DHB ARŞİV SİTESİ
Ana Menü
Anket
Fransa’da gençlik “Sefalete Hayır!” Dedi Kazandi
Gençlik Yıldızı
Fransa’da iki aydan beri sokaklar binlerin, on binlerin, yüz binlerin sesleriyle dolup duruyor. En son cumartesi günü, Fransa çapında bir buçuk milyon insan “Sefalet istemiyoruz”, “Gençliğin geleceğinin karartılmasına izin vermeyeceğiz” haykırışlarıyla yürüdüler.
Fransa emekçileri, geleceklerini ipotek altına alan yeni iş yasasına karşı sokağın diliyle konuşmaya devam ediyor.18 Mart ülke genelinde, 160 ayrı noktada yapılan gösterilere toplam 1,5 milyon kişi katılırken, bu gösterilerin en büyüklerinden biri olan Paris'teki eyleme 350 bin kişi katıldı. Komünerlerin kenti Paris, işçi ve ezilenlerin eylemlerine sayısız kez ev sahipliği yapmış bir dünya kenti olarak, on binlerce gencin isyanına tanık oldu Bireyci, salt kendi çıkarını düşünen değil, insanın insanca yaşayabileceği daha iyi bir gelecek arzulayan ve yarınına sahip çıkan bir gençlik kuşağı yürüyordu.

Başkentte, mitingin başlayacağı Denfert Rochereau Meydanı’na cumartesi günü öğle saatlerinden itibaren girmek imkânsızdı. İki kilometre uzaktan sokak aralarından her ulustan emekçilerin katıldığı gösteride atılan slogan ve dile getirilen talepler “Yeni iş sözleşmesi-CPE” yasasının geri çekilmesi ekseninde yoğunlaştı. “Herkes sokağa insin, sokakta kazanacağız” şiarı eylem alanını dolduran kitlenin tetiklenen “Hak sokakta kazanılır” bilincine işaret ediyordu. “Sefalet istemiyoruz”, “Gençlik gelecektir” sloganlarıyla ve ellerinde “Villepin deneme süren bitti” dövizleriyle kortejlere girmeye çalışıyorlardı emekçiler.
Gençlik kol kola, el ele vermişti, hafta sonu olmasına rağmen okullarının kortejini oluşturup, haftalardır sürdürdükleri örgütlülüklerini alanlara taşımışlardı. Gençlik, birkaç ay önceki banliyö olayları sırasında oluşan yanlış imajı, ellerinin tersiyle bir kenara iterek sorumluluk ve bilinçle yürüyordu. Hedef onlardı, onları susturmak geleceği susturmaktı. Onlara sefalet koşullarında çalışmayı dayatmak demek, on yıllar öncesinde Fransız işçilerinin kan ve can pahasına kazandıkları hakların gasp edilmesi demekti. “Bu sadece bize değil, bütün çalışanlara yönelik bir saldırıdır ve geri çekilmelidir” kararlığıyla ve kitleselliğiyle yürüyen gençler için, arkalarında sendikaların ve işçi sınıfının gücünü hissetmeleri özel bir moral kaynağıydı.
Gençlik kortejleri, sendika ve fabrika kortejleriyle çok anlamlı ve güzel bir dayanışma örneği sergileyerek ilerliyorlardı. Gençliğin azmi ve coşkusu kitleselliği kuşakları birleştirdi. Yürüyüş kortejine giremeyen gruplar da mitingin geçtiği güzergâhta kurdukları kortejlerle eylemcileri selamlıyor, destek veriyorlardı. Emeklilerin kurduğu kalabalık bir kortejin pankartında “Emekliler, çalışanlar ve gençlik el ele bu yasayı çöpe attıracak” yazıları göze çarpıyordu. Kentin en büyük meydanı olan Denfert Rochereau Meydanı’nda başlayan ve Paris’in güney kısmını boydan boya geçen insan selinde, en etkileyici görüntülerden biri de, ailelerin çocuklarını alarak alanları doldurmasıydı.
Yapılan konuşmalarda taşınan dövizlerde daha önce hiçbir eyleme katılma ihtiyacını duymadıklarını dile getiren birçok aile, bu sefer liseye, üniversiteye giden çocuklarının yarınlarını karartan CPE’nin geri alınması için yürüyorlardı. 18 Mart yürüyüşünde başından sonuna kadar on binlerin hep birlikte söyledikleri enternasyonal marşı, insanlığın insanca yaşama ve kardeşçe bir yaşam kurma idealinin bastırılamadığı ve dipdiri durduğunun da göstergesiydi. 
Ellerinde “Komünerlerin idealleri yaşıyor” dövizleriyle yürüyenler, gençliğe komünerlerin isyanlarının kuşaktan kuşağa aktarıldığı mesajı verdiler. 18 Mart, komünerlerin 1871’de Thiers hükümetine karşı, bayraklarında eşitlik ve özgürlük şiarlarıyla ayağa kalktığı gündü. İşçi sendikalarının eylem birliği gençliğe coşku veriyor. Fransız gençliğinin ve ezilenlerinin CPE Yasası’na karşı giriştiği mücadelede, gençliğin kitleselliği ve kararlığında sendikaların ortak hareket etmesinin payı da büyüktür.
26 yaşından küçük gençlere dayatılan 2 yıllık deneme süresi saldırısına karşı, 7 Şubat'ta 400, 7 Mart’ta 800 bin emekçi Fransa sokaklarına dökülmüştü. 84 üniversiteden 64'ünün fiili eylem ve boykot yeri olduğu okullarda, polis baskın ve saldırılarına rağmen işgallerde devam ediyor.
Sorbonne Üniversitesi'ndeki işgalin polis baskınıyla boşaltılması ve okul giriş çıkışlarına dev polis barikatlarının kurulmasına rağmen eylemler hemen her gün okul çevresinde devam ediyor. 15 Mart’ta Sorbonne çevresindeki sokaklar militan eylem sahnelerine tanık oldu. Belediye binası, arkadaşlarının gözaltında tutulduğu karakol ve Sorbonne’de okuyan öğrencilere fahiş fiyatlarda kitap satan bayi öfkenin adresi haline geldi.
Yine 16 Mart’ta ülke genelinde öğrenci (üniversite / lise) sendikalarının çağrısıyla 500 bin insan sokağa çıktı. Kitlesel ve militan gösteri sırasında yaşanan çatışmalarda çok sayıda gözaltı yaşandı, eylem dinamiği öğrenci ve saldırgan polisten yaralananlar oldu. Ve bu eylemler 18 Mart Cumartesi günkü büyük kitlesel eylemlerde Paris’te işçi ve memur sendikalarının ortak ve kararlıca karşı duruşu kortejlerin geçişinde de gösteriyle birleştirildi.
Daha öncesinde uzun süredir gençliğe ve halka karşı saldırı paketlerinde hükümet yanlısı ve uzlaşmacı tutumlarıyla bilinen CFDT Sendikası bile, bu kez eylemlerde kitlesel olarak yerini almıştı. İşçi örgütlerinin ortak hareketi ve eylem birliği gençlere şevk ve mücadele azmi veriyordu.
Yeni yılda yasanın gündeme getirilmesi ile birlikte, öğrenci gençliğin militan eylem dalgasıyla başlayan saldırı karşıtı hareket giderek tüm emek cephesine yayılıp genişledi. Okullarda yaygın, kitlesel boykot ve işgaller, giderek işçi sınıfının gücüyle de buluşarak, birleşik eylem kanallarının oluşmasını sağladı.
Kitleselleşip, militanlaşarak büyüyen sokak eylemleri hükümetin yuttuğu lokmayı boğazında bıraktı. Sokağın basıncı ve militan eylem hattı toplumsal saflaşmayı keskinleştirirken, itfaiyeciliğe soyunan sendika bürokrasisini de su yüzüne çıkardı. Fakat kimse, sokağın ve eylemin diliyle konuşan, ’68 ruhunu yeniden Fransa sokaklarına taşıyan emekçilerin tarihi hak alma bilincinin tetiklenmesinden kaçamıyor.
Üniversite rektörleri Nisan ayında uygulamaya konulacak yasanın 6 ay ertelenmesi için hükümete dilekçe gönderdiler. Amfilerde, geniş kitle toplantılarında eylem süreçleri tartışılıp, yasa çöpe gönderilinceye kadar gerçekleştirilecek eylem biçimleri tartışılıyor. Sokağın ve birleşik eylem hattının soluğunu ensesinde hisseden hükümet, diyalog manevralarıyla gelişen hareketi rölantiye [yavaşlaştırılmış] almanın hesaplarını yapıyor.
Yine ‘94 yılında liselilerin eğitim haklarını kısıtlayan bir yasa önergesi, kitlesel ve militan eylem dalgasıyla geri çektirilmişti. Bugünkü saldırının kapsamı daha geniş olmakla birlikte gelişen karşı hareketin bileşenleri ve yaygınlığı da geniş. 18 Mart’taki gösterilerle kitlesellik anlamında doruğa çıkan sokak hareketi, yeni eylem sürecini tartışmayı da getirdi. Şimdi sıra sendikal bürokrasinin sınırlarını aşıp militan, kitlesel, süresiz bir genel grev genel direnişe hazırlanmaktır.
 
İlgili Bağlantılar
Haber Puanlama
Seçenekler
Эlgili Konular

Gençlik Yıldızı

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.
 
PHP-Nuke
Sayfa Ьretimi: 0.16 Saniye