Belki sonda söylenmesi gerekeni başta söylemekte yarar var: bu kitapta yer alan yazılar ‘feminist’ bir bakış açısıyla kaleme alınmadı. Evet, her biri, kadınları boyunduruk altında tutan binlerce yıllık ataerki ve onun ‘postmodern’ versiyonu neo-liberal ataerkiyle hesaplaşmayı hedefliyor; ama ‘feminist’ bir perspektiften kalkınmıyorlar.
Çünkü feminizm tanımı gereği, ‘sınıf/etnisite/toplumsal cinsiyet’ eşitsizliklerinin (belki birbirleriyle ilişkili, ama) farklı nedensellik ve dinamiklere yaslandığı yolundaki bir önkabulden kalkınmaktadır; dolayısıyla (“postmodern” olarak tanımlanabilecek) “parçalı” bir tasarıma içkindir.
Bu kitapta yer alan yazılar ise, sınıf, etnisite/ulus ve/ile toplumsal cinsiyet ilişkilerindeki eşitsizlikler ve hiyerarşik dizilimin ortak bir kaynaktan türediği kavrayışına yaslanıyorlar. Ve bu ortak kaynağı, “ataerki” olarak saptıyorlar.
Bize göre ataerki nihaî olarak "iktisadî" (güçlülerin güçsüzleri ve/veya erkeklerin kadınları “sömürmesi”, ürettikleri artı değere el koyması) olarak açıklanabilecek bir kategori değildir. Ataerkinin, daha çok, her türlü sömürü ilişkisini olanaklı kılan, payandalayan, ve kendini her türlü sömürü formuna esnekçe uyarlayabilen iktidar/tahakküm, bir başka deyişle gelmiş geçmiş tüm iktidar biçimlerinin aslî tanımlayıcısı olarak kavramsallaştırılması gerektiği düşüncesindeyiz. Tahakküm (iktidar) ve sömürü arasında bir öncelik/öndelik-sonralık ilişkisi kurgulanmasındansa, bu ikisinin, madalyonun birbirini mümkün kılan iki yüzü olarak algılanması gereğini vurguluyoruz.”
Sibel Özbudun, Temel Demirer ve Cahide Sarı, böyle sunuyorlar “Küreselleşme, Kadın ve ‘Yeni’-Ataerki” başlıklı yeni ortak kitaplarını. Gerçekten de kitabı oluşturan yirmi üç yazı, ağırlıklı olarak neo-liberalizmin ataerkini yeniden-üretme tarzları üzerinde duruyor. Yazılarda ataerkinin “çağdaşlaşma/modernleşme” süreci içerisinde üstesinden gelinecek bir “gelenekler dizilimi” ya da, Birleşmiş Milletler ve bağlı kuruluşların “yeni söylemi” doğrultusunda yoksullukla mücadele programları (örneğin mikrokredi benzeri uygulamalar) çerçevesinde çözümlenecek bir “azgelişmişlik sorunu” olmadığı, tam tersine, bizatihi neo-liberal kapitalizm tarafından yeniden üretilen bir görüngü olduğu vurgulanıyor.
“Günümüz kapitalizminin bir avuç Çok-uluslu Şirketin tüm yeryüzü üzerinde, hem doğal hem de insanî kaynaklar üzerinde sınır tanımayan bir yağmaya dönüştüğü biliniyor. Gerçekten de neo-liberal kapitalizm, bırakın kadınların durumunu düzeltmeye yönelik yeni sosyal harcamaları göze almayı, emekçilerin kazanılmış haklarını sıfırlamak, özelleştirmeler aracılığıyla istihdamı daraltmak, çalışmayı esnekleştirerek, örgütsüzleştirerek ve informelleştirerek maliyetini daha da düşürmek peşindedir. Kitap, bu koşulların günümüz dünyasında kadınların durumunu daha da kırılganlaştırdığını saptamakta.
Dünyadaki kadınların 1/3'ü şiddete uğruyor... ("Biliyor muydunuz?", Öğrenci Postası, No:6 (10), Mayıs 2005, s.12.)
Pakistanlı kadınların yüzde 80'i şiddete maruz kalıyor... ("Feodal Düzene Dönüş", Dawn, 16 Mart 2005.)5
"Kadınların istenmeyen çocukları aldırmalarının yasak olması nedeniyle, gizli ve sağlıksız uygulamalar sonucu Kenya'da her yıl 30 bin kadın ölüyor. BM'ye göre 247 bini Güney Sahra'da olmak üzere tüm Afrika'da geçen yıl aynı nedenle 530 bin kadın ölmüştü. Doktorlar yasanın değişmesini istiyor..."
Dünyada okuma yazma bilmeyen nüfusun üçte ikisini kadınların oluşturuyor. Her yıl 20 milyon kadının sağlıksız koşullarda kürtaj yaptırdığı için kalıcı hastalıklara yakalanıyor ve yaklaşık 80 bininin hayatını kaybediyor... (Özgen Acar, "Kadın Günü Sonrasında Kadın", Cumhuriyet, 24 Mayıs 2005, s.10.)
"Dünya Ekonomik Forumu'nun yaptığı araştırmanın konusu 'Kadınlara Güç/Erk Kazan(dırıl)ması' ve üstünde yoğunlaştıkları nokta, dünyada kadın-erkek arasındaki ekonomik ve sosyolojik fark. Araştırmada 58 ülke ele alınmış... ABD bu sıralamada nerede mi? 'Özgürlükler ülkesi' 17. sırada bulunuyor. İrlanda'nın hemen ardında, Kosta Rika'nın hemen önünde. Peki Türkiye nerede? İşte bu noktada bana gerçekten üzüntü veren sonuca bakıyorum. 58 ülke içinde Türkiye 57. sırada! Pakistan'dan hemen sonra, Mısır'dan hemen önceyiz sırada. Araştırmada temelde Müslüman olan yedi ülke var. Bu ülkelerden Bangladeş 39, Malezya 40 ve Endonezya 46. sıradayken listenin en sonunda Ürdün (55), Türkiye ve Mısır (58) yer alıyor..." ("Adalet Barış Günersel, "Eh, Sonuncu da Olabilirdik!", Cumhuriyet, 5 Haziran 2005, s.10. )
"ABD Gelir Bürosu tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, siyah kadınlar daha fazla çalışmalarına rağmen beyaz hemcinslerine oranla çok daha düşük kazanç oranlarına sahip olduklarını ortaya koyuyor.
İster siyah, isterse de beyaz olsun kadınların çalışma saat ücretleri aynı işi yapan erkek meslektaşlarına oranla oldukça düşük bir seviyede kalıyor.
Araştırma verilerine göre 2004 yılında çalışan siyah kadınların ortalama yıllık geliri 26 bin 992 dolar. Buna karşı aynı işlerde çalışan beyaz kadınlar ise ortalama 32 bin 36 dolar yıllık gelire sahip oluyorlar.
ABD'de üniversite mezunu siyah kadınların yıllık gelirleri 38 bin 16.0 dolar olarak gerçekleşirken beyaz kadınların gelirleri ise 40 bin 700 dolar.
Araştırma siyah kadınların . daha az gelire sahip olmalarına rağmen beyaz kadınlardan daha fazla çalıştıklarını da ortaya koydu. Araştırma verilerine göre üniversite mezunu siyah bir kadın yılda ortalama 1.923 saat çalışırken, beyaz kadınlar ise 1.734 saat çalışarak daha fazla kazanıyor..." ("Siyah Kadınlara Ayrımcılık", Ülkede Özgür Gündem, 1 Nisan 2005, s.16.)
"Yoksulluğun kadınlaşması, kadınların ekonomik küreselleşmenin genel sonuçlarından, genellikle IMF tarafından dayatılan yapısal uyum programlarını da kapsayan makroekonomik politikaların sonuçlarından erkeklere göre daha çok etkilendiklerine işaret etmektedir..." (Muhammed Örtlek, "Küresel Çağda Yoksullaşan Kadın", Radikal, 9 Mart 2005, s.11. )
Türkiyede kadının durmunun boyutları:
* Türkiye'de her üç kadından biri, hayatı boyunca en az bir kez, sadece kadın olduğu için şiddete maruz kalıyor...
* Türkiye'de altı milyon kadın okuma yazma bilmiyor, çoğu sosyal güvenlikten yoksun şekilde yaşıyor.
* Kentlerdeki 15-24 yaş arasında kadın genç nüfusun yüzde 31.5'i işsiz. Özellikle de lise ve üzeri eğitime sahip her 100 genç kadından 20'si iş bulamıyor.
* Türkiye'de okuma yazma bilmeyen 7 milyon kişinin 6 milyonunu kadınlar oluşturuyor. İlköğretime ve ortaöğretime katılamayan kadınların sayısı 2 milyona ulaşıyor.
* Ücretli çalışan her 100 kadından 63'ü düzenli özel bir işte, 35'i ise düzenli bir kamu işyerinde çalışıyor. Ancak, bu kadınların beşte birinin sosyal güvenlik kayıtları bulunmuyor ve kayıt dışı sektörde çalışıyor.
* Kentlerde her 100 kadından 26'sı sanayi sektöründe, 61'i ise hizmetler sektöründe çalışıyor. Kadınların çoğu, tekstil, konfeksiyon, garsonluk, tezgahtarlık, sekreterlik gibi düşük nitelikli emek gerektiren sektörlerde ve sosyal güvenlikten yoksun hizmet veriyor.
* Geçici, mevsimlik ve yarızamanlı işlerde çalışan her 100 kadından 95'i sosyal güvenlikten yoksun.
* Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan toplam 10 milyon 800 bin civarındaki nüfusun yüzde 20'si kadın. Bunun 366 bini mevsimlik ya da geçici işlerde çalışıyor. Ücretli ve yevmiyeli olarak çalışan her 100 kadından 16'sının da düzenli bir işi yok.
* Kentlerdeki 15-24 yaş arasında kadın genç nüfusun yüzde 31.5'i işsiz. Özellikle de lise ve üzeri eğitime sahip her 100 genç kadından 20'si iş bulamıyor... 13
18 ilde gerçekleştirilen "Türk Kadınının Profili" araştırmasının bazı bulgularına göre:
* Türk kadınları evlilik konusunda oldukça istikrarlı. Yüzde 94.6'sı bir kez evlendiğini beyan etmiş. Ancak, yüzde 33.8'i evliliğinde cinselliği bulamamış. Kadınların yüzde 30.2'si eşinden korktuğunu da söylüyor.
* Çocuklarının dövülüp dövülmediği sorusuna çok sık diyenler yüzde 8.8 gibi oldukça yüksek bir oranda, ara sıra diyenler ise yüzde 55.5.
* Kadınların yüzde 54.2'si hiç geceleri tek başına dışarı çıkmadığını belirtirken sadece yüzde 15.5'i tek başına sürekli dışarı çıktığını söylüyor.
* Türk ev kadınlarının yüzde 69'u eşlerinden para aldıklarını ve kendilerine ait herhangi bir gelirleri bulunmadığını belirtirken yüzde 10.3'ü günlük olarak eşlerinden 30 YTL'den az para alıyor. Eşinden ev ve günlük ihtiyaçlar için para almayanların oranı da yüzde 24.4.
* Türk kadınlarında "Bekaret kadınlar için önemlidir," diyenler yüzde 85.9; "Evlenmeden birlikte yaşamayı uygun bulmuyorum," diyenler de yüzde 85.2 oranında... ()15
Yine "2004 yılında gerçekleştirilen bir araştırmada kadınlar 'Sağlığı yerinde olan ve her isteyen kadın çalışmalıdır,' ifadesini büyük bir çoğunlukla destekliyor: Yüzde 79.4. 'Kadının yeri evidir' inancının gerilerde kaldığına işaret eden sevindirici bir gelişme bu. Bu yüzde 2000 yılında 68.7 imiş.
Hâlen dışarıda çalışan kadınlara baktığımızda onların hayatlarından çok memnun oldukları dikkat çekiyor. Yüzde 41.1 'çok memnun' olduğunu söylerken, yüzde 37.4 'biraz memnun' olduğunu belirtmekte. Memnun olmayanlar sadece yüzde 5.3'lük küçük bir azınlık..." ()16
Bunların yanında 2003 yılında Türkiye'de, aile bireylerine kötü muamele, cinsel taciz ve tecavüz olaylarının yılı olurken aile mahkemelerine açılan dava sayısı da yüzde 50 arttı. Kadın sığınma evlerinden 2004 sonuna kadar 4 bin 620 kadın ve 4 bin 404 çocuk yararlandı. Sığınma evlerine başvuran kadınların yüzde 71'inin fiziksel istismara, yüzde 12'sinin cinsel istismara uğradığı belirtildi...
Ve bir şey daha: "Türkiye kadınların siyasi hakları açısından öncü bir ülke mi? Elbette hayır. 1935 Mart'ında parlamentoya adım atan kadınlar 70 yıldır yüzde 4'ü aşamadılar.
“Küreselleşme, Kadın ve ‘Yeni’-Ataerki”nde yer alan yazılar ve yazarları şöyle: 1-) Neo-Liberalizm ile Ataerkinin “Dansı”; 2-) “Yeni Dünya Düzeni”nde “Yeni Ataerki”; 3-) “Küresel Cehennem”in Dibi: Dünya’dan ve Türkiye’den Kadın Manzaraları!; 4-) Jan, Jin, Jiyan/ Acı, Kadın, Yaşam; 5-) Ataerkinin “Zaman”ı; 6-) “Önce Kadınlar ve Çocuklar..” ya da “Yeni” Ataerkinin Timsah Gözyaşları; 7-) Kadın Sorunundan Kareler; 8-) Neo-liberalizm, Kadınlar ve Yoksulluk; 9-) Erkekler Kadınları “Sömürüyorlar” mı?; 10-) “Taş Fırın” Devletin “Taş Fırın” Toplumu; 11-) Bir Egemenlik Alanı Olarak Kadın Bedeni; 12-) Toplumsal-Cinsel Hiyerarşi Mekânı Olarak İnsan Bedeni; 13-) Anneler Günümüz Kutlu (mu) Oluyor?; 14-) Gözaltında Taciz/ Tecavüz; 15-) Demogojinin Sınırı Yok (mu?); 16-) Bir “Cumhuriyet Kadını”nın 8 Mart Güncesi’nden; 17-) Bir 8 Mart Daha ve Durum(umuz); 18-) Kadınların “Vaadedilmiş Topraklar”ı: Üniversiteler; 19-) Kadın ve Aydın Olmak; 20-) “Kadınların Milenyum’u” Kof (Uçan Süpürge İle Söyleşi); 21-) “Babalık”; 22-) “Kadın Sorunu”nda Sorulara Yanıtlar; 23-) Kadın Sorunu Üzerine...
Güncel verileri, çarpıcı kareleri ve dikkate değer eleştirileriyle, “Küreselleşme, Kadın ve ‘Yeni’-Ataerki” “kadın sorunu”nun büyük ölçüde “AB kriterleri” ve “sivil toplum girişimleri”ne terk edilmiş göründüğü ülkemizde, sosyalist alternatife vurgusu ve muhalif duruşuyla ilgiyi hak ediyor.