DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
AFGANİSTAN İŞGALİ VE ABD’NİN ÇIKMAZI
Dış Politika
Afganistana “demokrasi ve özgürlük” getirecekleri iddiasıyla Taliban rejimini işgalle yıkan ve yerine kukla bir rejim kuran ABD emperyalizmi ve müttefikleri yıllardan bu yana istedikleri sonuçları elde edemedikleri gibi , onbirlerce en lerii donanımlı askeri işgalci kuvvetle direnişçilerin karşısında çaresiz olmaktan kutulamıyorlar. Afganistan, son bir kaç aydır yaşanan çatışmalar, patlayan bombalar, binlerle ifade edilen ölü sayısı ile işgalin başladığı günden sonraki en yoğun çatışmalı sürecini yaşıyor. Son üç ayda Afganistan’da binlerce kişi öldü. ABD ordusu, Haziran ayı ortasına kadar olan son üç aylık dönemde, Irak‘ta 160 hava saldırısı yaparken, Afganistan’da 340 hava saldırısı gerçekleştirdi. Ülkedeki NATO askeri gücü arttırılıyor. NATO, kurulduğu 1949 yılından bu yana en büyük kara harekatını yapıyor ama istenen ilerleme sağlanamıyor.NATO, Afganistanda işgali devam ettirmek ve işbirlikçi hükümeti ayakta tutmak için asker ve askeri malzme istiyor kimse yeni destek sağlama yanlısı değil.Bu veriler Amerikan emperyalizmi ve müttefiki işgalci güçleirn Afganistanda çıkmaz içinde olduğunu ve Orta Asyay egenelik kurarak enerji koridorlarını ve rakip emperyalistleirn önün kesme planlarının pekd etutmadığını gösteriyor.



Afganistan, OrtaAsyanın jeostratejik önemde bir ülkesi konumundadır. Bu nedenle O, tarih boyunca pek çok işgal ve katliama maruz bırakıldı. Avrasya bölgesine hakim olmak isteyen güçler O’nu, jeopolitik güzergah olarak kullanmak istedi. Afganistan XIX. yy’ın sonu ile XX. yy’ın başlarında, Britanya ile Rusya arasındaki güç mücadelesinin kesişme noktası oldu. Soğuk savaş yıllarının en büyük enerji gücü revizyonist SSCB‘nin, petrol ve doğalgazını dünya pazarlarına ulaştırmak amacıyla inmek istediği Hint Okyanusu’nun güzergahında bulunduğu için işgale uğradı. Afganistan, ABD emperyalizminin yayılmacı politikaları doğrultusunda, 5 yıl önce bir kez daha işgal edildi. Şimdi yeni emperyalist hesapların yapıldığı yeni bir dönemecin öngününde!…

Neden Afganistan? SSCB revizyonizmi havlu atıp dağılınca, Orta Asya ve Kafkaslar‘da oluşan bağımlı devletler ve hakimiyetleri altında tuttukları petrol-doğalgaz üzerinde üstünlük kurma mücadelesi, Avrasya’daki emperyalist hegemonya dalaşını daha da kızıştırdı. Bu boş alanda ABD, 11 Eylül sonrası “büyük satranç tahtası”nda oynanan oyunun Avrasya ile Güney Asya ülkeleri arasında transit bir geçit oluşturan Afganistan’ı işgal etti.

ABD emperyalizmi Irak‘ı işgal edip, eş zamanlı olarak Avrasya’daki nihai amaçlarından biri olan Rusya’yı çevrelemek ve hareket alanını daraltmak için Ukrayna ve Gürcistan‘da darbeler örgütlediği biliniyor. Rusya’nın, özelde enerji üzerine odakladığı bölgesel hakimiyet politikalarını birer birer devreye sokarak, bölgedeki gücünü yeniden tesis etmeye başladığı da. Rusya’nın son iki yılda tek başına yaptığı çıkışın yanı sıra, Şanghay İşbirliği Örgütü içerisinde Çin ile birlikte oluşturduğu eksen, ABD‘nin Avrasya’daki kollarını nisbeten törpülerken, moral etki gücünü de Rusya-Çin ittifakı lehine çevirdi. Bölge halklarının yoksulluk ve eziyet birikimlerinin artması üzerinden oynanan oyunun, emperyalist cenah açısından asıl önemli noktası budur. ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld‘in deyimiyle “ABD gücünden korkan ve derin saygı duyan ülkelerin” bu korku ve saygıyı yitirmeleri, ABD emperyalizmi açısından önemlidir.

ABD, Irak’taki direnişi dize getirememenin etkisiyle, Orta Asya işbirlikçi rejimleri üzerinde “korku ve saygı” üzerine oturttuğu, göreli zayıflayan konumunu güçlendirmek istiyor. ABD’nin, Büyük Ortadoğu Projesi adı altında bir saldırı ve talan taslağı zaten varken, Orta Asyayıda denetim altına almak yoğun bir çaba gösteriyor Bölge halklarına, rakip emperyalist güçlere ve bölge işbirlikçi devletlerine ‘’Orta Asya’ya yeni bir konsept ile tekrar ve daha güçlü bir şekilde yükleneceğim‘’ mesajını vermektir.

Kuşku yok ki Ortaasyaya egemen olmanın başlangıç noktasını, Rusya’nın bölgedeki enerji ve nakil hatları üzerindeki etkisini kırmak oluşturuyor. İstikrarlı bir artış kaydeden petrol fiyatları, Rus emperyalizmi için dolaysız bir sermaye birikimi oluşturdu. Ayrıca, bölgedeki tüm enerji koridorları üzerindeki hakimiyeti ile birlikte işbirlikçi rejimler üzerindeki etkisini de arttırmaya çalışıyor. Uzun bir sürece yayılan hazırlık aşamasından sonra, bu yılın başında Ukrayna ile tırmandırdığı enerji krizi üzerinden, rakip emperyalist güçler ve bölge işbirlikçi devletlerine, eski hegomanya alanları kolayca bırakmayacağını gösterdi. Bu, Irak, yeni bir konvensiyonel gövde gösterisi yapan Kuzey Kore, Venezüella ve Bolivya örnekleri ile de birleşerek ABD’ye duyulan “korkuyla karışık saygıyı” sorgulanır hale getiriyor.

ABD‘nin, bugüne kadar Rusya’nın enerji koridorları üzerindeki etkisini kırmak için oluşturmaya çalıştığı nakil hatlarından, Bakü-Tiflis-Ceyhan haricinde tamamı boş çıktı. ABD açısından en az BTC kadar -hatta yeni bir hat olması ve gerçekleşmesi durumunda, ibreyi ABD lehine çevirecek bir etmene dönüşecek olması nedeniyle ondan daha da- önemli olan bir diğer boru hattı ise, Türkmenistan-Afganistan-Pakistan (TAP) doğalgaz boru hattı projesidir. ABD, bu hattı daha da uzatarak Hindistan‘a bağlamayı ve oradan da Hint Okyanusu’na inerek Türkmen gazını dünya piyasalarına satmayı planlıyor. Kazakistan ve Azerbaycan petrol ve doğalgazının da TAP hattına bağlanması düşünülüyor. ABD böylece doğalgaz ve petrolünü Rus boru hatlarından satmak zorunda kalan bu üç ülkeyi, Rusya ekseninden çıkartmayı, Rusya’nın çevrelenmesinde bir aşama daha kaydetmeyi planlıyor.
“Ana amaçlarımızdan bir tanesi Afganistan’ın enerji ihtiyacını karşılamak ve Afganistan’a Orta ve Güney Asya arasında koridor misyonu yüklemektir”. Richard Boucher’ın ortaasyay egemen olma amaçlarına dair söylediği net sözlerinin üzerine söz söylemeye gerek yo.ABD emperyalizmi tam da bu misyonu oluşturmak ve emperyalist hegemonya dalaşında bir adım öne geçmek için, bugün, Afganistan’da “boru hattı temizliği” yapıyor. Neki Afganistan işler ABD emperyalizminin istediği biçimde gitmiyor ve güçlü bir direniş işgalcileirn planlarını darbeliyor..

Afganistan‘da işsizlik yüzde 45′lerde seyrediyor. Yoksulluk nedeniyle ortalama ömür 43 yıl. Her bin çocuktan 227’si yoksulluğa bağlı hastalıklardan dolayı 5 yaşını göremeden ölüyor. İşgal öncesinde 23 il de, 82 bin hektarlık alanda yapılan uyuşturucu üretiminin işgal sonrasında Afganistan’ın tamamına (32 il ve 131 bin hektarlık alana) yayılması, 27 milyon nüfuslu Afganistan’da 1 milyon uyuşturucu bağımlısı yaratmış durumda. Bağımlıların yüzde 10‘a yakını ise çocuklardan oluşuyor. ABD’nin beslediği işgal valisi Karzai’nin, hiç olmayan hakimiyetini tesis etmek için parlamentoya soktuğu Kuzey İttifakı gibi savaş ağaları ve uyuşturucu baronlarının tecavüzünden kurtulmak için, kadınların kız ve erkek çocuklarını da alıp nehire atlayarak intihar ettiği bir ülke. Devrimci muhalefet boşluğunun olduğu bu ülkede, emekçiler zifiri karanlıktan başka bir gelecek vaadi olmasa da, içinde bulundukları durumdan daha kötü olmayacağı inancıyla, yeniden Taliban gericiliğine doğru kayış içerisindeler. Bush‘un işgalden önce söylediği “Afgan halkının dostuyuz” palavraları, Karzai‘nin pespaye işgal valiliği açığa çıktı. Bunun yarattığı öfke de, Taliban‘a doğru kayışı hızlandıran etmenlerden bir diğeri. Afgan halkı, daha fazla yoksulluk-sefalet-katliam demek olan ve kendisine karşı mücadele bayrağını açanlara boyun eğmekten ya da ölmekten başka çıkar yol bırakmayan ABD emperyalizmine ve yardakçısı Karzai hükümetine karşı direniş saflarında birleşiyor. Ve bu direniş, kendisine yaşam alanı bırakılmayan, açlığa, esarete, onursuzluğa, uyuşturucuya mahkum edilmek istenen Afgan halkının tarihsel birikimi ile bugün giderek daha da büyüyen ulusal kurtuluş bilinciyle genişleyecek ve ABD emperyalizmin Ortaasyaya Afganistan üzerinden egemenlik kurma planıda boşa çıkarılacaktır.



 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Dış Politika

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.13 Saniye