DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
KAPİTALİZMİN KAR HIRSI VE İŞ ÇİNAYETLERİ
İşçi Memur
Gazetelerin ikinci hatta üçüncü sayfaları şöyle bir tarandığında karşımıza hemen hergün iş kazlarında işçilerin öldüğü haberleri çıkamkatadır. Örneğin; “Özel bir maden ocağında meydana gelen göçükte, 30 işçi yaşamını yitirdi.”
“Tarım işçilerini taşıyan kamyonun köprüden dereye düşmesi sonucunda 36 kişi kayboldu. Kaybolan işçileri arama çalışmaları sürüyor.”
“Tarsus’ta hemzemin geçitte trenin, işçileri taşıyan kamyonete çarpması sonucu 11 işçi yaşamını yitirdi.”
son olarak, Balıkesir’e bağlı Dursunbey’de Özçevreci Madencilik’e ait kömür ocağında meydana gelen göçükte 3 işçi yaşamını yitirdi. 3 işçinin öldüğü ve taşeron firmanın işlettiği madenin sahibinin, geçtiğimiz yıl yine Dursunbey’de bulunan Şen Madencilik’te meydana gelen ve 17 işçinin yaşamını yitirdiği madenin de sahibi olduğu ortaya çıktı. Böylece, patronlar kar hırsında birşey kaybetmeden,sömürüyü sınırıszlaştırmka için işçileirn yaşamlarını hiçe saydıklarını gösteriyor.

Nitekim Jeoloji Mühendisler odasının Balıkesir-Dursunbey’de yaşanan kazanın nedenleri üzerine yaptığı açıklamada, kazaların özelleştirmenin acı sonucu olduğuna dikkat çekiyordu. Oda tarafından yapılan açıklamada, son kazalarla birlikte son 8 ayda 25 işçinin, son üç yılda ise 85 madencinin hayatını kaybettiği belirtildi. Madenlerin bilimselliğe dayanmayan, günü kurtaran ve azami kârı şiar edinen anlayışlara terk edildiğine vurgu yapılan açıklamada, maden ocaklarında özelleştirmelerin, aşırı üretim ve maksimum kâr hırsını körüklediği kaydedildi.



Açıklamada, Çalışma Bakanlığı verilerine göre yeraltı ve yerüstü madenciliği faaliyetleri gösteren 772 işletmeden, yalnızca 87 tanesinin işletme belgesine sahip olduğuna dikkat çekilerek, 469 işyerinde de işçilerin sağlık raporlarının tutulmadığı belirtildi. Anayasa ile güvence altına alınan “yaşama hakkı” ile doğrudan ilgili olan işçi sağlığı konusundaki görevlerin yerine getirilmesi çağrısı yapılan açıklamada, denetimsiz, kuralsız ve sendikasız işçi çalıştıran işletmelerin etkin denetiminin yapılması gerektiği ifade edildi. Açıklamada “Özelleştirmeler dışında gözleri hiçbir şey görmeyen, işçi sağlığını hiçe sayan zihniyetler, sadece halkın birikimlerini elimizden almakla kalmıyor; canlarımızı da almaya devam ediyor” denildi.

İş kazalarının nedenlerini görmezden gelen burjuva basını, durumu yansıtmak zorunda kaldığı durumda olayları çarpıtmaktan geri kalmıyor.Ama uzmanların söylediklerine bakılırsa, kaçka işyerleirnde,ağır çalışma koşullarında çalışılan madenlerde kaza olması değilde olmaması kazadır. Önlem deyince işi Allaha emanet etmiş genel dinci gerici kesinm ve bunlarla işbirliği içindeki sendikacılar, çağdışı ve kaçak yöntemlerle yapılan üretimle tam bir uygunluk içindedir.

Hiç kuşkusuz ki iş kazalarının temelinde yatan kapitalistlerin, sınırsız kar hırsıdır ve onlar, iş emniyetini sağlamak için, yapılan masraflar, ödemekten kaçındıklarından, çok az yatırım gerektiren emniyet önlemlerine bile ilgi göstermezler. Dahası kapitalist için sorunun ideolojik yanı da vardır ve bu tür işçinin canını koruyacak önlemler onun sınıf olarak meşruiyetini tanımak olarak araladığından da çalışma koskoşullarını iyileştirecek yatırımlardan şiddetle kaçınır.

Bu yüzden de işçi sınıfının burjuvaziye karşı mücadelesinin zayıfladığı dönemlerde çalışma koşullarının kötüleşmesi sonucu iş kazalarının arttığı görülür. Özellikle 12 Eylül sonrası özelleştirme furyası ve küresel yıkımın ardından Türkiyede pek açık bir biçimde yaşandığı gibi, işçi denetiminin olmadığı koşullarda kapitalistler yasal olarak almak zorunda oldukları önlemleri bile almazlar. Sıklıkla yaşanan ve dünyada iş kazaları, ölüm ve sakatlarda önde gelen ülkeler içinde bulunana Türkiye gerçekliği bunu doğrulamaktadır. Tüm demogoji ve göstermelik önlemlere rağmen mevcut halde işletmelerin yarısı kaçak halde çalışıyor ve diğer yarısıdan da gerçek anlamda hiçbir iş güvenliği koşullarına uyulmadığı, daha da kötüsü bunların denetlenmediği bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır..

Konuyla ilgili ilginç bir yan da TİS metinlerde iş güvencesi vardır. Bu metinlerde iş güvenliği ile ilgili bir çok madde vardır. Patron da bunları hemen kabul eder. Sendika işçilere dönüp, patronun bilmem kaç maddeyi kabul ettiğini söyleyerek puan toplar. Ama, bu maddelere bakıldığında, bunları ya iş yasaları ile ilgili ya da tüzüklerle ilgili hükümler olduğu görülür. Yani, TİS'de hiç sözü edilmese de elde edilmiş haklardır.

Ne var ki, bu metinlerde olması gereken iş güvenliği ile ilgili yasa tüzük maddelerine uyulup uyulmadığını denetleyen her hangi madde yoktur. Denetlense ne olacak, patron 50-100 milyon ceza öder kurtulur diye düşünülürse de, kapitalistler, sendika ya da bir işçi komitesinin işgüvenliği ile ilgili önlemleri denetlemesini 'mülkiyet hakkını sınırlama' olarak gördüğünden buna yanaşmamaktadir. Buna yanaşmadığı 12 Eylül'den bu yana da iş kazaları artmıştır. Bu duruma boyun eğildiçe de daha pek çok yeni madenlerin çöküsünde ve iş kazalarında yaşanılacaktir

Bugün, teknolojinin sunduğu olanaklar iş, güvenliği için uygulanırsa, iş yerlerinde olan kazaların sadece % 2’sinin önlemeyeceğini söylüyor uzmanlar. Ama yukarda da söylendiği gibi kapitalistler açısından iş güvenliği için yapılan her yatırım karının sokağa atılmasıdır. Kolayca, çok ucuza sağlayacağı bir metayı pahalıya almak anlamına gelir ki bu da onun namusuna halel getirecek bir aptallıktır. Nitekim bu nedenle en gelişmiş kapitalist ülkelerde bile iş kazalar hala yaygın olaylardır. Ama yine de buralardaki kazalar Türkiye ile kiyaslanamaz. Nitekim istatistiklere göre, emperyalist ülkelere göre Türkiye'deki oran 15-17 kat daha fazladır.

Demek ki, kapitalist bir ülkede 'kaza diye sunulanların ancak % 2'si kazadır. Geri kalanlar ise kapitalistlerin kar hırsının, işçileri insan yerine koymayan dünya görüşünün bir sonucu olan sözcüğün gerçek anlamıyla cinayetlerdir. Bu nedenle cinayete son vermek için gerekeni yapmak , örgütlenip devrim ve sosyalizm için mücadele etmek işçiler için vazgeçilmezdir, ama bu daha bugünden bazı girişimlerle cinayetleri azaltmak için gerekli çabayı da ihmal etmek anlamına gelmez. İş güvenliğini denetleyecek iş komiteleri sorunu önümüzdeki dönem TİS metinlerinde yer almalı, iş komiteler de devreye girmelidir. Yoksa iş güvenliği kapitalistlerin insafına, ya da takdiri ilahiye devredilmemeyecek kadar cidddi bir sorun olarak karşımızda durmaktadır.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

İşçi Memur

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.08 Saniye