
YÖK’TE NE DEĞİŞTİ?
Tarih: 08.01.2008 Saat: 11:10 Konu: Gençlik Yıldızı
YÖK’ün başına AKP’ye yakın dini bütün görüşlere sahip Yusuf Ziya Özcan’nın atanması YÖK’te önemli değişimlerin yaşanacağı yönlü bir hava doğmasına neden oldu. Aslında YÖK üzerinde bir egemenlik savaşımı yaşandığı bilinene bir gerçeklikti. Gül’ün cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasının ardından AKP daha rahatça bazı kurumlarda kadrolaşmanın yolunu açmış oldu. Aslında Anadolu sermayesi yada yeşil sermaye olarak ifade elden türde yeni burjuvazinin temsilcisi olan AKP 22 temmuz seçimlerinden başarıyla çıkmasının ardından AKP kadrolaşmada ve iktidarda daha fazla pay almada aktif bir çaba içinde hareket ettiğini görüyoruz. Örneğin, TMSF eliyle kullanılan Sabah-ATV gurubunun AKP yandaşı olan Çalık grubuna satılması, işçi sendika konfederasyonlarından Türk-İş’in başına AKP'ye yakınlığı ile bilinen Mustafa Kumlu’nun seçilmesi, Aleviliğin Diyanet İşleri kapsamına sokularak geniş Alevi kesiminin ve Alevi önde gelenlerinin yedeklenmek istenmesi, Sezer döneminde ataması reddedilen 121 kişinin Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasından sonra bürokrasinin çeşitli kademelerine atanması,vb. kısa dönem içerisinde yapılanlardan bir kaçını oluşturuyor. Sırada YÖK’e egemen olma vardı . Buda YÖK Başkanlığı'na Özcan’ın atanmasıyla AKP önemli bir hamle daha yapmış oldu. Neki YÖK’e a atanan Özcan'la ne YÖK, demokratlaşacak ve nede üniversiteler özgürlük gelecek . Çünkü Özcan’ın yaşamı, görev aldığı üniversitelerdeki icraatları gerçeği ele vermektedir. Dinci ve anti-demokratik komünizm düşmanı fikirleri bilinen Özcan Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunu ve, Chicago Üniversitesi'nde yüksek lisans ve doktorasını yapıp YÖK başkanlığına atanıncaya kadar da ODTÜ'de öğretim üyeliğine devam etmekteydi. Özcan’ın ilgi alanlarının başında dini konular geliyor. Araştırmalarından bazıları da bunu ortaya koyuyor. : 'Ülkemizde cami sayıları üzerine sayısal bir inceleme', 'Kanada'da Müslümanlar', 'Türkiye'de polis ve politika ilişkisi', 'İslam Ekonomik Gelişmeye Engel midir: Karşıt Delil ve Bazı Metodolojik Düşünceler', 'Polis Akademisi'ndeki Müfredat Sorunu', 'İslami Perspektif İçinde Sosyoloji ve Antropoloji', 'Geleneksel Müslüman Toplumlar'. Çalışmalarının yanı sıra Özcan '92-'94 yılları arasında Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmış, İslami araştırma dergisinde makaleleri yayınlanmıştır. Yusuf Ziya Özcan, İslami kimliğinin yanı sıra 'terör' konulu çalışmalarıyla da dikkat çekiyor. Polis akademisinde de ders veren Özcan, ODTÜ'ye konuşlandırılan 'Uluslararası Güvenlik ve İnsan Hakları Araştırma Merkezi (kısaca polis)'nin çalışmalarına Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı ile birlikte başkanlık yaptı. Ayrıca AKP'nin şirketi gibi çalışan ( "Sezer'den sonra kim Cumhurbaşkanı olsun?" araştırmasını yapan ve Gül'ü Çankaya'ya çıkartan şirket) Pollmark şirketinin kurucularındandır. Özetleyecek olursak Yusuf Ziya Özcan yaptığı araştırmalar, açıklamalar ve geçmişi ile karşımızda ılımlı bir İslamcı olarak duruyor. Aslında AKP ile olan ilişkisini bizzat kendisi de 'pot kırarak' ele verdi. Meclis başkanı Toptan'ın yapılan eleştirilere cevap verip vermeyeceğini gündeme getirmesi üzerine, Özcan mikrofonların açık olduğunu unutarak şöyle diyor; "Aynısını konuştuk bunların. Sayın Cumhurbaşkanı tavsiye etti. Başbakan 'Aman hocam' dedi. 'Dikkat' dedi, 'Bir şey söylersin, ipimizi çekerler'."
Yusuf Ziya Özcan'ın YÖK başkanlığına atanması ile 12 eylül faşist darbe sonrası kurulan YÖK'ün işlevi daha anlaşılır hale geldi. Kurulduğu günden bugüne akademi ve bilim çevreleri ile öğrencilerin tepkilerine neden olan tam da bu işleviydi. Yani hükümetler üniversiteleri denetim ve baskı altına alma aracı. Özcan'ın atanması ile bu tepkilerin haklılığı bir kez daha doğrulandı. Bu atama ile yıllardır mücadele edilerek kazanılmaya çalışılan özerklik, demokrasi gibi üniversiteleri üniversite yapan kavramların içi tamamen boşaltılmaya çalışılıyor. AKP'nin "sivil" anayasa tartışmaları ile ülkenin başına demokrasi dağıtıcısı kesilmesinin sadece lafta kaldığının en somut göstergelerinden birisi yine bu atamadır. AKP ben bilirm ben yaparım yaklaşımından hareket ederek YÖK’ün başına ataması, ılımlı İslamcı gericiliği rehber edinen bir AKP’nin üniversitelerde kadrolaşması, zaten yıllardır tırpanlanarak geriletilen bilimsel çalışmaların tamamen yok olması anlamına geliyor. Keza YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan ayağının tozuyla yaptığı ilk açıklamada 'İki vizyonum var. Bunlardan bir tanesi bütün yasakların üniversitelerden kalkması, ikincisi de üniversitelerin asli görevi olan bilimselliğe daha fazla önem vermeleri.' dedi. İlk duyulduğunda kulağa hoş geliyor bu açıklama. Ancak kaygılanmakta da haklıyız. Eğer yeni başkan, partisi gibi kendisi de sadece kendisi için özgürlük ve bilimsellik istiyorsa öğrenciler yandı. Mesela bilimsel araştırma için bütçe ayrılacak mı?. Üniversitelerin piyasa ve hükümetler karşısında idari özerkliği sağlanacak mı? Üniversitelerin içerisinde cirit atan polisler, güvenlikçiler ne olacak; ünivesitelere yerleştirilen onlarca kameralar sökülecek mi? En ufak demokrasi belirtisi taşımayan okul yönetmeliklerinde herhangi bir değişiklik olacak mı? Binlerce Kürt öğrenci özgürce kendi dili ile eğitim görebilecek mi?. Bu sorular dahada çoğaltılabilir. Ama AKP’nin nasıl bir demokrasi ve özgürlük savunucusu olduğunu biliyoruz. Onun içindirki Özcan’ın özgürlük savunsunu da , devleti ve sistemi korumayla sınırlandırılmış aşizmi tahkim eden göstermelik bir demokrasi ve özgürlük savunusu olmaktan öteye gtimeyeceği bilinmeldir. Çünki, Yusuf Ziya Özcan'ın katıldığı, 'İstanbul Demokrasi ve Küresel Güvenlik Konferansı'nın açılışında yaptığı şu konuşma, onun demokrasi ve özgürlük anlayışını ortaya koyması açısından dikkat çekicidir: "Türkiye'deki terör faaliyetleri 1961 Anayasası'nın ardından başlamıştır". Hatırlava cağı üzere 1961 Anayasası ülkede bir kısım demokratik hak ve özgürlüklerin kabul eidlmesi bakımından bir ilk adım olmuştu. Bundandırdır ki 12 eylül faşist darbesi ardından hazırlanan '82 anayasasının temel gerekçesi de YÖK başkanı Özcan'ın yaptığı açıklamadır. Yani bu gerekçe fazla demokrasi ve özgürlük ülkeyi kargaşa ve teröre sürüklemektedir şeklindeydi. Demokrasi ve özgürlüğe dair '61 anayasasındaki bazı küçük açılımları dahi teröre neden olarak gösteren birinin üniversitelere nasıl bir özgürlük getireceğini şimdiden öngörmek zor değil.
YÖK Başkanlığı'na atanan Yusuf Ziya Özcan ile üniversitelerde değişen birşey olmayacağıda ottada duran bir olgudur. O halde üniversite gençliği YÖK’ün dağıtılması ve parasız, demokratik ve özerk bir üniversite mücadelesisini ileriye taşıyarak egemen sınıf kliklerine toptan yanıt verecektir.
|
|