DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
DEVRİME ADANMIŞ BİR YAŞAM CAFER CANGÖZ
Onlardan Bize
   
``Yıldızlar ve sular tanıktır bize
Aç ve kavruk bir memeden
Direnmeyi yudum yudum emen
Bir çocuk gibi öğrendik
Ve direndik
Ordular kurduk türkü renklerinden
Bütün ağıtları bir hücumda yendik
Acıya kurşun işlemez artık
Biz yaşamayı zulümsüz sevdik
Yıldızların parlaklığını en çok yaşayan verimliliği ile uzun yıllardan bu yana yaşamın hiç bitmediği ve insanların başlangıç olarak başladığı topraklarda tarih sevince, acıya, köleliğe, egemenliğe, insanlık önderlerine gebe olmuştu bu topraklar. İlk yaşamı canlandıran, hayvanları evcilleştiren kanunlarla yaşamayı öğrenen, uygarlığın beşiği olan Mezopotamya topraklarından geliyordu ve O güneşin asi çocuğuydu. Binyılların yıpranmışlığına, sessizliğine inat geleceğin temellerini, yıkılan mekanda yeniden inşa etmeye, yönelen direnişin kenti Dersimde öğrenerek geliyordu Cafer Cangöz.



*      Maoist Komunist Parti(MKP)’nin kurucu ve aynı zamanda genel sekteri olan Cafer Cangöz 48 yıllık yaşamının 30 yılını devrime adanmış yaşamı ve müdalesiyle örnek devrimci önderlerden birisiydi. Türkiye devrimci hareketinin dağınıklığının aşılması ve devrimci hareketin yeniden ayakları üzerine doğrulma çabalarının daha fazla arttığı ve  zorlu sınavlardan geçerek  çekirdekten yetişmiş devrimci önderlere daha çok gereksinim duyulduğu bir zamanda 16-17 Haziran 2005 tarihinde Dersimin Mercan vadisinde faşist diktatörlükçe 16 yoldaşıyla birlikte katledildi.
*      Yazın sıcaklığına hazırlanıyor tabiat ana. Henüz yeşilimsi perdesini çekmiş değil gözbebeği olan ağaçların yaprakları, açılmaya devam ediyor Dersimde. Verimli ana heybetini hissettiriyor. Bir de bahar yağmurlarının sonsuz güzelliği, toprağa bereket vermesi buna eklenince, bu yıl baharını tabiat ana daha çekici kılıyor.

İşte bahar; tabiat ananın güzelliği, bağışlayıcılığı ve kucaklayışı. Tüm sevgisini, kutsallığını tanrıça gibi serpmiş, yemyeşil renklerini parlayan güneşin altındaki masmavi gökyüzü gibi sarmalamıştı. İşte hayat, işte akan damarlar ve durmayan duyguların akışı...
*      Devrim bir şarkıdır; dillerden hiç eksilmeden dökülüp giden. Bir çağlayan gibi gümbürdeyip sel olan ve insana yeni bir yaşam, yeni bir anlayış kazandıran. Devrim, tepeden tırnağa haykıran, coşan ve her zorluğa tebessümle tahammül ettiren. En ağır acıları bir taze su gibi içiren, en olamayacak görüneni olur yapan, insanı kendisini yaratacak kadar kat be kat güçlendiren bir gerçeklik.

Bir sohbettir, derin başlayan, sürüp giden, durmak bilmeyen. Bir taraftan acının verdiği üzüntü, diğer taraftan devrimcilerin Cafer  Cangöz gibi irade yüklü morali. Kim durdurabilir ki bu gümbürdeyen çağlayanı? Kim tutabilir ki haykırmış, coşmuş delicesine akan bir seli? Kim yaşanan acımasız gerçekliğin karşısında vurdumduymaz kalabilir ki?

İşte devrim!
İşte elde silah dilde devrim türküsüyle MKP önderlerinde Cafer Cangözün  yalın öyküsü, çıplak gerçekliği!

Gerçekler çıplak olmayı sever, kim bunun önünü alabilir ki? Devrim yeniyi yaratmak ise, devrimcilik olamayacak olanı gerçekleştirmek, zor olanı başarmak değil midir?
*      Erkence görevi yoldaşlarına teslim edip gidenlerdendi Cafer , gidip de hep yanımızda olanlar. Kavga yüklü ülkemizin ateş yürekli asi çocuğuydu.O kavgamızn yürek atışı, halkımızın özgürlük çağrışıydı.Bu nedenledir ki Caferi  anlatmak ve tanımak gerekiyor. Onun yaşamını, sevgilerini, düşüncelerini, duygularını, ve ilkeli direnliklerle yüklü yasamını tanımalıyız.... Belki O’nu her bakımdan anlatmak zorudur.Çünkü O her şeyiyle yaşamını devrime adamıştı. Onunun içindir ki  Caferi anlatmakta yürek ister, büyük düşünce ister, ruh ister, güç ister. Ama Onu anlatmadan da durmak mümkün değil. Herkes tanımalı O devrimin zaferi için yaşamını  ikircimsizce ortaya koyan  Caferi,direnişin ve zorlukları yenişini   duymalı.
*       Bu günde ve gelecekte herkes ama herkes tanımalı devrimci önder devrim yapmak için yola çıktığını ve ön açıcı olduğunu .Çünkü işçi sınıfı ve emekçilerin kurtuluşu  için  öne atılan oydu. Nitekim,özgürlük ruhunu hiç silinmemecesine yüreğimize kazıyanla Cafer gibi yüreği büyük devrimci önderlerdir.Sevmemizi sağlayan, yaşamın gerçek anlamıyla bizi buluşturan, mücadelemizin damlalarını artıran ve en derinlikli süreci anlayıp öne atılan yaşamı, daha bir anlamlandıran tasviyeciliğe karşı cepheden mücadele bayrağı açan Cafer gibi illede devrim diyen devrimci önderlerdi.
*      İşte  devrimci kavgada ısrar eden ömrünün 30 yılını profesyonel bir devrim savasçısı olarak mücadeleye adayan  Cafer Cangöz, MKP’nin yeni döneme adım atması ve geride kalan sürecin değerlendirilmesinde başat rolünü oynayan  devrimci önderlerdendi. Cafer Camgöz yoldaşlarının anlatımlarına göre yoksul bir Kürt bir ailesinin çocuğu olarak 01. 01. 1957 yılında Dersim’in Mazgirt ilçesine bağlı Akpazar Nahiyesi, Kızılcık Köyü’nde dünyaya gelir. Doğduğu köyde ilköğrenimini, Akpazar’da, ortaokulu ve lise öğrenimini Mazgirt’te tamamlar.Büyüklerinde Dersim direnişinin hikayeleriyle ve yoksulluğu tanıyarak büyüyeyen Cefer daha lise yıllarıında devrimci  mücadeleye ilgi duyar ve  liseyi bitirdikten sonra TKP-ML’nin saflarında profesyonel devrimci faaliyet yürütmeye başlar. Artık Cafer sorunları bilen,anlayan ve  halkı orgütleyip mücadeleye seferber etmek için  mücadele eden bir devrim militanı olarak kavganın ortasında kendisini bulur.
TKP-ML’nin bölgesel faaliyet yürüttüğü  yıllarda  örgüt  üyeleri içerisinde yer alan (1976-1978) CANGÖZ’, devrimci  faaliyetlerinden dolayı ilk defa 1979 yılında gözaltına alınır, sorguda devrimci militan tutum takınan Cangöz  polisce gözaltında tutulduğu  15 gün içerisinde ifade vermeyerek serbest bırakılır.Caferin buradan sonrası yaşamı devrimci direnişlerle  doludur. Her ne kadar ideolojik-politik hattı küçük burjuva devrimciliğini aşmamış olsada,bu durum Onun   devrimci bir çizgide durması , istikrarlı bir çizgide başladığı devrim yürüyüsünü eğilip bükülmeden sonuna kadar yürümesini asla engellemedi. Caferle devrimci yürüyüşe çıkan bir çok abbas yolcu devrim  gemisini erkence terkederken Cafer verdiği devrim sözüne bağlı kalarak  doğru bildiği yolda  inatla yürüdü ve yoldaşlarına bu kavganın ileri taşınmasında yol gösterdi.
Cafer Cangöz  işkencede en önemli sınavını  12 Eylül faşist darbesinin ardından Diyarbakır işkence tezgahları ve zindanlarında düşmana karşı devrimci duruşuyla ortaya koydu.TKP-ML’nin  işkencede azasyıda direnen  yönetici kadroları içinde  yeraldı ve bu direniş bayrağını hep yukarılarda taşımasını başardı.Faşizmin işkenhanelerinde , zindanlarında teslim alma ve ihanet dayatmalarına karşı direnişin başında  yürüdü Cangöz.Dıyarbakırda az sayıda teslim olmadan direnenlerin içinde yine O vardı
Yine yoldaşlarının açıklamlarında Caferin  mücadeledeki yerine okuyor;Cafer Cangöz, 1980 öncesi Diyarbakır, Van, Dersim, Ankara il ve ilçelerinde TKP-ML adına örgütsel faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle Diyarbakır Askeri Mahkemesi’nde yargılanır.Cangöz mahkemeyi devrimin savunulduğu kürsüye dönüştürür.Bütün ağır dayatma ve zor koşullara rağmen  yoldaşlarıyla birlikte uzun bir savunma  hazırlayarak devrimi büyük bir cesaretle faşizme karşı savunur.
Poliste takındığı devrimci tavır ve yaptığı savunmadan dolayı mahkemece 20 yıl hapse mahkum edilir. Cangöz, TKP-ML’nin  yöneticisi olduğu gerekçesiyle 1981 yılında Ankara’da polis tarafından gözaltına alınır ve  Ankara DAL ve Diyarbakır işkencehanelerinde toplam 90 gün boyunca en vahşi işkencelere maruz kalır. Daha sonra tutuklanıp hapishaneye gönderildiğinde Cangöz, Diyarbakır zindanında vahşet yüklü işkencelere ve teslimiyete  karşı devrimci direnişçiliğin   öncülerinden olur.
Vahşetin kol gezdiği Diyarbakır zindanında zebanilerin zulmünü yere çalmak için 1983 yılının Eylül ayında 27 gün ölüm orucuna yatan Cangöz Diyarbakır zindanında zulüm ve işkencelere karşı ikinci kez beş yoldaşıyla birlikte (1984) 50 günlük ölüm orucuna yatmaktan tereddüt etmez.1988 yılında süresiz açlık grevi, 1988 yılında Eskişehir Hapishanesi’nde 35 günlük açlık grevi, 1989 yılının Ocak ayında 22 günlük açlık grevi, 1989 yılının Temmuz ayında Aydın Hapishanesi’nde 45 günlük açlık grevi... 1984 yılının ortalarında kendisi hakkında açıklanan kararın duruşmasında mahkeme heyetinin son söz olarak ne diyorsun sorusu üzerine “Kahrolsun Faşizm, Yaşasın Mücadelemiz” sloganını haykırır.Böylece Cangöz zindanda direnişin ve  ihaneti yere çalarak devrimin onuru koruyup bayraklaştırmanın adı olur.
1991 yılında Adapazarı Hendek Hapishanesi’nden tahliye olan Cafer Cangöz hemen askere alınır. Devrimci görevler kendisni bekledği gerçekleiğinden hareket edene Cangöz 15 gün sonra ilk fırsatta askerlikten firar ederek ve devrimci görevlere sıkıca sarılır.Cafer CANGÖZ hapishaneden çıktıktan MKP’nin önceli  DABK’ın  MK üyesi ve sekreterliğini dönem yürütür bir dönem. 1992 TKP-ML ile TKP(M-L)’nin güçlerini birleşmesi sürecinin Geçici Birleşik Merkez Komitesi (GBMK) Siyasi Büro (SB) üyesi ve sekreter yardımcısı görevini istlenir. 1992 yılında TKP-Mlgüçleirnin birliğinin ifadesi olan  OPK’da MK üyesi ve SB üyeligine seçilir  ve Genel Sekreter yardımcısı görevini üstlenir.
*      15 Haziran 1995 tarihinde Istanbul Laleli’de polis tarafından kaçırılırak katledilmek istenen Cangöz, kaçırılma sırasında “Adım Cafer Cangöz, polis tarafından aranıyorum. Bu polisler beni infaz etmeye götürüyorlar” şeklinde bağırması, gerekse de oluşturulan kamuoyu baskısıyla devlet, Cangöz’ün ellerinde olduğunu kabul etmek zorunda kalır. Cangöz 28 Haziran 1995 tarihinde tutuklanarak Bayrampaşa Hapishanesi’ne konur.
Cafer CANGÖZ 1996 ve 2000 Ölüm Orucu direnişlerinde yer alan TKP(ML) militanlarının önderlerindendir. O; Eylül 2002 tarihinde toplanan TKP(ML) 1. Kongresi’nde; onun ideolojik-siyasi-örgütsel devamı olan Maoist Komünist Partisi sürecine tayin edici katkılarda bulunur. Genel Sekreterlikle görevlendirilen Cafer Cangöz  TKP(ML)nin hata ve yetmezliklerini çekinmeden ortaya koyan özeleştiri sürecinin açılması ve  Maoist çizgiye açıktan oturtulmasında başat rol oynar ve  her politik eğilimin kendi bayrağı altında toplanması çağrısının mimarlarından olur.
*      Cangöz bir çok konuda TKP-ML’nin gerçekliğine ışık tutan 1.Kongreyle MKP’yi yeniden ayağa kaldırmaya çalışır ve  sözle eylemin birlikteliğini önem verir.MKP’nin 2.Kongresini toparlamak için  toplantı halindeyken düşmanın yerlerini tespit edip  saldırıs sonucu 16 yoldaşıyla birlikte 16-17 Haziran 2005 tarihinde Dersimin  Mercan vadisinden   hünharca katledilen Cafer  Cangöz ,devrimci direngenliği, mücadeledeki ısrarlılığı , yıkılanı yeniden ayağa kaldırma ve enginleri fetetme ruhuyla devrimcilere yararlanmaları gereken önemli deneyimler bırakarak,ölümsüzler ordusuna katıldı.Cafer Cangöz nezdinde  MKP’nin Mercanda toprağa düşen 17’leri anıyor  ve  devrimci direngenlik ve  mücadeledeki  ısrarlıklarından öğrenerek  daha bir kararlılıkla savaşacağımıza  söz veriyoruz.
 

 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
İlgili Konular

Onlardan Bize

 
PHP-Nuke
Sayfa Üretimi: 0.05 Saniye