Dünyayı emperyalistlerin adına sömürmesi ve halkları yoksulluk sefalet içine itmede adları lanetle anılır olan İMF ve Dünya Bankası(DB) ile ilişklerini kesen ve Latin Amerikada anti-emperyalist mücadelede yeni bir adımın yolunu açan Venezuella devlet başkanı Hugo Chavez, emperyalizme karşı mücadeleyi bölge düzeyinde ileriye taşımaya çalışıyor. Anti-emperyalist güçlerle ortak ekonomik, politik örgütlenmelere gitmeye çalışan ve gerçek bağımsızlığın yolunun emperyalist kurumların kölelik bağından kurtulmaktan geçtiğini gören Chavez, bu doğrultudaki kararlılığını sürdürmeye çalışıyor.
Nitekim Venezüella Devlet Başkanı bu tutumunu, 1 Mayıs günü halkına ve aynı zamanda bölge halklarına müjdeler vererek bir kez daha ortaya koydu. Venezüella Uluslararası Para Fonu, IMF ve Dünya Bankası DB’den geri çekildiğini açıkladı. Venezüella’da ve komşu ülkelerdeki yoksulluğun asıl nedeni olan emperyalist kurumlardan çekildiklerini açıklayan Chavez, “Buralardan çekilirseniz halkın refahını yükseltmek için önünüze büyük olanaklar açılır” dercesine, asgari ücretlerin ve emeklilik maaşlarının derhal yüzde 20 artacağını ve günlük çalışma sürelerini en geç 2010 yılına kadar 6 saate düşüreceklerini ilan etti. Bu adımlar Latin Amerika ve dünya halkaları açısından önemli bir moral kaynağı ve örnek olacağı gerçektir.
Göğsünü gere gere “Venezüella artık hiçbir yerde dilenci gibi dikilmeyecek! Ne IMF’ de ne DB’ de ne de başka bir kapıda! En önemlisi de artık Washington’a gitmek zorunda kalmayacağız” diye halkına bu müjdeyi veren Chavez, atılacak adımların bununla sınırlı olmadığını da söyledi. Uzun yıllar ülkenin petrol kaynaklarını sömüren ve emekçileri yoksulluk, sefalet içine iten ABD’li Chevron ve Exxon Mobil tekelleri, İngiliz BP, Norveç Stat oil ve Fransız tekeli Total, Venezüella hükümetinin talebi üzerine çoğunluk hisselerini devlete devrettiler. Sadece ABD tekeli ConocoPhillips ile anlaşma henüz olmadı. Ama bu tekele de karar vermesi için haziran ayının üçüncü haftasına kadar süre tanındı: Ya çoğunluk hisselerini devlete devredecek ya da ülkeyi terk edecek. Elbette bu “kamulaştırma” adımı, emperyalist tekellerle el koyma yöntemiyle yapılmadı; devlet, hisseleri bir şekilde satın aldı ama buna rağmen Venezüella için olumlu bir adım olduğu ortada. Çünkü kamulaştırmayı yapan ulusal ve küçük burjuvazinin ittifakına dayanan bir iktidardır. Elbette Chavez sosyalist bir devrimci değil bu bakımdan , 1972 Şili’sini de düşünerek ihtiyatlı adımlar attığı görülüyor. Chavez, attığı her adımı kendi halkı ve bütün kıtanın halklarıyla paylaşarak atıyor ve onların desteğini almaya çalışıyor.
Chavez, 3 Mayıs günü de ülkedeki çelik şirketi Sidor’u, özel bankaları ve besin üreten firmaları, “ulusal çıkarları gözetmemeleri durumunda” kamulaştırmakla tehdit etti. Besin üreten firmaları fiyatlarını gözden geçirmeye, bankaları kredilerini öncelikle ülke içinden gelen talepleri karşılamaya ve Sidor’u da ürettiği çeliği ülkedeki şirketlere satmaya çağıran Chavez, istenilenlerin yapılmaması durumunda, bunları “sosyalizmle” tehdit etti! “Sosyalizmde aslında tekellere yer yok” diyen Chavez, ulusal burjuvazinin belli başlı koşulları yerine getirmesi durumunda, “21. Yüzyıl Sosyalizmi”nden korkmaları gerekmediğini söylüyor. Nasıl bir bulamaç ve burjuva sosyalizm anlayışı olduğundan bağımsız olarak bu tutum, uluslararası tekellere ve işbirlikçilerine karşı önemli bir anti-tekelci adımı ifade olarak ifade etmek gerekiyor.
Chavez, diğer Latin Amerika ülkeleriyle birlikte hareket etmeden ABD’den tam bağımsızlığın mümkün olmadığını, emperyalistlerin ekonomik, politik ve askeri tehditlerini ancak diğer Latin halklarıyla birlikte hareket ederek geri püskürtebileceğini biliyor ve ona göre hareket ediyor.
Son yıllarda kıtanın yeraltı ve yerüstü zenginliklerini birlikte kullanması, zayıf ülkelere destek olunması için ortak projelerin geliştirilmesi, bir bütün olarak ABD’nin ekonomik, kültürel ve askeri hegemonyasına karşı önemli adımlar atıldı. Bunların arasında “Telesur” (Güneyin Televizyonu), “Petrosur” (Güneyin Petrolü), “Petrocaribe” (Karay ip Petrolü), "Banco del Sur" ve en önemlisi de ALBA("Alternativa Bolivarian a para Los pueblos de Nuestra America” (Amerika’mızın halkları için Bolivar alternatif) bulunuyor.
ABD, Peru ve Kolombiya arasında imzalanan “Serbest Ticaret Sözleşmesi”nin Bolivya’ya yansıyan kötü etkilerini hafifletmek için Küba ve Venezüella, özel bir sözleşme imzaladılar. Buna göre Küba ve Venezüella, Bolivya’nın sağlık sisteminin geliştirilmesi, okuma yazma kampanyasının örgütlenmesi, ulusal bir havayolu şirketinin kurulması için yardım edecekler. Bu örnek, ALBA’nın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Geçtiğimiz nisan sonunda Ekvator Devlet Başkanı Rafa el Correa, Dünya Bankası’nın temsilcisi Eduardo Somensatto’yu ülkesine şantaj yaptığı için sınır dışı etti. Bolivya Devlet Başkanı Evo Moral es, bütün Latin ülkelerinin ICSID’den (ICSID 1965 yılında Dünya Bankası’nın bir kolu olarak kuruldu.) Yatırım anlaşmazlıklarını Ortadan Kaldırmak İçin Uluslararası Merkez” (International Centre for Settlement of Investment Disputes) adı altında faaliyetlerini sürdüren kurum, emperyalist tekellerin çıkarlarını gözeten bir kurum ayrılmalarını talep etti. Moral es, Bolivya’nın Venezüella, Nikaragua ve Küba ile birlikte en kısa zamanda ICSID’den ayrılacaklarını açıkladı. Arjantin ve Brezilya da DB ve IMF’inin, ülkeleri üzerindeki etkilerini azaltmak için girişimlerde bulunacaklarını açıkladılar.
Chavez’ in başlattığı bu anti-emperyalist ve enternasyonalist nitelik taşıyan hareket, bütün Latin Amerika kıtası ve dünya halklar bakımından olumlu etki yapacağı bilinmelidir. Elbette emperyalistler de boş durmuyor. Bütün AB ülkelerinde Venezüella Devlet Başkanı’nın “tehlikeli adımlarına” dikkat çekiliyor ve buna uzun vadeli izin verilmeyeceği söyleniyor.