 |
|
Kitleleri mücadeleye seferber etmenin yolu

Kitleleri eğitmek için, sadece sadece siyasi gerçekleri teşhir yeterli olamaz. Bu eylemin kitlelerin geniş kesimlerinin proletaryanın saflarına kazanılıp, mücadelesinin örgütlenmesiyle birleştirilmesi, emekçi yığınların mücadele içinde eğitilmesi gerekir. Kitle çizgisi siyasal mücadelenin bir başka önemli unsurudur. Doğru bir kitle çizgisine sahip olmadan, günü kurtaran ve istikrarsız kesimler üzerine örgüt inşa etmeye kalkışan bir anlayışla, kitlelerin kendi öz deneyleriyle eğitilerek mücadeleye seferber edilmeleri yâda başarılı ve kalıcı mücadelelerin örgütlenmesini yakalamak oldukça güçtür. Kısacası proletaryanın siyasal mücadele anlayışı, kitleri örgütleyip, mücadele çekmenini adı olan kitle çizgisinde doğru bir kavrayışı içerir. Çünkü kitleler ancak içinde bulundukları durumdan hareketle eğitilirler.
Marksistler kitleleri olduğu gibi kabul edip, onların bulunduğu seviyeden hareketle eğitilebileceklerine inanır. Dolayısıyla siyasi gerçeklerin teşhiri kitlelerin seviyesine uygun tarzda yapılmadığında, kitlelerden kopulur, sonuçta emekçi yığınlar eğitilemez. Kitleler çeşitli mücadele biçimlerinin gerekliliğini kendi öz deneyleriyle görerek kavrayabilirler. Elbette bu kendiliğindenci bir tarzda olmayacaktır. Komünistlerin dışardan müdahalesiyle birleştiğinde hedefi yakalamış olacaktır. Lenin’in belirttiği gibi: “…Bütün sınıfın, sermayenin ezdiği emekçi yığınların, gerçekte böyle bir tutumu benimseye bilmeleri için yalnızca propaganda, yalnızca ajitasyon yetmez. Bunun için, yığınların kendi öz deneyleri gereklidir. Bütün büyük devrimlerin temel yasası böyledir, o yasa ki, şimdi yalnızca Rusya tarafından değil, Almanya tarafında da kuvvetle ve büyük açıklıkla doğrulanmak tadır.”(Sol Komünizm. s.10) Kitlelerin kendi öz siyasal deneyimlerinin gerekliliği, sabırlı ve sürekle bir çalışmayı gerektirir. Kitlelerin durumunu onların eyleminin seviyesinde hareketle ölçmeli, istekler gerçeğin yerine geçirilmemelidir. Siyasal savaşımın vazgeçilmez unsurlarında biriside görevler arasındaki bağı iyi kavramak, mücadeleyi çeşitli sorunların karşılıklı ilişkilerini göz önüne alarak yürütmektedir. Kitlelerin aynı hedefe doğru yönlendirilmesi böyle gerçekleşebilir. Perspektifsiz bir mücadele, güçleri toparlayamaz, düşmana kalıcı darbeyi indiremez. Bu konuda Lenin’ine kulak verelim; “Bütün politika sanatı, elimizde koparılıp alınması en güç olan halkayı, elinde tutana bütün zincire sahip olmayı en çok garanti eden halkayı gücümüz yettiği kadar sıkı tutmaktan başka bir şey değildir.” (Ne Yapmalı) Lenin’in de belirttiği gibi kavranması gereken halkayı, merkezi görevi sıkı tutup, diğer görevleri bu halkanın daha sıkı tutulmasını güçlendirmeye hizmet edecek tarzda yürütülmelidir. Aksi halde güçler dağılır ve çalışmalarda istenilen verim elde edilemez. Demek ki kitlelerin seviyesini doğru olarak yakalamak ne kitle kuyrukçusu sağ oportünist bir mevzide hareket etmek ve nede kitlelerden koparak “Sol bir mevzi”de maceracılık yolunda ilerlemeyi gerektiriyor. Her iki anlayıştı devrimci kitle çizgisinden uzak ve kitleleri savaşıma çekecek ve onları doğru hedeflere yöneltmede başarı sağlayacak durumda değil. Doğru kitle çizgisi kitlelerin içinde bulunduğu gerçekliği kavrayarak ve onların bir adım önünde yürüyerek, kitlelerin doğrularını kendi pratiklerinde görüp kavratacak, bir çizgiden ilerlemek demektir. Yine doğru bir siyasal savaşım anlayışına bağlı olarak doğru bir önderlik, siyasal gelişmeleri zamanında görmeyi, bunlara uygun politikalar oluşturmayı, bu politikaları hayata geçirebilmek için mümkün olan tüm güçleri en iyi bir şekilde seferber edebilmeyi, tüm güçlerden hakkıyla yararlanabilmeyi ve sıkı bir denetimi gerektirir. Bütün bu görevleri gerçekleştirebilmek, bu görevleri yerine getirebilecek bir örgütlenmeyi yaşatabilmekle mümkündür. Siyasi mücadele ve önderlik sorunlarında doğru bir kavrayışa ulaşılamadığı durumda sağ veya sol hatalar işlenmesi kaçınılmaz olur. Bunların aşılması konusunda ileri adımlar atılmadığı sürece gelişme olsa bile çok cılız kalacaktır. Doğru bir kavrayışa sahip olmayan bir hareketin uzun süre ayakta kalması da düşünülemez. Böyle bir örgüt yozlaşma ve çürümede kurtulamaz. Çünkü kitlelerle birleşemez. Bunun için kitlelerin seferber edilmesi ve onların kendi öz deneyleriyle komünist politikanın doğruluğuna inandırılmalarının önemini kavramayan “Sol”cular, kitlelerin bilincini gerektiğini anlayamazlar. Bunun yerine kendi sübjektif isteklerini geçirirler, adeta kitleleri sürü görürler. Böyle bir anlayışla kitleleri devrime seferber edecek, sınıf mücadelesinin karmaşık koşullarını başarıyla tahlil edip yolunu çizebilecek bir mücadele gerçekleştirilemez, buna uygun bir örgüt yapısı da ortaya çıkmaz. “Çünkü her hangi bir örgütün karakterini doğal ve kaçınılmaz olarak tayin eden şey, o örgütün eyleminin muhtevasıdır.”(Lenin). Her siyasi mücadele anlayışı, kendine uygun bir örgütsel yapıyı şekillendirir. Bunlar arasında uzun süreli uyumsuzluk, olamaz, kitlelerin aktif mücadelesi yerine öncü unsurların mücadelesine geçerken bir anlayışla, kitlelerle bileşilemez, olsa olsa kitlelerin canlı mücadelelerinin dışında bir örgütlenme gerçekleştirilir. ML çalışma tarzının böyle bir örgütlenmeyle pratiğe geçirilemeyeceği kuşkusuzdur. Doğru siyasal mücadele ve önderlik anlayışının ihlal edilmesi öncünün rolünü olduğundan abartarak sübjektif iradeci 'sol'culuk ve bezende kitlelerin kendiliğinden gelme mücadelelerinin abartılarak önderliğin ve bilincin rolünün küçümsenmesine yol açar. Kaba materyalizmde kaynaklanan bilincin rolünün küçümsenmesi, kitlelerin gerisinde kalmaya, dolayısıyla kitleleri eğitip mücadelelerine bilinçli yön verme ve devrim doğrultusunda ilerletmeye engel olur. Bilinçli önderliğin; partinin rolünün küçümsenmesi, partiyi cansız pasif bir yapıya büründürür. Partinin rolünü kitlelerin kuyruğunda uslu usul gitmeye indirger. Son tahlilde partinin rolünü inkâr eder. Her iki hatalı eğilimde doğru siyasal mücadele ve önderlik anlayışının kavranmaması ile sıkı ilişki içindedir. Ve yine bunların ortak yanı, değişik biçimler altında olmalarına rağmen kitlelerin mücadelesinin gerisinde kalmak, kendiliğindenciliğe boyun eğmektir. Örgütsel alanda ise kitlelerin eğitilmesine, örgütlendirilmesine uygun demir disiplinli, yaratıcı bir örgütlenmeyi başaramazlar. Kitlelerden, onların mücadelesinde kopuk örgütlenmelerin devrimi başarıya ulaştırması, bir yana, kitlelerin kazanımlarını koruması bile imkânsızdır. Demek ki doğru devrimci siyasi mücadele ve önderlik anlayışı lafta kabul edilse bile gerçekte buna uygun davranılmıyorsa, özünde anlayış kazanılmamış demektir. Her olay karşısında, bu olayı değerlendirip fikir oluşturan, bunun kendisine yüklediği görevleri tespitle bu görevleri hayata geçirmek için gerekli örgütlemeyi yaratıp, örgütü harekete geçirebilen bir siyasi mücadele ve önderlik anlayışı kitleleri devrim siperlerine çekmede başarıyı yakalayabilir.
|
|
| |
Ortalama Puan: 5 Toplam Oy: 1

|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|