FAŞİZMİ PEKİŞTİREN VE ILIMLI İSLAMI MEŞRULAŞTIRAN ANAYASAYA HAYIR
Egemen sınırlar araısnda süren egemenlik mücadelesi yeni anayasa tartışmalarında da kendisini gösteriyor. İşçi ve emekçilerin, devrimci hareketin dağınıklığını fırsat bilen egemen sınıf klikleri istedikleri biçimde bir anayasa hazırlamak içim yoğun bir savaşım içinde bulunuyorlar. Cumhuriyetçi laikçilerle, ılımlı şeritaçılar arasında süren bu bilek güreşi savaşımında aslında danışıklı bir dövüş yaşanıyor. Çünkü yeni anayasada işçilerin,emekçilerin ve kürtlerin istemleri görmeden gelinerek ve adları yok sayılarak, 12 eylül faşist darbe anayasasının temel ayakları korunarak ılımlı islamcıların istemleri sokuştularak faşizm islam sosuyla bulanarak pekiştirliyor. Uluslarası emperyalist küresel sermayenin ihtiyaçlarına yanıt vermeyide de hedefleyen yeni anaysa adının ve ılımlı islamcı sosa batrıılmaış olmasının dışında yeni olan her hangi birşey yoktur.
Faşist generallerin süngüsüyle hazırlanıp ve zoraki onaylatılan 12 eylül faşist anayasası yamalı bir bohçaya dönmüş ve işbirlikçi tekelci sermayenin istemlerini yerine getirmede zorlanır hale gelmişti. Nitekim hem işbirlikçi tekelci sermaye, büyük toprak sahipleri, asker ve bürokrat kliğin ve egemen sınıf düzen partilerinin etkileirni yenden duüenleyerek sistemde pay almalaırnı ve emperyalist küresle sistemin ekonomik ve politik ihtiyaçlarına yanıt veren bir anayasa zorunlu olarak gündeme gelmiş bulunuyor. Keza Türkiye’nin gündeminde olan ve ‘yeni’ olarak tanımlanan anayasa tartışmaları işçi ve emekçi yığınalırn ve Kürtlerin demokratik istemlerinin dayatılması sonucu gündeme gelmemesi nedneiyle, anayasa esas olarak egemen sınıf kliklerinin gelinen durumda durumlarını meşrulaştırmayı güdüyor. Yoksa anayasa ne sivil ve neden demokratik bir karekter taşımaktadır.
Nitekim bunu bugünkü anayasa taslağı ile 12 eylül faşist darbecilerin 82 anayasasının arasında nitelik fark olmaddığını başlangıç ilkeleri ve ilk dört maddenin karşılaştırılmasında görmek hiçde zor olmayacaktır . Hatırlacağı gibi 82 faşist anayasa’nın bir çok maddesi değişti, ama anaysaya rengini veren ve niteliğini ortaya koyan başlangıç ilkeleri ve ilk 4 madde olduğu gibi korundu. Bu bağlangıç ilkeleri,” “Türk Vatanı ve Milletinin ebedî varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, “Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda” olarak devam eder. Anayasanın hiçbir maddesi doğrudan ve dolaylı olarak ‘devletin bölünmez bütünlüğüne’ aykırı olamayacağı gibi, söz konusu ‘demokratik ve insan hakları içerikli’ maddelerinin sınırı ‘bölünmez bütünlük’tür. Anayasanın üçüncü maddesi “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Beşinci madde: “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak…” denerek, yeni anyasada da bunlara dokunulmayarak , Türkiye’nin bugünkü politik rejimin niteliği konusunda bize somut bir fikir vermektedir. Türk ulusu dışındaki bütün uluslar ve ulusal azınlıklar yok.
Ayrıca Türklük tanımı yapılırken de “Türkiye Cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese, din ve ırk farkı gözetilmeksizin Türk denir.” Bu tanımlama ırkçı, şovenist ve inkarcı politikanın bütünlüklü devam ettiğini gösteriyor. Diğer bütün maddeler de bu bakış açısına göre düzenlenmiştir. Taslağın tamamı incelendiğinde kolu kanadı kırılmış burjuva demokratik bir anayasa içeriğine dahi sahip olmadığı gibi tersine Milli Güvenlik Anayasası’nın özelliklerinin olduğu gibi korunduğunu ve resmi devlet politikasının onandığını gösteriyor yansıtmaktadır.
Keza, gerek toplumun gerekse bireylerin hak ve özgürlüklerinin sınırı yani kırmızı çizgiler ‘ülkenin bölünmez bütünlüğü’ olarak belirlenmiş. Örneğin madde 13– (1)’de “Anayasada yer alan temel hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik eylemler biçiminde kullanılamaz” olarak tanımlanmış. AKP Anayasasının diğer bir anlamı şudur: “Ben Kürt’üm, Lazım, Çerkeizm" demek ‘ülkenin bölünmez bütünlüğü’ ile çeliştiği için suç kapsamına giriyor. Ya da yazdığınız herhangi bir makalede devletin politikalarını eleştirdiğiniz zaman ‘ülkenin bölünmez bütünlüğüne’ zarar verdiğiniz iddiası ile tutuklanabilirsiniz. Bir yürüyüşü, bir grevi ‘ülkenin milli güvenliği’ gerekçesiyle ‘yasadışı’ ilan edilebilir. AKP kurumları tarafından onaylanan taslakta ‘burjuva demokratik’ sürecin işletilmesi sözkonusu olmadığı gibi bazı bölümler 12 Eylül faşist darbe anayasasının gerisinde bulunmaktadır.
Neki devletin yeniden dizayn edilmesinde Kemalist rejimin temsilcileri laikçilerle sırtını emperyalizme dayamış ılımlı İslamcı güçler arasında egemenlikde pay alma bağlamında bilek güreşi yaşanıyor. Ilımlı islamcıların yakaladıkları gelişme durmunun resmileştirilmesi ve güvenceye alınması anayasa tartışmalarında kendisini gösteriyor. Anayasa taslağına dikkat edildiğinde, ılımlı İslamcı güçlerin gelişmesinin önünde engel olan yasalar özellikle kaldırılmak isteniyor. Göstermelik laikliğin dahada göstermelik hale getirilmesi, YÖK’ün değiştirilmesi, Türban ile eğitimin resmileştirilmesi, İmam Hatip Liseleri için yeni bir düzenlenmenin yapılması, ‘din ve vicdan özgürlüğü’ adı altında tarikat faaliyetlerinin yasal güvenceye alınması, devletin stratejik kurumlarında örgütlenme sürecini tamamlamak için İslamcı kadrolaşmanın önündeki engellerin kaldırılması için gerekli değişikliklerin tamamı anayasa kapsamı içine alıınıyor ve bunlra tümüyle,”özgürlükler ve demokratleşmenin” gelişimi olarak gösteriliyor.
Aslında AKP’nin yeni ayasası ABD ve AB emperyalistlerinin Ortadoğu coğrafyası için truva atı olarak düşündükleri ılımlı islamcı Türkiye modeline uygundur. Bu çizgiyi temsil edecek bir devlet şekillenmesini doğal olarak tercih edeceklerdir. Elbette son söz söylenmiş değildir. Egemen sınıf klikleri arasında yoğun bir anayasa savaşımı yürütülüyor. Faşsit 82 darbe anayasasının alternatifi ılımlı islam sosuyla bulanmış faşist şeriatçı bir anayasa olmaz. Türk islam sentezinin ihtiyaçalarına yanıt veren, faşist ırkçı şovenist ve inkarcı asimilasyoncu politikaları onaylayan, demokrat hak ve özgürlükleri devletin bekası için tırpanlayan, Kürt ulusu ve azınlık milliyetleri yok sayan, TC devletini kutsayıp ebedileştiren, işçilerin, emekçilerin ve Kürtlerin istemlerini ve hak yok sayan bir anayasa ancak yırtılmayı hak eder. İşçiler, emekçiler ve Kürtler, kendilerine zoraki giydirilmeye çalışılan faşist şeritatçı anayasaya gömleğine hayır diyerek , demokrasi ve özgürlük savaşımını yükselterek yanıt vermelidirler.