Patronlar ve hükümet işbirliği içinde işçi sınıfının kazanımlarını gaspetmek için yoğun bir çaba içinde bulunuyorlar. Sendika ağalarınıda yedekleyen patronlar ve hükümet, sınıfa yönnlik saldırılarını dur durak bilmeden sürdürüyor. Hatırlanacağı üzere önce İş Kanunu değiştirilerek, “esnek çalışma” kuralı ile köleci çalışma yaşamına zemin hazırlandı. Yetmedi Sendikaya üye olma şartı “noter beyanına” bağlanarak sendika hakkına engeller konuldu. Sonra, sosyal güvenliğin çökertilmesi anlamına gelen ve Anayasa Mahkemesi’nce bazı maddelerinin iptal edilmesi fırsat bilinerek seçim endişesi ile önce 1 Temmuz 2007 tarihine ertelenen, sonra 1 Ocak 2008 tarihi sonrasına erteleneceği açıklanan Sosyal Güvenlik Yasası çıkarıldı. Uzun zamandır tartışılan ve patronların gündeminden hiç düşmeyen bir başka hak gaspı da asgari ücret konusudur. Kimi çevreler asgari ücretin kaldırılarak ücretlerin “serbestçe” belirlenmesini, kimisi de asgari ücretin bölgesel belirlenmesini önerdi. Arkası kesilmedi. Hala gündemde olan ve işbirlikçi tekelci sermaye temsilcisi hükümetin üzerinde çalıştığı tasarıya göre kıdem tazminatının kaldırılması için çalışmaların yürütüldüğü bilinen bir durumdur. Bunlar sınıfın gasplarından birkaçı elbette... Kapıda duran ve patronların göz diktiği bir konuda İşsizlik Fonu. Bir süre önce patronlar kulübü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu tarafından gündeme getirilen İşsizlik Fonu, patronlar tarafından göz dikilen son haklardan biridir.
TOBB, Türkiye İşverenler Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), TÜSİAD, 86 dernek ve sekiz federasyondan oluşan Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) dahil olmak üzere bütün patron örgütleri İşsizlik Fonu’nun yağmalanması için, sorunların çözümü(!) adına yani işsizlik fonundaki birikenlerin işten atılanlara kullandırılmadığı gibi kar amaçlı kullanmak hedefiyle çeşitli “önerilerde” bulunmaktadırlar. TOBB ve TİSK; 1 milyon kişiye istihdam sağlayabilecek bu önerinin mali yükü fonun sadece yıllık faiz geliriyle karşılanabileceği, işsizliği azaltmak amacıyla yaratılan ilave istihdamın sosyal sigorta ve işsizlik sigortası primlerinin, İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanmasını önermektedir. TOBB’un bu önerisinden sonra, TÜRKONFED ise TOBB’un bu önerisine katılmakla birlikte aynı kaynaktan eğitime pay verilerek nitelikli ara eleman yetiştirilmesini önermektedir. TÜRKONFED’in önerisini destekleyen bir tasarının da “ana muhalefet” partisi CHP tarafından hazırlanmış olduğunu da belirtmekte yarar vardır.
TOBB’un önerisini, kapitalistlerin, işçi sınıfını sömürdükleri kanallara yenilerini ekleme konusunda yaratıcılık larını sergilemeye devam ettiğini gösteriyor. Dahası, devlet kronik hale gelen işsizliği dizginlemenin yolu olarak, yine işçinin emeğine göz dikiyor. Kıdem tazminatını, sözde işsizliğe yol açtığı gerekçesiyle kaldırtmaya çalışan kafa, şimdi de İşsizlik Sigortası Fonu'nda biriken parayı “işsizliği azaltmak için”(!) değerlendirmeye soyunuyor. İşsizlerin el süremediği,- Fon'un uygulanmaya başladığı 2004 yılından bu yana fonda biriken paranın sadece yüzde 1.2'si işten çıkarılanlara dağıtıldı. Zaten fon işten çıkartılan işçinin mağdur olmaması için değil, ILO'nun düzenlediği işçi hakları görüntüde yerine getirilsin diye oluşturuldu. Bugüne kadar fondan yararlanabilen işsizlerin oranının yüzde 4’te kalması bunun en temel göstergelerinden. İşten çıkarılan bir işçinin, İşsizlik Sigorta Fonu'ndan faydalanabilmesi için pratikte imkansızı başarması gerekiyor. İşçinin işten çıkarılmadan önce, 120 günü kesintisiz olmak üzere, son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile prim ödemiş olup, kendi istek ve kusurları dışında işsiz kalmış olması gerekiyor. Kanuna göre işçinin kusurları olarak, sağlık sebepleri, patronun kanunda belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışları veya grev, lokavt gibi nedenlerle iş sözleşmelerinin patron tarafından askıya alınması sayılıyor devletin yağmaladığı bu fonun yağmasına katılmak istiyor. Patronların bu öneriyle gerçekten işsizliği çözmeyi amaçladıklarını düşünmek saflık olur. Asıl niyetlerinin iştah kabartan bu tatlı kaynak ile ucuz maliyetli iş gücü yaratmak ve işsiz kalan emekçilerin yararlanamadığı bu kaynağı yağmalamak olduğu açıktır. İşsizlerin faydalanamadığı fondan yararlanabilme koşulları ağır olunca, fonda 25 milyar YTL para birikti. Hiç bir işçi sendikası, işçi sınıfının hiçbir temsilcisi, milyonların işsizlik içinde bunaldığı bir ülkede bu fonun bir sosyal hak olarak değerlendirilmesi talebini yükseltmiyor! Küstah ve gözü dönmüş burjuvalar ise, bu parayı yağmalama talebinde bulunabiliyor!
Patronların iştahlarını kabartan fonun sadece aylık faiz geliri 290 milyon YTL, tüm gideri ise 30 milyon YTL. İşçi ve patronlardan bu fon için yılda 2.3 milyar YTL'ye ulaşan kesinti yapılmaya devam ediliyor Patronların işsizliği azaltmak gibi derdi olsaydı, esnek çalışmayı dayatan İş Kanunu’nun çıkarılması için baskı yapmazlardı. Çünkü esnek çalışma yöntemi ile 5 işçi ile yapılan işi 1 işçi ile yapabilecek köleci ortamı yaratan yine aynı işbirlikçi tekelci sermaye sahipleridir. TÜRKONFED ve CHP’nin önerisine gelince: Ara eleman yetiştirilmesi için bu fondan eğitime pay ayrılması önerisi de içinde hinlikler barındırmaktadır. Çünkü bu fonun amacı; iş güvencesi, patronun iki dudağı arasında kalan işçinin, işsiz kaldığı sürenin kısa bir bölümüne katkı sağlamaktır. Anayasa’da eğitime payın nereden ayrılacağı hüküm altına alınmış olmasına rağmen, işçinin hakkı olan bu fona göz dikmek en hafif deyimiyle pervasızlıktır. Anayasa’nın 73. maddesi; “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür” ifadesiyle, zorunlu kamu harcaması olan eğitim harcamasının toplanan vergilerden yeterli miktarda ayrılmasını öngörmektedir. Ülkemizde eğitime, 2002 yılı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yüzde 4.3’ü, 2006 yılında gerileyerek yüzde 4.1 gibi komik oranlarda ayrılan payın yetersizliği öncelikle sorgulanmalıdır. Eğitime ayrılan payın yetersiz olması nedeniyle meslek okullarında yeterli uygulamalı eğitim verilememekte, dolayısıyla yetişmiş eleman yetiştirilmemektedir. Ancak bunu çözmek için başvurulacak kaynak işsizlik fonu olmamalıdır. Elbette halktan, “kamu giderlerini” karşılamak üzere toplanan vergilerden, eğitime yeterli payın ayrılması ile çözülmelidir. Rantçılara ödenen faiz, bütçenin yüzde 40’ına tekabül ederken, eğitime pay ayrılmamasını patronlar nedense sorun olarak görmemektedir.
Kaldı ki, her zaman olduğu gibi Fonda biriken paralar da devlet bütçesinde doğan açıkların kapatılmasında- özellikle borç faizlerinin karşılamasında- kullanılıyor. Bu para, kamu varlığı kabul edildiğinden fon miktarı, devletin borcundan düşülüyor. Brüt borç ile net borç arasındaki on puanlık farkın neredeyse yarısı, işsizlerin biriken paralarından kaynaklanıyor. Yani hükümetin ekonomi düze çıkıyor diyerek gösterdiği azalan açık oranları bu ve benzeri tasarruf fonlarından da kaynak alıyor. Yasada fonun tek gider kalemi meslek edindirme kurslarının açılması ve işletilmesi olarak geçerken bizzat Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu'nun ağzından, “İşletmelere bu fondan yardım ettik” açıklamaları yapılıyor. Devlet, kullanım hakkı olmayan fondaki parayı teşvik kredisi adı altında sermayedarlara düşük faizle veriyor, üstelik bunu kendi ağzıyla itiraf da ediyor. İşçi primleriyle yaratılan ve işçi sınıfının işsiz bırakılan kesimlerinin sosyal hakkı olan bu fon üzerinde kimsenin bu kadar rahat söz söylemesine izin verilmemelidir. İşsizlik Fonu, işsizlerin hakkıdır ve bunu engelleyen yasal hokkabazlıkların ortadan kaldırılması için mücadele, işçi sınıfının gündeminde durmaktadır.
Hak gasplarına karşı sesiz kalan ve patronlar ve AKP hümetiyle işbirliği içinde olan sendika ağalarına karşı öncü işmler muhaletei yükselterek taban baskısını artırarak fonda birken paralaırn işsizler lehine kullanılması istemleri yükselterek ve işsizlik sigortası fonunda çalışanlar lehine yeniden düzenleme yapılması için mücadele ederek, hak gasplarına karşı duyarlılığı geliştirmeliyiz.
Kısa adı TÜİK olan Türkiye İstatistik Kurumu, işsizlik ve istihdam verilerinde gerçekleri çarpıtmaya devam ediyor. Türkiyedeki gerçek işsizlik tablosunu da gizlemek ve durumu toz pempe göstermek için olmadık şaklabanlıklar yapmaktan geri kalmıyor. Hem istihdam düşüyor, özelleştirme terörü ile binlerce işçi sokağa atılıyor, hemde işsizlik düşüyor.