GÖÇMENLERİN  ÖLDÜRÜLMESİ  PROTESTO EDİLDİ !
Tarih: 02.10.2007 Saat: 15:21
Konu: Politika Haber


Ölüm yasalarının kaldırılması ve göçmen kardeşlerimizle dayanışmak için 23 Eylül Pazar günü saat 14.00'de Taksim Tramvay Durağı'nda değişik  akımların düzenlediği(Emekçi Hareket Partisi (EHP), Sosyalist Emek Hareketi (SEH), Anarşist Komünist İnisiyatif (AKİ), 78'liler Vakfı Girişimi, Tüm-İGD, Öğrenci Muhalefeti, Umut Kooperatifi, İşçi Mücadelesi, ANKİÇ, Otonom-A, Anarşist Cephe, Halk Kültür Merkezleri (HKM), Sosyalist Demokrasi Partisi(SDP), Lambda İstanbul) katılımıyla bir protesto etinliği düzenlendi. DHB okurlarınında destek verdiği eyleme toplam 50 kişi katıldı.
“Kardeşime Dokunma, Ölüm Yasaları Kaldırılsın “ sloganları altında yapılan basın açıklamasında; ” 20 Ağustos 2007 tarihi'nde Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde Festus Okey isimli Nijeryalı bir göçmen, polis kurşunuyla öldürüldü. Bu olayın üzerinden çok geçmeden Yabancılar Şube Müdürlüğüne ait Kumpayı Yabancılar Misafirhanesi'nde sınır dışı edilme işlemlerini bekleyen Polonya uyruklu Dariusz Wıtek'in intihar ettiği açıklandı. Ardarda yaşanan bu iki olay göçmenlik olgusunun önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
Festus Okey, devlet kimliksiz saydığı, 'tanımadığı' ama bir yandan da ucuz iş gücü olarak kullandığı binlerce göçmenden biriydi. Devlet, benzer devletin tüm olaylarda olduğu gibi, bu olayı da var gücüyle örtbas etmeye çalışıyor: Festus'un uyuşturucu sattığı iddia edilerek bu cinayet meşrulaştırılıyor, "uyuşturucu operasyonu" adı altında göçmenlerin yaşadığı yerlere operasyonlar düzenlenerek, yeterince kötü koşullarda kötü koşullarda yaşayan bu insanların üzerinde baskı kuruluyor. Bu olay çok ciddi bir meselenin aynı derecede önemli iki yönünü gösteriyor:
Polisin işlediği ve hesabını verme zorunluluğu duymadığı bu olay bir yönüyle, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi yaşadığımız coğrafyada da var olan çok önemli bir meselenin, yani göç ve göçmenlik meselesinin sonucuydu. Zengin ülkelerin refahlarını arttırma stratejilerinin sonucu olarak, savaşlar ve inanılmaz bir yoksulluk içerisinde kalan insanlar hayatta kalabilmek için göç ediyorlar. Tüm Avrupa'da göç, göçmenlere yönelik şiddet ve ayrımcılık önemli sorunlardan biri halini almış durumda. Avrupa ülkelerinin refah anlamına geldiği söylemi düzenin vahşi yüzünü gösteren göçmenlik olgusuyla sürekli yalanlanıyor. Geçtiğimiz sene Fransa'da polis tarafında kötü koşullarda yaşayan bu insanların üzerinde baskı kuruluyor. Bu olay çok ciddi bir meselenin aynı derecede önemli iki yönünü gösteriyor:
Polisin işlediği ve hesabını verme zorunluluğu duymadığı bu olay bir yönüyle, dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi yaşadığımız coğrafyada da var olan çok önemli bir meselenin, yani göç ve göçmenlik meselesinin sonucuydu. Zengin ülkelerin refahlarını arttırma
stratejilerinin sonucu olarak, savaşlar ve inanılmaz bir yoksulluk içerisinde kalan insanlar hayatta kalabilmek için göç ediyorlar. Tüm Avrupa'da göç, göçmenlere yönelik şiddet ve ayrımcılık önemli sorunlardan biri halini almış durumda. Avrupa ülkelerinin refah anlamına geldiği söylemi düzenin vahşi yüzünü gösteren göçmenlik olgusuyla sürekli yalanlanıyor.



Bu cinayetin diğer bir yüzü ise, çeşitli biçimlerde kendini gösteren ve toplumun pek çok kesimine yönelen sistematik devlet baskısıdır. Yaşanan olay bu sistemli şiddetin bir uzantısıdır. Kuşku yok ki bu baskılara zemin hazırlayan Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu(PVSK), Terörle Mücadele Yasası(TMY), Ceza Muhakemeleri Kanunu(CMK) ve Ceza Kanunu'nda yapılan yen düzenlemeler bu cinayetin ve son zamanda yaşanan pek çok şiddet olayının önünü açmıştır. Bu değişikliklerin ardından karakollarda işkence ve ölüm vakaları gözle görülür oranda artış göstermiştir. Yaşanan bu olayların ardından kaç polis hakkında soruşturma açıldı? Ve bu soruşturmaların kaç tanesi sonuçlandı, ya da sonuçlandırılması düşünülüyor mu acaba? Bu soruların da birileri tarafından cevaplanm cevaplanması gerekiyor.
 AKP'nin Hrant Dink cinayeti gibi pek çok cinayete imza atan kontr-gerilla örgütlenmesini yok etmeyi amaçlamadığı çok açık. Seçimler öncesi Hrant Dink cinayetinin üstüne gidildiği izlenimi oluşturuldu ama son günlerde yaşanan olaylar gösterdi ki, her zaman olduğu gibi, bu cinayet de örtbas edilmeye çalışılıyor. Biz biliyoruz ki, sıfatı ister sivil ister askeri olsun, çıkaracakları hiç bir yasa ya da anayasa emekçilerden, yoksullardan, ezilenlerden yana olmayacaktır. Ancak yaşananlar bizim makus kaderimiz değil. Biz bir araya gelirsek bu ablukayı dağıtabilir ölüm yasalarını kaldırtabiliriz.
Kurtuluş Yok Tek Başına! Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz!
Ölüm Yasaları Kaldırılsın, Operasyonlar, Baskılar, Saldırılar Durdurulsun...
Yasalar Devletinse, Sokaklar Bizimdir! Yetkili Ölüme Son!” sloganlarıyla eylem sona erdi.
DHB İstanbul







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1079