DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
YOLDAŞLIĞI DOĞRU ANLAMAK
İnşamız
Devrimci mücadelenin diğer kavramları gibi yoldaşlık kavramını da doğru olarak anlaşılarak derinleştirilip ete kemiğe büründürülmesi ve içeriğinin boşaltılmasına karşı israrlı bir savaşım içinde olması gerekn önemli bir kavramdır .Yoldaş kavramı ,aynı amaçlar için hiç bir çıkar ve kaygı gütmeden kolektif bir ruh içinde örgütün ve devrimin  çıkarları için  bireyciliği ve benciliği yere çalarak biz olmayı yakalamaktır.Buradan olarak  yoldaşlık kavramı ülvi bir kavramdır ve  rastgele kullanılarak ayağa düşürülmemelidir.Özellikle devrimci hareketin geriye savrulduğu ve devrimci ilkelerin  sulandırıldığı koşullarda bir çok devrimci kavram gibi yoldaşlık kavramıda yozlaştırılıp anlaşılmaz bir hale sokuldu.Bir birilerine yoldaş diyenlerin  zor dönemlerde yoldaşlarının ellerini bıraktılarına ,örgüt yaşamını zedeleyecek  ve pratik çalışmaları zaafa uğratacak biçimde  olumsuzluklara ve ihanetlere tanıklık ettik.
 Onun içindir ki yoldaşlık kavaramı  öncelik aynı  amaçlar için bir araya gelmiş belli bir hedef için  aynı yolda omuz omuza yürümek anlamına geldiğine göre,öncelikle  ideolojik bir içerik taşıdığını  anlamalıyız.Aynı örgüt saflarında yer alanların kullanılması gereken bir kavram olarak yoldaşlık kavramı dayanışmayı,paylaşmayı,güveni ve  sıkıca bir birine bağlanarak sahip çıkıp kollamayı ve  karşılıksız ve çıkarsız sevgiyi içerir.Haliyle  yoldaş kavramı gerçektende yerinde ve hak edenlere kullanıldığında bir anlam taşır.Aksi halde herşeyde olduğu gibi yoldaşlık kavramıda yozlaştılarak anlaşılmaz hale düşürülmesi  kaçınılmaz olur

Geriye düşüş ve ideolojik savrulma  süreçlerinde yoldaşlık ilişkilerinin önemi yeterince görülememiş, genellikle kendiliğindenci yaklaşımlar egemen olmuştur.Yoldaşlık ilişkileri bu kendiliğindenci zeminde ya dostluk-arkadaşlık gibi geleneksel ilişkiler etkisinde bireyeslleşmiş, ya da mücadelenin dolaysız sonucu olacağı zannedilerek kendi haline terkedilmiştir. Bu liberal ve dar boyutlu yaklaşımlar, mücadelenin zorlu ve zengin boyutlarını kavramaktan ve ona çözüm olmaktan uzak kalmıştır.
Herhangi bir politik örgüt  ancak iç örgüt ilişkilerinin elverdiği oranda politik etkinlik üretilir ve geliştirebilir.. Daha fazlasını değil. Örneğin yoldaşlık ilişkileri, liberal ve kendiliğindenci tarzda oluşmuş bir yapının, daha çetrefilli ve  mücadele ileriye doğru aktığı koşulları göğüslemesi ve süreçte eğilip bükülmeden ilerlemesi yada bunu sürdürebilmesi beklenemez. Örgüt yapısının  doku sağlamlığı ne kadarsa, gösterebildiği politik  etkinlikte o kadar olacaktır. Denebilir ki bir örgüt  iradesinin kendi dokusunu oluşturabilme yeteneği hedeflerine ulaşma gücünün açık ölçüsüdür.
Örgüt pratik çalışmalarımız  yoldaşlık ilişkilerinde bir düzey  sıçramasına yol açmıyorsa, yani örgütlü kolektif bir  durum yakalanamıyorsa  buza yazılmış yazı gibidir. Bir alanda kazanılan başka bir alanda  kaybediliyor demektir. Bu yaklaşımla örgüt çalışmasında isteniilen atılım ve gelişmenin yakalnmasıda beklenemez..
Çokça yaşanmıştır; yoldaşlık ilişkisine sıradan politik olmakatan uzak ahbap çavuşluk, benmerkezcilik temelindeki yaklaşımlar, örgütsel pratik çalışmalarda  yolalabilmiş olmalarına rağmen, mücadele hattında kalıcı olmayı hiç başaramamışlardır. Devrimci çalışmadan  her  başarımız yoldaşlık ilişkilerinde bir sıçramaya ve yenileşmeye dönüşmeli, ilişkiler daha ayrıntıda daha bilinçli ve daha üst seviyede kurulmalıdır ki sistemli gelişmemiz  ve yenileşmemiz  mümkün olabilsin. İşte çekirdekleşme, dışta insanlık hareketi olma göreviyle karşı karşıya olunan bu zorlu  süreçte, eğer yoldaşlıkta sistemli bir gelişme kaydedilemezse, kendiliğinden ilişkiler temelinde yürütülecek politik  faaliyette kırılmalar ve savrulmalardan kurtulmak zorlaşacaktır. Onun içindir ki  örgüt bünyemizdeki  güçlenmeyi başarımızın yegane ölçüsü kabul ediyoruz. Kendini örgütlemeyi başaramayan ve  ilişkilerini yoldaşlaştıramayan bir  devrimci örgütün ,yığınları örgütleyip devrime seferber etmesi beklenemez.
Elbette omuzdaşlık,aynı yolun  yolcusu anlamında  yoldaşlık ilişkisini genel geçer tanımlarla değil, düşmanın halka yaptığı dayatmaları inkar oluşu temelinde ve eylemimizin niteliğine göre ele almalıyız.
Yoldaşlık, öncelikle burjuva kapitalist sistemde  yazlaşmı ve çürmüş  toplumsal ilişkilerin her bakımdan inkarı ve yeni insana ilişkinin  temelerinin bugünden atılmasıdır.Peki  faşist  diktatörlük  neyi dayatıyor? Bireycilik-bencillik  kendinden menkul ölçüleri olan, örgütsüzlük ilişkilerini mi? O halde yoldaşlık benmerkezci, kollektif ölçüleri olan örgütlülük ilişkileri yaratabilmektir. Veya zayıf ve şiddetten yoksun, insanı değersizleştiren ilişkileri mi dayatıyor? O halde yoldaşlık güçlülüktür insana değer katabilmektir. Ya da yüzeysel ve sahte ilişkileri mi? O halde yoldaşlık derinlikli ve sahici  çıkarsız ,dayanışmacı ve paylaşımcı ilişkiler yaratabilmektir.
Burjuva kapitalsit düzen ilişkilerinin inkarı, şu ya da bu tarihsellikten kazanılmış kişiye ait değerlere dayanarak değil, kollektifin mücadeleden kazandığı değerler üzerinden olur. Bunun için yoldaşlık doğallığı aşan bir kurallılık ilişkisidir. Kendi gerçeğini görme ve değiştirmenin en güçlü aracı olan eleştiri-özeleştiri ve kurallılık temelinde oluşan örgüt  bilinci, "ben"leri, "biz"leştirir, kişiyi politik  görüşün ve devrimci yaşam tarzının taşıyıcısı haline getirir. Yoldaşlık ilişkilerinde bu bizleşme geliştirilmeden ne çaresiz bir bireyciliğe mahkum olmuş ve ortak davranış yeteneği felç edilmiş toplumsal ilişkilere, devrimci darbe vurulabilir, ne de geleceğin yaşam tarzı, öncü soayalist ilişki olarak bugünde yaşatılabilir.
 Dahası yoldaşlık, örgüt atmosferi içinde devrimi yaşamanın ve  bütün ilişkilerinde çözülen burjuva kapitalist toplumsal  ilişkilere karşı sunulabilecek en ileri ve insana yakışan ilişkinin adıdır ,bu adı bayraklaştırma zamanı.
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

İnşamız

 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye