 |
|
BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ VE EZİLEN HALKLAR BİRLEŞİN

BURSA’DA YAYINLANAN “İLK ADIM “GAZETESİNİN BOLU DHB Temsilcisi ile yapılıp yayınlanan roportajını yayınlıyoruz.
“ BÜTÜN ÜLKELERİN İŞÇİLERİ VE EZİLEN HALKLAR BİRLEŞİN ..! Bolu… Kendi halinde, öğrencilerle geçinmeye yarı alışmış yarı alışamamış esnafıyla kararlı kışların, kararsız yazların yaşandığı bir memleket… Bolu meydanının ara sokaklarında eski taşlardan bu yana yıkılmayan merdivenlerden çıktığınızda eskimiş duvarları sıcacık paylaşımla, anlayışla, hakla, adaletle inşa edilmiş bir mekana rastlarsınız… Bolu’da örgüt, dernek ayrımı yapan kendini solcu hisseden beyinlerden ayrı, “bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halkları birleşsin” anlayışını kendine slogan edinmiş bir selamlamayla karşılaşırsınız… Ben de geçen yıl bu zamanlar bu selamlamayla karşılanmıştım. Bolu’da bir çok örgüte derneğe, halkevine girmiştim, çalışmalarda bulunmuştum. Yine de bir şekilde bu örgütlerin bir diğer örgütü kayırdığını sözlerinden ya da eylemlerinden görüyordum ve üzülüyordum. Bu üzüntü benim çalışmamı olumsuz etkilemeye başlamıştı ki, ben bunu o sıcak selamlaya açmıştım… O sıcak selamlamanın, ayrımsız her insanı kabul eden tavrına ben hayran oldum. Şimdiyse o sıcak selamlamayla sizi tanıştırmanın zamanının geldiğini düşünüyorum ve ayrım yapmadan tüm ezilen halkı kucaklayan bir anlayışa sahip olan DEVRİMCİ HALKIN BİRLİĞİ (DHB) Bolu şube temsilcisi ile yaptığım röportajı size sunuyorum… E.Akın: Merhaba… BOLU DHB: Merhaba hoş geldiniz… Öncelikle emekçilerin devrimci sesi DHB ile böyle bir röportaj yapma çabanızı saygıyla karşılıyor ve İlkadım gazetesinin bu çabalarını olumlu buluyor ve çalışmalarından dolayı başarılar diliyoruz. EA: Teşekkür ederim… İlk olarak Devrimci Halkın Birliği(DHB)’nin yayına başlama tarihi, nasıl bir yayın organı ve neyi hedeflediğine ilişkin görüşlerinizi alabilir miyiz ? Devrimci Halkın Birliği Gazetesi 1995 yılının Aralık ayında işçilerin ve emekçilerin sesi, soluğu olmak, devrimci hareket saflarında çürüme, yozlaşma, ideolojik-politik çürüme, geriye düşme ve subjektif yaklaşımlarına karşı temiz devrimci politika üretme ve bunun gereklerini yerine getirerek her şeye rağmen gerçeklerin sesi olma hedefiyle çıktı. İşçi sınıfını merkezde tutan devrimci aydınlatıcı politikalarla DHB her dönem emekçilerin, gençlerin, emekçi kadınların, Kürtlerin sesi soluğu olmaya çalıştı. Her zaman yönü doğrudan, demokrasi, özgürlük ve eşitlikten yana oldu ve sosyalizmin her koşulda inatçı savunuculuğunu üstlendi. DHB, oldukça sınırlı yazar kadrosu, maddi olanaksızlıklarıyla, yalnızca devletin yasaklamaları, toplatılmaları ve hapis ve para cezalarıyla mücadele etmedi- ki bugüne kadar DHB’nin yüze yakın sayısı toplatılmıştır ve yazı işleri müdürleri tutuklanmış, okurları saldırılara uğramış – oportünizmin tecrit etme ve kuşatma saldırısına karşıda iki ateş hattında yürüdü.
Dahası DHB’nin devrimci hareketin geçmişini kucaklayan ve bu mücadeleci değerleri bugünlere taşıyan geleneğin takipçisi olarak, dün olduğu gibi bugün de aynı inat ve kararlılıkla emekçilerin devrimci sosyalist sesi olmaya devam ediyor ve bu aynı çizgisinde yürümeyi sürdürecektir . Denenmiş ve sınanmış sosyalizm çizginin temsilcisi ve yürüyütüsü olarak DHB, gerçeklerin sesi olmaya devam edecek, zorlukları ve iç,-dış yetmezlikleri ve kuşatmışlıkları aşarak daha geniş yığınlara ulaşacaktır. DHB, hem devrimci ajitasyon ve hem de devrimci propagandayı birleştiren başta faşist gerici burjuva ideolojisine ve oportünizme, revizyonizme karşı M-L savunuculuğunu yaparak, ülke devriminin temel politikalarına doğruları bulup yerleştiren kolektif bir ajitasyon, propaganda ve örgütlenmenin aracı olmayı başaracaktır. E.A: DHB büroları nerelerde var? Bolu’da ne zaman açmayı düşündünüz ve daha nerelerde DHB Büroları açmayı düşünüyorsunuz.? BOLU DHB: -DHB’nin merkezi Büro’su İstanbul’da bulunuyor . Geçmiş dönemde İstanbul’da, Esenyurt’da, Gaziosmanpaşa ve Yenibosnada DHB büroları açıldı. Ne yazık ki maddi olanaksızlıklar nedeniyle bu bürolar kapanmak zorunda kaldı. Son bir yıl içinde Bolu’da DHB Bürosu açmayı uygun bulduk. Hem orta kent olması ve hem de gerici dalganın kırılması bakımından Bolu’da devrimci bir mevziye gereksinim vardı. Bir ihtiyacın ürünü olarak açılan Bolu DHB bürosu zorluklara karşı mücadele ederek alanda devrimcilerin sesi olmaya çalışıyor. Önümüzdeki süreçte mali olanaklara bağlı olarak başta büyük kentler olmak üzere, mücadelenin gelişkin olduğu alanlarda bürolar açmayı düşünüyoruz. Ama ilk etapta hedefimiz DHB’nin her yere ulaşmasını sağlamak için genel dağıtıma verilmesini hedefliyoruz. Diğer şeyler bunun ardından gelecektir. E.A: DHB bürosu Bolu’da açılmadan önce Bolu’da yaşanan olumsuzluklar ve politik ortam nedir, anlatır mısınız? BOLU DHB: Bilindiği üzere Bolu’da devrimci muhalefet oldukça sınırlı ve suskun halde. Faşist gericiliğin oldukça güçlü olduğu bir alan olması ve bölgede eski kuşak devrimcilerinin umutsuzluk içine yuvarlanan geriye savrulmaları alanda devrimci mücadeleye daha fazla zarar vermiştir. Yine ,alanın geçmişten beri ek sağlıklı bir sicile sahip olması, az sayıdaki devrimci ve ilerici güçlerin kendi içine kapanmalarını koşullamıştır. Demokratik kitle örgütleri ve bazı ilerici partilerin zaman zaman değişik etkinlik düzenlemelerine vb. rağmen Bolu mücadelenin ve devrimci örgütlenmenin oldukça geri olduğu bir alan. Biz bu alanda zorlukları, polis takibi ve tehdidini, eski emekliye ayrılmış çürümüş döküntü takımının moral bozucu kuşatmasına karşı Bolu DHB Bürosunu kuyuya atılan bir taş olarak gördük ve bir yıllık zorlu bir çalışmanın ardında, çekingenliğin kırılmasında önemli bir rol oynadığını söylemeliyiz. E.A: DHB çalışmalarına öğrenci esnaf destek veriyor mu, vermiyorsa nedenleri nedir..? BOLU DHB: Aslında alanın özgül gerçekliğini dikkate aldığımızda, apolitize ve politik çalışmaların öcü gibi gösterilmesi ve gençliğin yoz yaşam içine çekilmesi ve korku duvarı içine hapsedilmesi DHB’ce devrimci harekete Bolu’da emekçilerin desteğini zayıf bırakıyor. Dışardan gelen öğrenciler, ilerici esnaf, emekçiler arasında DHB bürosuna destek veren kesimlerin olduğunu belirtmeliyiz. Ama bu desteğin istenen boyut ve düzeyde olduğu söylenemez. E.A: Bolu’da etkinlik ve çalışmalarınız nelerdir..? BOLU DHB: Bolu’da DHB olarak yayınlarımızı ve bildirilerimizi düzenli olarak emekçilere ulaştırıyoruz. Yazın okurlarımızla birlikte piknik düzenledik ve hemen her etkinliğe, basın açıklaması ve değişik protesto eylemlerine katılıp, destek sunuyoruz. Yakın dönemde Eğitim-Sende ve son olarak da DHB Bürosunda başka dost akımlarla birlikte 19 Aralık Operasyonu ve F tipleri konulu toplantı yaptık. E.A: Bu ülkede içerde dışarda yaşamın her alanında, F Tiplerinde tecrit var ve ölüm orucu yapıldı ve Ali Ekber Barış dahi 122 kişi yaşamını yitirdi. Bu konulara ilişkin neler söylemek istersiniz.? BOLU DHB: Aslında işçiler, emekçiler ve Kürtlerin topyekün bir açık hapishane zindanın yaşama zorlandıkları bir gerçektir. Demokratikleşiyoruz adı altında Yeni TCK yasasıyla faşizmin daha da koyulaştırılması, aslında emekçilerin nasıl her bakımdan tecrit kuşatılmışlığı altında tutulduklarını gösteriyor. Yoksulluk, işsizlik, sefalet almış başını gidiyor, toplumsal doku bozulmuş, yozlaşma ve çürüme adeta kanıksanmış durumda. F Tipi Hücre zindanlarında 7 yıldır kesintisizce tecrit ve izolasyon uygulanıyor. Devrimci tutsaklar F Tipi hücre zindan uygulamasıyla teslim alınmaya çalışıldı. Ne ki devrimcilerin ölüm orucu eylemleri bu saldırı ve teslim alma politikasını boşa çıkarttı ve zindanlarda 122 devrimci ölümü kucaklayarak ve 600 yakını sakat kalma pahasına ihanete yere çalarak hakla ve devrime bağlı olduklarını kanıtladılar. Nitekim can pahasına süren bu mücadele tecritin kısmi de olsa darbelenmesini koşulladı. Bu da gösteriyor ki içeride ve dışarda hücre tecrit dayatmalarını parçalamanın yolu, emekçilerin ve devrimcilerin bileşik mücadeleyi harlamalarından geçiyor. E.A: Ülkeye ve Boluya dair DHB’nin yaklaşımlarını öğrenebilir miyiz? BOLU DHB: Ülkenin gidişatının hiç de hoş olmadığı bir gerçektir. Geçen newroz etkinliklerinden bu yana geçen süreçte özellikle faşist milliyetçi beyinlerin önü açılarak çeteleri ortaya salındı. Bir yandan devletin kontr-gerillası öte yanda sivil faşist çetelerin saldırıları demokrasi ve özgürlük için mücadele yürüten güçlerin Hrank Dink’in gibi hedef tahtasına konulması, polis ve jandarmanın yetkilerinin artırılması, Ortadoğuda Amerikan emperyalizminin savaş arabasına bağlanarak bölge halklarına karşı yeni maceralara kalkışılması, Kürt emekçilerinin hedef tahtasına konarak Kerkük hayallerinin yeniden diriltilmeye çalışılması ve yaklaşan seçimler nedeniyle emekçilerin faşist milliyetçi dalgayla zehirlenemeye çalışılarak yedeklenme çabalarının arttığı, dahası halkların bir birine düşman edilerek ayakta kalma politikasının geçer akçe kılındığı koşullarda, yoksulluğa, işsizliğe, faşist gerici dalga ve kuşatmaya karşı, işçilerin, emekçilerin ve devrimcilerin birleşik bir hatta güçlerini toparlayarak harekete geçmelerini dayatıyor. DHB bu eylem ve güç birliğinin halka ve devrime karşı bir sorumluğun gereği olarak görüyor ve ben merkezci, grupçu tutum ve yaklaşımların aşılarak ortak paydada devrimci ve ilerici güçlerin birlikte hareket etmesini savunuyor ve bunun yakalanması için çaba sarf ediyor. Bu aynı durum politik olarak oldukça geri bir konumda olan Bolu kenti için de geçerlidir. Burada devrimci ve ilerici güçler bir birlerine destek olması ve grupçu, küçük hesapçı yaklaşımların aşılması, emekçilerin çıkarlarını merkezde tutan bir çizgide hareket edilmesi gerekiyor. Emekçilerin bizlerden beklentisi farklılıklarımız koruyarak birlikte davranmak ve ortak çalışmayı başarmaktır. Zor ve zahmetli olacak, ama bundan başka bir yoldan emekçilerin devrimci muhalefetini geliştirip, yaymak ve yığınları mücadele mevzilerine konumlandırmada, oldukça güç olacaktır . Aracığınızla işçileri, emekçileri DHB okumaya ve birleşik mücadeleye katılmaya çağırıyor ve bizlere düşüncelerimiz emekçilere taşıma fırsatı verdiğiniz içinde ayrıca İLKADIM’a teşekkür ediyor ve çalışmalarınızdan başarılar diliyoruz.
|
|
| |
Ortalama Puan: 4.66 Toplam Oy: 3

|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|