DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
HER KİRLİKTE CİA’NIN ELİ VAR
Dış Politika
30 yılın ardından CİA’nın belgelerinin bir kısmının yayınlanması CİA’nın her türlü kirli ilişkileirn içinde olduğunu ve devrimci,ileirci ve anti-Amerikancı güçlere yönelik öldürmeden sızma ve etkisiz kılmaya kadar bir dizi eylemler içinde olduğunu gösteriyor. Elbette kamuoyuna yayınlanana CİA biielgeleri bilinene olaylarla sınırlı. Öyle olmuş olsada CİA’nın anti-komünist hareketlerınin arkasına olduğunu ve halklara göz dağı vermek için darbelerden provakatif her türlü eylemlere baş vurduğunu gösteriyor. ABD dış istihbarat teşkilatı CIA, geçen yüzyılda başarısız olan bir dizi operasyona ilişkin gizli belgeleri yayınladı. Dosyadaki onlarca sayfanın sansürlendiği veya tamamen ortadan kaldırıldığı belirtiliyor. Yayınlananlara göre 1960 yılında Küba Lideri Fidel Castro'nun öldürülmesi için 'mafya tipi bir görevlendirme' yapılmış.
CIA kanlı tarihinin sadece bir kısmını açarken, yayınlanan belgelerde 'kirli savaş'ın yöntemleri çarpıcı şekilde su yüzüne çıkarıyor. Şili'den Nikaragua'ya, Türkiye'den Küba'ya bir dizi darbe örgütleyen CIA'in yayınlanan istihbarat belgelerinde mafya organizasyonlarıyla ilişkileride yer alıyor.
CIA'in gizli faaliyetlerine ilişkin yayınladığı bilgiler 700 sayfadan oluşuyor.
Bu 700 sayfalık bilinen gizli belgelere göre,, CIA mafya içinde yer alan Johnny Roselli ile bir aracı üzerinden ilişkiye geçerek Küba Lideri Castro'nun öldürülmesini isteyiyor. Yöntem olarak da yiyeceklerine 'zehir' katılması planı oluşturuldu. Ancak mafya içinde yer alan bir başkası Las Vegas'taki kız arkadaşının otel odasını gözetlemek için operasyondan yararlanınca plan suya düşüyor.



Açıklanan belgeleri değerlendiren Ulusal Güvenlik Arşivleri Uzmanı William Burr, CİA belgelerini 'Tüm mücevherler burada değil'' diyerek belgelerin eksik olduğunu söylüyor. Burr, onlarca sayfanın sansürlendiğini veya tamamen ortadan kaldırıldığını belirtmekten öteye gitmiyor. Böylece 30 yılda yayımlanana belgeleirn söylendiği gibi herşeyi içermediği ve CİA’nın kirli operasyonlarını her bakımdan deşifre etmediğini gösteriyor.
CİA belgeleirnde daha önceden kamuoyuna yanısmış olan Fidel Castro, Kongo Lideri Partice Lumumba gibi kişilere yönelik suikast girişimleri, kaçakları gözetme, devrimci örgütlere sızma bb. Konuları bir kez daha kedi dilinden dinlemiş olunuyor. CIA'nın belgeleri yıllarca kuralsızca hareket etmeyi değil direk olarak beyaz saraya bağlı çalıştığını ve tüm kirli işleirn buradan yönlendirldiğini oratay koyuyor.
Yine CİA raporunda eski Kongo devlet başkanı Lumumba'ya suikast girişimi hakkında özel bir paragrafda yer alıyor. Raporda yüzlerce sayfa casusluk komedileriyle dolu: Sahte bıyık ve peruk takma, boyu uzatmak için giyilen ayakkabılar veya hippi hareketlerine sızmak için saçların uzamasını beklemek gibi. Basının yayınladıkları haberlerle de CIA ve hükümet gölgelendi. Gazeteciler gözetlendi, Washington Post gazetesinin karşısına ajanlar yerleştirildi. CIA'in şu anki patronu Michael Hayden, 'aile mücevherleri'' olarak adlandırılan bu belgeler ile sözkonusu olanın 'çok farklı bir kurum ve başka bir çağa göz atmak'' olduğunu söylüyor. '
CIA'in gizliliği kalkan belgelerindeki 'İslami Fundamentalizm' bölümünde Türkiye de yer alıyor. Raporda şu ifadeler yer alıyor: Türkiye'de Anayasa, İslami partilerin şeriatı desteklemesini yasaklıyor. Ancak dindar Müslümanlar olan Özal ve birçok bakanı İslam'ı politik kazanç için kullanıyor. Laik kesim olan aydınlar, ordu, batılılaşmış aileler küçük bir grup olmalarına rağmen Türk toplumunda büyük bir role sahipler. Dini temel alan partiler 1974 seçimlerinde bile yüzde 10'luk barajı aşabilmiş değil. Ancak buna rağmen Türkiye'de siyasi İslam yükseliyor. Anavatan Partisi'nin şu anki düşük destek oranları dikkate alındığında Körfez krizi olmasaydı bile Refah Partisi'nin meclise girmesi beklenebilir. Körfez Krizi de Refah'ın oylarını yükseltmiştir. Eğer Anavatan seçimlerden iktidar çıkmazsa Erbakan koalisyonda yer alabilir. Eğer Türkiye'nin de desteğiyle Saddam'a karşı batı dünyası bir zafer kazanabilirse bu Özal'ın oy oranını, dindar ve laik kesim arasındaki desteğini yükseltecektir. Ancak bu gibi bir durumda da Türkiye'de Suriye ve İran'dan kaynaklanan İslami terörizm artışı beklenebilir.'
CIA'in 1996 tarihli dönemin Başkanı Bill Clinton'a sunulmuş bir belgede Türkiyede RP-DYP hükümetine değiniliyor.. Günlük bir istihbarat brifinginin parçası olarak hazırlanan bu rapordaki ifadeler ise şöyle: 'Türkiye'deki basın haberlerine bakıldığında Türkler'in çoğunun Kuzey Irak'ta olup bitenler konusunda terörle mücadele ve olası bir göçmen akını dışındakilerle ilgilenmediği görülüyor. Türkiye'nin burada düzeni kurup, PKK'nin burayı bir üs olarak kullanmasını engellemesine destek veriyorlar. Son dönemde oldukça sessiz olan Başbakan Erbakan, bu bölgenin ordu için önemini biliyor. Refah'ın büyük çoğunluğunun da PKK'nin en büyük karşıtlarından olduğu biliniyor. Ancak Refah'ın Kürt kanadı eğer Ankara Kürt bölgesinin Bağdat'ın kontrolüne verilmesi stratejisini desteklerse protesto edip partiden bile ayrılabilir. Bu da Refah'ın dağılmasına yol açar.'
Aslında kamuoyuna açıklanan CİA belgelerinde ABD emperyalizminin çıkarları için her yolun mübah olduğu ve bunun için her türlü kürlü yola baş vurmanın mübah olduğu görülüyor. CİA dünyanın en büyük istihbarat, karıştırma,provakasyon yaratma ve darbelerle yönetimler değiştirme düzeyinde anti-komünizmin merkezi konumunda durduğu gibi dünyadaki hemen tüm istihbarat örgütlerinide yönlendirir durumda oluğunu ve demokrasinin örneüi gösterilen ülkelerde yaşamın her bakımdan istihbarat örgütlerinin nasıl yönlendirdiğini ve emperyalist çıkarlar için hiç bir kural tanımadıklarını gösteriyor..


 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.17 Saniye