DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
ÇARE SEÇİMDE DEĞİL TEK YOL DEVRİM
Devrimci Teori
En demokratik burjuva cumhuriyetlerinde bile seçimin, her 4-5 yılda bir, hangi burjuva temsilcilerin ülkeyi idare edeceklerinin oylanmasından başka bir şey olmadığı yaygın bilinen bir gerçektir. Söz konusu olan bizim ki gibi, tarihinde bile, burjuva demokrasisi'nin hiç yaşanmadığı bir üikede seçimin bu kadarıyla bile bir kiymeti harbiyesi yoktur. Çünkü iktidarıyla muhalefetiyle burjuva partileri, ülkenin en temel problemlerinde, en ayrıntı noktalarında bile tam bir fikir birliği içindedirler. İşçiler karşısında, Kürtler karşısında, emperyalizmle ilişkiler konusunda ve emekçi sınıfların ekonomik ve poliitk özgürlük talepleri karşısında, bugün birbiriyle oy yarışına giren partilerin birbirinden ayrıldıkları birşey yoktur. Al birisini vur ötekine. Onun içindir ki Generallerin müdahalesi ve TÜSİAD’ın istemiyle gündemleşen erken seçim kararı çözüm bekleyen sorunlara asla çare olamayacaktır. Çözüm işçi ve emekçi yığınların temel sorunlarına köklü çözüm getirecek ve çürümüş politik sistemi süpürüp atarak emekçilerin devrimci iktidarını sağlayacak olan anti-emperyalist demokratik devrimdir.

Çünkü ülke ABD emperyalizminin has adamları tarafından yönetilmektedir. Bir avuç sivil bürokrat ve generaller her halükarda gidilecek doğrultuyu belirlemektedir. Bu durumda, seçimlerin esasa ilişkin bir değişiklik yapması elbette beklenemez.

Bu gerçeğe karşın faşist,şovenist,dinci sosyal-demokrat burjuva siyasi partiler; ülkeyi kendilerinin yönettiği, kendilerinin ülke yönetimi için vazgeçilmez olduğu havasını vermeye çalışırlar.

Bugün de bu yeni bir erken seçime gidildiği koşullarda, bu hava özellikle verilmeye ve sisteme soluk aldırılmaya çalışılmaktadır.

Muhalefet partileri, aylardır "erken seçim" sloganıyla ortalıkta boy gösterip bugünkü kötü gidişi ancak kendilerinin geri çevireceğini iddia ederken, AKP kendisinin, büyük burjuvazinin ve ABD'nin tek seçeneği olduğu iddiasiyla "erken seçim" "isteğini" görmezden geliyordu.



Ama "erken seçim" istemi son zamanlarda Generallerin ” Cumhuriyet elden gidiyor, laikliğe sahip çık” adı altında Cumhurbaşkanlığı seçimine açıktan müdahale ederek AKP’yi gözden çıkarması ve kendisiyle uyumlu bir hükümet oluşturması istemi, bunun Anayasa Mahkemesince onaylanması, parlementonun kiletlenmesi durumu, iş çevrelerinden, büyük burjuvazinin örgütüt TUSlAD’ın açıktan “krizden çıkış için erken seçim “ demesi AKP’yi zorunlu olarak erken seçim kararı almaya itti. Ve 22 Temmuzda TBMM’de erken genel seçim kararını ilan etti.

Burjuva muhalefet partilerinin "erken seçim" isteği anlaşılıyor. Generallerin arkasında saf tutarak AKP’nin parlementeoda tek başına egemenliğine son verme. En azından koalisyon olarak pastadan biraz ha fazla pay alma istemleri. Ama işbirlikçi tekelci burjuvazinin, iktidardaki has adamları varken seçim istemesi, ilk bakışta, garipsenecek gibi görüntü yaratsada yenilenmiş bir parlamento görünüşdeki temsil krizini gidermek bakımından farklı olacaktır. Ama "erken seçim"den ne beklendiği gözönüne alınırsa . Büyük burjuva temsilcilerinin herşeyin başını "erken seçim" görmeleri anlaşılır. Tablo söyledir: Ordu duruma müdahale etmiş ve parlamento kilitlenmiş. Bu durumda krizin derinleşmeden seçimlere gidilerek işin içinde çıkılması gerekiyor. Nitekim zamanında bir seçim sorunları artıracaktır. Hem generaller politik ortamı yeniden dizayn etmek istiyor ve hemde sokaklara çekilen geniş kitleler laik-şeriat saflaşmasında bir taraf olmaya zorlanarak tuzağa çekiliyor. Faşist şovenist dalga, şeritaçılığın emekçileri zehirleme çabaları, işçi ve emekçilerin çözüm bekleyen temel sorunları, Kürt sorunu, yoksulluk, sefalet, işsizlik ve Türkiyenin Ortadoğu da ABD’nin kurşun asker olmaya zorlanmısı da eklendiğinde erken seçimin emekçilere birşey getirmeyeceği daha şimdiden bellidir.

Genelde halkin kendi istediği hükümeti seçmesi, eskiden beğenmediği ekonomik politikalar yerine kendi yaranna olanların vb. konmasi için bir fırsat olduğu öne sürülen seçim, sistemin krizinin derinleşmesi sonucu tüm bu kendisinde olduğu öne sürülen "erdemler"den soyunarak gerçek haliyle ortaya çıkıyor. Halka karşı yeni bir saldırı için burjuvazinin güç toplaması.

Bu nedenledir ki büyük burjuvazi temsilcilerinin son aylarda bir an önce istikrarlı, halkın güvenini tazelemiş ve parlementeoda temsili krizini aşmış bir hükümetin işbaşına gelmesi işin "seçim" demeleri boşuna değildi. AKP ve burjuva müuhalefet partilerinin "erken seçim" demelerinin özü aynıdır. Demek ki egemen sınıf temsilcilerini ilgilendiren, AKP’nin yüzde 35 dolayındaki bir oyla parlementodaki milletvekillerinin üçte iki çoğunluğa sahip olması "haksızlığı değildir. Tersine onlar bunda yıllardır hiç de rahatsızlık duymadılar. Onları asıl rahatsiz eden AKP’nin seçimlerde güçlü çıkmasıda olasılığıdır. Bu yüzden de seçimi bir an önce yaptırıp, vergi, zam,işsizlik ve yoksulluk furyasını, faşist baskı ve terörü cesaretlice ortaya koyacak ve ordu ile uyum içinde çalışacak bir hükümetin işbaşına gelmesini sağlamaktır.

Kapitalist sistemde krizler sistemin özündeki gelişmeleri açığa çıkaran olgulardır. Olağan dönemlerde görülmeyen, üstü değişik biçimlerde örtülen gelişmeler sistemin kriziyle gizlenemeyecek biçimde açığa çıkar. Şu anda Turk ekonomisinin içinde bulunduğu krize yatkın hali sistemin sadece ekonomik plandaki gelişmelerini değil siyasal alandaki gelişmesini de ortaya seriyor.

Genelde halkın "kendi istediği" hükümeti seçmesi, eskiden beğenmediği ekonomik politikalar yerine "kendi yararına" olanların vb. konması için bir firsat olduğu öne sürülen seçim, sistemin krizinin derinleşmesi sonucu, tüm bu kendisinde olduğu öne sürülen "erdemler"den soyunarak gerçek haliyle ortaya çıkıyor. Halka karşı yeni bir saldırı için burjuvazinin güç toplaması. Gerçekte tam böyle.

Ekonomik durum, büyük burjuvazinin istemleri ve burjuva muhalefet partilerinin amaç ve politikaları gözönüne alındığında şu apaçık ortadır: Erken seçimle ister herhangi bir burjuva partisi, ister bir kaç partinin oluşturacağı bir koalisyon işbaşına gelsin yapacakları ilk şey, İMF’nin , TÜSİAD’ın yıkım programlarına devam ve orduya selam çakmak olacaktır. Tabi her "ekonomik istikrar paketi" gibi, istikrarsizlığı gidermek için zorbalık ve baskı da bu ekonomik önlemlere eşlik edecektir. Grev yasaklamaktan işçi kıyımlarına, devrimcilere, komünistlere, işçilere, Kürtlere, gençliğe, özgürlük ve demokrasi isteyen herkese karşı bir saldırı kampanyası bu ekonomik ve poliitk önlemlere eşlik etmek zorundadır. Çünkü işçi sınıfı ve emekçi yığınların mücadelesininin önünü almanın başka bir yolu olmayacaktır.

Öte yandan faşist, şovenist, dinci, sosyal demokrat burjuva düzen partileri, izlenecek politikalar bakımından seçeneksizdir. Çünkü bugün yürütülen politikalar, şu ya da bu burjuva partisinin kendine has politikaları değil, Türk egemen sınıflarınn politikalarıdır. Hatta Turk egemen sınıflarınında kendilerine has politikalar değildir. Uluslararası emperyalist burjuvazinin tüm yeni sömürge bağımlı ülkelere, IMF ve Dünya Bankası aracılığıyla dayattığı edayatttığı yıkım ve zulüm politikalarıdır. Bu yüzden de, bugünkü sistem içinde kalındığı sürece, politikaların asıl doğrultusunun değişmesi beklenemez. Değişse değişse uygulayanın yöntemleri değïşebilir ki; bunun da düzen sınırları söz konusu olduğunda önemi yoktur.

Kısacası burjuvazinin ve onun partilerinin zamanında bir seçimi yerine erken seçimde acele etmelerinin nedeni, emekçilere saldırmak için daha fazla bekleyecek tahammülleri kalmamış olmasıdır.

Koşullar ve burjuva partilerinin konum ve politikaları gözönüne alındığında, seçimlerde AKP, CHP, DYP, DSP, MHP, SP, BBP, GP gibi partilere oy vermek demek burjuvazinin kırbacını kimin indireceğine oy vermek olacaktır. Bu yüzden de faşist, şovenist, dinci , sosyal-demokrat halk düşmanı burjuva partilere oy yok!

Burjuva partilerine oy verilmeyecekse, nedir bu seçimlerde emekçilerin seçeneği? sorusu gelir burada.

Burjuva parlamentarizmin az çok iğlediği koşullarda komünistler, düzene gerçekten muhalif devrimciler olanlar için başlıca iki taktikten sözedilebilir. Bunlar; seçimi boykot; diğeri de seçimlere katılarak burjuva parlamentosunun, burjuva partilerinin, halk düşmanı, emekçi düşmanı yüzlerini teşhir etmektir.

Günümüz koşullar gözönüne alındığında seçimi boykot etmenin koşulları yoktur. Çünkü yığınlar için parlemento miadını doldurmuş durumda değil. Bu koşullarda, seçimlere katılmak burjuva parlamentosunun niteliğini, burjuva partilerinin ipliğini pazara çıkarmak için sayısız olanaklar sunacaktır.

Burjuva partilerinin birbirinden sadece ad farklılığı ile ayrıldığının, onların ülkenin en temel sorunları karşısında çözümsüzlüğünün gösterilmesi, emekçi düşmanı politikalarının açığa çıkarılması, bu koşullarda seçimlere katılarak olanaklıdır. Yığınların kulakları politikaya açık olduğundan İŞ EKMEK ÖZGÜRLÜK mücadelesi çağrısını kavratmak için koşullar daha elverişli olacaktır. Kısacası, seçim ortamı burjuva partilerin programlarıyla devrimci komünistlerin programlarının farklılığının ortaya çıkaralabileceği, bunun vesilesi olarak kullanılacak bir ortam gibi görülmelidir.

Burjuva partileri ve milletvekili adaylan seçim kampanyası yürüttükleri bölgelerde, toplantı düzenledikleri meydanlarda, kahvelerde, oy avcılığına çıktıkları sokak aralarında, her yerde, günün her saatinde devrimci adayların, onlardan daha çok da gerçek devrimcilerin, demokratların, komünistlerin nefeslerini enselerinde hissetmelidirler. Sadece adaylar değil, ama daha çok da bizzat burjuva sistemin kendisi teşhirin konusu olmalıdır. Sistemin nasıl işlediği, kimlerin hesabına çalıştığı, seçimlerin hangi işlevi yerine getirdiği sergilendiği ölçüde seçimlere katılma anlamlanacaktır.

Bugün, burjuva parlamentosunun, işlevi ve burjuva partilerinin rolünün açığa çıkarılması her zamankinden çok daha fazla olanak ve malzeme vardır Dahası, seçim dönemlerinde yığınların politika alanının sorunlarına burjuva parlamentosunun olup bitenlere kulakları daha fazla açıktır ve yapılacak teşhir ve ajitasyon yerli yerine oturacaktır.

Öte yandan bu faaliyet, sadece yığınların burjuva parlamentosu ve burjuva partilerin niteliklerıni anlamasına yardımcı olmakla kalmayacak, komünistlerin, devrimcilerin, demokratlarin yığınlarla kurdukları ilişkide ne ölçüde başarılı oldukları, bugüne kadar ki çabalarıyla emekçileri nasıl etkilediklerini de gösterecektir Sadece bu da değil; devrimci demokrat örgüt ve komünist örgütler bu faaliyet içinde kendi kadrolarının bu alandaki yeteneklerini de sınama, onların deneyimlerini artırma fırsatı bulacaktır.

Ama seçime katılmakta asıl amaç, burjuva partilerin ve onların siyasi düzenlerinin ifadesinin bir biçimi olan burjuva parlamentosunu ve parlamentoculuğu teşhirdir. Seçim döneminde devrimci taktiğin amacı budur.

Emekçilerin düzene tepkisini, özgürlük ve demokrasi istemini, Kürt halkının baskı ve zulme öfkesini, ulusal özgürlük talebini burjuva partileri temsil etmiyor. Bu yüzden de burjuva partilerine oy yok. Sıra oy vermeye geldiğinde emekçilerin oyu devrimci demokrat, gerçek komünist adaylara olacaktır.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Devrimci Teori

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.07 Saniye