DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
BAŞBAKAN BUYURDU “KÜRTLERİN HAK DİYE BİR SORUNLARI YOK”MUŞ
Kürdistan
Havada başka karada başka konuşma geleneğine devam eden başbakan Erdoğan hazretleri Diyarbakırda “Kürt realitesi gerçektir” sözlerini unutmuşcasına , New York’ta, bir Rum gazetecinin Kürtlerin haklarıyla ilgili sorusuna şu yanıtı verdi: “Kürtlerin Türkiye’de hak diye bir sorunu yok ki. Bu kadar basit. Türkiye’nin batısındaki diğer etnik unsurlarla aynı haklara sahipler. Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu’nda 50’yi aşkın Kürt kökenli vatandaşımız bizim milletvekilimizdir. Anlıyorum ki Türkiye’de etnik unsurların birbirleriyle olan ilişkilerinden hiç haberiniz yok. Ben Rizeliyim, Doğu Karadenizli. Benim eşim Siirtli. Ben Türküm, eşim Arap. Evlendik, hiçbir sıkıntımız yok. 29 yıldır evliyiz. Türkiye’de hiç böyle bir sorun olmaz.”
Başbakan’ gibi kendisi Rizeli yada samsun olup eşi Mardinli,diyarbakırlı Kürt ve arap olan çok kişinin ortak yanları olduğu bir gerçek.. Ve değişik ulusal kimliklerden olanların evlilikerinde pek bir sorun olmadığıda gerçek.Ama bu başka birşey kürt ulusunun tam hak eşitliği için mücadelesi ve hala Kürt ulusunun varlığının inkar edilmeis ve istemelrin kan ve zulümle bastırılması başka birşey.



Bir çok kişinin evlilikle ilgili ortak yanları olması Kürt sorununda Başbakan’la aynı sonuca ulaşamayı haklı ve doğru kılmıyor. Başbakan diyor ki; “Türkiye’de etnik unsurların birbirleriyle olan ilişkilerinden hiç haberiniz yok” Evet bu topraklarda etnik unsurlar, Lazıyla, Rumuyla, Kürdüyle, Ermenisiyle, Türküyle yüzyıllardır bir arada ortak yaşama kültürüne sahipler. Ama bu durum, farklı etnik kökenlerin haklar açısından eşit olduklarını göstermeye yeter mi? Ya da yüzyıllardır bir arada yaşamayı başarmış halkların kardeşliğinin hasar görmediğine ve uluslar ve ulusal kalklar arasında ayrımcılık yapılmadığına, Ermenilerin soykırımdan geçirilmediğine, Rumların zoraki değiş tokuşa ve 6.7 Eylül katliamına uğrayarak ülkeyi terketmelerine vesile oldukarı ve 28 Kürt isyanın kan ve zulümle bastırıldığını kim unutur ki?


Küçük bir araştırma bile Kürtleirn naısl korku ve baskı altında kendi ana dillerini bile konuşmaktan korktuklarını ve zoraki Türkçe konuşmaya zorlandıklarını ortya koyar. Bu açıktan Türk ulusu dışındaki ulus ve ulasal azınlıklar üzerinde faşist diktatörlün tek ulus,tek bayrak,tek vatan,tek dil,tek din vb .yasak, baskı ve düşmanlığının sobucu olmuştur.Bu gerçekliği kim inkar ederki.Başabakan kendisi bu gerçekleir bildiği halde demegoji yaparak Kürt sorunu ve çzöüm bekleyen gerçekliğini inkar etmeye devam ediyor.
Elbette sorun yalnızca ailelerin sindirlmesiyle bağlı değil Kürt sorunu. Her gün yeniden yeniden çıkıyor karşımıza en çarpıcı haliyle, Kürt gerçekliği.Bu ülkede Türk ulusunun yanında Kürt ulusuda yaşıyor ve bu osyal-politik bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. İşte Tek ulus yaklaşın mı ve Kürt gerçekliğinin inkarını yakın dönemde birkez daha yaşadık. Aralık 2006 da, DTP’li seçilmiş Kürt temsilcileri barış ve kültürel hakları için Ankara’ya yürüdüler. Fakat Ankara’da Meclis başkanıyla, kendilerine randevu vermediği için, görüşemediler. Arınç Kürt temsilcileriyle görüşmeyi paşalarla görüşmeye tercih etmişti. Bu yaklaşım bile aslında takiyeci şeriatçıların “önce din kardeşiyiz” palavrasının ne kadar sahte ve iki yüzlü olduğunu gösteriyorudu. Dahası, Kürtleri kendi kimliklerinden soyundurularak Türkleşmeden kabul görmüyorlardı. Böylece, “Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu’nda 50’yi aşkın Kürt kökenli vatandaşımız bizim milletvekilimizdir" diyen Başbakan. Kürtlerin asıl temsilcisi DTP’lilerin yüzlerine Meclis kapılarının kapantarak aslında 50 Kürt milletveklinin Kürt kimlikleriyle meclise girmediklerini, Türkleştirilerek orada bulundukların gerçeğini üzerini örtmeye çalışıyordu.

İşin dahada ilginç olanı bölgedeki Kürt oylarının oyların üçte birini alan DPT temsilcileri parlamento dışında. Parlamento dışında kalmaları için seçim barajını indirmeye yanaşmayan Meclis’in başbakanı, Kürtlerin siyasal temsil hakkının gasp edildiğini elbette biliyordur. Biliyor bilmesine de, yine de, "Kürtlerin hak diye bir sorunu yok" diyebilecek kadar pervasızlaşmaktan geri kalmıyor.
Üniversite öğrencileri bile, kampuslarında düzenledikleri şenliklerde Kürtçe müzik dinleyip halay çektikleri için soruşturmaya uğrayıp, okuldan uzaklaştırılıyorlar. Böyle bir ülkede kültürel haklardan,dilelrin özgürlüğünden bahsetmek mümkün müdür?
Başbakan çocukları amerikalarda eğitim görüyor.peki bütün emekçi çocukalrı Amerikada eğitim görebiliyorlarmı? Hayır. O halde başbakanın eşiyle bir sorunu olmaması TC devletinin boyunduruğu altında yaşayana,inkar ve imha politikalarıyla kırımdan ve zulümden geçirlen Kürtleirn sorunlarının olmadığı anlamı çıkmaz. ? Örneğin niçin eşinizin memleketinde çocuklar,çöplükte ekmek topluyorlar, bombaalrdan ayakalrı bacakalır kopuyor,işkenceden katlediliyorlar. Niçin 12 yaşında bir çocuk "terörist" diye kurşunlanarak katlediliyor, onlraca çocuk zindanlara atılıyor.Bu sorular o kadar çokki. Sayın başbakanın yanıtlaması mümkün değil.


TC devletinin kuruluşundan bu yana 83.yıldır Kürt sorununda, yok ,inakar ve imha politikası sürüyor. M.Kemalin önderliğinde TC devleti etnik anlamda Türk, dinsel anlamda Sünni/Hanefi mezhebine dayanan "ulus devlet" yaratma projesini uygulamaya sokmuş ve önce gayri müslimleri ve ardındada Kürtleri inkar ederek imha ile Türkleştirmeyi dayatmıştır. Ama 83.yıllık Türkleştirme dayanan projenin yarattığı sorunlar artık iflaz etmiş durumda. Mızrak çuvala sığmıyor. Eskide olduğu gibi artık kürtler kimliklerini gizlemiyorlar. Ulusal kimlik ve kültürel hak taleplerini yüksek sesle dillendiriyorlar ve 24 yıldır bunun için mücadele ediyorlar, bunun için acı çekiyorlar ve direniyorlar. Kürt sorunu yok sayılarak, yada “zaten herkes eşittir “ demogojisiyle gerçekler gizlenerek bir sonuca varılmaıs ve halkların kardeşleşmesinin önünü açmak mümkün değildir.
Onun içindir ki, Kürt ulusunu tam hak eşitliği temelinde halkçı demokratik çözümün hayata geçirilmesi ve bunun için TC devletinin inkarcı ve imhacı politikalarına karşı durarak, kürt sorunun aynı zamanda Türk sorunu olduğu, demokratikleşme ve özgürlükleri kazanma sorunu olduğu bilinciyle harekete geçerek , halkları bir birlerine düşman kılan faşist şovenist politikaların boşa çıkarılması gerekiyor.

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Kürdistan

 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.08 Saniye