EYLEM VE GÜÇ BİRLİĞİNİN ZORUNLULUĞU
Tarih: 08.01.2009 Saat: 12:47
Konu: Analiz Polemik


Bugün devrimci demokratik ve sosyalist güçlerin mücadeleci birlikteliği hem zorunlu ve hem de olanaklıdır. Çünkü faşist karşı devrim baskı ve saldırılarını futursuzca sürdürdüğü gibi ekonomik kriz koşulları, faşist baskı, yasaklar, yoksulluk, sefalet ve işten atmalar kitle hareketinin devrimcileşmesi için önemli olanaklar sunuyor. Bu olanakları devrimci mücadelenin manivelası yapmak ve devrimci hareketin yığınlar nezdinde alternatif bir güç olduğunu ortaya koymak bakımdan eylem ve güç birliği kaçınılmaz bir zorunluluk olarak devrimcilerin önünde duruyor.
 Devrime ve halka karşı sorumluluğun bir gereği olarak, eylem ve güç birliğinin acilen örülmesi gerekiyor. Bu yönde yerel seçimler için şimdiden seçim ittifakı oluşturulması, ortak çalışmak ve güçleri birleştirip harekete geçirmek bakımından önemli bir adımdır. Neki, eylem ve güç birliğinin yerel seçimlerle sınırlı kalmaması, daha geniş ve uzun vadeli eylem ve güç birliğinin ouşturlması için yoğun çaba gösterilmelidir.
Görev, süregelen olumsuzlukları açıkça yadsımak, doğruluğu sınanmış ilkelere sarılarak, nesnel zorunluluğun ürünü olan olanaklı her düzeyde mücadeleci birlikteliği sağlamaktır. Bu olmadan sınıf mücadelesini gerektiği gibi güçlendirmek, hareketi zafere ulaştırmak olanaksızdır.
 İçinde bulunulan koşullar, devrimci etkinliğin en uygun şekilde gerçekleşebilmesi için, önümüzdeki engellerin eylem ve güç birliği yaratılarak, ortadan kaldırılmasını gerekli kılmaktadır. Bu engeller aşılmadan, amaca ulaşmak bir yana, düşmanın darbelerini püskürtebilmenin olanaklarını yaratmak bile söz konusu olamaz. Bu anlamda, bugün farklı yoğunluklara mensup devrimci-demokratlara ve komünistlere düşen görevlerden biri, faşist gericiliğin ağır darbeleri nedeniyle önemli ölçüde güç kaybetmiş ve yığın bağlarını kaybetmiş, kendi etrafında dönüp duran, devrimci hareketin yeniden canlandırılıp, atılıma kavuşturulabilmesi için gerekli olan, mücadelede birlikteliğinin sağlamaktır. Bunu ısrarla gündeme getiren, nesnel koşulların bizzat kendileri, nesnel koşullardaki değişme ve gelişmenin vardığı noktadır, şüphesiz devrimci hareketin birlikteliği söz konusu olduğunda da, diğer yoğunlukların tutumuna bakmaksızın yine en büyük sorumluluk devrime ve halka bağlı komünistlere düşüyor.
Komünistler hem aşağıdan hem de yukarıdan birlik politikasına sahiptirler. Aşağıdan birlik politikası, proletarya ve diğer emekçilerin birleşik cephesinin yaratılmasına dayanır ve bu temel bir taktiktir. Bu taktiğe sahip olmaksızın, stratejik zafere ulaşılamaz. Bu taktiğin uygulanmasındaki amaç, devrimci sınıfları mücadele mevziine yerleştirmek, mücadelede birlikteliği sağlamaktır.
Devrimin zaferi için, ortak düşmanlara karşı savaşan devrimci sınıfların ortak hareketini sağlamak gereklidir, vazgeçilemezdir. Halkın birleşik mücadele cephesi, resmen örgütlensin veya örgütlenmesin, proletaryanın öteki sömürülen ve ezilen emekçi sınıf ve tabakalarla ittifaktır. Marksist- Leninist halk cephesi anlayışı, devrimci sosyalistlerin, devrimci-demokratik yoğunluklarla bağlaşmasını içerse de, buna indirgenemez. Hatta esasta bu değildir. Devrimci halk cephesinin özü, diğer devrimci-demokratik yoğunluklarla anlaşmak, ittifak yapmak değil, proletaryanın diğer sömürülen ve ezilen katmanlarıyla işçi sınıfının önderliğinde bir ittifakın fiilen oluşmuş olmasıdır.
Küçük burjuva emekçi kitleler içinde izlenecek olan birleşik cephe politikası, proleter kitleler içinde izlenecek olan cephe politikasından temelden farklı önkoşullara sahip olduğu için, doğal olarak halk cephesi politikasının merkezinde küçük burjuvazi ve proletaryanın ortak istemleri yer alırken, işçi cephesi politikasının merkezinde proletaryaya özgü istemler yer alır.
Devrimimizin birinci aşamasının anti-emperyalist demokratik karakterde olduğu göz önünde tutulursa, demokrasinin (ve bağımsızlığın da) elde edilmesi savaşımında proletarya yalnız değildir. Bu devrimden çıkarı olan bu devrimde yer alan sadece proletarya değildir; proletarya ile birlikte tüm halktır. Asgari programı, (proleterya açısından asgari, küçük burjuvazi için azami) gerçekleştirecek olan bu devrim aşaması boyunca devrimden çıkarı olan toplumsal güçlerle " İrade birliği söz konusudur. Ve bu "irade birliği" halkın ortak gereksinimlerinin ve istemlerinin karşılanması uğruna yürütülen demokrasi ve bağımsızlık mücadelesinde ifadesini bulmaktadır.



Devrimin önderi olarak proletarya diğer sınıfların mücadelesi karşısında edilgen değildir; kuşkusuz esas olan ilgili sınıfların kendi öz sınıfsal çıkarları için ya da bu temelde mücadele etmesidir. Ama elbette bu proletaryanın onları desteklemeyeceği, sadece gözlemci gibi davranacağı anlamına gelmez. Proletarya onları desteklemekle, devrimde hegemonyasını kurar. Lenin’in dediği gibi, "hegemonya fikrini bir gerçek haline getiren şey bütün bu tutarsız (burjuva) demokratların tutarlı tek demokrat (proletarya)larca desteklenmesidir. Hegemonyayı bir uzlaşma karşılıklı anlaşma ve kelimeleri dökülmüş bir mesele olarak gören tek grup küçük burjuva madrabazlarıdır.

Proleter görüş açısından bir savaşta hegemonya en enerjik çarpışan düşmana darbe indirme fırsatının hiç kaçırmayan, sözü ile eylemi birliği gerekir. Yukarıdan tutana, yani demokratik güçlerin lider olana, yarım kalmış , bir siyaseti sosyalist yoğunluk eleştirene geçer." (Proletaryanın Demokrasi Mücadelesi, s.15)
  Demek oluyor ki, devrimde proletaryanın hegemonyasını sağlamanın ve güvence altına almanın biricik yolu proletaryanın bağımsız bir sınıf politikası izlemesinden geçer. Bu da ancak proletaryanın devrimci sosyalist öncüsü-tarafından yerine getirilebilir. Başka bir güç, proletaryaya bağımsız bir politikasını izlemesi olanağını sağlayamaz. Proletarya sınıf bağımsızlığını kurmasının yanı sıra, tüm devrimci demokratik harekete önderlik etmeli, bütün halkın başında ilerlemelidir. Bunu başarmak için asgari program özellikle temel taleplerini enerjik bir şekilde savunmak gerekir. O halde diğer toplumsal güçlerle ortak düşmanına karşı mücadele içerisinde birlik aslında onları devrimci proletaryanın asgari asgari programının uygulanmaya konması işine katmak anlamına gelir ki, devrimci halkın birleşik cephesi anlayışını özü de budur.
Devrimci sosyalistler, her durumda bu politikayı yaşama geçirir, yani halkın devrimci birliği için mücadele eder. Kuşkusuz bu birliğin politik düzeyi de önemlidir. Ama uygulanacak olan birleşik cephe taktiği, birliğin politik düzeyini sürekli olarak yükseltmeye hizmet etmelidir, bunu sağlamalıdır.
Komünistler hem aşağıdan hem de yukarıdan birleşik cephe taktiklerini uygulamak durumundadırlar. Ama aşağıdan birleşik cephe taktiği temeldir ve proleter sosyalist öncü tarafından bunun her somut durumunda uygulanması gerekir. Bu taktik, yukarıdan anlaşmaları, ittifakları vb.lerini dışlamaz.

Yalnızca aşağıdan cephe-birlik-politikasını izlemek yetmez; bunun yukarıda birlik politikası ile de tamamlanması gerekir. Yukarıdan cephe taktiği, esasta, devrimci -demokrat ve devrimci sosyalist yoğunluklar arasında anlaşmalara, ittifaklara, vb. dayanır. Bu uzun vadeli olabileceği gibi, kısa vadeli de olabilir, tek bir eylemde olabileceği gibi, çok yönlü de olabilir, vb. Ama önemli olan somut durumla bağı içerisinde, uygulanabilir biçimleri bulmak ve yaşama geçirmektir.
 Devrimci-demokratik ve sosyalist yoğunlukların olanaklı her düzeyde birliği söz konusu olduğunda, yakın dönemde olumsuz bir sınav verildi. Unutulmuş değil; yakın geçmişte, güç olma, en fazla niceliği kapsama, grup fetişizmi ve rekabet, makyavelce yöntemlerle ilerleyerek pratiği tam bir kargaşalığa çevirdi. Küçük burjuvazinin tabiatından gelen bireycilik ve kariyerizmin, her şeyi ben bilirim anti-demokratik dayatmaların körüklediği bölünmeler konusunda kullanılan burjuva yöntemler , yoğunlaşarak en olumsuz nokta olan devrimciler arası teröre vardı.
 İşte bu durum, genel olarak devrimci hareketi, kitlelerin gözünden düşürerek, güvensizlik, yılgınlık ve teslimiyet doğurdu. Aşırı parçalanmalara gerici şiddet de eklenince, geniş kitlelerden tecrit daha da hızlandı. Yapılan eylemlere katılım da düşmeye başladı. Mücadelenin saflarına yeni yeni kitleler çekileceğine varolan kitle bağlarında zayıflama oldu. İşte bu, 12 Eylül'le birlikte alınan yenilgi ve dağılmanın yanında, yenilgiden çıkış ve toparlamanın yeterli hızlılıkla olmamamasının etmenlerinden biridir. Güçlü ve egemen olmayı salt nicelikte arayan küçük burjuva yoğunluklar, ellerinde var olan potansiyeli koruyup, onu diğerlerine kaptırmamak için suni düşmanlıklar yaratıyor, sınıf mücadelesinin çıkarlarını düşünmeden en kaba burjuva yönteme dahi başvurarak, anlık çıkarlarını her şeyden üstün tutuyorlardır. Mücadelenin birlikteliğini sağlayıp, geliştirmek yerine, bazıları grupçuluğu politika haline getiriyor, bazıları da buna karşı bir grupçuluğa düşüyor.

Öyle ki bazıları grupçuluklarından dolayı varlıklarını kanıtlamak için eylem yapıyorlar, somut şartları genel çıkarları göz önüne almıyorlardı. Hatta aynı hedefler için belli eylemlere girişen yoğunluklar, dayanamayıp, gene bir terslik çıkarıyor ve son tahlilde eylemi nesnel hedefinden uzaklaştırarak, onu gruplar arası rekabetin bir aracı haline dönüştürüyorlardı. Bunlar daha da genişletilebilir. Sonuç olarak ortaya eylemsel kargaşalık ve yozlaşma çıkınca kitlelere şaşkınlık düşüyordu. Ve 12 Eylül ve devamcıları bunu alabildiğine kullanarak, sonuçlarını daha da etkili kıldılar.

Yenilgi sonrası dönemde açık olarak görülen manevi çöküntü, çözülme , dağılma ve teslimiyetin nedenlerinden biri de kuşkusuz geçmişin güvensizlik, inançsızlık yaratan, devrimcileri yıldıran bütün bu olumsuzluklardır.

Geçmişten ders almak gerekiyor. Bunu yapmayıp da ufak tefek değişikliklerle geçmişin hastalıklarını sürdürenler bir adım bile ilerleyemezler. Devrimci demokratlar ve sosyalistler arasında devrimci demokrasi ilkelerine ve hoşgörüye dayanan ilişkileri egemen kılmak, olanaklı olan her düzeyde ortak hareket etmek gerekiyor. Böyle yapıldığında, hem örgütlü güçler birleştirilip daha etkili bir mücadele yürütebilmenin koşulları yaratılacak ve hem de dağınık devrimci güçlerin mücadele saflarına çekilmesi sağlanacak, bütün bunların sonucunda da geniş bir devrimci kitleye gerekli olan güven ve inanç verilebilecektir. Bunu yapmayanların, yapmaya çalışmayanların "toparlayıcılık", "birlikçilik" iddialarına kimse inanamaz. Harekette parçalanma, bölünme, aşırı bir grupçuluk, devrimciler arasına kin ve nefret saçarak dağıta geldikleri potansiyeli, bugün birlik yönünde değerlendiremeyenlerin birlik adına konuşmaya hakları yoktur. Zira onlar, artık birlik konusunda yeteneksizliklerini kanıtlamışlardır.

Dahası samimi olmayan, mücadelenin gerekleri açısından gündemleştirilmeyen bazı eylem birliklerinin de, mücadeleye hiç bir faydası olmadığı ve olmayacağı ortadadır. Komünistler, her birlikten değil; ilkeli ve mücadeleci birliklerden yanadırlar, bunun için çalışacaklardır.

Bugün, birlik söz konusu olduğunda, koşullar bir çok bakımdan daha da olumlu. Mücadelenin genel çıkarlarını önde tutarak bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekiyor. Birliğin gerekliliğine daha fazla inanç duyuluyor. Geçmişin hastalıklarını tekrarlayarak bir yere varamayacağı bilinci yaygın. Bir çok bakımdan kesin ve köklü bir şekilde belirleme biçiminde olmasa da, önemli bir oranda kendiliğindenci bir tarzda, birlik konusunda yanlışlardan doğrulara doğru dönüşümü giderek yaygınlaşmakta, geçmişten dersler ve sonuçlar çoğalmaktadır. Ama bunlar, birlik davası için bilimsel bir tarzda ele almadıklarından kısır kalmakta, gerekli oldukları etkinliğe kavuşamamaktadırlar. Eylem birlikleri, vb. için, gerekli ve uygulanabilir yöntemler geliştirilmeli ve olanaklı olan her düzeyde uygulanmalıdır.

Devrimci demokratlar ve i sosyalistler arasındaki eylem birliğinin önkoşulu, propaganda ve ajitasyonda özgürlüğün kabul edilmesidir. Bu önkoşul olmaksızın politik anlaşmaların, eylem birliklerinin vb. yapılması düşünülemez.

Burada söz konusu politik anlaşmaların, eylem birliklerinin, vb. farklı sınıfsal çıkarların temsilcisi politik yoğunluklar arasında yapılacağı; dolayısıyla da her birinin özgür iradesini yansıtması, kısa ve uzun vade de kimseye kesin bağımlılık getirmemesi gerektiğinin kavranması özellikle önemlidir. Komünistler, anlaşma yapacakları güçlerin kendi programlarından vazgeçmesini istemeyecekleri gibi, hiç kimsenin kendi programından vazgeçmesini de doğru bulmadılar; kendi bağımsız varlık hakkını yadsımak anlamına geldiği için de böyle bir istemi reddettiler, reddediyorlar. Ortak düşmana karşı mücadelede politik anlaşmalar, eylem birlikleri yapan yoğunluklarının kendi bağımsız propaganda, ajitasyon ve politik eylemlerini yürütmelerinin önüne hiç bir biçimde engel konulmamalıdır. Her yoğunluk, temsilcisi olduğu sınıfın çıkarları doğrultusunda, özgürce propaganda, ajitasyon ve politik eylem yürütme hakkına sahip olmalıdır.

Bazı gruplar, " eylemde birlik, propaganda ve ajitasyonda özgürlük ilkesini," kaos ortamı yarattığı" gerekçesiyle reddetmişlerdir ve hala da bu tutumlarını sürdürmede ısrarlı davranıyorlar. Bu ilke, eylem birliğinin önünde engel olmadığı gibi, eylemde kaosa da yol açmaz, açmamalıdır. Gerçekte kaosa yol açacak olan propaganda, ajitasyon ve politik eylem özgürlüğü ilkesi değil, bu ilkeyi kavrayışdaki darlıklar, sığlıklar, devrimci demokrasinin gerektiği gibi özümlenememesi, devrimci-demokrat saflardaki bilinç, hoşgörü zayıflığı, grupçuluk, tutarsızlık, kendi gücüne güvensiz açık olmama, vb. olduğu fazlası" görüldü. Her şeyden önce bu ilken gerektiği gibi uygulanması eylem ligi yapacak güçlerin politik olgunluğunu gerekli ve zorunlu kılar. Elbette, belli talepler etrafında düzenlenen somut bir eylem, kendi niteliğine uygun eylem şiarlarına da içerir. Her eylemde eylemin somut içeriği yöneldiği somut hedefler karartılmamalıdır. Somut bir eylem her şeyin sayılıp döküldüğü bir politik iç dökmeye, gruplar arası bir yarışa dönüşüyorsa, bu, o eylemin somut amacında uzaklaşıldığını gösterir. Her eylemin bir disiplini vardır ve "eylemde birlilik, propaganda ve ajitasyonda özgürlük ilkesi bununla çelişmez.

Eylem birliği yapan güçler, o somut eylemin muhtevasına uygun davranmak, bunu karartmamak gerektiği bilincinde olduklarında ve pratikte buna uygun davrandıklarında, ne kargaşa ve ne de kaos olur. Açık ki, eylemin muhtevasına uygun davranma bunu karartmamak gerektiği ne kadar doğruysa, kendini salt bununla sınırlamak da bir o kadar yanlıştır. Bu bakımdan eyleme katılan güçler için bir propaganda veajitasyon özgürlüğünün kabul edilmesi vazgeçilmezdir.

Anlaşılırdır ki, farklı çıkarlara sahip, kendi çıkarlarını gerçekleştirmek üzere mücadeleye atılan ve ayrı örgütlenmek zorunda olan toplumsal güçlerin, farklı politik konumlardan aynı (ortak) hedeflere saldırdıklarında da, yapacakları propaganda ve ajitasyonları ; dahası öngörecekleri politik eylem çizgileri de farklı farklı olur. Propaganda, ajitasyon ve politik eylem' özgürlüğü farklı çıkarların temsilcilerinin bağımsız varlığının doğal bir parçası ve devamı niteliğindedir. Farlı çıkarların temsilcisi politik yoğunluklarda bir tek bütün halinde birleştirilemez; bunların propaganda, ajitasyon ve politik eylem çizgileri bir tutulamaz ve aradaki sınır çizgileri kaynaştırılamaz.

Devrimci proletarya, devrimci teorinin rehberliğinde, bağımsızlığını korumak, kendi öz çıkarlarını gerçekleştirme yolunda yürümek ve öncülük görevini yerine getirebilmek için, tam bir propaganda, ajitasyon ve politik eylem özgürlüğüne ihtiyaç duyar..O yalnızca politik özgürlüğün kazanılması için değil, aynı zamanda esas olarak tam bir ekonomik ve toplumsal kurtuluşu gerçekleştirmek için mücadele eder. Dolaysıyla, proletaryanın çıkarlarının temsilcisi olan komünistler, proletaryanın sınıf mücadelesinin içeriğini yalnızca bugünkü anti-emperyalist demokratik devrimin amaçlarını değil, daha ileri giderek, sosyalist devrimin amaçlarını da kapsayacak bir biçimde genişletmek durumundadırlar. Eylemin içeriği esas olarak sosyalist nitelikte olması gereken komünist öncü, devrimci proletaryayı daha şimdiden eğitir, hazırlar. Tamda böyle olduğu içindirki;” Eylemde birlik, propaganda ve ajitasyonda özgürlük” ilkesini yadsımak, “ sosyalizmin bağımsızlık hakkını ve bunun sonucu olarak da varlık hakkının burjuva demokrasisi tarafından”yadsınması”nı (Lenin) kabul etmekle özdeştir







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1598