KAPİTALİZM ÇOCUK BEDENLERİNİ KARANLIKTA BOĞUYOR
Tarih: 02.10.2007 Saat: 15:03
Konu: Gençlik Yıldızı


Okula gitmesi ve çocukluğunu özgür yaşaması gereken milyonlarca yoksul ailenin çocukları kapitalizmin acımasız çarkları içine çekilerek bedenleri karanlık içinde boğulmaya çalışıyor. Çocuk işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu ve bu alanda üretime çekilen 3 milyonu bulan çocuk işçinin acımasız çalışma koşullarının önlenmesine yönelik açıklamalar bir birini kovalamasına karşın, kapitalizm çocukların fiziksel, sosyal, duygusal, zihinsel gelişimlerinin önünde kocaman bir engel olmaya devam ediyor. Bilindiği üzere kapitalist sisteme üretimin maliyetini düşürerek daha fazla kar sağlamak için kullanılıyor çocuk işçileri. Onların gelecekleri kapitalist sistemin insafına terkedilmiş durumda. Yaşam koşullarının her geçen gün daha da ağrılaşması yoksul ailelerin çocuklarını daha küçük yaşlarda çalışmak zorunda bırakması, sömürüyü derinleştirdiği gibi yoksulluğun genişlemesi çocuk işçiliği de artırıyor.

Çocuk işçililiğinin hikayesi çok eskilere dayanır. Ailenin ortaya çıkışı ve üretimin kolektif hale gelmesiyle başlar çocuk işçiliği. Ailenin işlerine yardım ederler, tarlalarda çalıştırılırlar. Kapitalist sistemden sonra ise işçiliğin boyutları değişir. Artık yetişkinlerin yaptığı işe yardımcı olmak tan çıkarak, bizzat kendileri yaparlar. Kapitalistler ilk kurdukları fabrikalarda maliyetin düşmesi için ucuz iş gücüne ihtiyaç duyulur. Çocuk işçilerin maliyetinin düşük olmasının yanında haklarını aramaktan, örgütlü olmaktan yoksun olmaları da kapitalistlerin karını yükseltmek için cazip gelir. Çünkü çocuklar ne söylenirse ikiletmeden yerine getirirler. Uzun saatler boyunca düşük ücretle çalıştırılmalarına ses çıkarmazlar. Sanayileşmenin ilk ortaya çıktığı kapitalist ülkelerde çocuk emeği sömürüsü korkunç örneklerle anılır. İngiltere’de baca temizleyicisi olarak çalışan çocuklar ocağın içine sokulduktan sonra ateş yakılıyordu. Kurtulmak için tırmanan çocuğun her tarafı kan içinde kalıyordu. Ancak baca da temizlenmiş oluyordu.

Emek-sermaye çelişkisinin belki de en can acıtıcı tarihini yazan çocuk işçiler fabrikaların tekelleşmesine, artı-değerin daha rahat biriktirilmesine ve burjuvazinin yeni pazarlar kurmasına yardımcı oldular. Kapitalistler kendi sistemlerini devam ettirmek için bir nesil’i mahvettiler. Öyle ki azami kar ve pazarları ele geçirmek kendi aralarında çatışmalara girdiler. Ne ki, çalışma koşullarının ağırlığı nedeniyle Ancak ortada savaşacak sağlıklı erkek bulunamıyordu. Örneğin Almanya’ da 20 yaşına gelen erkeklerin %45 i fiziksel olarak askerliğe uygun değildi.




Çocuk işçilerinin acımasız sömürü kapitalist sistemde yayılarak ve genişleyerek devam etti. Hem de çocuk işçiliğinin yasaklanması kararlarına karşı bu gelişme yaşandı. Türkiye’de büyük işletmelerde istihdamı zor olan yada sınırlı olarak çalıştırılan çocuk işçiler daha çok kaçak işlerde ve KOBİ’lerde çalıştırılıyor. KOBİLER hem piyasayı rahatlatıyor hem de istihdamı arttırıyor. Tekellerle yarışa zorlanan ve ayakta kalmaya çalışan KOBİ’lerde ucuz iş gücüne ihtiyaç duyuluyor. Çıraklık maskesi altında çocuklar meslek edinmekten çok tüm ayak işlerinde sosyal haklardan mahrum üç kuruşa kullanılıyorlar. Çıraklık artık tarihteki gibi meslek öğrenmenin bir metodu değil sınırsız sömürünün bir diğer adı. Çocuk işçi yetişkinin aldığı ücretin yarısını alıp hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan çalışıyor. Çocukların dikkat konusundaki eksiklikleri yüzünden iş kazası yapma riskleri yetişkinlere oranla daha fazla. Çocuklar hem temizlik, çay getirip götürme gibi işlerde çalışırken hem de ustanın ve kıdemli çalışanların tacizlerine maruz kalıyor. Dayak, küfür, aşağılanma, zaman zaman taciz ve tecavüz onların bir yandan da duygusal gelişimlerini olumsuz etkilemekte. Tüm bunların yanında çocuklar temel haklarından biri olan eğitim hakkından yoksun. Çıraklık eğitim merkezlerine devam eden çalışan çocukların oranı sadece % 20. Diğerlerinin büyük çoğunluğunun ise haberi yok. Bir yandan okuyup yarı zamanlı çalışan çocuklar okul derslerinde başarısızlığa mahkum edilen çocuklar gelecekleri için çalışmayı okumaya yeğlemekte. Meslek öğretmekten uzak olan eğitim çocuk emeğinin daha rahat sömürülmesini sağlıyor. Ancak hiç eğitim alamayan çocuklara göre avantajları sosyal güvencelerinin olması. Kapitalizm özünde adaletsizlik ve yoksulluk doğuran bir sistemdir. Çocuk işçiliği de yoksulluğa ve işsizliğe bağımlı olarak artıyor. Yoksul aileler için çocuk ek masraf demektir. En azından karnını doyuracak bir yerde çalışması aileleri maddi açıdan rahatlatıyor. Sekiz yıllık zorunlu eğitim ve çıraklığın eskisi gibi cazip olmaması çocukları sokaklara itiyor. Sıcak paranın döndüğü sokaklarda çocuklar birbirinden farklı ve tehlikeli işlerde kullanılıyor. Kolay saklanma becerileri ve inandırıcı olmaları nedeniyle hırsızlık, kapkaç gibi işlerde çocuklar vazgeçilmez olanak. Selpak satarken ya da ayakkabı boyarken daha ilgi çekici olup daha çok para kazanabiliyorlar. Aynı zamanda fuhuş ve madde bağımlılığının kucağına itiliyorlar. Yalnızca kız çocuklarının değil erkek çocukların da kullanıldığı pazarda çocukların bedenleri bir meta olarak satılıp en iğrenç şekillerde kullanılıyor. Türkiye’de toplumun değer yargıları yüzünden bu alanda yapılmış ciddi bir çalışma ve sağlıklı istatistikler yok. Ama fuhuş’un ve madde kullanmanın 9-11 yaşına kadar düştüğü biliniyor. Yalnızca İstanbul’da 500 çocuğun seks işçisi olarak çalıştırıldığı biliniyor.

Türkiye’de sorunu can yakıcı yapan bir kaç özel koşul İstihdamın giderek tarımdan sanayiye doğru kaydığı bir ülke olan Türkiye’de tarıma yatırım yapılmadığı gözleniyor. Tarım alanında yatırım yapılmadıkça ucuz iş gücü ihtiyacı çoğalmakta. Adana-Çukurova gibi tarım alanlarına Kürt illerinden Kürt aileleri; mevsimlik işçi olarak geliyor. Gelirken yanlarında çocuklarını da getiren aileler, ücretsiz aile işçisi olarak çocukları çalıştırıyor.

Kirli savaşın sürmesi ve bölgeye yatırım yapılmaması ve var olan devlet kurumlarının özelleştirilmesi (ET-BALIK vs.) metropol illerine göçü zorunlu kılıyor. Başka bir etkende silah zoruyla boşaltılan köylerdeki insanların kentlerin uzağındaki gecekondu mahallerinde yaşamaya zorlanması. Eğitimli insan sayısının düşük olduğu gecekondu mahallelerinde yoksulluk tüm acımasızlığıyla insanları yaralarken, alt yapı sorunları ve eğitim kurumlarına ulaşım olmaması ailelerin çocuklarının çalışmasına muhtaç konuma gelmesine neden olmakta. Artık okumanın eskisi gibi geleceğin garantisi olmaması da çocukları çalışmaya teşvik ediyor. Çocuklar için sokaklarda bir çok tehlikenin yanında en önemlisi madde bağımlılığı. Küçük yaşta sigarayla başlayan yolculuk uyuşturucu, tiner gibi maddelerle devam ediyor.

Çocukların insanlık dışı koşullarda, yasadışı işlerde, bedensel ve ruhsal gelişimlerini olumsuz etkileyecek biçimde çalıştırılması egemenlerin genel söylemi ve halkın büyük kesiminin genel yargısı ile “ailelerin bilinçsizliği, vicdansızlığı”ndan değil aslında düzenin dayatmalarından kaynaklanıyor.

Türk-İş in öncülüğünü ettiği, DİSK ve Hak-İş in destek verdiği “Sokaktan Okula” projesi Türkiye de sokakta çalışan çocuklarla ilgili yapılmış nadir örneklerden biri. Ancak olsa olsa bir avunma olarak nitelendirilebilir. 2000 sokak çocuğu YİBO’ lara yerleştiriliyor. Böylece çocuklar eğitim olanağına kavuşmuş oluyor. YİBO’ larda askeri disiplin altında, baskı ve aşağılanmanın hat safhada olduğu kurumlarda ne kadar sağlıklı eğitim verilebilir? Çocuklar için çözüm olarak gösterilen hapishaneye benzeyen kurumlarda sözde eğitim almak çözüm olarak gösteriliyor.? Kaldı ki bu kurumların çocuklar için çok iyi bir olanak sunduğu kabul edilse bile ne bütün sokaklarda çalışan çocuklar YİBO’ lara yerleştirebilir ne de gelir adaletsizliği ve istihdam sorunun önüne geçebilir..

Çocuk işçiliği kapitalizmin ortaya çıkardığına göre çözümde buna karşı mücadelede ifadesini bulmaktadır. Çocukların özgür bir ortamda ve umut içinde ve topluma yararlı insanlar olarak yetişebilmeleri için burjuva kapitalist sisteme karşı örgütlü savaşım içinde olarak, geleceğimiz çocukların sağlıklı kişilikler olarak yetiştirilmesinin önü açılabilir ancak.

KAPİTALİZM ÇOCUK BEDENLERİNİ KARANLIKTA BOĞUYOR –gençlik sayfaısna-


Okula gitmesi ve çocukluğunu özgür yaşaması gereken milyonlarca yoksul ailenin çocukları kapitalizmin acımasız çarkları içine çekilerek bedenleri karanlık içinde boğulmaya çalışıyor. Çocuk işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu ve bu alanda üretime çekilen 3 milyonu bulan çocuk işçinin acımasız çalışma koşullarının önlenmesine yönelik açıklamalar bir birini kovalamasına karşın, kapitalizm çocukların fiziksel, sosyal, duygusal, zihinsel gelişimlerinin önünde kocaman bir engel olmaya devam ediyor. Bilindiği üzere kapitalist sisteme üretimin maliyetini düşürerek daha fazla kar sağlamak için kullanılıyor çocuk işçileri. Onların gelecekleri kapitalist sistemin insafına terkedilmiş durumda. Yaşam koşullarının her geçen gün daha da ağrılaşması yoksul ailelerin çocuklarını daha küçük yaşlarda çalışmak zorunda bırakması, sömürüyü derinleştirdiği gibi yoksulluğun genişlemesi çocuk işçiliği de artırıyor.

Çocuk işçililiğinin hikayesi çok eskilere dayanır. Ailenin ortaya çıkışı ve üretimin kolektif hale gelmesiyle başlar çocuk işçiliği. Ailenin işlerine yardım ederler, tarlalarda çalıştırılırlar. Kapitalist sistemden sonra ise işçiliğin boyutları değişir. Artık yetişkinlerin yaptığı işe yardımcı olmak tan çıkarak, bizzat kendileri yaparlar. Kapitalistler ilk kurdukları fabrikalarda maliyetin düşmesi için ucuz iş gücüne ihtiyaç duyulur. Çocuk işçilerin maliyetinin düşük olmasının yanında haklarını aramaktan, örgütlü olmaktan yoksun olmaları da kapitalistlerin karını yükseltmek için cazip gelir. Çünkü çocuklar ne söylenirse ikiletmeden yerine getirirler. Uzun saatler boyunca düşük ücretle çalıştırılmalarına ses çıkarmazlar. Sanayileşmenin ilk ortaya çıktığı kapitalist ülkelerde çocuk emeği sömürüsü korkunç örneklerle anılır. İngiltere’de baca temizleyicisi olarak çalışan çocuklar ocağın içine sokulduktan sonra ateş yakılıyordu. Kurtulmak için tırmanan çocuğun her tarafı kan içinde kalıyordu. Ancak baca da temizlenmiş oluyordu.

Emek-sermaye çelişkisinin belki de en can acıtıcı tarihini yazan çocuk işçiler fabrikaların tekelleşmesine, artı-değerin daha rahat biriktirilmesine ve burjuvazinin yeni pazarlar kurmasına yardımcı oldular. Kapitalistler kendi sistemlerini devam ettirmek için bir nesil’i mahvettiler. Öyle ki azami kar ve pazarları ele geçirmek kendi aralarında çatışmalara girdiler. Ne ki, çalışma koşullarının ağırlığı nedeniyle Ancak ortada savaşacak sağlıklı erkek bulunamıyordu. Örneğin Almanya’ da 20 yaşına gelen erkeklerin %45 i fiziksel olarak askerliğe uygun değildi.

Çocuk işçilerinin acımasız sömürü kapitalist sistemde yayılarak ve genişleyerek devam etti. Hem de çocuk işçiliğinin yasaklanması kararlarına karşı bu gelişme yaşandı. Türkiye’de büyük işletmelerde istihdamı zor olan yada sınırlı olarak çalıştırılan çocuk işçiler daha çok kaçak işlerde ve KOBİ’lerde çalıştırılıyor. KOBİLER hem piyasayı rahatlatıyor hem de istihdamı arttırıyor. Tekellerle yarışa zorlanan ve ayakta kalmaya çalışan KOBİ’lerde ucuz iş gücüne ihtiyaç duyuluyor. Çıraklık maskesi altında çocuklar meslek edinmekten çok tüm ayak işlerinde sosyal haklardan mahrum üç kuruşa kullanılıyorlar. Çıraklık artık tarihteki gibi meslek öğrenmenin bir metodu değil sınırsız sömürünün bir diğer adı. Çocuk işçi yetişkinin aldığı ücretin yarısını alıp hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadan çalışıyor. Çocukların dikkat konusundaki eksiklikleri yüzünden iş kazası yapma riskleri yetişkinlere oranla daha fazla. Çocuklar hem temizlik, çay getirip götürme gibi işlerde çalışırken hem de ustanın ve kıdemli çalışanların tacizlerine maruz kalıyor. Dayak, küfür, aşağılanma, zaman zaman taciz ve tecavüz onların bir yandan da duygusal gelişimlerini olumsuz etkilemekte. Tüm bunların yanında çocuklar temel haklarından biri olan eğitim hakkından yoksun. Çıraklık eğitim merkezlerine devam eden çalışan çocukların oranı sadece % 20. Diğerlerinin büyük çoğunluğunun ise haberi yok. Bir yandan okuyup yarı zamanlı çalışan çocuklar okul derslerinde başarısızlığa mahkum edilen çocuklar gelecekleri için çalışmayı okumaya yeğlemekte. Meslek öğretmekten uzak olan eğitim çocuk emeğinin daha rahat sömürülmesini sağlıyor. Ancak hiç eğitim alamayan çocuklara göre avantajları sosyal güvencelerinin olması. Kapitalizm özünde adaletsizlik ve yoksulluk doğuran bir sistemdir. Çocuk işçiliği de yoksulluğa ve işsizliğe bağımlı olarak artıyor. Yoksul aileler için çocuk ek masraf demektir. En azından karnını doyuracak bir yerde çalışması aileleri maddi açıdan rahatlatıyor. Sekiz yıllık zorunlu eğitim ve çıraklığın eskisi gibi cazip olmaması çocukları sokaklara itiyor. Sıcak paranın döndüğü sokaklarda çocuklar birbirinden farklı ve tehlikeli işlerde kullanılıyor. Kolay saklanma becerileri ve inandırıcı olmaları nedeniyle hırsızlık, kapkaç gibi işlerde çocuklar vazgeçilmez olanak. Selpak satarken ya da ayakkabı boyarken daha ilgi çekici olup daha çok para kazanabiliyorlar. Aynı zamanda fuhuş ve madde bağımlılığının kucağına itiliyorlar. Yalnızca kız çocuklarının değil erkek çocukların da kullanıldığı pazarda çocukların bedenleri bir meta olarak satılıp en iğrenç şekillerde kullanılıyor. Türkiye’de toplumun değer yargıları yüzünden bu alanda yapılmış ciddi bir çalışma ve sağlıklı istatistikler yok. Ama fuhuş’un ve madde kullanmanın 9-11 yaşına kadar düştüğü biliniyor. Yalnızca İstanbul’da 500 çocuğun seks işçisi olarak çalıştırıldığı biliniyor.

Türkiye’de sorunu can yakıcı yapan bir kaç özel koşul İstihdamın giderek tarımdan sanayiye doğru kaydığı bir ülke olan Türkiye’de tarıma yatırım yapılmadığı gözleniyor. Tarım alanında yatırım yapılmadıkça ucuz iş gücü ihtiyacı çoğalmakta. Adana-Çukurova gibi tarım alanlarına Kürt illerinden Kürt aileleri; mevsimlik işçi olarak geliyor. Gelirken yanlarında çocuklarını da getiren aileler, ücretsiz aile işçisi olarak çocukları çalıştırıyor.

Kirli savaşın sürmesi ve bölgeye yatırım yapılmaması ve var olan devlet kurumlarının özelleştirilmesi (ET-BALIK vs.) metropol illerine göçü zorunlu kılıyor. Başka bir etkende silah zoruyla boşaltılan köylerdeki insanların kentlerin uzağındaki gecekondu mahallerinde yaşamaya zorlanması. Eğitimli insan sayısının düşük olduğu gecekondu mahallelerinde yoksulluk tüm acımasızlığıyla insanları yaralarken, alt yapı sorunları ve eğitim kurumlarına ulaşım olmaması ailelerin çocuklarının çalışmasına muhtaç konuma gelmesine neden olmakta. Artık okumanın eskisi gibi geleceğin garantisi olmaması da çocukları çalışmaya teşvik ediyor. Çocuklar için sokaklarda bir çok tehlikenin yanında en önemlisi madde bağımlılığı. Küçük yaşta sigarayla başlayan yolculuk uyuşturucu, tiner gibi maddelerle devam ediyor.

Çocukların insanlık dışı koşullarda, yasadışı işlerde, bedensel ve ruhsal gelişimlerini olumsuz etkileyecek biçimde çalıştırılması egemenlerin genel söylemi ve halkın büyük kesiminin genel yargısı ile “ailelerin bilinçsizliği, vicdansızlığı”ndan değil aslında düzenin dayatmalarından kaynaklanıyor.

Türk-İş in öncülüğünü ettiği, DİSK ve Hak-İş in destek verdiği “Sokaktan Okula” projesi Türkiye de sokakta çalışan çocuklarla ilgili yapılmış nadir örneklerden biri. Ancak olsa olsa bir avunma olarak nitelendirilebilir. 2000 sokak çocuğu YİBO’ lara yerleştiriliyor. Böylece çocuklar eğitim olanağına kavuşmuş oluyor. YİBO’ larda askeri disiplin altında, baskı ve aşağılanmanın hat safhada olduğu kurumlarda ne kadar sağlıklı eğitim verilebilir? Çocuklar için çözüm olarak gösterilen hapishaneye benzeyen kurumlarda sözde eğitim almak çözüm olarak gösteriliyor.? Kaldı ki bu kurumların çocuklar için çok iyi bir olanak sunduğu kabul edilse bile ne bütün sokaklarda çalışan çocuklar YİBO’ lara yerleştirebilir ne de gelir adaletsizliği ve istihdam sorunun önüne geçebilir..

Çocuk işçiliği kapitalizmin ortaya çıkardığına göre çözümde buna karşı mücadelede ifadesini bulmaktadır. Çocukların özgür bir ortamda ve umut içinde ve topluma yararlı insanlar olarak yetişebilmeleri için burjuva kapitalist sisteme karşı örgütlü savaşım içinde olarak, geleceğimiz çocukların sağlıklı kişilikler olarak yetiştirilmesinin önü açılabilir ancak.







Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1068