüleşiyor. Bazı verilere göre halkın yüzde 40’ı,  yoksulluk sınırının altında yaşamakta.  

  Ahmedinecad,  kampanyasında işte bu temel sorunları öne sürdü ve  bu zemin üzerinde yürüdü . Toplu konut sisteminin iyileştirilmesi,  yoksulluğu azaltıcı önlemler, sistemi baştan aşağı saran yolsuzlukların önlenmesi,  petrol gelirlerinin adil bir biçimde paylaştırılması vb.  gibi vaatlerde bulundu. Bu konularda açıkladığı politikalarını tek bir slogan etrafında topladı:“Saygınlık”.  Seçimlerin son günlerinde  televizyon konuşmasında, ortalama bir İranlı erkeği anlattı: Ayda 150 dolar kadar kazanan,  yüzde 15 enflasyonun ve faturaların altında ezilen bu işçiyi tasvir ettikten sonra,  “Böyle bir adam,  eş ve çocukları nezdinde nasıl saygınlığa sahip olur?Ailesine bakamayan biri, saygı görür mü?” diye sordu.  Başka bir konuşmada,  “Ülkenin gerçek sorunu istihdam ve konuttur,  neyin giyileceği değil” diyordu.
 
  Ahmedinecad;rakibi Rafsancani’nin şüpheli servetine de işaret ederek,  kamu gelirlerinin yoksullara dağıtılması, sağlık ve sigorta sisteminin düzeltilmesi, tarımda sıfır faizli krediler ve asgari ücretin artırılması vb.  ekonomik ve sosyal vaatlerinde bulundu. Bu vaatleri tutup tutmayacağını zaman gösterecek. Ancak eğer dediğini yapacak olursa,  palazlanmış ve zenginleşmiş molla rejimi  çatışmaya girmesi kaçınılmaz olacaktır.

 Nitekim, İran burjuvazisinin Ahmedinecad karşısında “tereddütlü olduğu belirtiliyor. Şu satırlar, El Cezire’den: “İşadamları dikkatli.  Onlar için Ahmedinecad,  özel teşebbüsü ve Tahran Borsası’nı kısıtlamaya çalışacak bir İslami sosyalist. ”(26 Haziran 2005)
  Adı verilmeyen İranlı bir siyaset bilimci de, bu değerlendirmeyi doğruluyor: “[Ahmedinecad’a oy verenler] toplumdaki değişimle baş etmekte zorlanan insanlar. Alçakgönüllü,  dürüst bir lider istiyorlar. ”(The Observer,  26 Haziran 2005)

 Diğer yandan,  Rafsancani’nin,  mevcut ekonomik sistemden,  yolsuzluklardan bir şikayeti yoktu;kampanyası boyunca “bireysel hak ve özgürlüklerden” bahsetmeyi tercih etti. En “elle tutulur” ekonomik vaadi,  kamu işletmelerinin özelleştirilip, gelirinin “halka dağıtılması” oldu. Böyle bir vaadin, halkın çıkarına olup olmaması bir yana,  “palavra” olarak görüleceği ortadaydı.  
 Rafsancani’nin kampanyasından geriye kalan; “aşırılığa karşı uyarıları” ve gençlere hoş görünmek için bıyıklarını kestirmesi oldu. Bunları yapan kişi, İmam Humeyni’nin ardından iki kez cumhurbaşkanlığı yapmış,  “İslami rejim”in en önemli isimlerinden biri olunca, reformculara sempatiyle bakanlar için dahi “umutsuz” bir durum söz konusuydu.  

 Reformcu hareket için elde kala kala Rafsancani gibi bir “rejim gediklisi”nin kalması, bu hareketin içinde bulunduğu çıkmazı da yeterince gösteriyor.  

 ABD yönetiminin “Rafsancani’yi tercih ettiğini” belli etmesi de, geri tepti. İran halkının Ahmedinecad’ı tercih etmesinde, onun Batılı güçlere karşı “meydan okuyan” bir tutum takınmasının da rolü büyük. Bu “saygın” tutuma karşılık Rafsancani, ABD dahil Batılı devletlerle sürekli diyalog arayışı içinde olacağını dile getirmekteydi. The Observer’ın haberine göre,  seçimi “çantada keklik” olarak gördüğünden, adamlarını Tahran’daki İngiliz Büyükelçiliği yetkililerine göndermiş, onlara,  “Batı ile daha fazla yakınlaşacağını” söylemişti. 

 Halka tepeden bakan ve  küçümseyen, hatta onu hor gören  bu tutum, yanıtını sandıkta yoksulluğu yeneceğini söyleyen muhafazakar şeriatçıların  adayının çıkmasıyla  almıştır. Ama şu bir gerçek ki İran’da şeriatçı rejimin iplerini mollalar oligarşisi ellerinde bulundurmakta ve bizdeki MGK’nın rolünü oynamaktadırlar. Onun içindir ki hateminin gidip Mahmud Ahmedinecadın  gelmesi  mollalar rejiminin temel politikasında her hangi bir değişiklik beklenmemesi gerektiğini gösteriyor.  Daha da önemlisi İran’da seçim sonuçları halkın yararına  her hangi köklü değişikliğin olmayacağını ortaya koyuyor. 






Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=16