 |
|
İtalyan Seçimleri ve Avrupa Sol Dalga

Dünyadaki gelişmelerde en hızlıetkilenene Avrupa bir dönemler faşist gerici sağcı dalganın etkisi altına girerek faşist gerici partileir hükümete taşırken
Küreselleşmenin yıkıcı etkileri faşist milliyetçi eğilimlerin sorunları daha da karmaşık hale getirmesinin ardında Latin Amerikada yükselen ve yayılanan Sol dalganında etkisyle Avrupada faşist gerici sağcı hükümetlerin gittikçe güç kaybettiği ve yerini Sosyal-demokrat parti ittifaklarının almaya başladığı ve böylece emekçilerin sisteme yönelen hareketlerin denetim altına alınarak sisteme bağlandığı ve etkisizleştirildiği yani tahtaravallinin oynandığı görülüyor.
Neki bu gelişmeler Avrupada emekçilerin lehine ciddiye alınacak değişimleri sağlamadığını görmekteyiz. Böylede olsa yığınların faşist sağcı partilerden koparaksosyaldemokrat ve sol patilere yöneldileir görülüyor.İtalyada 9 Nisanda yapılan genel seçimleri “Zeytin Ağacı” adı altında Prodinin başında bulunduğu sosyal-demokrat-sol ittifak ,Berlusconi başını çektiği faşist sağcı ittafakı 1 punla geçerek seçimlerde galip çıkması ve yine az bir farkla sentodada çoğunluğu sağlaması Avrupada sosyaldemokrat-sol düzen içi ittifak
Bu eğilimi gösteriyor.Keza “ Zeytin Dalı” sosyaldemokrat-sol ittifakı önemli sorunlar yaşanmazsa 5 yıl İtalyayı yönetecek. Hatırlanacağı gibi ,“Gülün Adı”ın yazarı Umberto Eco’nun başını çektiği “Libertà Guistizia” (Özgürlük ve Adalet) inisiyatifi uzunca bir süredir Silvio Berlusconi liderliğindeki faşist gerici sağcı ittifak hükümetinin ekonomik,demokratik ve sosyal hakları kısıtlanması konusunda halkı uyarıyor ve İtalya’nın önemli bir kavşakta bulunduğuna dikkat çekiyordu. İlerici demokrat aydınalr uzun bir zamandan bu yana faşist gerici sağcı Berlusconi hükümetininemekçileir nasıl biryıkım ve macera içineçekerek Musollini hayranlığını gelitirp yaymaya çalıştığı ve İtalyayı ABD emperyalizmin arkasında Irakta olduğu gibi yeni maceralara sürükleme çabasının tehlikesine dikkat çekerek ,seçmenleri sandık başına çağırarak Zeytin Dalı ittifakına oy vermeye çağırıyordu Nitekim İtalya’nın aydınlarının dikkat çektiği faşist-milliyetçi-sağcı ittifak; kıl payıyla da olsa sandıktan mağlup çıktı ve yerine sosyal-demokrat Romano Prodi liderliğindeki “Zeytin Dalı ” cephe kazandı. Böylece, serveti 12 milyar doları bulan, kamu ve özel medyanın önemli bir bölümünü kontrolünde tutan mafya babası karışımı faşist Berlusconi devri, senatoda da sağlanan çoğunlukla şimdilik kapanmış olacak. Şimdilik diyoruz, çünkü Berlusconi daha önce de başbakanlık koltuğunu kaybetmiş, ama Demirel gibi yine de gelmeyi bilmişti. Irak’taki askerlerin geri çekilmesi, ABD ile kurulan ilişkilere mesafe konulması, emeklilik maaşlarının artırılması, mafya ile etkili mücadele edilmesi, işsizlik ve yoksulluğun azaltılması talepleriyle seçimleri kazanan sol güçlerin en kısa zamanda Berlusconi döneminde yok edilen demokratik hak ve özgürlükleri geri getirmesi bekleniyor. En önemlisi de, Berlusconi ve milliyetçi-faşist akımlar üzerinde sıkı denetim kurması gerekiyor. Sosyal-demokratların lideri Prodi’nin ne kadar solcu oldmadığı bilinene birolgudurçO gerçektende işçiler ve emekçileri için özgrülüğün sağlandığı bir İtalyayı hedeflemiyor. Onun hedefi İtalyayı göstermelik burjuvaziye hizmet eden bir demoktratikleşme ve tekelci sermayeye hizmet edene bir . Ve İtalya seçimlerinin milliyetçi-faşist cepheye karşı çıkan, Irak’tan askerlerin çekileceğini ilan eden sosyaldemokrat-sol ittifakın kıl payıyla da olsa elde ettiği seçim kazanmı , yasalarda yapılan değişikliklerde rejimin faşistlerştirlemsi konusunda başlatılan sürecin durdurulması bakımından nekadar etkiliolacaktı yaşayarak göreceğiz.. Ama, İtalya seçimleri aynı zamanda Kıta Avrupası’nda bir süredir ortaya çıkan eğilimin sürmesi olarak görülebilir. Irak işgaline destek verenler liderler yavaş yavaş sahneden siliniyor. Önce Aznar, şimdi de Berlusconi. Aslına bakarsanız 1990’lı yılların ikinci yarısında birçok AB ülkesinde sosyal demokratlar işbaşındaydı. İspanya’da Gonzalez, Fransa’da Jospin, Almanya’da Schröder, İtalya’da Massimo d’Alema, Hollanda’da Kok, Avusturya’da Vranitzky... Ama; sosyal demokratlar halka karşı acı reçeteler hayata geçirmeye başlayınca birkaç ülke dışında, muhafazakârlar yeniden işbaşına geldi. Siyasi harita;” kırmızı”dan siyaha dönüştü. Şimdi harita yeniden “kırmız”ıya dönme eğiliminde. İşbaşındaki partiler “terör” histerisiyle bir taraftan demokratik hakları budarken, diğer taraftan sosyal hakları yok etmek için ellerinden geleni yaptılar, yapmaya devam ediyorlar. İzlenen yıkım politikalar politikalar kıta çapında faşist sapcılar ile sosyal demokratlar arasında ayrım çizgilerini neredeyse sildi. Bunun en tipik örneklerinden birisi Alman Sosyal Demokrat Partisi (SPD). 1998’de büyük beklentilerle işbaşına gelen SPD, 2002’deki seçimleri arkasına aldığı savaş karşıtı hava ile kıl payıyla kazanırken, halka karşı en kapsamlı sosyal saldırıları hayata geçirdi. Parti tabanında neoliberal politikalara duyulan tepkiden ötürü başlayan çözülme halen sürüyor. Muhafazakârlar ile kurulan “büyük koalisyon” sürecin devam etmesinde önemli bir rol oynuyor. Oy ve üye kaybını durdurmak için başkan değiştirme formülü de bugüne kadar tutmuş değil. Önceki gün, beş aylık başkan Matthias Platzeck de görevi bıraktı. Sosyal demokratların muhalefette olduğu ülkelerde ise hava sola doğru dönüyor. İtalya’dakine benzer bir gelişmenin önümüzdeki yıl Fransa ve Hollanda’da yaşanmasına büyük olasılık.. Yine Avusturya’da sağcı-faşist koalisyonun ömrünün uzun olmadığı belirtiliyor. Ne var ki; yeniden işbaşına gelen ya da gelmesi beklenen sosyal demokrat partilerin artan ekonomik ve toplumsal sorunlara emekçilerin çıkarları anlamnıda çözümleri bulunmuyor. Onlar, faşist gerici sağcı, milliyetçi ve liberal vb. partilerin yapmak istedikleri hak gasplarını biraz daha ince bir ayar ile yapıyorlar. Bundan ötürü, Avrupa’da yeni sosyaldemokrat sol dalganın kökleri, Fransa’da öğrenci gençlik ve işçi sınıfının iki ayı aşkın bir süre yılmadan işten atmaların kolaylaştırılmasına karşı verdiği ve kazanmış oldğu mücadelede yatıyor. Bu hareketin başarısı kıta çapında, hükümetler tarafından imzalanan saldırı programlarının sokakta verilen mücadele ile çöp sepetine atılabileceğini bir kez daha göstermiştir. Gelişmeler, Avrupa’da işçi sınıfından, emekçilerden yana yeni bir sol dalganın yükselmekte olduğunu ama bunun devrimci ve komünist partilerin sürece daha fazla müdahale ederek öne çıkmalarını ve devrimci-sosyalist alternatifi yükseltmelerini dayatıyor..
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|
Эlgili Konular
 |
|