 |
|
Kamu emekçi sendikalarına devletten sendika aidatı tuzağı

Kamu emekçilerine ayrımcılık yapana ek ödeme yapılmasına ilişkin tasarı 22 Mart günü TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Tasarıda memurlar arasında ücret eşitsizliğini daha da derinleştiren düzenlemeler yapılırken bir de araya medyada pek öne çıkmayan bir madde sıkıştırıldı. Buna göre, 4688 sayılı Yasa’ya göre kurulu bulunan kamu görevlileri sendikalarına üye olanların sendika üyelik aidatları için 5 YTL sendika ödeneği verilecek. Daha açık bir ifade ile kamu çalışanlarının sendika aidatlarını bundan böyle devlet yani, işveren ödeyecek. Bunun Türkçesini okumak gerekirse devlet kamu çalışanı sendikaları denetim altına almak için üyelik aidatını bir silah olarak kullanacak ve sendikalar ile üyeleri arasındaki önemli bir sorumluluk bağı olan elde aidat ödeme olayı ortadan kaldırılarak sendikalar ile üyeleri arasındaki bağların koparılması sağlanacak.
Sendika düşmanlığında sınır tanımayan ve işçilerin sendikalarda örgütlenmesinin önünü kesen büyük sermayenin emir eri AKP hükümetinin, her fırsatta üyelerini sürgünlere gönderdiği, hak aramak için sokağa çıktıklarında gazıyla, copuyla üzerine çullandığı kamu çalışan sendikalarının üye aidatlarını neden devlet kasasından ödüyor ki? Olayın arka yüzüne bakıldığında durum anlaşılıyor. 2005 yılı toplu görüşmeleri yapılırken Kamu Sen, hükümetle kapalı kapılar ardında yaptığı bir görüşmede böyle bir talepte bulunuyor ve bu talebe, müzakere metninde de yer veriliyor. Görüşme masasında Kamu Sen’le birlikte Memur Sen bu talebi desteklerken KESK, bu isteme karşı çıkıyor. AKP hükümeti kamu emekçilerinin grevli, toplu sözleşmeli sendika istemine ret yanıtını veren ve oyalama taktiği izleyen AKP hükümeti diğer birçok talebi görmezden gelirken bu talebi yerinde görüp ve yukarıda sözünü ettiğimiz tasarıya devletin sendika aidatını ödemesinin maddeye konmasıdır. Devletin kamu sendikalarının üye aidatlarını kendisinin ödemesi ilk bakışta göze gayet hoş gelen bir gelişme gibi görülebilir. Ücretleri zaten çok düşük olan kamu emekçileri böylece bir de sendika aidatı ödemekten kurtulmuş oluyor. Öte yandan, sırf bu aidatı ödememek için sendikalara üye olmayanların da bundan böyle sendikalara üye kaydedilmeleri kolaylaşıyor. Bu sayede sendikaların üye sayıları ve gelirlerinin artacağına da kuşku yok. İlk bakışta görüntü gerçekten güzel, ama bir de işin görünmeyen ama gerçek yüzü var ki, oda sendikal hareket için tam bir bataklık ve devlete bağımlı bir konuma çekilmesidir. Zira sendika aidatlarının işveren tarafından ödenmesi, sendikal hareketi etkisizleştirmek, sisteme eklemlemek için sermayenin uyguladığı bir dizi tuzağın en son halkası olarak görmek gerekiyor. Bundan önceki aşamalar, Closed Shop -kapalı işyeri uygulaması (bir işletmedeki tüm emekçilerin otomatik olarak o işyerindeki sendikaya üye olması) ve Check Off- kaynaktan kesme (sendika aidatlarının işveren tarafından maaş bordrolarından kesilip sendika hesabına yatırılması) uygulamalarıdır. II. [emperyalist paylaşım] dünya savaşı sonrasında yaygınlaşan ve Türkiye’de de gerçekleşen bu uygulamalar sayesinde, bir taraftan sendikaların işverenlere bağımlılığı artmış, diğer taraftan ise sendikalar ile üyeler arasındaki sınıfsal bağları darbelenerek ortadan kaldırılmıştır. Böylece, sendikaların kasaları dolarken, mücadele istekleri ve kabiliyetleri azalmış, sendika ağalı kutsanmış ve devlete dayanan sendika ağaları egemenliklerini pekiştirmişler. 1970’ler sonrasında yeni liberal politikalar karşısında sendikaların etkisiz kalmasının bir nedeni de bu tuzağa düşmeleridir. Kaynaktan kesme (Check Off) 4688 sayılı Yasa’nın çıktığı 2001 yılından bu yana Türkiye’de uygulanmaktadır. Ve o tarihten bu yana kamu emekçi hareketindeki zayıflamada önemli etkisi olmuştur. Sendika aidatlarının işveren tarafından ödenmesi ile bu hareketin bütünüyle ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. 2005 yılında hükümetle müzakere masasında bu tuzağa hayır diyen KESK, bu uygulamanın yasalaşması sürecinde birkaç küçük girişim dışında ciddi bir karşı çıkışta bulunmamıştır. Bu bakımdan da durumu kabullenmiş izlenimi vermektedir. Oysa sendikaların gelirlerinin işveren tarafından karşılanması, doğrudan KESK’i işlevsizleştirerek ortadan kaldırma girişimidir ve karşı çıkılmadığı takdirde maalesef bu girişim başarıya ulaşacak, kamu emekçileri içinde burjuva sendikacılığın en tortu kesimleri olan faşist / şeriatçı / gerici güçler etkin olacaktır. Devletin ve AKP hükümetinin aidatı kaynağında kesme planı da tamamen KESK’i ehlileştirme ve sisteme bağlama amaçlı olduğu bilinmelidir. Başta KESK üyeleri ve yöneticileri gelmek üzere kamu emekçilerini AKP hükümetinin kamu emekçilerini sisteme karşı mücadele eden sendikalardan uzaklaştırmak amaçlı gündemleştirdiği, geliri işverenden alınan rüşvetle sağlanan ve sisteme karşı sesini çıkarmayan bir devlet sendikacılığının yaratılması çabasının bugüne kadar zorlu mücadelelerle yaratılan kamu sendikalarının dibine kibrit suyu dökmek olduğunu görmelidirler. Tamda burada KESK’e büyük görev düşüyor; AKP hükümetinin kamu sendikalarının altını oyma amaçlı gündemleştirdiği ve Kamu-Sen ve Memur-Sen gibi devlet ve hükümet yanlısı sendikalarında destekleyerek çanak tuttukları sendika aidatın kaynaktan kesme tuzağına düşmeden aidatların elden ödenmesinde ısrar etmeli ve kamu emekçilerine bu alanda önderlik yapmaya soyunmaktır.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|