DEVRİMCİ SAFLARDA KADIN SORUNUNDA FİİLİ EŞİTSİZLİK VE DUYARSIZLIKLARA KARŞI MÜCA
Tarih: 02.10.2007 Saat: 15:01
Konu: Özgür Kadın


Günlük yaşamın idame ettirilmesine dair bitmez tükenmez küçük işlere karşı ortak sorumluluk geliştirilmelidir. Erkek yoldaşların bu sorunlar karşısındaki ilgisizliği biliniyor. Bunlar, ufak tefek işler, ama yapılması gerekiyor. Böyle olduğu içindir ki, burada ilgisizliğin her zaman siyasal miicadeleye yüksek bir ilginin yansıması olduğu söylenemez. Rahatlık, hazırcılık ve sorumluluk duygusunun, yoldaşca paylaşma ve dayanışma duygularının gelişmemiş olmasıyla bu ilgisizlik arasında gizlenemez bir bağ vardır. Bu işler karşısında kadın yoldaşlarda görülen kadınca titizlik, kadın psikolojisinin yansımaları ve etkileridir ve bunlara karşı da mücadele etmek zorundayız. Kadın yoldaşların ilgisi devrimci görevlere daha çok çevrilmeli, ev işleri karşısındaki kadınca titizliklerine ve duyarlılıklarına karşı mücadele edilerek bu bağlamdaki sorumluluk ve duyarlılıkları zayıflatılmalıdır.
Bunlara şunları da ekleyebiliriz: Şu ya da bu durumda görevlerin bir zaman içinde yapılması zorunluluğu, anlayış ve dayanışmayı gerektirir. Burada önemli olan yoldaşca dayanışma duygu ve bilincinin geliştirilmesidir. Ancak, ev yaşatısında daha şok sorumluluk üstlenmesi gerekenler olursa bunlar erkek yoldaşlar olmalıdır. Evet, kadın yoldaşlara tolerans ve erkek yoldaşların ev işlerine karşı daha çalışkan olmaları gibi, küçük bir ayrıcalığın kadın yoldaşlara tanınması gerekir; bu eşit olmayanlar arasında firsat eşitliğini gerçekten yaratabilmenin bir gereğidir.
Artık çok kesin ve katı bir şekilde kadın yoldaşların eşine göre görevlendirilmesi uygulamasına, bunun kadro politikasının bir kıstası haline getirilmesine son verilmelidir. Açık ki bu bir sapmadır. Kadrolar çalışmalarının sonuçlarına göre değerlendirilir ve yeteneklerine göre görevlendirilirler. Yeteneğe göre iş ve atanan kişinin atandığı yere uygunluğu temel kıstasından sapılmamalıdır. Peki böyle olduğunda, eşlerin durumu dikkate almamaz mi? Eş durumunu dikkate almak değerlendirmek gerekir, ama yeteneğe göre iş. temel kıstasıdan sapılmamalıdır; ve kadrolar bunun getireceği sonuçları göğüsleyecek devrimci bir ruhla eğitilip hazırlanmalıdı. Hareket her kadrodan verebileceğinin en fazlasını, ancak böyle bir tutumla isteyebilir ve istemelidir.


Gelişmeye karşın, halen kadın yoldaşlar belirgin bir şekilde ve önemli bir oranda fonksiyonelleştirilememişlerdir. Bu belki bir ölçüde doğal karşılanabilir. Bununla birlikte kadın yoldaşların çoşku ve istekle dolu olduğu gerçeği de, asıl sorunun onları görevlerinde yönlendirme ve eğitme eksikliği olduğunu göstermektedir.

Kadın yoldaşlarımız için belli bir zamandan beri örgüt içi ortamın elle tutulur bir biçimde değiştiği, aynı şekilde kadın yoldaşların da belirgin bir değişim süreci yaşadığı bir gerçektir. Bu devrimci değişimin daha da ileri taşınması sürecinin dinamiği öncelikle kadın yoldaşlar olmalıdır. Kaldi ki, örgüt çalışmalarına arzulanan dinamizmi katabilmesi için, hazırlıklar ve bu-devrimci değişimi ileri tasıyan kilometre taşları olabilmek durumundadır. Bu sürecin kadın militan tipinin eleştirel bir analizinden güç alacağı açıktır. Arzulanan militan tipi erkekler ve kadınlar için de farklı değildir, ancak yine de konunun kadın yoldaşlar bakımdan düzgün bir biçimde tartışılması gerekir.



Mevcut düzenin kadının bilincinde ve kişiliğinde yarattığı bozulma ve çarpıklığın kadın yoldaşlar üzerinde görülebilen bütün izlerinin sökülmesi gerekir. Bağımsız politik kişiliğin gelişimi odak noktayı oluşturduğuna göre, kadını ve kadın yoldaşları küçümseyen, ikincil dereceden insanlar olarak gören yaklaşım ve tavırlara karşı savaşım büyük bir önem taşır. Kadın yoldaşların "kendilerini eksiksiz kişilik sahibi olarak görmeleri" sağlanmalıdır. Bu bakımdan ideolojik ve psikolojik dönüşüm elbette önemlidir, ancak bunları da belirleyecek olan, kadın yoldaşların örgüt çalışmalarının her cephesinde cesaretleri, yetenek ve başarılarıyla kendilerini kanıtlamak için ileri atılmaları ve örgün bunun için ortam hazırlamasıdrr. Kuşkusuz örgüt uygun ortamı hazırlamalıdır, ama bu uygun ortamın elde edilmesi için de mücadele etmek, bizzat bu mücüdele içensinde de kendilerini kanıtlamak zorundadır, kadın yoldaşlar.
Kadın yoldaşların devrimci dönüşümünde, görüş açısı darlığından ve ev işi psikolojisinden kurtulmak önemli bir noktayı oluşturur. Yemek, temizlik, alişveriş vb. günlük yaşamın idame ettirilmesine dair işler karşısında tutum önemli bir sorun oluşturur. Ev işleri erkek yoldaşlar içinde aynı derecede bir sorundur. Burada öncelikle ortak sorumluluğa, yoldaşca anlayış ve dayanışmaya dayanan ilişkiler ve yeni bir ahlak yaratmak zorunda olduğumuz kavranmalıdır. Örneğin kural olarak, ev işlerinin ileri yoldaşlara zaman kazandırmak için geri yoldaşlarca üstlenilmesi şeklindeki bir görüşü kabul etmek, kadın yoldaşların geriliği nedeniyle kural olarak ev işlerinin kadın yoldaşlara ihale edilmesini ve kadının toplumdaki ikinci sınıf konumunun sürgit içi yaşamda bir biçimde yeniden üretilmesi anlamma gelir. Bu ve benzer yaklaşımları kabul edemeyiz. Kuşkusuz mutfak eşitlikçi değiliz, ama ev işleri ve birlikte yaşamın sorumluluk ve problemleri sozkonusu olduğunda, ortak sorumluluktan ve karşılıklı yoldaşca anlayış ve dayanışmadan başka bir ilke düşünülemez. Ev işlerinin ye günlük yaşamın yüklerini ya da hiç, değilse ağılık yüklerini kadın yoldaşlar taşımıştır ve halen de taşımaktadir. Öyle ki bu durum kadın yoldaşlarda, psikolojik koşullanmalar yaratmiştir. Örneğin, bulaşık mutfakta dururken kadın yoldaşlar görevlerinin üzerine düşünmek, inceleme ya da teorik eğitimle uğraşmayı vb. öne çıkaramıyorlar. Öyle ki, adeta bulaşık ve ev temizliği, önde gelir ilkesiyle hareket ediyorlar. Burada, sonra da olsa önce de olsa biz yapmayacakmıyız, yapıp kurtulalım vb. şeklinde bir mantığın da etkisi oluyor.

Önce de belirttiğimiz gibi, birlikte yaşam ortak, ancak devrimci bir biçimde ortak sorumluluk, yoldaşça anlayış ve dayanışma ilişkisine göre diizenlenebilir. Şu ya da bu sıkışık durumda kadın ya da erkek yoldaşlar daha çok iş üstlenebilir, ama kural olarak ortak sorumluluğun inşa edilmesi gerekir. Bu bakımdan kadın yoldaşların psikolojik şartlanmadan kurtulmaları ev yaşamının bitip tükenmek bilmeyen küçük işlerini kafalarına takmamaları, kiymetli ev işleri aksasa da, dikkat ve enerjilerini devrimci görevlerine, kavganın sorunlarına yoğunlaştımaları, bu yönde sorumluluk duygularını geliştirmeleri gerekir. Bu durum, erkek yoldaşlarını da pratik olarak değişime zorlayacaktır. Kaldı ki, bu noktada, devrimci ve dönüştürücü bir mücadeleyi göze almak gerekir. Çünkü, mevcut durumu değiştirme girişimleri pratik olarak tutucu, muhafazakar tutum ve direnişlerle karşılanabilir. Alışkanlıkların direncini kırmak ve yenmek çok güçtür. Demek ki, ilişkilerde değişim sözkonusu olduğunda, birinin değişimi diğerinin değişiminin koşulu olarak çıkar.
Kadın yoldaşlar ağır görevlere ve büyük sorumluluklara sistemli olarak hazırlanmalı ve çekilmelidir. Bu bir yandan pratik devrimci aktivitenin yükseltilmesini gerektirirken diğer yandan teorik bir formasyon, politik bilgi ve deneyimi gerektirir. Toplumsal koşullar nedeniyle kadınların devrimci kavgayı sürdürmesi, erkeklerden daha zordur. Daha elverişsiz bir ortamda daha da ileri atılabilmek, yüksek bir kararlılık ve özveri, güçlü bir devrimci irade gerektirir. Bu ise devamlı olarak zenginleştirilen Marksist-Leninist teorik donanımla birlikte olanaklıdır. Bayan yoldaşlarımız daha yüksek bir başkaldırı ruhuna ve devrimci iradeye sahip olmak zorundadırlar. Bu açıdan bakıldığında, tasfiyecilik döneminin kadın yoldaşlarda yarattığı teoriye ve bilgiye karşı ilgisizliğin ve zihni durgunluğun etkilerinin temizlenmesi özgüven duygusunun ge-liştirilmesi görevi vardir ve hala büyük bir önem taşımaktadır. Bu bakımdan, bir yandan örgütün kadın yoldaşların eğitimi icin özel cabalar harcaması ve ozel yöntemlere başvurması, diğer yandan, kadın yoldaşların da bu eksikliği kapatmak için daha büyük özveriyle aradaki açığı kapatmak için siki bir bireysel çaba içinde olmaları, zaman ve olanaklarını çok iyi değerlendirmeleri gerekir.
Kadın militan tipinin dönüştürülmesinde, onun inisiyatif, etkinlik ve bağımsız politik kişiliğinin geliştirilebilmesi bakımından kendine ve devrimci yeteneklerine güven duygusunun geliştirilmesi özel bir yere sahiptir. Bu ancak kadın militanların siyasal savaşıma etkin bir biçimde sokulduğu koşullarda gergekleşebilir. Burada hareketin kadın militanlan örgüt yaşantısı ve siyasal savaşımda etkin olabilecek şekilde konumlandırması birinci noktayı oluşturur. Ama bu, kadın militanin Marksist-Leninist teorik donanımını sistemli olarak yükseltilmesi, bilgi ve deneyim birikiminin geliştirilmesi çabasıylada birleştirilmelidir. Her durumda kadın yada erkeke militanın kendini bütünüyle çalışamalara vermesini sağlayacak bir ortamın yaratılması belirleyicidir. Ancak, böyle devrimci bir ortamda, militan, yeteneklerini bütünüyle mücadele ve örgütün hizmetine sunabilir ve kendi gelişme olanaklarını hakkıyla değerlendirebilir.


 

 











Bu haberin geldigi yer: DHB
http://www.halkinbirligi1.net

Bu haber icin adres:
http://www.halkinbirligi1.net/modules.php?name=News&file=article&sid=1067