DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
KÜRTLERE POLİTİK KUŞATMA BİRLEŞİK MÜCADELEYLE AŞILABİLİR
Kürdistan


Dışileri bakanı Gül ve Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ın ABD ziyaretlerinde PKK’ye yönelik saldırıda buluşmaları, MGK’nın PKK ve Kerkük konusunda yaptığı son açıklamalar, bir süreden beri sürdürülen diri Kürt politikacılarına ve özellikle DTP’ye yönelik kuşatma ve saldırı politikasına dönüştürdü. Barış için direnmek gerekir diyen, Van İl Başkanı İbrahim Sunkur ve bazı DTP’li yöneticilerinin tutuklanmasının ardından, DTP Diyarbakır İl Başkanı Hilmi Aydoğdu, Kerkük’e müdahale edilmesine karşı çıktığı için tutuklandı. Türkiye’nin PKK ile Mücadele ‘Koordinatörü’ Edip Başer, basında “Kerkük’e yapılmış bir saldırıyı Diyarbakır’a yapılmış sayarız” biçiminde yer alan açıklaması nedeniyle Aydoğdu için “yaratık” nitelemesini kullanarak DTP’yi, “ülkeyi bölme hevesinin peşinden koşmak” ve “bu amaçla terör örgütünün kuyruğuna takılmak”la suçluyor. Aynı gün ANAP Genel Başkanı Mumcu, Talabani ve Barzani ile görüşülme yapılıp yapılmaması konusundaki görüşlerini “Emperyalizmin köpekleriyle ne konuşayım?” sözleriyle ortaya koyuyor. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir’e, kendisine karşı birçok suikast planlarının açığa çıkması ve ölüm tehditleri almasına rağmen emniyet tarafından koruma verilmiyor, Baydemir her fırsatta hedef gösterilmeye devam ediliyor. Bazı holding gazeteleri ve faşist gerici Kürt düşmanı köşe yazarları Diyarbakır Kayapınar Belediyesi’nin yaptırdığı bir süs havuzunun Kürdistan haritasına benzediğini keşfediyor.



Ardından DTP Eşbaşkanları Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk'e, 26 şubatta Ankara 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, 1'er yıl 6'şar ay hapis cezası verildi. Tuğluk ve Türk, 8 Mart 2006'da Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Yalova Kadın Kolları tarafından hazırlanan, ancak dağıtılmayan ve açıklanmayan Kürtçe bildiri nedeniyle Siyasi Partiler Yasası'nın 81/C maddesiyle TCK'nin 215'inci maddesi uyarınca cezaya çarptırıldı. Son olarak DTP kongresi hakkında bölücü slogan atıldı diye sorşturma açıldı.

Dahası Kürt illerinde ve batıda DTP’yi sindirmek ve yaklaşan seçimlerde önünü kesmek için faşist baskı ve saldırı kuşatması her bakımdan artmış bulunuyor. Generalleirn başını çektiği Kürt düşmanı faşist kliğin ardından sıraya giren burjuva düzen partileri, ehlileşmiş ve sistemi kutsayan işbirlikçi Kürt yaratılması amaçlanıyor. Bunun için Kürt sorununda ifalaz etmiş faşist yok sayma ve inkar-imha politikası s sürdürlmeye çalışılıyor.

ehlileşmiş ve sistemi kutsayan işbirlikçi Kürt yaratılması amaçlanıyor. Bunun için Kürt sorununda ifalaz etmiş faşist yok sayma ve inkar-imha politikası s sürdürlmeye çalışılıyor.
Yukarıda olayları ve gelişmeleri aktarmaya çalıştığımız olgulara her gün yenileri ekleniyor. Faşist kuşatma ve ezme politikası üzerinden DTP’ye ve Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümünü isteyen güçlere karşı saldırıların zemini güçlendiriliyor. Faşist MGK diktatörlüğü , Kürt sorunu ile ilgili gelişmeler karşısındaki çaresizlikleri ve açmazları derinleştikçe faşist şiddet ve saldırı politikalarına daha fazla sarılıyor. Türkiye’de yaşayan Kürtlerin, Güney Kürtleri ile ilişkilerini ve onlara karşı yapılacak saldırılar konusundaki hassasiyetlerini açıklamaları, bölücülük suçu olarak algılanıp insanlar “hainlikle” damgalanmaktan ve hedef tahtaıs yapılmaktan geri kalınmıyor. Fakat Türkiye’de, Kürtler dışında Irak’ta yaşayan bütün etnik kesimlerin çağrıldığı Kerkük konferansları yapılması, Irak Türkmenleri içinde kontra faaliyetlerin yürütülmesi tartışılmaz bir hak. Bu nedenle, mesela Barzani’nin bu konuda yaptığı eleştiri küstahlık oluyor.
Önceler bir yana son altmış yılda Türkiye’nin iç ve dış siyaseti, esas olarak başyta ABD gelmek üzere emperyalizmle bağlılık ilişkileri üzerinden şekillenmeye devam ederken ‘kurt adam’ siyasetçi, Barzani’yi emperyalizmin köpeği olmakla suçlamakta sakınca görmüyor. Erkan Mumcu, emperyalizme hizmette gelmiş geçmiş en hızlı hükümetlerden birinde bakanlık yaptığını unutmuşa benziyor. Baykal ve Mumcu gibi siyasetçilerin Kürt sorununda ‘kışkırtıcılık’ ve halkları biri birine düşman etme rolleri devam ediyor.
Baydemir ve diğer DTP’li yerel yöneticilere karşı saldırılar devam ediyor. Kürt halkına ve temsilcilerine karşı saldırının tetikçilerinden Çölaşan, ‘topyekün saldırı’ çağrısı yapıyor: “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da 70’e yakın DTP’li belediye, oralarda adeta özerk yönetim kurdu. Onların çoğu, PKK ile doğrudan veya dolaylı işbirliği içerisinde. Milletin paraları PKK yandaşlarına aktarılıyor. Karışan yok!” Çölaşan’ın saldırılarına DTP’li yerel yönetimlerle ilgili haberler eşlik ediyor. Diyarbakır Kayapınar Belediyesi’nin “Kürdistan haritasına benzeyen havuzu” gazete sayfalarını süslüyor! İlginç olanıda çevre düzenlemesi kapsamında yapılan bir süs havuzunda Kürdistan’ı keşfetmek ile ‘90’lı yılların başında sarı ve kırmızı çiçeklerin bir araya gelmesinde sakınca görerek çiçek yolan ve trafik lambalarını değiştiren faşist kafatasçı zihniyet arasında ne kadar mesafe var ki?
Faşist MGK diktatörlüğü ve emir eri burjuva düzen partileri, kirli savaşı boyutlandırarak, halklar arası kırımı yeniden dirilterek kan ve zülüm üzerinde egemenliklerini pekiştirmek istiyorlar. Özellikle Newroz sürecinde Kürt düşmanlığını körükleyip, “bölücülük bayrağını sallayarak”, şovenizmi kışkırtırak faşist topyekün saldırı politikasını paratiğe sürmek çabası içinde olduğunu gösteriyor. Bu faşist baskı ve saldıır kuşatmasına karşı, çeşitli milliyetlerden işçiler ve emekçiler, demokrasi, eşitlik ve özgürlük istemleri temelinde güçlerini birleştirerek, saflarını sıkıştırmaları ve Newroz’u kardeşlik türküleri eşliğinde dağlarda, sokaklarda, fabrikalarda dahası yaşamın her alanında kutlamak için hareket etmelidirler.



 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Kürdistan

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.07 Saniye