CHP, AKP KAVGASI KAŞIKÇI DÖVÜŞÜ

CHP muhalefet partisi olarak AKP’ye karşı güya muhalefet ettiği
görüntüsü yaratarak ucuz yoldan bayatlamış politika yapmaya
çalışıyor. Ama Baykal ve taifesinin demagojik açıklamaları
aslında AKP ile kavgasının kaşıkçı kavgası olduğunu gösteriyor.
Baykal AKP Türkiye’yi sattığını açıklarken sanki CHP
emperyalizme, özelleştirmeye ve İMF’nin yıkım programına karşıymış gibi
bir hava yaratmaya çalışıyor.
Ama ortada duran gerçekler Baykal ve taifesinin ne kadar
yalan ve demagoji yaptıklarını ortaya koyuyor. Aslında AKP ile
CHP’nin emperyalizme uşaklık, özelleştirme, ve İMF
politikalarında her hangi bir farklılığı söz konusu değil. Bu bakımdan
da CHP’ne, AKP’nin hacat mezat KİTleri satışına hem
payandalık, hem de ortaklık ediyor. Çünkü CHP,
emperyalizme, İMF’ye, Dünya Bankasının yıkım politikalarına karşı
mücadele etmediği gibi, bu programın hazırlayıcı mimarı Kemal Dervişe
kapısını açarak yıkım programının destekçisi olduğunu ortaya
koydu. Yine CHP, IMF’nin ve Dünya Bankasının dayattığı
özelleştirmelere, esnek üretime, kölelik yasalarına,
mezarda emekliliğe vb karşı çıkmadığı gibi bu yasaların geçmesine
olanak tanıdı. Erdoğan’ın ABD’ye giderken, “Talihsizlik, CHP’nin
ABD karşıtı olmasında” şeklindeki talihsiz açıklaması, CHP ile AKP
arasında tartışmalara yol açtığı gibi, CHP hemen açıklama yaparak
“CHP’nin Amerikan karşıtı olmadığını” yana yıkıla açıklayarak
ağababasına yaranmaya çalıştı. .
Elbette CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Erdoğan’ın bu
sözlerine, “Başbakan, ‘Biz Türkiye’yi satmaya hazırız ama
CHP bırakmıyor’ demek istiyor” şeklinde yanıt vermesi,
tartışmaları daha da alevlendirdi. Tartışmaların özü,
CHP ve AKP’nin Amerikan emperyalizmi karşısındaki pozisyonu üzerine
yoğunlaştı.
Baykal’ın, AKP “Türkiye’yi satmaya hazır” sözleri doğru,
ama eksiktir. Eksiktir, çünkü AKP Türkiye’yi satmaya hazır değil,
zaten satıyor. AKP, 1 Mart tezkeresiyle Türkiye’yi
pazarlamaya girişmiştir, ama halkın karşı koymasıyla bunu
becerememiştir. AKP, İncirlik Üssü başta gelmek üzere,
üslerin kullanımını daha da genişleterek; Irak’ı bombalayan
Amerikan uçaklarının Türkiye üzerinden ikmal yapmasını
sağlayarak, Türkiye’yi ABD’ye pazarlamaktadır. Keza,
IMF politikalarına sapmadan uyarak, IMF’nin asgari
ücretlere varıncaya değin Türkiye’de her şeye müdahale etmesine göz
yumarak Türkiye’yi emperyalistlere arabaya daha sıkıca
bağlamaktadır.
Baykal, AKP “Türkiye’yi satmaya hazır” derken, bunun
nedenlerini ve hangi kesimin çıkarları doğrultusunda Türkiye’yi
satılığa çıkardığına açıklık getirmemektedir. Çünkü AKP,
işbirlikçi-tekelci burjuvazinin sınıfsal çıkarları doğrultusunda
Türkiye’yi pazarlamaktadır. AKP’nin arkasında işbirlikçi tekelci
sermayenin en irileri ve generaller çetesi durmaktadır. CHP
Genel Başkanı Baykal, bütün bunları bilmesine rağmen,
açıklamamaktadır. Çünkü CHP de, burjuvazinin partisidir ve TC
devletinin ayakta kalmasını amaçlamaktadır. Dahası CHP de,
generaller çetesinin emir erliğini gönüllü biçimde yapmaktadır.
İşbirlikçi-tekelci burjuvazi ve generaller çetesi gibi CHP de, Amerikan
işbirlikçiliğine soyunmaktadır. .
Bakmayın siz CHP’nin zaman zaman Kuvay-ı Milliyeci
görüntüsüne. Onlar emperyalizme uşaklığa hazır oldukları kadar,
aynı zamanda öyle Türk şovenisttirler ki, yer yer bu
şovenistlikleri işbirlikçiliklerinin de önüne geçmekte. Irak’a
emperyalist saldırı sırasında CHP 1 Mart savaş tezkeresine hayır oyu
kullandı. Ancak, ABD Kürtlerin cellatlığı için rejimin tasmasını boş
bıraksaydı, bu aynı tutumu alır mıydı? Almayacağını, CHP o
günlerde sıkça dile getirmişti. “Evet” oyunun ödülü olarak, Güney
Kürdistan’a TC devletine yerleşme izni istemişti. CHP, bugün de aynı
dilden konuşuyor. “Hani PKK’nin kellesini alabildiniz mi?” diyor.
Eğer Erdoğan, ABD’den elinde PKK’nin ölüm fermanı tahaüdü ile gelmiş
olsaydı, bu işbirliği olmayacak, iyi pazarlık olacaktı.
AKP’nin “Türkiye’yi satmaya hazır” olduğunu söyleyerek bir
doğruyu kendisine oy olarak dönmesinin planlarını yapan
Baykal’ın, “ama CHP bırakmıyor” sözleri ile kuyruklu yalan
söylemeye devam ediyor. Çünkü, Türkiye’nin bütün zenginliklerinin
emperyalistler tarafından talan edilmesinde yalnızca AKP rol
almamaktadır. AKP’nin rolü, hükümet olarak durumun gereklerini
yerine getirmektir. Bu oyunda başrol, Türk egemen sınıflarına aittir.
CHP gibi “muhalefet” partilerinin rolü ise genellikle figüranlıkla
sınırlı kalmıştır. Figüranlık rolü, parlamenter rejim
çerçevesinde siyaset yapan bütün burjuva “muhalefet” partilerinin
içinde bulunduğu duruma açıklık getirir. Yani tabloda “muhalefet” de
bulunsun, yemeğin çeşnisi olması bağlamında figüranlardır. Bu
partiler, muhalefette iken Amerikan emperyalizmine, IMF
politikalarına ve AB dayatmalarına vb. karşı olduklarını
durmaksızın yinelerler. Halkın bu yöndeki öfkelerini kontrol
etmek, düzen sınırları içinde tutmaktır amaçları. Fakat ne zaman ki
hükümet partileri olurlar, işte o zaman Amerikan emperyalizminin
“stratejik ortağı” olmakla gurur duyarlar; IMF politikalarını
uygulayarak “piyasalara güven vermek”ten dem vururlar; AB dayatmalarına
boyun eğerek de, Türkiye’yi “muasır medeniyetler” seviyesine
çıkardıklarını ilan ederler. Bu, onların iki yüzlülüğüdür!
CHP’nin rolü de sosyal-demokrat bir parti olarak emekçi
yığınların tepkisini aşağıya çekmek ve sisteme
payanda olmaktır. Tabloda üçüncü sınıf figüranlık rolü üstlenmek.
Fakat oyunda hiç konuşmaması gereken figüran rolündeki CHP, zaman zaman
Baykal ve taifesinin yaptığı türden çıkışlar yaparak, puan
toplamaya çalışıyor. Tabi ki emekçiler yutmuyor bu iki
yüzlü kaşıkçı dövüşü politikayı.
Bilindiği üzere , Türkiye’nin “kurucu partisi” olmakla övünen
CHP’nin tarihi, aynı zamanda Türkiye’nin de tarihidir. Türkiye
tarihinde başta Amerika olmak üzere emperyalistlerle yapılan bütün
anlaşmalarda CHP’nin de eksiksiz rolü vardır. CHP,
1950’lerde Amerikan müttefiki olarak Türkiye’nin Kore’ye asker
göndermesine izin vermiştir. Yalnızca Kore’ye değil; Bosna’ya,
Somali’ye, Afganistan’a asker göndermesine ilkesel olarak karşı
çıkmamıştır.
Bugün Türkiye’nin en esaslı biçimde pazarlanması,
emperyalistlerin neoliberal programları ve IMF anlaşmalarıyla
özdeşleşmiştir.
CHP, emperyalizme, İMFye, Dünya Bankasına, NATO’ya vb karşı çıkmadığı
ve ülkenin borç batağına saplanmasına karşı çıkmadığı gibi ,
özelleştirmeler, esnek üretim, kölelik yasaları, mezarda
emeklilik vb. saldırılara da karşı çıkmayarak
emekçilerin ezilmesi ve sömürülmesi nin suç ortağı olmuştur. Bu
bakımdan CHP ve Baykal öncelikle bu halk düşmanı tarihinin
özeleştirisini yaparak, kendi gerçeklerini açık bir biçimde
ifade etsinler. Türkiye’nin emperyalizme ve
işbirlikçilerine peşkeş çeken ve bunda suç ortaklığı yapan
CHP’nin AKP’nin ülkeyi satmaya hazır olduğunu söylemesinin hiç bir
inandırıcı yanı olmayacağını belirtmeliyiz.
|
|
| |
Ortalama Puan: 0 Toplam Oy: 0
|
|
|