 |
|
Devletin Kürt Sorunu’nda halka PKK terörist dayatması

Faşist diktatörlükçe bugüne kadar pratiğe sürülen ama Kürt özgürlük hareketinin mücadelesiyle darbelenenerek boşa çıkarılan faşist şovenist inkâr ve imha politikasınının devamı için, yeni unsurlarla bu çözümsüzlük politilkası sürdürülmeye çalışılıyor.Ama ne yapılsa da bu faşist gerici önlemler Kürt emekçilerinin kitlesel eylemlerinin ve özgürlük istemlerininin önünü alamıyor. Bir yandan faşist baskı terörle Kürt emekçilerini dize getirmeye çalışan Faşist MGK diktatörlüğü öte yandan Kürt emekçilerini yasaklar ve zindan tehdidiyle teslim almayı hedefliyor. İşçilerin ve emekçi yığınların talep ve tepkilerini hiçe sayan egemen sınıflar ve onların emir eri AKP hükümeti Kürtlerin barış, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik sesine de kulak tıkıyor. Newroz’da Kürt sorunun çözümü için ortaya konan halkın iradesine saygı duymak ve halkın sesine kulak vermek yerine, yine her zamanki gibi terör edebiyatı sürdürülüyor.
PKK’ nin terör örgütü olup olmadığı, Abdullah Öcalan’ın terörist olup olmadığı testleri düzenleyerek bir yere varılmayacağı artık görülmelidir. Kürt sorununun kaynaklık ettiği sonuçlar üzerinden politika yaparak bir yere varılacağı sanılıyor. Kürt sorununda TC devletinin inkâr ve imha politikalarının sonucu olarak ortaya çıkmış olan PKK hareketi üzerinden sınav yapılıyor! PKK terör örgütü müdür, değil midir? Bu test bu defa Hakkâri, Şemdinli, Batman vb. Belediye Başkanları üzerinden gündeme sokuldu. Leyla Zana’nın “Abdullah Öcalan”ın muhatap alınması gerekir, silahların susması için diyalog yolu buradan geçiyor” yönlü açıklamaları da aynı sınavın ikinci sorusu olarak kamuoyunu meşgul ediyor. Kürt sorununda demokratik çözüm ve barış diyen her politikacı ve temsilcinin önüne bu sürülüyor. PKK terörist midir, değil midir? Öcalan katil midir değil mi dir? Bu sorularla ve bu testlerle bir yere varılacağı sanılıyor. Ama artık tutmuyor! Gerçekten bu dayatmalar artık baskı ve şiddetle olmuyor. Kürt sorununda faşist inkârcı ve şoven kafalarla, ya da Kürt halkının politik iradesinden, esas gövdesinden ve onların taleplerinden sıyrılıp kendi dünyasında yuvarlanan bazı liberal reformist sistem Kürtlerini bulup küfür ettirmek, PKK ve Abdullah Öcalan aleyhine bir kaç cümle söyletmekle bir yere varılamayacağı görülmelidir. Kafalardaki şartlanmışlıklarla, faşist inkârcı, şoven duygu ve düşüncelerle, Kürt emekçilerinin mücadelesi karşısında hiçbir şey ifade etmeyen boş zaman öldüren ve düşmanlığı körükleyen sorularla avunmak yerine, halka kulak vermek gerekir. İstanbul’dan, Van’a uzanan Türk ve Kürt halkının ortaya koyduğu barış ve kardeşlik çığlığını duymak görmek gerekiyor. Diyarbakır’ı Kürt halkını ve onların demokrasi taleplerini duymak ve ucuz politikalardan, faşist ırkçı ve şoven yaygaradan çıkmak gerekir! İşçiyi duymayan, kamu emekçisini, emekçi köylüyü, bilim adamını, öğrenciyi dahası ezilen ve sömürülen bütün emekçileri dinlemeyenler, Kürtleri de dinlemiyor. Halkı dinlemek ve gereğini yapmak yerine, ucuz ve gerçeklerden kopuk; PKK terörist midir? Abdullah Öcalan bölücü müdür? Soruları yeğleniyor. Ama diğer taraftan, Newroz gösterilerinde milyonlarca insanın ellerinde Öcalan posterleri taşıdığı, sarı-kırmızı-yeşil renklere sarıldığı haberleri, televizyonlarda, gazetelerde boy boy haber yapılıyor. Kürt emekçilerinin ne istedikleri ve iradelerinin ne yönde olduğu görülmek isteniyorsa tüm baskı,zulüm ve yasaklara karşın Kürt halkının serhildanları ve milyonların sokağa çıktığı Newroz kutlamalarına bakılmalıdır. Soruyu tersten sormanın ve kontrgerilla cumhuriyetinin ömrünün uzatılmasının dahası kendini kandırmanda anlamı yok. PKK ve Abdullah Öcalan’ı, Kürt sorunun, demokratik halkçı çözümünün bir parçası olarak görmeden, faşist şoven kışkırtmalar, provokasyonlar ve spekülasyonlarla bir yere varılamaz. Eğer kan akmasın, halk huzur ve güven içinde yaşasın deniyorsa, Türk ve Kürt kardeşliğinin perçinlenmesi isteniyorsa, böyle Kürt halkı üzerinde oyun oynamaya kalkışmak yerine olguları görmek ve buna göre hareket etmek gerekiyor. Filistin’de Hamas’a ilişkin yaşanan gelişmeler, Irak’ta yaşananlar, İspanya’da ETA ve İngiltere’de IRA’ya ilişkin yaşananlar, halkları dışlayan bir çözümün mümkün olmadığını göstermiştir. Sonuç olarak, Newroz’da bir kez daha ortaya çıkan tabloya bakmak, milyonların verdiği mesajın gereğini yapmak ve Kürt sorununun gerçek çözümünün Kürt halkının iradesini temel halktan geçtiği görülmeli ve gereği yerine getirilmelidir.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
| Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil. |
|