Filistin halkı yaklaşık 60 yıldan bu yana özgürlüğü için dışe diş onurlu bir savaşım içinde oldu. Her türlü emperyalist ve israil siyonizminin baskı, saldırı, katliam ve açlıkla terbiye etme saldırısna karşı, intifadalarla yanıt veren filistin halkı, gelinen durumda zor günler yaşıyor. İsrail siyonizminin filistin devrimini boğmak için dayattığı filistinde iç savaş çıkartma ve buradan filistin devrimini boğma ve uluslararası sempati ve desteğini bitirme politikası Arafa’tın ölümüyle daha yakıcı olarak gündeme geldi. ABD emperyalizmi, İsrail siyonist devleti ve arap gerici devletleriyle uzlaşma çizisi izleyen Filistin devlet başkanı Mahmut Abbas ve yandaşları, işbaşına gelmenin ardından filistin direnişini kırarak emperyalistlerin dayattıkları politikaların iz sürücüsü oldular.
Rüşvet ,yiyicilikte çürümüş ve direniş yerine emperyalizmin kanatları altında filistin sorununu çözmeyi hedefleyen Mahmut Abbas kliği seçimlerde ağır bir yenilgiyle çıkmış ve HAMAS seçimleri kazanmıştı. Filistin halkının bu iradesini tanımayan emperyalistle ve İsrail siyonizmi HAMAS yönetimini tanımayarak filistin halkına ambargo uygulayarak hem açlık terbiye etme ve hemde iç savaşı kışkırtmak için düğmeye basmıştı. Emperyalistlerin ve bölge gerici devletlerinin dayatları karşısında geri adım atmak zorunda kalan HAMAS zoraki olarak El Fetihle ulusal uzlaşma hükümeti kurmuştu.
Neki bu da emperyalistlerin istemlerini yanıtlamaya yetmedi ve İsrail el altında Mahmut Abbası destekleyerek HAMAS’ı tasfiye etmek istedi. Bu durum Filistinde iktidar savaşını sokak savaşına dönüştürdü ve El Fetihle Hamas arasında Gazzede egemenlik savaşı başladı. Bir kaç gün içinde onlarca filistinli kardeş kavgasında öldürüldü ve yüzlercesi yaralandı. HAMAS El fetihin bürolarını basarak ve FKÖ’ye aiti binları işgal ederek Gazzede egemenliğini ilan etti. Bunun ardından Mahmut Abbas ABD, AB ve İsrailin desteği ile darbe yaptı ve HAMAS’ı “terörist” olarak ilan ederek bir daha görüşmeyeceğini açıkladı..
Filistin’de El Fetih ile Hamas arasında iktidar ve güç kapışmasının bir sonucu olarak bu çatışmalarda yüzü aşkın kişinin öldüğü ve yüzlercesinin yaralandığı bildiriliyor.
Çatışmaların boyutlanması, Hamas’ın El Fetih denetimindeki birçok yeri kontrol altına almasının ardından Abbas, Gazze ve Batı Şeria’da Olağanüstü Hal kararı aldı.
Haniye görevden alınarak hükümet feshedildi. Geçiş dönemi için olağanüstü hal hükümeti kuruldu,HAMAS “terörist” ilan deildi ve ortamın sakinleşmesinin ardından seçime gidileceği açıklandı. Hamas ise bu kararı tanımadığını ve görevlerinin başında olduklarını açıkladı.
Ardından Hamas radyosu; Mahmud Abbas'ın Gazze kentindeki Filistin devlet başkanlığı binasının Hamas kuvvetleri tarafından ele geçirildiğini duyurdu.
ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Abbas'ı arayarak ABD'nin arkasında olduklarını bildirdi. Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, "Telefon görüşmesinin esasen Abbas ile bugünkü durum hakkında konuşmak, Abbas'a ve Orta Doğu'da barış konusunda dünya ülkeleri ve İsrail hükümeti ile çalışma taahhüdünde bulunan Filistinli ılımlılara yönelik ABD'nin desteğinin altını çizmek olduğunu" söylemiş. Tek başına bu bile çatışmanın arkasındaki aktörleri ele vermeye yetiyor. Nitekim Ababsın yeni ohal hükümetinin ardından dondurulan parasal yardımların musluğu açılacağı belirtilerek Abbasın arkasında kimlerin olduğuda açığa çıktı.
Hamas'ın Siyasi Büro Başkan yardımcısı Musa Ebu Merzuk ,“Hamas, yönetimi tüm komplo ve oyunlara karşın bırakmayacaktır. Çünkü bu yönetim Filistin halkının kendi iradesiyle yaptığı bir tercihtir. Hamas hareketi buraya kan dökerek ve tankların eşliğinde gelmemiştir. Ne pahasına olursa olsun El-Fetih içindeki işbirlikçiler bir daha yönetime gelmeyecek lerdir…” açıklaması yapmıştı. Hamas bu hareketi El Fetih içerisinde kontrol edilmeyen güçlerin tasfiye edilmesi için yürüttüğünü söylüyor. Bu konuda da başarı sağladıklarını açıklıyorlar.
Kurulan Ulusal Birlik Hükümeti, Hamas’ın İsrail’i zımmen tanıması anlamına gelen «Mekke Anlaşması»na imza atmış olması da bu filistin devrimini arkadan hançerleyen ve İsrail siyonizminin ekmeğine yağ süren iç savaşın tetiklenmesini ve egemenlik iktidar kapışmasını engelleyemedi.
Hamas’ın tepki ve direnişten yana oylarla seçimi kazanması Abbas liderliğindeki çürümüş El Fetih’in etkisini sarsmıştı. El Fetih’in konumunun sarsılması aynı zamanda İran ve suriyenin bölgede çıkalar için desteklediği Hamasın etkisini artırıcı oldu. Nitekim Hamasın Gazzede el Fetih kararlarına yönelik saldırılaır artırmaları ve bazı özerk yönetim binalarını ele geçirmelerinin ardından “ İslam cumhuriyetinin ayak sesleri” açıklmasıda Hamasın Filistinde nasıl bir devlet hedeflediğini açığa seriyordu. Daha önceden iranda yaşananların adeta bir kopyesi yaşanıyordu. Hamasa hoşgörüyle yaklaşan ve önünü açan, hatta filistin direnişin bir yerde musevilerle, müslümanlar araısnda bir savaş olarak ele alan yaklaşımlarla uzlaşan FKÖ, bir dönemler ABD ve İsrail siyonizminin kendisine karşı besleyip büyüttüğü Hamas’ın hışmına uğruyor ve silahlı zorla El fetihi tasfiyeye yöneliyordu. Elbette Hamasın filistin halkı içinde kısa sürede bu kadar hızlı büyümesinde bölge gerici devletlerinin Haması desteklemelerinin yanında İsrailin hayır hah bir tutum içinde olmasının dahası FKÖ önderliğinin uzlaşmacı çizgisi ve rüşvet ve çürümenin batağına batmasının önemli etkisi olmuştu. İç çatışmayı başından itibaren kışkırtan İsrail siyonizmi bu hedefine ulaşıyor ve kardeş kanı akıltılmasının önünü açıyordu. Bir yanan İsrail siyonizminin saldırıları öte yandan Hamas-El Fetih çatışması filistin hakını daha bir zor durum içine itiyordu.
Emperyalist güçlerin desteğiyle israil işgalcilerinin Filistin halkını açlıkla terbiye etmeye soyundular yönelik kuşatması koşullarında yaşanan iç çatışma,. Zaten uygulanan ambargolar, kesilen yardımlar halkın yoksulluk, açlık ve hastalıkla boğuşmasını derinleştirdiği gibi buna birde halklar arası düşmanlığıda eklemiştir.
Siyonist kuşatma ile kendi sokağında yürümek için bile militanca dövüşmek durumunda kalan intifada kuşağı, bunlara boyun eğmeyen herkesi bağrına bas ve ortak dövüşme tutu içindeyken gelinen durumda bu ortaklık bozulmuştur. Haliyle bu gelişmlerde en çok zarar gören yıllardan bu yana zorluklara karşı mücadele ederek dışiyle tırnağıyla direnen filistin halkı olacaktır.
İsrail işgal, kuşatma ve saldırganlığın yanında işbirlikçileri üzerinden iç çatışmaları körükledi. Sadece siyonist ordu tarafından değil, El Fetih içerisine yuvalanmış kimi işbirlikçi güçler tarafından da suikastler gerçekleştirilmeye başlandı.Ve sonuçta Hamasla El Fetih çatışmaıs yaşandı ve filistn fiili olarak ikiye bölünmüş oldu. Bu durumu kışkırtan emperyalistler, İsrail ve işbrilikçi Arap rejimleri Filistin devlet başkanı Abbasın yanında saf tutarak kardeş kavgasının derinleşmesine çanak tuttular. Abbas uzlaşma hükümetini dağıtarak seçimlere kadar gidecek ohal hükümeti kurdu ve Haması “terörist” olarak ilan etti. Bu durum önümüzdeki süreçte Filistinde kardeş kavgasının derinleşerek süreceğini, bir yandan ABD, AB, İsrail Arap işbirlikçi devletlerinin desteklediği Abbas ve yandaşları üzeidnden, öte yandan İran, Suriye Hamas üzerinde Filistinde egemenlik savaşımı sürdürürlerken olan ise filistin halkın özgürlük davasına oluyor.
Siyonist işgale karşı direngen Filistin halkı bugün iç savaş çangılında sallandırılmak isteniyor. Bu gerici dayatmayı Filistin halkı kendi öz yaşam deneyiminden hareketle aşacak, hem çürmüş işbirlikçilere ve hemde iktidar fırsatı gerici amaçları için kullanmaya çalışan güçlere karşı tutum alarak filistinin özgürlüğü için direnmeye ve düşmanları emperyalizme ve İsrail siyonizmine karşı mücadeleye etmeye devam edecektir