Demokrasi insan hak ve özgürlükleri bakımından Avrupa ülkelerinde durumun hiç böyle olmadığı görülüyor. Avrupa ülkeleri arasında Almanyada emperyalist çürüme ve yozlaşmanın gelişkin hali en kaba biçimiyle çıkıyor karşımıza .
-Hatırlanacağı üzere son yıllarda hem fuhuş, hem seks, pornografi hem de çocuklara yönelik taciz ve çocuk ticareti değişik yönleriyle daha fazka tartışılı hale geldi. Aslına bakılırsa tartşılanlar buzdağının sadece görünen yüzü...
Bu alanda Almanyada verilere bakmak bile çürüme ve yozlaşmanın düzeyini anlamak bakımından yetiyor:
* Almanya'da yilda, 80 bin ila 300 bin arası çocuğa cinsel taciz ve tecavüzde bulunuluyor.
*Almanya'da her yil 300 -ila 400 bin arasında çocuk fiziksel kötü muamele görüyor veya suiistimal ediliyor.
*16 yaşından küçük 5 bin çocuk ve genç fuhuş sektöründe kullanılıyor. Günde 2 müşteri ve 200 iş günü üzerinden çalışan bu çocuklar, yılda ortalama 2 milyon ilişkiye girmeye zorlanıyor.
*Çocuklara yönelik cinsel şiddet ve tacizin bir çoğu çocuğun aile ve tanıdık çevresinden geliyor. Baba, üvey baba, amca, anne, papaz, büyükbaba ve büyükanneler, bakıcılar, komşular... Listeyi uzatmak mümkün...
Tacizde ve tecavüzde bulunanların yüzde 80- 90'i erkek, 10- 20'si kadın.
*BKA, çocuk pornosu toplayıcılarının 30 binle 50 bin arasında olduğunu tahmin ediyor.
*Almanya'da yılda 150- 200 bin kadına tecavüz ediliyor. Tecavüz edenlerin yalnızca yüzde 1 ile 2,5’i ceza görüyor.
*Her yıl yaklaşık 2- 3 milyon kadın eşleri tarafından dövülüyor.
*Fuhuş alanında yaklasik 200 bin ile 400 bin kadın çalışıyor. Bu sektörden elde edilen toplam hasılatın 5 milyar Euro oldugu tahmin ediliyor.
*Alman seks turistlerinin sayısı yılda 400 bin olduğu tahmin ediliyor. Bunun yani sıra her yıl 5 binle 12 bin arasında kişi yeni-sömürge ülkelerde, çocukları kullanmak için tatile gidiyor.
Araştırma sonuçlarına göre kadınların yüzde 75'i işyerlerinde tacize uğruyor. Bunların arasında yüzde 5'i tecavüz boyutuna varabiliyor...
Yukaridaki rakamlar, okuyan ve duyan herkesi ürpertiyor. Artık acil olarak bir şeyler yapılması gerektiğini ortaya koyuyor. Ancak genel olarak şiddetin, taciz ve tecavüzün, fuhuşun görünen yüzüyle ve arkasındaki nedenlerle mücadelede atılan adımlar alınan önlemlerin çok sınırlı olduğunu gösteriyor. Çünkü rakamlar hiç küçülmüyor, tersine durmaksızın yükseliyor. O halde işin içinde emperyalist kapitalist devlet var. Kolay yoldan yüksek kar getiri alanı.
Egemenlerin varlıklarını sürdürmek, egemenliklerini pekiştirmek için kullandıkları yöntemlerin basında şiddetin geldiği göz önüne alındığında, dünyanin irili ufaklı bir çok bölgesinde gerçekleştirilen savaşlar, işgaller, sivil halkın, kadın ve çocukların yaşadıkları hatırlandığında, tacizin, tecavüzün, fuhuşun kimin emperyalistler tarafindan haklı gösterilmeye çalışıldığı ve meşrulaştırıldığı da ortaya çıkacaktır.
Bir yandan savaşların, işgallerin sürdüğü, diğer yandan bu türden saldırganlıkların adeta kutsandığı ve haklı gösterilmeye çalışıldığı bir ortamda şiddet , taciz, tecavüz ve fuhuş bireylerin günlük yaşamına giriyor. Günlük gazetelerden oyuncaklara, televizyon programlarından, sokaklara asılan reklam panolarına kadar hemen her şeyde ve hemen her yerde işyerinde, okulda, evde, sokakta şiddet, pornografi, alabildiğince körükleniyor, şiddeti, tacizi, pornografiyi ortaya çıkaran nedenler ise sorgulanmaya gerek bile duyulmuyor.
Evlerimizdeki televizyonlardan fuhuş sektörüne ait binlerce reklam spotu bizleri kuşatırken, seks sembolü barbie bebeklerle kızlarımız evcilik oynuyor, oğullarımız ise action man'lerle "kötülere" karşı savaşıyor. Kadın ve çocukların kullanıldığı, pazarlandığı Internet siteleri ise bilgisayar kullanıcılarına bir tuş uzaklıkta. Internet ortamında çocuk pornografisine yönelik mücadele yetersiz kalıyor. Medya bir taraftan nasıl çekici, seksi kadınlar olabileceğini ilişkin formüller yeniden yeniden sunulurken öte yandan kadını her firsatta aşağılamanın olanaklarını yaratıyor. Peki ya reklam panolarına ne demeli... Böylelikle kadın ve erkek cinselliğinin meta olarak kullanılması olağanmış gibi gösterilerek olay kanıksatılmaya çalışılıyor.
Internet’te satılık hayatlar, kadınlar, çocuklar...
Internet’in ve görüntülü telefonların yaygınlaşması nedeniyle pornografik içerikli imajlar artık günlük hayatımıza girmiş durumda.
Hukukçular internetin denetlenememesi nedeniyle küçük yaştaki çocukların kişilik gelişimlerini olumsuz etkileyecek pornografik içeriklere maruz kaldıklarını ve pornografik içerikli mesajlara ulasmanın giderek olağan bir hal aldiğini belirtiyor.
Coalition Against Trafficking in Women (Kadin Ticaretine Karsi Mücadele Örgütü) esbaşkanlarından Janice Raymond internetin yaygınlaşmasının pornografi endüstrisinde de değisime yol açtığını ve sektörün tarihinde görülmemiş bir şekilde büyüdüğünü ifade ediyor. Sadece pornografik siteleri ziyaret etmek için Internet’e giren kişilerin yüzde 30’unun çocuk pornografisini tercih ettiklerini belirtiyor. Pornografi içerikli sitelerde görünen kadinlarin bir çoğunun kendi rızasının dışında kadin ticareti şebekeleri tarafindan kullanıldığını belirten uzmanlar, Internet sitelerinin seks kurbanlarının video görüntülerini satarak Internet üzerinden milyonlarca dolar gelir elde ettiklerini vurguluyorlar.
Günde 3000 çocuk
UNICEF Almanya’nin yöneticisi Dieter Garlichs, Asya ve Afrika’da günde yaklaşık 3000 çocuğun insan tacirlerinin eline düştüğünü açıklıyor ve "Çocuk ticareti dünya genelinde milyar dolarlik bir ticaret türü. Öyle ki silah ve uyusturucu ticaretinden sonra en karlı uluslararası, yasadışı ticaret türü olarak görülüyor. Aynı zamanda en ağır insan haklari ihlallerinden de biri..." diyor.
En önemli neden yoksulluk
Çocuk ticareti yoksulluk, eğitim eksikliği ve parçalanmış toplumsal yapıdan oluşan bir şeytan üçgeni. Özellikle yoksulluk bu üçlü arasında öne çıkıyor.En emperyalist dünyada gelir adaletsizliği her yıl derinleşiyor ve dünya genelinde 1 milyar 200 binden fazla insanın günlük geliri bir dolardan daha az. Yoksulluk çocukların aile bütçesine katkıda bulunmasını zorunlu kiliyor. Durum böyle olunca okula gönderilmeyen çocuklarin aileleri çocuk tacirlerinin vaatlerine kanıyorlar. UNICEF Almanya’nın yöneticisi Dieter Garlichs, 12 yaşındaki Kamboçyalı bir kiz çocuğunun yaşadıklarını söyle anlatıyor: "Ailesinin çok zor durumda olduğunu, ağır hasta olan babasının, değil ailesini geçindirmek, tedavi masraflarını bile ödeyemediğini öğrendik. Durum böyle iken bir kadın ortaya çıkıp kızlarını yanında Tayland’a götürmeyi teklif etmiş. Bu kadın küçük kızın Tayland’da yanında şeker satıcısı olarak çalışacağını ve buna karşılık aileye maddi destek sağlanacağını vaat etmiş."
UNICEF yetkilileri sadece Asya’da bir milyon erkek ve kız çocugunun seks ticaretine alet edildiğini tahmin ediyorlar. Berlin Hür Üniversitesi’nin bir araştırması her yıl 400 bin zengin Alman’in seks turizmine katılmak için yurtdışına gittiğini ortaya koyuyor. Bu turistlerin kaçının çocukları suiistimal ettikleri ise bilinmiyor, ancak bu oranın yüzde 5'e kadar çıktığı tahmin ediliyor.
Öte yandan Almanya'da yaşayan Türkiyeliler arasında kadın ticaretinin yaygınlığı, çocuklara yönelik cinsel taciz ve tecavüzün sıklığı konusunda resmi rakamlar bulunmuyor. Her şeyden önce bir çok konunun tabu sayıldığı, kadına yönelik şiddetin bile açığa çıkmadığı, üstünün örtüldüğü geleneksel aile yapısı içinde bir takim şeyler gizli saklı kalmayı başarıyor. Ne var ki işsizlik ve yoksulluğun artmasıyla birlikte özellikle fuhuş sektörünün Türkiyelileri de kapsayarak genişlediğini söylemek yanlış olmayacaktır. Çünkü giderek artan Türk kadınlarını içeren pornografik Internet siteleri, Türkçe içerikli seks telefon hatları ve porno film sektöründe yaşanan gelişmeler bu konuda gelişmelerin kaygi verici olduğunu göstermektedir..
Ne yapmalı
Hollanda Yeşiller Partisi milletvekili Ans Zwerwer, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'ne fuhuşla ilgili hazırladığı raporda, birçok Avrupa ülkesinde şebekelerin devlet içerisinde örgütlendişini ve güçlü bir organizeye kavuştuğuna dikkat çekiyor ve "Bunların hemen hemen her ülkede devlet içerisinde çesitli düzeyde yer alan çevrelerle ilişkileri var. Ortak amaç para kazanmaktır. Bu tarzda bir organizasyon şebekelere karşı mücadeleyi zorlaştırıyor" diyordu.
Avrupa'nin çözüm olarak sınır kontrolünü arttırmayı öngördügünü belirten Zwerwer, sorunun bu sekilde çözümünün mümkün olmadığını altını çizerek kadınlara kaçak olsalar da yakalandıkları ülkelerde oturum verilebileceğini belirtiyor ve "Geri dönmek isteyenlerin de dönebilmeleri için gerekli maddi ve manevi yardım sağlanmalı" diyordu.
Raporda yer alan bu saptamalar ve Belçika’da Mart ayının ilk haftasında görülmeye başlanan dava fuhuşa, kadın ve çocuk ticaretine karşı mücadelenin ne kadar kapsamlı ve geniş çaplı yürütülmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Herşeye kar mantığıyla bakan sistemin işleyişinin, elbette devletin çesitli kademelerince de güvence altına alınmasının örnekleri sadece bu rapor ya da Belçika örneğiyle sınırlı değil. Çünkü kapitalist sistem, kadın bedenini cinsel metaya dönüştürmüş ve fuhuşu sektör haline getirmiştir. Kapitalist sistemde yaşanan ekonomik krizler ve yoksulluk en çok kadını etkilemiş, milyonlarca kadın fuhuş tacirlerinin eline düşmüştür.
Ayrica sebekelerle ya da fuhuşu körükleyen nedenlerle mücadele etmek yerine Avrupa ülkelerinin çözüm olarak sinir kontrollerini artırmak, fuhuş yapan kaçak kadınları sınır dışı etmek gibi çözümlerle yetinmesi, sorunların katlanarak büyümesinden başka bir işe yaramayacaktır.
Öncelikli olarak belirtmek gerekir ki uluslararası anlaşmalara atılan imzalar, çıkarılan yasalar ve caydırıcı önlemlerle kadın ve çocuk ticaretine, pornografi ve fuhuşa karşı yapılabilecekler bu gün çok sınırlı. Çünkü belirttiğimiz üzere rakamlar da, açıklamalar da bu sektörün giderek güç kazandığını, elde ettiği karların giderek arttığını ortaya koymaktadır. Ayrıca fuhuşun bütün toplumlardaki evrensel yaygınlığı bu konuda sadece yasalarla atılacak adımların yeterli olmayacağını göstermektedir. Gene de bu konuda boşluklara yer bırakmayan yasal düzenlemelerin yapılması, mağdur edilen kadın ve çocuklara yardımcı olunmasına yönelik ihtiyaçlar bugün süphesiz önem ve aciliyet taşımaktadır.
Televizyonlarda yayınlanan Big Brother, Biz Evleniyoruz ve benzeri yarışmalar fuhuşun, pornografinin tescil edilmesini milyonlarca izleyiciye hatta yayınlandığı saatler itibariyle küçücük çocuklara bile ulaşarak sağlarken, gazete bayilerinde, tramvaylarda, birinci sayfa "güzelleri" ve "yakışıklıları" boy gösterirken, her köşe başına seks shoplar kurulmuşken , kulüpler açılmışken -örnekler çoğaltılabilir- üstelik bunlar meşru, legal ve övüne övüne yapiliyorken ne kadın ticaretinin ne çocuk ticaretinin ne taciz ve tecavüzün önüne bir bütün olarak geçilebilir. Bu çerçevede yasaların, imzalanan sözleşmelerin kağıt üzerinde kalmayıp yaşama geçmesi için harcanan çabanın, yaşamın her alanına nüfus etmiş insanın (Yani kadının, çocuğun ve erkeğin) cinselliğinin meta olarak kullanılmasının sona ermesi için gösterilecek çabayla birlikte yürütülmesi gerekiyor.
İkinci olarak kadın ve çocuk ticaretine, fuhuşa yönelik mücadele, yaşadığımız sistemde kadının emeğinin ve bedeninin sömürüsüne, ezilmişliğine, kadını ikinci cins yapan uygulamalara, geleneklere karşı da mücadeleyi içermek zorundadır. Yoksulluk, işsizlik, açlık ve savaşların yaşandığı emperyalist kapitlaist bir dünyada, fuhuşun, kadın ve çocuk ticaretinin beslendiği kaynak da burasıdır. Üstelik her şeyin alınıp satıldığı, kara endekslendiği ve meta olarak tanımlandığı bir toplumsal sistemde kadın ve çocuklara biçilen değer de bununla sınırlıdır.
Bu nedenle pornografiye ve fuhuşa karşı mücadelenin başarıya ulaşmasını yolunun emekçilerin yaşanabilir bir sosyalist dünya yaratma mücadelesine bağlı olduğunu unutmadan örgütlenip burjuva kapitalist sisteme karşı mücadeleden geçtiğini unutmamlıyız..