DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
YOKSULLUK HASTALIĞI VEREM ÖLDÜRMEYE DEVAM EDİYOR
İşçi Memur
1-7 Ocak tarihleri arasında birkez daha Verem Propaganda ve Eğitim Haftası'nı yaşadık. Devlet ve hükümet sözcüleri süslü ve yalana bezenmiş açıklamalar yapıp, kalkındık, atılım yaptık, bölgenin lider ülkesi olduk vb. yalanlarını pompalaya dursunlar, hala kalkınmış Türkiye devletinde her yıl yüzlerce insan tedavisi kolaylaşmış ve bir çok ülkede esamesi bile okunmayan Verem hastalığından dolayı ölüyor. Yoksulluk, sefalet, sağlığın paralı hale getirilmesinden dolayı Verem hala önemli bir hastalık olarak Türkiyede görülmektedir. Dahası, tıptaki adı Tüberküloz, halk arasında ise ince hastalık olarak anılan bu Ortaçağ hastalığı ülkemizde AIDS'ten sonra en çok can alan ikinci bulaşıcı hastalık olarak karşımıza çıkıyor.
Türkiye'de her yıl 30-40 bin kişi vereme yakalanıyor; her yıl 3 bin kişi ise bu hastalıktan dolayı hayatını kaybediyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri kundura, deri ve teksitil sektörlerindeki ağır ve güvenlikten yoksun çalışma koşulları.



Dünya Sağlık Örgütü'nün rakamlarına göre, Türkiye dünya genelinde en çok veremli hastaya sahip 59. ülke. Sadece 2005 yılı içinde Türkiye'nin 18 bin 789 yeni veremli hastası oldu. Bu rakamın 6 bini tek başına İstanbul'dan... Dünyada verem hastalığının en sık görüldüğü bölge ise Güneydoğu Asya... Bu tablo tek başına veremin yoksulluk ve kölece çalışma koşullarıyla bağlantısını ele veriyor.
Verem, solunan hava ile akciğerlere giren verem bakterisinin (mikrobunun) yol açtığı bulaşıcı bir hastalıktır. Verem Savaş Dernekleri Federasyonu'nun, Verem Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada en büyük şikayet konusunu tedavi edilen hastaların cinsiyetlerinin, bakteriyolojik durumlarının ve birçok temel bilgisinin kayıt edilmemesi oluşturuyor.


Fakat havzalardan gelen haberler solunum yoluyla bulaşan bu hastalık hakkında yeterince veri sunuyor. Verem hastalığı en çok deri, kundura ve tekstil sektörlerinde görülüyor. Bu sektörlerde faaliyet genellikle ya penceresi dahi olmayan izbe atölyeler ya da havalandırmasız fabrikalarda sürüyor. Bunun dışında maske bile dağıtılmayan işçilerin, deri ve kundurada kullandıkları kimyasal malzemeler ile tekstil işçilerinin maruz kaldıkları tozlar bu hastalığın bir başka etmenleri.


Türkiye'nin veremdeki kara tablosunun en büyük nedeni ise bırakalım hastalığın nedenlerinin ortadan kaldırılmasını hastalığa yakalananlarının dahi tedavilerinin yapılmaması oluşturuyor.

Süreyapaşa Göğüs Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Dr. Semih Halezeroğlu: "Ne yazık ki 20 yıldır bu branşta olmama rağmen 'biz başarılı olduk' diyemiyoruz. Her yıl ortaya çıkan yeni tüberküloz sayısı bir önceki yıla göre daha fazla. Tüberkülozlu hasta sayısını düşürüyor olmamız gerekirdi."
Dr. Halezeroğlu'nun isyanı asılolarak sağlığın, tedavi edici misyonundan soyundurularak bir kar kapısı haline getirilmesine. Sağlıktan tasarruf tedbirleriyle Türkiye'de verem tetkikleri dahi yapılmıyor.


Türkiye Ulusal Verem Savaş Dernekleri Federasyonunun açıklamları olaya yeterli yeterli ilgi gösterilmediğini ele veriyor:

Adana, Konya, Diyarbakır, Trabzon gibi büyük kentlerde bile bakteriyolojik tetkikin hala yapılamıyor olması bizi üzmektedir ve çalışan doktorları büyük sıkıntıya sokmaktadır. Dahası, hangi hastanın bulaştırıcı mikrop taşıdığını bilemez durumda kalıyoruz.
Verem ilaçlarının geçtiğimiz 2005 yılında birçok ilde eksikliğinin olduğunu biliyoruz. Düzenli ve ücretsiz ilaç temini, bütün Dünya’da verem savaşının beş temel unsurundan birisidir. İlaç temininin aksadığı koşullarda, başarılı verem savaşından söz edilemez. Dünyanın bütün ülkelerinde devlet, verem hastalarının ilaçlarını ücretsiz sağlamaktadır. Verem ilacı eksikliği, bir doğal afet gibidir. Bu konuda aksaklık affedilemez.
BCG aşısında, tüberkülin deri testi için kullanılan PPD solüsyonunda eksiklikler çok sık olmaya başlamıştır.

Bilinen en eski hastalıklardan birisi olmasına; sebebinin kesin olarak bilinmesine; 50 yıldır tedavisinin mümkün olmasına ve üstelik korunabilir bir hastalık olmasına karşın, halen dünyanın en yaygın ve ölümcül bulaşıcı hastalıklardan biri olmaya devam ediyor verem.
Sağlığın paralı hale getirilmesi ve tüm sosyal güvenlik uygulamalarının özellikleştirlerek tasfiye edilmesiyle tarihe karışmış verem gibi yoksulluk ve ağır çalışma koşullarını ortaya çıkarıp tetiklediği Verem hastalığı yeniden hortluyor. Ticarethane haline getirilen hastanelerin kendileri ise Diyarbakır'daki Hepatic-C skandalında görüldüğü gibi birer hastalık ve salgın yayıcı "işletmeler" haline geldiler.


Bir yandan varsıllığın öte yandan yoksulluğun yığılması salgın hastalıklaır tetikliyor ve bunlardan verem yeniden başını kaldırıyor .
Sekiz ilaca dirençli iken İngiltere'de tedavi olan ve tekrar hayata geri dönen Tüberküloz Danışma ve Dayanışma Derneği'nin kurucusu Cenk Deliküçük: "Sekiz ilaca dirençli bir tüberküloz hastası iken ben ölmüyorsam herkes yaşayabilir. Tüberkülozdan ölmek kader değil. Tüberküloz önlenebilir bir enfeksiyondur."derken, aslında veremde ölmenin yoksulluk ve sefaletle dahası devletin yurtaşına ölümü reva görmesiyle gerici yıkım politikalarıyla bağlı olduğu görülmeli ve buna karşı mücadele edilmelilir.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

İşçi Memur

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.07 Saniye