KADINLARIN DEVRİMCİ ÇALIŞMADA ZAYIFLIKLARI VE ZORLUKLAR
Tarih: 13.04.2008 Saat: 15:12
Konu: Özgür Kadın


Pek çok gerici engele, zorluğa ve her türlü değer yargılarına, gelenek, töreye meydan okuyarak devrimci mücadeleye atılan kadınlar, daha sonraki süreçte istenilen aktiviteyi, mücadeleciliği, devrimci görevleri yerine getirmeyi başaramıyor. Komünist ve devrimci örgütlerin saflarındadır ama büyük çoğunluğu sıradan ilericilik ve devrimcilik vapıyor. Bir yüryüşe katılmak, bir toplantıda yer almak, zaman zamanda konuşmaktan öte fazla bir şey yapmıyorlar devrimciiik adına.

Bugün devrimci kadınların faaliyelerdeki görece gelişmişliği eskiye göre daha bir öne çıkmaları, çoğunluğunun pratike edilgen olduğu, gerçeğini karatmamalıdır . Nereden çıktı bu tartışma? diyen bir çok kadın yoldaşın ve arkadaşın itirazını duyuyor gibiyiz. Ama kesin bir- ifadeyle söylemeliyiz ki, bugün saflarımızda yaşanan bir gerçektir bu. Her şeyden önce bu gerçeği kabul etmeli, arkasına değiştirme işine girişmeliyiz. Değiştirmek zorundayız. Çünku, kişiliğimizin farkındayız ama isyan ettiğimiz, kölelik zincirlerini koparacağız inancıyla yola çıktığımızı diyor, söylüyoruz. O halde, buna denk düşen pratiğide sergilemek zorundayız.

Devrimci kadınlar için hele evli olanlar devrimci çalışmanın bir çok zorluklar olduğu bir gerçek. Henüz çocuk bakımı, ev işi asıl olarak kadınların üzerine kaldığı ortam değiştirilmiş değil. Bu bakımdan yaşamın zorunluluklarının önemli bir kesimi kadının omuzlarına kalıyor. Bir de buna üretime katılmak eklenince mücadelenin görevlerine yerine getirebilmekte zorlandığımız bir gerçek Yani iş, ev işi, çocuk bakımı derken devrimci görevlere adeta zaman kalmamıştır.
Zorluklarımızdan birinide örgüt ortamı ve aile ilişkilerinde hala küçümsenme, haklarımız üzerine konuşmanın feminizm olarak damgalanması, başarısızlık ve yetmezliklerimizin becerisizlikle eşit anlamda alınması, dikkate almamak için mutlak başarının aranması, "demokrasi bilmeyene demokrasi tanınmaz”, "size özgürlük verdik mi şımarıyorsunuz” vb. gibisinden sözler ortamın yarattığı idelojik ve pratik sıkıntılarımızdır.
Bir diğer sorun, açmaz ise, çocuklarla ilgilenmekle devrimci görevlerin çatışması sorunudur. Çocuklar küçük ya da okula gidiyorlarsa olara bağlı hareket etmek zorunda kaldığımız zamanlar az olmuyor. Çünkü erkeğin genelde bizden ileri görevlerde ya da bazı durumlarda aynı organlardayız. Çocukları da bir yerlere atamayacağımıza göre ilgilenmek genelde kaıdnlara düşüyor.




Devrimci görevlerle birlikte yeterince ilgilenemediğimiz de bir gerçek olduğu gibi, çocuklarından bizlere tepki göstermesi, görevlerimize tepkiside bir diğer gerçek. Ama buradan hareketlede çocuklarla ilgilenmeye öncelik tanındığı durumlar da bir gerçek ve çok yaygındır. “Yarının gençlerini iyi yetiştirmeden devrimciyim demek olmaz” anlayışı yaygın. Onların nitelikli kişilik sahibi gençler olarak yetişmesi için gereken çabayı elbette göstermeliyiz. Ancak, her türlü ahlaksizlığın, iki yüzlülüğün, parayla satın almanın kol gezdigi özel mülkiyet sistemi yerle bir edilmeden sağlam kişiliklerimizin çoğunlukta olamayacağı gerçeğinide beynimize yerleştirme ve bu gerçeklik üzerinde yürümeliyiz. Çocuklarımıza özgür geleceği, bakımında değil, yalnızca sevginin saygının egemen olacağı bir dünya için, devrimci savaşım içinde olduğumuzu bilince yerleştirmeli ki, çocuklar özgürleştirelebilsin. En genel hatlarıyla ortaya koymaya çalıştığımız zorluklar, sorunlar, çelişkiler bir anlamda da ikircikli yapıdır. Bu belirlemeye kadın yoldaşlar ve arkadaşlar yeterince değer vermeli ve üzerinde düşünmelidirler. Yalnızca düşünmemeli, değiştirmek için çalışmalı ve kendi dünyalarını, çelişkilerini de yazmalı ki, birbirimizin deneyleri yargılanmizm, alışkanlıklarımızın yıkılmasında bizlere yardimci olsun..

Zorluklarımız zayıflıklarımızla birleşiyor ve bizler devrimci faaliyet içerisinde edilgen, geri ve ikincil konumda kalıyoruz. Niçin boyle oluyor? Bu sorunu irdelemeye çalışalım. Burada konuya girmeden zayıflıklarımızın erkek devrimcilerin kendilerine pratikte, kadın sorununu bağlamında-değiştirmedeki tutuculuğu ile birleştiğini ve değişim dönüşümün karşılıklı değişim dönüşümle gerçekleşeceği anlamini bulacağını belirtelim. Erkeklerin kadın erkek ilişkilerinde pratikte komünistler olarak davranma zorunluluğu üzerinde sürekli durduk, dahada derinlemeisne durmak gerekiyor.

Kadınların devrimci mucadele de istenilen aktiviteyi gösterememesinin belli başlı nedenlerini şöyle sıralayabiliriz. Öncelikle devrimciliği, devrimci çalışmayı yeterince içselleştirmemişler demek gerekiyor. Öyle değilse, çocuk bakımı, ev işyeri, yemek, bulaşık niçin devrimci işlerin önünde geliyor? Bu durumun gerçek olduğu gibi pratikte devrimci davranmadığımızda bir gerçek. Kendimizi geliştirip, önlere fırlamada tutucuyuz, yeterince fedakar değiliz. Örneğin kaçımız, bulaşık dursun kitap okuyayım, çamaşır dursun şu gazeteleri çevreme dağıtayım diyor? Kaçımız siyaset yapma bizimde hakkımız, bu hakkı mücadelemle alacağım ve kzanacağım diyor? Kaçımız komşusuyla, misafirleriyle siyasi sohbet yapıyor?

Belki tüm bunları kafamızdan gecinyonjz ama pratiğe geçiremiyoruz. Çoğumuz, yaşamın paylaşılması gerektiğini erkeklerimizle tartışıyoruz. Ama pratikte kaçımız, alış veriş kalırsa kalsın bende önceliği görevlerime vereceğim pratiğini sergiliyoruz? Eşlerimizi, erkek arkadaşları eleştirelim, değişmeleri için zorlayalım ama yapmıyorlar diye teslim olup kendimizi darlaştıran işlerle boğuşmayalım. Çünkü değişmenin ve değiştirmenin tek yolu, buna pratik tutum almadır. Burada kısır tartışmalar değil verimli karşılıklı dayanışmaya yaşam buldurma çabasıdır sorun. Yargılamamız gereken, mücadeleye kölelik zincirlerini parçalamak için atıldığımız gerçeğin yeterince bilince çıkaramadığımızdır. Boş zamanlarımızı mücadelenin görevlerine ayırmak değil, tüm benliğimizle davaya sahip çıkmadaki eksikliğimizdir. Kısaca derimciliğimizdeki eksiklik, ideolojik olarak Marksizm-Leninizmin kurtancılığına inançtaki zayıflıktır. Her bir kadın yoldaş elini vicdanına koyar, pratiğini sogularsa bu soruna kolaylıkla ulasacağına inanıyoruz.

Devrimci duygulardaki zayıflık, yüzyıllardır bize biçilen rolü reddetmede zorlanmamızıda beraberinde getiriyor. Tabi terside geçerlik kazandırılan rol, devrimci davranmada kararlılık zayıflığımızı da gösteriyor. Bir çoğumuz eve girdik mi önce mutfağa koşuyoruz, evi düzeltmeye çalışıyoruz. “Nasıl olsa bu işleri ben yapacağım” diye bize biçilen kadınlık görevlerimize bir anlamda gönüllüce sarılıyoruz. Ya da iyi yemek yapamıyor, iyi bulaşık yıkamıyor diye işlerin paylaşımını reddediyoruz ve böylelikle hem kendimize hem de eşimize/arkadaşımıza kötülük yapmış oluyoruz.

Çünkü bu davranış sonucu ne kadın, ne de birlikte yaşadığı erkek değişiyor. Eski tas, eski hamam devam ediyor. Kuşkusuz işlerin paylaşılması bizi kurtaramayacak ama eski alışkanlıklarınca, değer yargılarına çok önemli darbeler vuracağı gibi karşılıklı değişimimizi de beraberinde getirecektir. Teorik olarak bunları söylüyoruz ama pratikte kararlı davranılmıyor. Bir yandan özgür olmak istiyor, öte yandan özgürlüğe varmada karşılaştığımız zorluklara boyun eğebiliyoruz. Eğitile geldiğimiz boyun eğmeci yapının bir yansımasi değil mi? Birileri bize özgürlük, insanca davranış, yasam bağışlansın diye bekliyoruz. Kurtuluşumuz kendi kollarımızın eseri olacaktır.

O halde, davaya bağlılığımızı sağlamlaştırmalı ve pratik devrimciler olmak zorundayız. Başkaları için değil, kendimiz için devrimci olmak zorundayız yoldaşlar. Kadının değişim ve dönüşümü elbetteki uzun bir süreci getiriyor, ama yeni kimliklere kavuşma istek ve kararlılığı olmadan da başarılacak bir iş değildir özgür kadın olmak.

Devrimciliğimizi zayıflatan eski alışkanlıklara,böyle gelmiş böyle gider kaderci yaklaşımlara, herşeyi erkeğe göre düzenleyen kişiliğii silikleşrtiren tutumlara, değer yargılarına, bizi geri bıraktıran törelerie güçlü darbeler indirmek zorundayiz. Köleleştirici değerlerin beynimizi örümcekleştirmesine asla müsade etmemeliyiz. Ne istediğini bilen açık-net bir kafa yapısının başaramayacağı iş yoktur. Devrimci kadınların kendilerine saldırıları, eskilerini parçalama faaliyeti devrimci erkeklerin kendi değerlerine karşı saldırı ve faaliyetini de doğrudan olumlu bir tarzda etkileyecek ve kazanan ezilen sınıfa mensup kadın ve erkek ilişkisi olacaktır. Böylelikle mücadele de aktifleşeceğiz, mücadelenin her alanının yöneticileri olabileceğiz ve Özgür Kadınlar olma mücadelesini böylece hızlandıracağız.

Biz komünist kadınlar olarak, geniş işçi ve emekçi kadınları sosyalizm davasına, kurtuluş davamıza kazanabilme de devrimci ve komünist kadınların kendi zayıflık ve zaaflarına ölümcül darbe vurmanın oldukça önemli bir rol oynadığını kavrayarak değişeceğiz, değiştireceğiz ve özgürlüğümüzü yakalama yolunda inantla yürüyeceğiz

Erkek yoldaşlar ve arkadaşların da buradan gereken dersi çıkaracağına ve kendilerine benimsetilen egemen değerlere saldıracaklarına inanıyor, tüm kadın yoldaşları devrimci olmaya, görevlerine sarılmaya ve değerlerini değiştirme savaşımına davet ediyoruz.







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1296