İLLEDE KADROLAŞMAK KADROLAŞMAK
Tarih: 02.10.2007 Saat: 15:31
Konu: İnşamız


Devrimci ve komünist hareket açısından kadro sorunu çözümü gündemde olan yakıcı bir sorun olmaya devam ediyor. Yalnız komünist ve devrimci hareket açısından değil, tüm toplumlar ve devletler açısından da kadro sorunu temel önemdedir. Ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan ilerleme yaratmak için dünyanın her tarafında milyarlarca dolar harcanarak eğitimler yapılmaktadır. Harcanan miktarlar eğitimin toplumlar açısından stratejik önemini de ortaya koymaktadır. Bir toplum eski kadrolara nazaran daha iyi yetişmiş yeni kadrolarını ortaya çıkaramazsa, bu konuda sorunlar yaşarsa ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve diğer tüm alanlarda önemli çıkmazlarla karşılaşır. Onun içindir ki kadroların yenileşmesi ve sürekli olarak kendisini
Siyasal hareketler açısından kadro sorunu her zaman en önemli sorun olarak ele alınmıştır. Kadrosunu dönemin ihtiyaçlarına göre iyi yetiştiren hareketler gelişmeler ortaya çıkarmanın imkanını yakalar. Eğer sorumluluk taşıyan ve çaba gösteren kadrolar olmazsa, ortaya konulan döşünceler, programlar ve taktikler sonuç alamaz. Tabii iyi kadro olması yetmez. Bunun yanında iyi bir ideoloji, teori, program ve taktik gerekir. Bunlar iyi örgütlenme ve kadroyla başarıya götürülebilir. İyi kadronuz ve yetişmiş insanınız olursa, doğru ideolojik, teorik ve politik tezlerinizin pratikleşmesi kolaylaşır. Dolayısıyla hareketler belli bir ideoloji, teori, strateji ve taktikler ortaya çıkarttıktan sonra kadro sorununu çözmeyi öncelikle önlerine koyarlar.
Kadrolar özellikle yoğun faşist baskı baskı ve zulüm altına alınan, ezilen, susturulan, mücadele koşulları sınırlanmış Türkiye gibi ülkeler açısından daha da gereklidir. Bu tür ağır koşulları kırarak özgürlük ve demokrasi mücadelesini geliştirmek iyi yetişmiş, inancı ve iradesi güçlü kadrolarla sağlanabilir. Politik mücadelenin önünde büyük zorlukların olduğu bir zeminde, sıradan ve vasat kadroyla sonuç almak ve başarıya el uzatmak mümkün değildir.
Türkiye devrimi'nde kadronun önemli hale gelmesi, önemli rol oynaması Türkiye devrimi'nin ve koşullarının karmaşık ve çok zorlu olmasıyla bağlıdır.üzerinde oturudğumuz coğrafyanın stratejik önemi yetkin ve yetişmiş kadro niteliğini daha bir yakıcı hale getirmektedir. Çünkü hiç bir yerde siyasal mücadele bu kadar zorluklarla ve kuşatmalarla karşılaşmaz. Bir politik mücadelenin dostlarının bu kadar az, düşmanlarının bu kadar çok olduğu örneği azdır. Bunun diğer ifadesi ise, bu koşullarda kadro çıkarmanın ve ayakta tutmanın zorluğudur. Böyle ülkelerde böyle koşullarda nitelikli kadrolar az çıkarken, diğer yandan ihtiyaç gereği niteliği yüksek kadrolara çok ihtiyaç duyulur. Türkiye devrimi somutunda kadro sorunu çok önemli olurken, bir paradoks olarak kadronun ortaya çıktığı zemin de olumsuzluklarla doludur.

Bir kere devrimci ve komünist hareketin kadro kaynağını hala küçük burjuva emekçi sınıf ve kesimler oluşturyor. İşçi hareketiyle sosyalist hareketin ayrı kulvarlarda yürümesi, yüksek öğrenim gençliğinin mücadeleisnin gerilerde seyretmesi, kadro yetiştirmedeki plansızlık ve kadroları koruma ve kollamadaki sıradan yaklaşımlar, devrimci ve komünist hareketin yetkin ve kalıcı kendi alanında uzmanlaşmış kadrolar yetiştirmeyi olumsuzlaştırıyor. Buna faşist karşıdevrimin sürekli ve sistemlilik arzeden baskı ve saldırılarını, sıklıkla tırpanlamasınıda eklediğimizde kadrolaşmayı dahada zor bir hale sokuyor.

Elbette olumsuzlukların arkasına sığınarak kadrolaşmadaki devrimci hareketin başarısızlıkları geçiştirilemez. Bu sorunu ayrıntılı bir çözüme tabi tutmak somut bir kadro politikası için kaçınılmaz bir görevdir. Konuyla ilgili detaylara ayrıca girmek üzere burada beli başlı sorunlara dikkat çekmekle yetineceğiz.



Türkiye'de devrimci ve komünist kadroların en temel. zaaflarından birisi ideolojik zayıflıkları, teorik yetersizlik ve sığlıklarıdır. Bunun biri ideolojik savaşımın yetmezliği, 12 eylül yenilgisi ve ardından bastıran tasfiyeciliğin etkilerini taşıyan ideolojik şekillenmesi oluştururken, bir diğerini ise yeni ve genç kadroların eğitim yetersizliklerinden ve teoriyi bir silah gibi kullanma bilinçlerinin zayıflığından kaynaklanıyor.

Kadro politikasında bu ideolojik zayıflık öğelerine karşı sistemli bir ideolojik mücadele ve eğitim esas almamalı, tek tek kadroların ve bir bütün olarak örgütün ideolojik eğitimi ve sağlamlaştırılmasını esas alan özel bir çaba gösterilmelidir. Bu konuda yayın organlarının yanı sıra eğitim okulu, konferans vb. araçların geliştirilmesine ihtiyaç var.Türkiye devrimci ve komünist militanın bu ideolojik şekillenme süreci ile yakından ilgili olarak en temel eksikliklerinden birisi de ''Rus devrimci atılım ruhu''un zayıflığıdır.

Bu noktada kendiliğindenciliğin egemenliği veya devrimci irade konusundaki zayıflık, aşılması gereken en önemli sorundur. Bu sorun atılım ruhunu zaafa uğratan başlıca unsurdur. Ki, atılım ruhunu içselleştirememiş kadroların büyük günleri yaratacak güçleri bir araya toplayabilmeleri ve onları devrimci savaşıma sürmelerine olanak yoktur.

Gerek eski gerekse de yeni kadrolarda göze çarpan bir başka özellik, gizli çalışmanın gereklerine uyma ve tüm yaşamlarını buna göre düzenleme konusunda gösterdikleri zaaflardır.
Yine kadrolarda sosyalizmin ağır yenilgisi ve geriye çekilmesi kadrolarda devrimci romantizmin zayıflaması, bilgiçlik ve aydın bireyciliği faşist cunta sonrası yıllarda gelişen ve hala önemli ölçüde egemen olan ciddi, bir sorun olarak çözüm bekliyor. Kanamakta olan bu yara, kolektivizmi, feda ruhunu, alçak gönüllülüğü, örgüt iradesinin her şeyin üstünde tutulması görevini, anlayışını alttan alta boğuyor. Keza aydın bireyciliğinin gericilik yıllarına has bir şekli olarak kahramanlıklarına diyet isteme tavrı verilen değerden tatmin olmama, kimi ayrıcalıkların kendine çok görülmemesini bekleme,şu veya bu biçimde keyfiyetçiliği hakkı sayma vb.) şu ya da bu oranda varlığını sürdüren ve mutlaka alt edilmesi gereken bir sorunu oluşturuyor.

Kadroların eğitimi ve dönüşümündeki yetersizlikler bir diğer sorunu oluşturmaktadır. Açık ki, eğitim yalnızca teorik bir sorun değil, esasen pratik bir sorundur. Kadroların günlük yaşamı ve çalışması içinde, onların somut ihtiyaçlarını, başarı ya da hatalarını dikkate alan çok yönlü bir faaliyettir. Önderliğin ve eğitimcilerin bu konudaki esas görevi kadrolarla yakın ilişki içinde olmak, onların günlük çalışmasının yanında yer alarak, onların somut ihtiyaçlarının belirlenmesi ve bu temel üzerinde eğitim çalışması yürütmektir. Her yerde, her koşulda herkese uyan bir ''eğitim reçetesi'' aramak yanlıştır. Marksist Leninist klasikler temelinde yürütülen teorik eğitimin de tek tek komünistlerin somut ihtiyaçlarına göre bir plana kavuşturulması gerekir. Dahası, kendi halk gerçeğimizi etraflıca incelemek, bunu tek tek bireylere indirgemek ve ulaşılan kişilik çözümlemesi temelinde somut bir kadro ve eğitim politikası geliştirmek gerekmektedir.

Dahası ''Her şeyi kadrolar belirler.'' Stalin'in bu çarpıcı ifadesi tüm komünistler tarafından bilinir. Ne var ki, örgütsel plan ve çalışma içinde bunun gereklerine uyulduğunu söylemek zordur. Bir başka ifadeyle, her şeyi belirleyecek olan kadroların yetiştirilmesi, istihdamı, geliştirilmesi konularında bilinçli bir pratikten ziyade kendiliğindencilik egemendir. Öyle ki, komünist ve devrimci örgütlerin yayınlarında bu soruna dair çokca yazılır ama bunun gerkeli doğrultusunda hareket etmede farklı bir durum söz konusu olur. Bunun bir adım sonrası ise yetiştirme faaliyetinde bilinç ve plan unsurlarının ikincil hale gelişidir. Örgüt ve devrim davasını geliştirme görevi komünistlere bu zaafı mutlaka yenmeyi emretmektedir.
Kuşkusuz kadro politikası ve kadro tipi konusunda, M-L klasikler ile çeşitli komünist eserlerdeki aydınlatıcı malzeme ve öneriler oldukça zengindir. Üstelik bunlar sınıf mücadelesi ateşi içinde şekillendiklerinden, yani pratiğin derslerine ve deneyimlerine dayanan niteliklerinden ötürü daima canlı ve yenidirler. Ne var ki yine de yumağı açacak düğümü çözme ihtiyacı kendini dayanıyor. ''Hedefe ulaşmak için şimdi ne yapmalıyız?'' sorusunu en iyi biçimde yanıtlamak gerekiyor. O halde, bu sorunda da politik durum ve ihtiyaçlarla bağı içinde somut çözümle melere gitmek ve ilelde kadro yetiştirmeye sıkıca sarılmak gerekiyor. Devrimci ve komünist hareketi ayağa kaldırmanın yolunun buradan geçtiğini unutmadan, devrimci görevlere sıkıca sarılmalıyız.







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1084