DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
DEVRİMİN YÜREKLİ KIZI FRİDA KAHLO
Onlardan Bize
“Duyduk duymadık demeyin, ben bir devrimle birlikte doğdum. Ben bir devrimin kızıyım, bunda hiç şüphe yok, bir de atalarımın taptığı ihtiyar ateş tanrısının.”

                                                             Frida Kahlo

Yaşamının devrim ve sosyalizmin başarısına adamış ve her adımda bu doğrultuda mücadele yürüten Frida Kahlo’’nun babası Wilhelm Kahlo, Almanyanın Baden Baden kentinde de yaşayan macar yahudi, anne ve babanın oğluydu. Wilhelm ondokuz yaşında Hamburg üzerinden a göç ederek ve Meksika ya yerleşir. Gelenekleri ve dili öğrendi, adıda Guillermo Kahlo olmuşdu. Guillermo, Kızılderili ve beyaz kökenli Matilde Calderon`la 1898`de evlenir.

Devrimin ve ateş tanrısının kızı Frida Kahlo, 6 Temmuz 1907 de, Frida`nın kendi iddiasına göre 7 Temmuz 1910 da doğmuştur. Çocuk sağlam doğmuştur. Ailesi adını Almancada barış anlamına gelen Frida koyacaktır. Mavi Köşk adını taşıyan özel evlerinde Frida varlıklı bir ortamda yetişir. Yedi yaşında geçirdiği çocuk felci yüzünden sağ bacağı sakat kalır. Eylül 1975 de geçirdiği otobüs kazasında ağır yaralanır. Omurga kemikleri, iki bacağı, kalça ve köprücük kemiklerinde yaralanmalar vardır. Bu kaza onu yataktan kaldırmayacaktır. Frida yaşadığı sürece özürlü birisidir. Annesi hastanede onu yalnız bırakmaz ve sürekli yanındadır.

Frida yattığı odaya büyük bir ayna kor ve kendi portrelerini çizer. Tam 55 tane resim çizer ki bu çizdiği resimlerin 3/1 demektedir. Bu resimlerle duygu ve düşüncelerini, kişisel yaşamını bir ölçüde anlatmaya çalışmıştır.



Uzun dönemden beri arkadaşlık ettiği Alejandro Gomez Arias`a ( Alex ) mektublar yazar. Cevapsız kalan mektuplarına her gün yenisini eklemekte ve aşkını sonuna kadar savunmaktadır. Birde ardı arkası gelmeyen sakatlığın verdiği acılar. Bu acıları ancak ve ancak okumak, araştırmak, sanat ve kültürel yönde kendini geliştirmekle yenebileceğini de içinde taşımaya başlar. Alex`e olan kırgınlığı zamanla düzelir, iyi bir arkadaş olurlar.

Alex, Frida`ya Avrupa dan, ünlü yazarlardan ve ressamlardan bahseder. İtalyan Rönesansı, Fransız devrimleri ve ünlü Rus yazarlarını hayranlıkla anlatır. Çok sevdiği Alex`in ilgi duyduğu her konuyu öğrenmeye çalışan Frida, zamanla çok önemli konuları araştırır ve birçok yazar ve çizeri tanımış olur. Boş zamanlarında sürekli resim çizmeyi ihmal etmemektedir. Günleri ve gecelerinin celladı aynaya bakarak birçok değerli otoportre resimler çizer. Sanat artık onu yaşama bağlayan önemli bir etken olur. Buna rağmen o, sanatı üzerine yaptığı açıklamalarda oldukça mütevazi ve çekimser konuşur; ‘Ve, artık pek de önemsenmeden, resim yapmaya başladım.’

1928 de Meksika  yeni politik çalkantılar içindedir. Frida yeni arkadaşlar edinir. Öğrenciler, akedemisyenler ve araştırmacılar arasında toplantılarda bulunur, ateşli tartışmalara tanık oluyor. Frida bu çevrede kendine yeni olan konuları can kulağıyla dinler ve öğrenir. Ressam Diego Rivera davetli gittiği Sovyetler Birliği`n den bahsetmektedir. Heycanla anlattığı anılar Frida`nın ilgisini çeker. Diego, Sosyalizmi övmekte ve ekim devriminin onuncu kutlama şenliklerini anlatı. Dönerken uğradığı Berlin ve Bertolt Brechten bahseder. Berlin demek Almanya ve Almanya Frida`nın babasının geldiği ülkedir. Bu şekilde Frida, Diego`nun çekim alanına girecektir. Diğer taraftan kendi resimlerini Diego`ya göstermek, çizdiği resimler konusunda onun düşüncelerini almak için ziyaretine gider. Frida bu ziyaretle yaşamında yeni bir dönemin başlayacağını hiç tahmit etmemiştir.

Diego Rivera, Meksika da dönemin en ünlü ressamlarından birisidir. 8 Aralık 1886`da doğan Diego, resimde ki üstün yaratıcılığını daha genç yaşlarda göstermiştir. O, daha çok toplumsal konulara ağırlık vermektedir. Önceleri Kübizim den etkilensede, sonraları kendine özgü tarzı oluşacaktır. Kendini ve sanatını sosyal yaşamdan sınırlamamış, bilakis yaşadığı dönemde ki sosyal çalkantıların köklerini araştırıp, bunu sanatınada yansıtmayı başarmış bir devdir. Sanatın dünyayı daha güzelleştireceğini savunmuştur. Yerli kültürleri araştırıp, geçmişle kendisini birleştirmeye çalışmıştır.

Frida 1922 de Kominist Partisine girer. 1923 de parti içinde yüksek derecede görevler alır. Ekim devrimin kültür bakanı Lunaçarski tarfından Sovyetlere davetedilir. Frida günlüğünde şöyle yazmaktadır: ‘Diego`ya aşık oldum,ailem bundan hiç hoşlanmadı. Çünkü Diego komünist ve çok şişman biriydi. Bizi bir fille bir güvercine benzetiyorlardı. 21 Agustos 1929`da evlendik...’

Evlilik Frida`yı oldukca değiştirmiştir. Erkek elbisesi giyen Frida yerine, saçına kordeleler takan, dantelli renga renk uzun etekler giyen, omuzunda raboze taşıyan bir kadındır. Aşırı derecede Meksika`lı görünmeye özenir. 1930`lu yıllarda Diego, Amerika`dan yeni ve önemli teklifler alır. Frida`da birlikte Amerika`ya giderler. Otuzlu yılların ilk yarısında Diego ve Frida Amerika`nın değişik kentlerinde yaşar ve komünist olmaları Henry Ford`ların katıldığı toplantılarda davet edilmelerine engel değildir. Çünkü onlar Avrupa da olduğu kadar Amerikada da tanınmaktadırlar.  Diego aldığı duvar resimleriyle uğraşırken, Frida ise çapkın kocasına en azından sevimli bir bebek yapmaya ve çevresini tanımaya çalışır. Sakatlığı bir bebek yapmasını engellemektedir. Kendine heran yardımcı olan annesini kaybetmiştir. Umut ve acı Frida`nın yaşamında eksik olmayan iki öğedir. Herşeye rağmen yaşam devam etmektedir.

‘Bir ressam olarak Frida, Diego`ya hiçbir şekilde borçlu değildi. Diego hiçbir zaman onun ressam hocası değildi, asla tek resmini düzeltmedi demek istiyorum... Hatta pek çok konuda tam tersi geçerliydi, çünkü Frida`nın onun üzerinde etiksel ve sanatsal güçlü bir otoritesi vardı.’ Alejandro G. Arias. 1936`da İspanya`da iç savaş başladığında, Frida`nın yakın çevresinden biçok devrimci komünist gönüllü olarak İspanya`ya gider. Frida da onlardan geri kalmaz. Yardım fonları oluşturur ve aktif olarak mücadelenin içindedir.

1937-38 yılları Frida`nın resimde duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde geliştirdiği yıllardır. Tabloları ilgi çekmekte ve alıcı bulmaktadır. Resimlerini sergilemek isteyen galeriler ve gazetelerde üzerine yazılar yazmak isteyen eleştirmenlerin ilgilendiği Frida için Diego, Sam A. Lewinson`a; ‘ Frida`yı size kocası olmam sıfatıyla değil, hem mayhoş hemde tatlı, çelik gibi sert ve kelebeğin kanadı kadar ince ve nazik, güzel bir tebessüm kadar harika ve yaşamın acılığı kadar derin ve resim sanatının heycanlı bir hayranı olarak tavsiye ediyorum’ demektedir.

Frida hırsla resim yapmaktaydı. İki Frida, Maymunlu Otoportre, Kısa Saçlı Otoportre, Dikenli Kolyeli, Yılanlı Otoportre vs. 1939-40 yılları arasında yarattığı önemli tablolarıydı.

1940 yılı Ocak ayın da, Meksika Sanat Galerisi`nde, ‘ Uluslararası Gerçeküstücülük                (Sürrealizm) Sergisi’ yapılır. Bu sergide Frida`nın yanında, Alberto Giacometti, Raul Ubac, Yves Tangu, Man Ray, Gıorgıo de Chırıco, Pablo Pıcasso, Paul Delvaux, Meret Oppenheım, Matta Achaurren, Wassily Kandinskz, Paul Klee, Anre masson, Henrz Moore, Rene Magritte, Manuel Alvarez Bravo, Hans Arp, Kurt Seligman,  Humphrey Jennıngs, Salvador Dali, Denise Bellon, Hans Belmer, Diego Rivare... Ne var ki bu sergi beklenen ilgiyi bulamadı. Fakat büyük bir sanat olayı olarakta belleklerden kaybolmadı.

. 21 Ağustos 1940 yılında Troçki, Sovyetler Birliği yanlısı Ramon Mercader tarafından öldürülür. Troçkinin öldürülmesinden dolayı polis Mavi Köşkü didik didik arar.  Frida`nın sinirleri çok gergindir. Birkaç gün poliste bekletilir. Diego da aynı şekilde sorgulanır.

Özürlülüğün verdiği acılar içinde ki, Frida`yı, romantik bir kahraman olarak karekterize edenler olur. Aslında Frida, vucudunu saran acılara baş kaldırmış bir isyancıdır.

Carles Fountes, Frida için; ‘Tahrip edilmiş Kleopetra’ der ve ‘Frida`nın vücudu Meksika`nın vücudu  gibi bölünmüştür. Nasıl ki halk sefalet, devrim anı ve umutlarıyla bölünmüşse, işte böyle bölünüp parçalanmıştır Frida Kahlo...’ ve devam eder, ‘Biz iki milletiz, bir yüzümüz aztek kültürü diğer yüzümüz sömürgeci işgalcilerin kültürüyle oluşmuş...’  Burda gerçek üstücülükle mistik olan içiçe gelişir ve Feuntes`ın deyimiyle ‘Magische Realismus’ yani büyüleyici, sihirleyici bir gerçekcilik oluşur. İşte Frida Kahlo bu sihirleyici gerçekciliğin tam ortasında ve efsanevi bir gerçekcidir. Frida`nın notlarından anlaşıldığına göre, Komünizme ve Komünist Partisi`ne sıkı bir bağlılığı vardır. Politik kahramanlarının adı sürekli tekrarlanmaktadır. ‘ Engels`in, Marx`ın, Lenin`in, Stalin ve Mao`nun Materyalist Diyalektiğin, kavramaktaydım. Ben onları komünist dünyanın temel direkleri olarak görmekte ve sevmekteyim. Troçki`nin yanılgısını çok iyi kavradım. O, Meksika`ya gelene kadar Troçkist değildim, fakat o zamanlar Diego ile aynı görüşleri paylaşmaktaydım.’

Frida, Sosyalizm`e, Komünizm`e olan bağlılığını resimlerine de çekinmeden yansıtmıştır. O resimde yeni bir boyuta ulaşmıştır, eskiyle yeniyi, geçmişle geleceği aynı tabloda birlikte yansıtmaktadır. Orak Çekiçli tablo içinde aztek kültüründen kalma desenlerden belirgin olarak gözümüze çarpar ve düşünceleri uğruna mücadele ettiği önderlerinin isimlerini de yazmaktan çekinmez. Günlüğünde ‘Komünizm hastaları iyileştirir!’ diye yazmaktadır. Alman Faşizminin, Sovyetler`e saldırması ve Stalin`in bu saldırıyı Kızıl Ordu`yla geri püskürtmesi ve hatta Doğu Avrupa da başarılar edinmesi, tüm dünya da Sosyalizm`e olan ilgiyi artırmakta ve Sosyalizm büyük bir prestije sahip olmaktaydı. 1942`de ‘Seminare de Cultura Mexika’ kurucu üyeleri arasında yer alır. Meksika kültür bakanlığı tarafından oluşturulan bu kuruluşun amacı, Meksika kültürünü korumak ve yaygınlaşmasını sağlamaktır.

1950`li yıllarının ilk yarısında sağlık durumu ağırlaşır. Katlanılmaz derecede ağırlaşan acılarına karşı artık morfin kullanmaktadır. Diego sürekli yanı başındadır. Bir süre sonra sağ bacağı kesilir. Günde dört kilo konyak içerek acılarını yenmeye çalışan Frida, komalı bir yaşam savaşı vermektedir. 13 temmuz 1954 yılında 47 yaşında ‘Devrimin ve Ateş Tanrısının Kızı’ hayata gözlerini yumar.

Ölümünün 54.yoldönümünde Frida Kahlo’yu anıyor ve onun yaşamı ve mücadelesinde, zorlukları devrime ve sosyalizme inanç ve bağlılıkla yenmenin, halka bağlanmanın ve hasta olunduğunda bile nasıl üretilip/yaratıcılığın süreceğini öğreniyoruz. Frida Kahlo’dan daha çok öğrenecek ve burjuva kapitalist sisteme karşı O’nun gibi yeni kadınlar olarak devrimci savaşımı başarıya taşıyacağız.

 


 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Onlardan Bize

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.15 Saniye