DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
YARIDA KALMIŞ KOMÜNİST SESİMİZ MÜNİR DİŞKAYA
Onlardan Bize
30 Temmuz 1979 yılında Adana da sulama kanalında yitirdiğimiz Münir yoldaşın kaybı erken ve büyük bir kayıptı. Tam da komünist harekete daha fazla yararlı olacağı bir zamanda kaybettik Münir yoldaşı. Anılarını yükleyerek geleceğimize, omuzlarımızda ağırlığını bırakarak görevlerinin, bir de avuçlarımıza ateşten bayrak, hep gidenlerin ardı sıra keşke görmeseydik, tanımasaydık diyorsak da yine sevinç ve gururunu duyarız, umutlu yürüyüşlerin ve içten yoldaşların. Biliriz ki geleceğimizin yılmayan direniş neferleri, karanlık gecelerimizin kızıl yıldızlarıdır onlar.  Ne kadar acı verse de bir anda terk edişleri bizi, birden çıkıp gelecekler alınlarında ter damlalarını silerek, gülen yüzleriyle merhaba yoldaş diyecekler çalışmalarımızı denetlercesine!
Bazen imkansızı yaşamak yaratmak gibi, fakat yanar yine kavganın içinde canımız. Öfkemiz parçalar kayaları, tutamayız içimizde birikip gözlerimizde boşalan sağanak yağmuru, sel olur yoldaşlığa bağlılık, yaşama sımsıkı sarılış ve aydınlık günlerin hatırına verilen kavgada, devrime bağlanış ve direnir umut. Hep yeniden başlanır, onun için yakalayamayız zamanı ve hep yeniden yaratırız zamanı. Bugün kavhga zamanıdır artık, Münirleri, İrfanların,İbolaırn,Kemallerin, AliEkberlerin ardılı olma, yani komünist olma, kendi külünde yeniden yaşam ve Anka Kuşu'nun kanadından tutup gökyüzüne uçma zamanıdır.
Münir yoldaş seni yazmalı ve genç kuşatlara tanıtmalıyız. Senin cesaret,çoşku,engel tanımayan ve yoktan var eden önder militan yanını yenidne hatırlayıp ayağa dikmeliyiz. Seni bir sıcak ayında tanıdım ve güleç yüzünle, tartışmadaki kararlılığın ve örgüte sahip çıkarken ki kartal bakışlarınla yoldaşça kenetlendik. Yıkıntılar ve güvensizlikler, yokluk ve yoksunluklar içine omuz omuza vererek zorlukları aşmayı yaşadık. Yoldaş için herşeyini vermekten geri durmayan feda ruhuna tanıklık ettik ve senin gibi yoldaşlarla omuz omuza sosyalizm kavgasını örme savaşımı içinde olduğumuz için hep gurur duyduk ve senin yarım bıraktıklarını tamamlamaya söz verdik ve eğilip bükülmeden bugün kavganı ileriye taşımaya çalışıyoruz





       

  .

Günümüz emperyalist kapitalist dünyasında başarıyı yakalabilmek için bir çok değere, sahip olmamız gerekmektedir. Kapitalist sisteme karşı zaferei yakalabilmek yürüşünde bir çok yoksun bulunduğumuz konularda, yani siyasal, sanatsal, ekonomik vb. dünyada ne kadar ihtiyacımız olan özellik varsa hepsiyle donanmalı ve kompe komünist önderlik düzeyini yakalamalıyız. İşte Münir yoldaş sürekli kendini geliştirp yenileyen ve öğrendiklerini pratiğe uygulayan statükocu olmayan ve var olanla yetinmeyen bir önderdi. O, her ne pahasına olursa olsun üretkenliği geliştirmek ve başaladığı işi sonuna kadar götürmede inatçı ve israrlı bir yoldaştı. İşte bu yüzden " tüm militanlar, üretken bir hareketin üretken militanları haline gelmelidir" diyerek çalışkan olmayan ,kendine güvensiz ve başkalarına dayanarak yürümeye çalışan yaklaşımların düşmanıydı O. "Yoksullaşmış ve düşürülmüş bir halk ancak egemen sınıfların bir eseri olabilir” diyen Münir yoldaş, komünist çalışmanın eserinin bu olmayacağını ortaya koyarak , var olana vurup yıkma ve yerine, sürekli zenginleşen, sürekli gelişen devrimci halk gerçeğini koymayı hedefliyordu.
Çünkü komünist bir önder, duyguları, düşünceleri, örgütü ve eylemiyle sürekli zenginleşir. Elbette, zenginleşmenin çok çeşitli biçimleri bulunmaktadır. Öyle bir gelişme yaratılmalıdır ki, dilimiz, yüreğimiz, imkan ve fırsatları yaratma yeteneğimiz zengin olmalıdır. Bütün bu zenginliklerin geliştirilmesi sonucu bir işçiler ve emekçiler silkelenerek yeniden yaratılıyor ve kendisine geliyor.

Bilindiği üzere, yüksek amaçlara bağlılık kişiyi çok ileri konumlara götürür. Tarihsel gelişmelerin önderlik sorununa sorununa ne kadar değer yüklediği açık bir gerçekliktir. Münir yoldaş bunun protipleirnde birisydi. Önderlik, bir yerde amaçlarına büyük bir tutku ile bağlı olmak, dürüst ve alçak gönüllü, yönetim tarzlarında, yürüyüş şekillerinde ve kurallarına göre bir yaşam içinde olmak anlamına geliyor. Burada ciddi bir olay ortaya çıkmaktadır. Amaçların tam kavranamaması veya kavransa bile inanç zayıflığı, bilimsel ölçülere dayanmayan bir inancın varlığı olmaktadır. Hatta bu amaçların doğruluğuna inansa bile, bunun uğruna yürütülen faaliyetlerin başarısına bir inançsızlık vardır. Amaçlarımız iyi ve güzeldir. Eğer inançsızlık taşınırsa, ne kadar çabalanırsa çabalansın, başarıya götürmek mümkün değildir. Bunu Münir yoldaşın kısa ama dolu dolu kavga yüklü yaşamında görmemiz mümkündür. Adeta köleliği kabul etme anlamına gelen eylem ve örgüt noksanlığının diğer bir nedeninin, proleter sınıfsal kişiliğinin saptırılmaısnda geçtiğine vurgu yaparak yüksek amaçlarımıza ulaşmak, zaferi sağlamada ancak bu engellerin ortadan kaldırılması ile mümkün olduğunu pratiğiyle orataya koyuyorud..
Bir halkın, sınıfın ve hatta bireyin doğru olan amaçlarına ulaşması önünde hiçbir dış engel belirleyici bir rol oynamaz. Bütün sorun, haklı ve doğru olan amacın hangi yöntemlerle gerçekleştirileceğine gelip dayanmaktadır. Nitekim öncelimiz TKP/ML Hareketi bütün bu konularda, gerek amacın kapsamını derinleştirmede ve gerekse de buna hangi yöntemlerle varılacağını öngörmede ve çabalarını buna göre birleştirmede çok ileri örnekler ortaya çıkardı.Bir yandan işçi ve emekçileri devrimci perspektikle eğitmeye çalışırken öte yandan devrimin önderleirni yaratmak için çalıştı ve bir çok önder komünist militan yetiştirdi.
Şunu biliyoruz ki devrimde proletaryanın önderliğinin yakalanması; proletarya örgütlenmesi de, bunun içinde bunun başarısını sağlayan, ancak bu başarının sağlanmasıyla yerine getirilmesi mümkün olan örgütlenmesidir, diyen Münir yoldaş, proletaryanın önderliğinin, onun örgütsel önderliğinden geçtiğini kavramış ve bunun gereklerine uygun olarak hareket eden bir konumdaydı. Bir yerde örgütsel önderlik herhangi bir sınıf veya tabakadan çok daha fazla ve yüksek bir derecede proletaryanın örgütlenme ustalığından ibarettir.
Örgütlenme sorununun çözümlenmesi gerek komünist partive ve örgütlerin, gerekse daha sonraki sosyalist toplumun kuruluşunun belirleyici özelliğidir. Örgütlenme deyip geçmemek gerekir. Sık sık 'örgütlenme eşittir eylem' diye vurgulanır. Gelişkin eylem, gelişkin örgütlenmeyle çok yakından bağlantılıdır. Hala içimizde birçok arkadaş örgütlülüğün önemini kavrayabilmiş durumda değildir, kalkıp da yüksek eylemlilikten bahsetmek ve buna inanmak tam bir yanılgı, hatta bir tür oportünizm olarak görülmelidir. Anti emperyalist demokatik devrimde proletarya önderliği aslında bir örgütsel önderliktir. Örgütsel önderlik ve yönetim, militanın en belirleyici ve başat özelliği olarak gelişmek zorundadır.
Komünist kadro politikası bellidir. Kadroların tanımından terfi ettirilmesine, konumlarına göre örgütsel görevlere bağlı kılınmalarına, yerinde ve zamanında çok çeşitli örgütlenmelerin geliştirilmesine, esasında da bireyi tanımasına veya ondan önce bilinç verilmesine, bilinciyle bağlantılı olarak örgütsel görevlerle yükümlü kılınmasına ve denetlenmesine bağlıdır. Münir yoldaş bunu örgüt saflarından en iyi yapan ve kadroları iyi tanıyan,onların zaafları ve yetmezlikleriyle uzlaşmayan bir önder yoldaştı.
Münir yoldaş örgütsel yönde emek ve çaba harcamayan, çok laf eden ama az iş yapnlara asla değer vermezdi Çünkü önderlik, rastgele olarak şu ya da bu hedefe saldırmak mesele değildir. Her şeyden önce hava ve su kadar ihtiyaç duyduğumuz bu örgütlenme özelliğine ulaşmak gerekiyor. Bunun başka çaresi yoktur. Buna zaman zaman yerine getirilecek bir iş olarak da bakılamaz. Bu konudaki boşluğu çok tehlikeli öğeler, özellikle proletarya dışından saflara sızarak kendilerini örtbas etmiş tipler doldurur. Kendi sınıf gerçekliklerini yansıtır ve sonuç alırlar. Münir yoldaş örgüt yıkıcısı ve sorun çıkarıcılara karşı ilkeli mücadelesiyle örnek olmuş ve saflarda moral bozuculara ve anarşit eğilimler içinde aydın dayatmalarına karşı mücadelesiyle yol gösterici olmuştur.
Komünist önderlik'le bir yerde uyum sorunudur aynı zmnada. Bu da üzerinde özenle durulması gereken bir husustur. Önderlik bir kurum ve otorite olduğuna göre önderlik çalışmaısnın uyum içinde yürümeis ve gerekirki başaır sağlanabilsin. Aksi halde kolektif önderlikte güven zemininde uyumlu çalışmalara yakalanması zorlaşır. Münir yoldaş devrimci çalşınmada hem uyum ve hemde güvende örnek yoldaşlardandı.
Bir sınıfın veya bir halkın devrime yürütülmesinde politik örgütçü önderler ortaya çıkar. Tarihte bunun örnekleri çoktur. Değişik devrim ve aşamalarda olsa da, bu tür öğeler ortaya çıkar. Tarihin altüst oluş dönemlerinde böyle muhteşem kişiliklere gereksinme vardır. Bunlar, tarihte kişilerin belirleyici rol oynadıkları dönemlerin zorunlu konuklarıdır. Böyle dönemlerde, kişilikler gerçek rollerini oynamaksızın tarihin ilerleme kaydetmesi ve gelecek toplumun yaratılması olanaksızdır. Elbette ki, bu rollerin oynanması pek kolay olmamakta, böylesi kişilikler görevlerini yerine getirirken birçok dramı da birlikte yaşamaktadırlar. Büyük üzüntülerle ızdırap dolu günler, açlık ve işkence, büyük sevinçler ve coşkulu günlerle bir arada, iç içe yaşanmaktadır. Yine aynı şekilde yenilgiler, zaferler art arda gelmektedir. Tarihin o çalkantılı günlerinin bütün yansımaları kendisini kişinin yaşamında da hissettirmektedir.
Gerçekleştirmek istediğimiz bir çok şeyin hafızalarımızda bir iz gibi kalmasını istemiyorsak, kendimizi zorlayacağız. İyi şeyler, ancak uğruna çok büyük çabalar harcanırsa zapt edilebilir. "Büyümenin sınırları nereye kadardır" şeklindeki sorulara; "mevcut gerçeklik içerisinde, koşulların elverdiği düzeyde, zafere ulaşan yere kadardır" deriz. Sürekli bir darlık içinde yaşamanın devrim açısından izah edilir ve kabul görür bir yanının olmadığını tekrar söyleyeceğiz. İşleri en az bir kayıp ve azami bir başarıyla ilerletme, görevlerimizi yerine getirmemize bağlı olduğu için, bunu yapmaya mecburuz. Biz, bizi bu tutumu sergilemekten ısrarla alıkoyan nedenleri ve engelleri bertaraf etmek zorundayız. Görevler bu şekilde yerine getirilmezse sonuç ne olur? Yapmazsak birbirimizi yaşatamayız ve toplumsal gelişme yoluna giremeyiz. Bu da düşkünlüktür. Yani her türlü baskı ve sömürüyü kabul etmektir.
Halka öncülük etme iddiasıyla öne atılanların durgunlaşmasına akıl işi olmaz. Örgütsüz, pasif, işlevsiz, yaratıcılıktan yoksun olarak durmak bir komünist militna için anlaşılmaz bir şeydir. Komünist militan, geleceğin yaratılması veya kazanılmasının ancak saldırı kazanma ruhunu yaşayarak mümkün olacağını biliyorsa, yerinde duramaz ve var olanla yetnemez. En pasif görünen görevlerde bile; enerji, dönüşüm ve kazanmanın kaynağı olmasını bilir. Onun için örgüte dayatılan tutucu, sürekli verimsizlik doğuran ve giderek bunu bir metot haline getiren yapıları, kişileri ve anlayışları çok tehlikeli bulmak ve bu durumlara geçit vermemek, hele üretmeyen, yaratmayan, örgütlemeyen ve savaştırmayan bir önderlik örgütü yıkıma götürmekten öteye gitmeyeceğini bilerek, böylelerinin önderlik organından zamanından temizlenmesi gerekiyor. Aksi halde örgüt çalışmalarından isteneilen verim alınamz.
Her yoldaşımız Münir yoldaş gibi, son nefesinde bile üreten, değer yaratan, mücadeleyi geliştiren ve örgütleyen birisi olarak vermelidir. Çünkü bunun etkisi milyonlar üzerinde sonuç yaratıyor. Hasta hasta dolaşamazsınız. Canından bezmiş, konuşmayan, zekasını çalıştırmayan bürokrat tip çok tehlikelidir. Son derece anlaşılır bir gerçekten bahsediyoruz. Bazı tarihsel gerçeklere veya önderlere bakalım; bunlar halkın arasına en güzel görünümleriyle, en içten yaklaşımlarıyla, en yaratıcı yetenekleriyle çıkarlar. Bazılarının içimde önderlik sanatı ile çok tehlikeli bir biçimde oynaması, sanki böyle önderler de mümkünmüş gibi bir hava yaratması ve birçoklarının da bunlara uyması, yaşanılan en tehlikeli ve felaketli gelişmelerden birisidir.
Her bakımdan kendisini davanın ve örgütün başarısına hasretmiş olan Münir yoldaş 1958 yılında malatyanın Kürecik Kasabaıs harunuşağı köyünde yoksul bir kürt aileisnin çocuğu olarak dünyaya geldi. Daha ortaokul sıralırnda komünist harekete semptai duydu. Malatya Turan Emeksiz Lisesindeki öğrenimi döneminde faşist saldırılara ve baskılara karşı en önde devrimci karşı koyan öğrencilerin içinde yer alıyordu. Elbette Münir yoldaşın anti-faşist militanlığı okulla sınırlı değildi. Kontrgerillanın, devletin kolluk güçleriyle Malatyada ortak düzenlediği Hamidoya suikast provaksyonunda Münir yoldaş, faşist çetelerin katliam saldırısına karşı militan bir devrimci olarak direnişin örgütleycisi olarak öne çıktı. Aynı dönemde Kürecik ve yöresinde TKP-ML Hareketinin örgütsel çalışmanın yükünü omuzlayanlardandı.


1997’de ileri militanlar toplantıs Elbistan-Kürecik-Malatya Alt bölge komitesinde yönetici görevler üstlendi. Faaliyet alanında hızlı gelişen kadrolar arasında yer aldı, örgütçülüğü, çalışkanlığı ve militanlığıyla yoldaşlarının sevgisini kazandı.

1978’de Ağustos hizibinin ağır tahribatlar yarattığı Marmara Bölge Komitesi üyesi olarak,tahribatları hızla onarmada, O’nun yaratıcı, çalışkan ve cesaretli çabasının özel bir yeri vardır. Kısa dönemde bölgede güven duyulan ve saygı duyulan bir yoldaş olarak, ikna yeteneği, ağır başlı ve olgun tavırlar İstanbulun örgütlenmeinin hızla toparlanmasında ve militanlaşmasında önemli rol oynadı. Bu başarılı çalışması ki O’nun Marmara delegesi olarak seçilmesini sağladı. 1979 Nisan Konferansında, genç yaşına rağmen MK’ne seçildi ve MK örgüt büro’da görev aldı. Devrim ve sosyalizm için harcayacağı, gelişip olgunlaşacağı uzun bir dönem başlamıştı Münir yoldaş için.

Neki Onu talihsiz bir kaza sonucu 30 temmuz 1979’da Adanada sulama kanalında kaybettik. Komünist militanlığın, gecesini gündüzüne kadar sosyalizm için çalışmanın, çoşkunun, cesaretin, yoldaşlığın, fedakarlığın ve örgütçülüğün timsali olan Münir yoldaşın anısını yaşatacak ve kavgasını zafere dek sürüdüreceğiz.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Onlardan Bize

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.07 Saniye