DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
Hedefte kıdem tazminatının gaspı var!
İşçi Memur
Yıllardan bu yana işçi sınıfının kazanımı olan kıdem tazminatı patronların hedef tahtasında durulduğu her fırsatta kıdem tazminatının patronlara işçileri kolay yoldan işten atmalarının önünde önemli bir engel olduğunu gündemde tutan patronlar, sendika ağaları ve hükümetlerinde işçi düşmanı tutumlarının arkasına sığınarak, kıdem tazminatını ortadan kaldırmayı hedeflediler. Nitekim göstermelik işsizlik sigortasının çıkarılması sürecinde patronlar “Artık kıdem tazminatına gerek kalmadığını” öne sürerek, patronların korkulu rüyası olan bu hakkın ortadan kaldırılmasını istemişlerdi. Olayın sıcaklığı ve patronların işçi kıyımı terörü de pervasızlığı medeniyle AKP hükümeti işçileri ve emekçileri karşısına almamak için kıdem tazminatının kaldırılmasını unutturup sürece yaymış ve ortamın hazırlanmasını amaçlamıştı. Nitekim mart ayı başında, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun ağzındaki baklayı çıkartarak: “İşsizlik Sigortası Kanunu da çıktıktan sonra hâlâ kıdem tazminatının varlığını sürdürmesi doğru değildir.” Diyerek AKP hükümetinin nerede durduğunu ve hangi sınıfın çıkarlarını savunan bir hükümet olduğunu bir kez daha ortaya koymuş oldu.

Demek ki eğitim, sağlık, sosyal güvenlik haklarından sonra sırada emekçilerin kıdem tazminatları ve emeklilik ikramiyelerinin kaldırılması yer alıyor. Yerli ve yabancı tekellerin bir dediğini iki yapmayan AKP hükümeti peş peşe işçi ve emekçi düşmanı yasaları çıkartarak patronların emir eri olduklarını ortaya koyuyor.
Peki, “Kıdem tazminatına artık gerek yok diyen “Ali Coşkun kimdir?
Ali Coşkun hükümetin bir bakanı olmasından öte Ali Babacan’ın “Organik ilişki içindeyiz” dediği patronlardan biridir. Bu patron bakan, gece gündüz köle gibi çalıştırdığı işçileri işten attığında onlara kıdem tazminatı ödemek zorunda kalmaktan rahatsız onun içinde bu durumda bir an kurtularak zenginliğine zenginlik katmak istiyor. Çalışıp üreten işçilerin emeğiyle sermayesini çoğaltan patron bakan ve diğerlerinin aklı fikri işçiye kıdem tazminatı ödememenin çaresini bulmakta ve işçileri istedikleri an kapı dışarı atmak için onları haklardan yoksun bırakmak istiyor. Patronlar işçilerin yaratmış olduğu her değere el koymaya o kadar alışmışlar ki, işçinin emekçinin sofrasında bir lokma ekmek, bir parça peynir veya zeytin görseler bu “Ekonomik değeri” niye alamadım diye hastalanıp yataklara döşüyorlar ki, bir ikramiyeyi gasp etmek için yeni yasalar çıkarılmasını gündeme getiriyorlar.
“Yeni İş Kanunu” hazırlanırken İşveren Sendikaları, İşçi Sendikaları ve Çalışma Bakanlığı arasında bir protokol imzalanıp, 9 akademisyenden oluşan bir adı “Bilim Kurulu” ama asıl işlevi patronların lehine yasaların düzenlemesi kuruldu. İş Yasası bu kurul tarafından hazırlandı. Bu yasa sayesinde işçiler şimdilerde sosyal haklardan mahrum ve düşük ücretle köleler gibi çalıştırılıyor ve istenildiği zaman da kapının önüne konuluyorlar.
İşte bu İş Yasası ile birlikte aynı “Bilim Kurulu”(!) tarafından bir de “Kıdem Tazminatı Fonu” taslağı hazırlanmıştı. Kıdem tazminatı mümkünse tamamen kaldırılacaktı.
Ancak işçilerin tepkisinden çekine AKP hükümeti tamamen kaldırılamazsa fon taslağı ile kıdem tazminatı yıllık 30 günlük ücret yerine 15 günlük ücret tutarına indirilecek ve böylece hak gaspları alıştıra alıştıra uygulamaya sokulacak. Şimdi AKP hükümeti patron bakanlarından Ali Coşkun’un ağzından kıdem tazminatını tartışmaya açarak işçinin tazminatını da yok etmenin hazırlıklarını yapıyor. Kıdem tazminatı fonu taslağında amaç şöyle ifade ediliyor: “Bu kanunun amacı kapsamına giren işçilere ve hak sahiplerine belirtilen esaslara göre kurulacak Kıdem Tazminatı Fonu’ndan hak edecekleri kıdem tazminatının ödenmesi ve bu tazminatın güvence altına alınmasıdır.” Bu maddeye bakılınca işçinin kıdem tazminatının tahsili güvence altındaymış gibi görünüyor.
Oysa ilerleyen maddeleri incelediğinde durum hiçte öyle olmadığı ve alicengiz oyunu oynandığı görülecektir. Çünkü taslağa göre “işçilere veya hak sahiplerine fona prim ödenmiş olan her tam yıl için prim hesabına esas olan ücretinin otuz günü tutarında kıdem tazminatı ödenir.” Yani patron primi ödememişse işçi kıdem tazminatı alamayacaktır.
Kıdem tazminatının hesabında esas alınacak ücret asgari ücretten az olmayacak, tazminatın üst sınırı ise memurlara ödenen emekli ikramiyesinden çok olamayacaktır. Bu durumda bir işçinin kıdem tazminatı alabilmesi için en az 10 yıl prim ödenmiş olması gerekecektir. Böylece çalıştığı halde primi ödenmeyen –ki veya çalışma süresi 10 yıldan az olan işçinin kıdem tazminatı hakkı yok– edilmektedir.
Türk-İş, DİSK ve Hak-İş, İş Yasası’nın hazırlanmasında patron sendikası ve Çalışma Bakanı’yla imzaladıkları protokolün içinde kıdem tazminatı fonu da vardı. İş Yasası’nın Meclis’teki görüşmelerinde sendikacı milletvekilleri karşı çıkıyormuş görüntüsü vererek bir kayıkçı dövüşü yaptılar. Sonuçta İş Yasası kabul edildi. Duyumlarımız doğruysa Sosyal Güvenlik Reformu (Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasası, Sosyal Güvenlik Kurumu Yasası) konusunda da iktidarla muhalefet anlaşmışlar.
Sendikalar ve Meslek Odaları ise (Tabip Odaları, SES vb. dışta tutulursa) halen birleşik bir mücadelenin örgütlenmesi konusunda ayak sürüyorlar. Bu durumda sıranın kıdem tazminatının kaldırılmasına gelmesi de çok doğal.
İşçiler ve emekçiler çarenin kendilerinde ve birleşmekte olduğunu görerek, kendi sendikalarını da birleşmeye ve harekete geçmeye zorlamalılar.
Aksi halde geçmişte mücadeleyle kazanılan hakların birer ikişer ellerinden alınacağı bilinmelidir. Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakmak istiyorsak birleşip mücadele etmek zorundayız.
Yoksa çocuklarımızın ve torunlarımızın iki eli yakamızda olacak.


 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

İşçi Memur

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.08 Saniye